Esrarengiz Palyaço
Osman Erdoğan’a ‘Esrarengiz Palyaço’ adlı kitabını bana yolladığı için öncelikle teşekkür ediyorum, yerli yazarlarımızın eserlerini okumak ve kendimce incelemek benim için gurur kaynağı.
Kitabın içeriğine geçmeden önce yayımevi tarafından stratejik bir çok hata yapıldığını söylemem gerekiyor. Ben kendi başıma kitap arıyorsam, hani bir kitapcıda geziyorsam kitabı seçmemdeki en büyük etkenlerden biri kapağıdır. Yani kitap kapağının tasarımı, arka tarafındaki tanıtım yazısı ve yazı şekli gerçekten önemli. Esrarengiz Palyaço serinin ilk kitabı. Alternatif Sanat Dizgi Tasarım Yayımcılıkdan, Osman Erdoğan’ın serisinin devamı hariç başka bir kitap almayı kesinlikle düşünmüyorum. Kimi sayfaların silik veya kayık olarak çıkması, yazı karakterinin birkaç sayfa kağıt parasını kâr etme uğruna küçücük basılması karşılığında beni kaybettiler.
Kitabımızın içeriğine gelirsek, Çehov tarzında insanı alıp götüren bir edebiyat var. Sosyal ve psikolojik olarak karakterleri, mekanları aktarma konusunda o kadar iyi ki koca kitap boyunca bir kahve eşliğinde yoldan karşıya geçisini bu yöntemle size öyle güzel anlatabilir ki ne olup bittiğini anlamazsınız. Beni bu konuda etkilemeyi başardı. Durum hikayesini kitabın her sayfasında görmek mümkün. Bunun yanında birinci kitap havasında olmayan bir eser. Çünkü benim aradığım bir gerçeğin peşinde koşan kişinin neyi amaçladığını bilmektir. Yani iki öge de aynı kitapta anlatılıyor diye ikisi arasında bir bağ kurabiliriz. Fakat yazar bu iki ögeyi karakter açısından kuramaz. Bize somut kanıtlar ya da en azından şüpheler gerekir ki kitapta hiçbir gerekçe göstermeksizin birkaç olayı birbirine kenetlemesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Belki serinin devamında bu ögeleri toparlayarak bizler sunacak, belki aklında yazarın başka planlar var. Bunları bilemem, fakat burada önemli olan serinin diğer kitaplarınna tam anlamıyla bağlı kalmadan kitabın ayrı bir bütün olarak insanı tamamlaması, bir şeyleri aydınlatmasıdır. Her kitabın bir yolu vardır. Belirli bir noktaya gelince bu yol karanlıktan kurtulur ve elinizde tuttuğunuz kitabın sonraki sayfasını yolda bir adım daha atabilmek için okursunuz. Bu ktabın yolunda ikinci kitabı okumak için yeterli neden yok.
Biranda heyecanlanan kitabın hayatın görünmeyen yaralarını ortaya çıkarmak gibi özelliği var. Aile içi çatışmalar, organ mafyaları gibi konuları palyaçonun adımlarıyla hissediyorsunuz. Hani klasik bir öge vardır, paylaçonun gözyaşları.. Kitabımızdaki palyaçonun bu göz yaşlarını anlamlandırmaya yönelik bir çalışması olduğunu hissedebiliyorum.
Kitapta dikkatimi çeken bir başka nokta ise kendi üslubunu yönetememesi oldu. Öncelikle resmi ve hatta ciddi bir anlatımla başlayan kitabın halkı da kimi zaman normalde olamayacak kadar resmi konuşturması (paylaçonun tanıştığı veli, köfteci) kimi zaman da yolda rastladığı kişilere laz & romen ağzını uygun görmesi sanki kitabın ortasına bir anlatım bozukluğu gibi oturuyor.
Kitapta bir takım hatalar görebilmek mümkün elbette, her kitapta görebildiğimiz gibi, ama bu kitaptaki durum anlatımları için seriye zevkle devam edeceğim. Umarım yazarımız yolunu önceden çizmiştir. Çünkü oluşturduğu geniş alanda kendini kaybedebileceği gibi devlşeyerek sesini tüm ülkeye de duyurabilir. Bir alıntıyla yazımı sonlandırıyorum.
… Palyaço, dümdüz bir vadinin ortasında uzayıp giden yolda, geride bırakacağı bütün görüntülere dalgın ve düşünceli bir halde bakınıyor, bir yandan arabasını sürerken, diğer yandan da birbiriyle ilişkilendirdiği sebep ve sonuçlardan kurduğu türlü denklemlerle, kendindeki yabancıyı bulmaya, bu yabancının zoruyla girdiği yolu görmeye ve vardığı noktayı anlamaya çalışıyordu.
Palyaço’nun davranışlarındaki zarafet ve ancak büyük bir pandomim ustasından beklenilecek nitelikteki güçlü yüz ifadeleri, ani duygu değişikliklerini gösterebilmek için yaptığı geçişleri ve üzgünlükle mutsuzluk arasındaki ince detayları belirgin kılma başarısı, onda Palyaço’yu daha yakından tanımak için heyecanlı bir merak uyandırmıştı.
“Peki ya ondan sonrası?” diye sordu kendi kendisine “ondan sonrasını bana gördüğüm ve anladığım şeyler gösterecek. Hiçbir şeyi tam olarak bilip anlayamadığımız bu dünyada, aklımızın bize göstereceği dar, patika yolda yürüyüp gitmekten başka yapılacak bir şey yok,” diyordu içinden…
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Osman Erdoğan || Alternatif Sanat Dizgi Tasarım Yayımcılık ||Liste Fiyatı: 10,00 YTL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt || 14×20 cm || Karton Kapak || ISBN:9786056095702
Benzer Yazılar
Etiketler: Esrarengiz Palyaço, Osman Erdoğan


Ocak 9th, 2010 15:00
ESRARENGİZ PALYAÇO isimli kitabı ben de okudum. Yayınevinin kitabın sayfa mizanpajı, baskı kalitesi ve yazı karakteri konusundaki özensizliğini konunun dışında tutarak konuşacak olursam, kitabın içeriğinin beni derinden etkilediğini söylemeliyim. Yazar kitabında aksiyondan çok, insanların iç dünyalarına yer vermiş. Bazen hepimiz bulunduğumuz yeri, yurdu terkedip bambaşka bir insan olma hayalleri kurar ve yaşadığımız boğucu atmosferden kaçıp, kurtulmayı tasarlarız. Sözkonusu kitapta ağır bir suçluluk duygusunun insanı hem kendine hem de çevresine karşı nasıl yabancılaştırdığını, bu durumdan kurtulabilmek için hangi yollara saptığını, bölünmüş kişiliğini uyumlu bir birliğe ve bütünlüğe kavuşturmak için neleri göze alacağını göstermesi bakımından son derece ilginçti. Esrarengiz Palyaço'nun daha önce bir felsefe doktoru olması da bana onun Palyaçoluğa başlarken Guathama Buddha'dan esinlendiğini düşündürdü. Aradaki fark birinin aydınlanmada dervişliğe yönelmesi diğerinin de Palyaçoluğa başlamasındaydı. Ancak asıl ayırıcı fark palyaçonun sıradan herhangi bir palyaço değil de "Esrarengiz Palyaço' olmasındaydı.