A A
RSS

Şehmuz

Çar, Mar 4, 2009

Konuk Yazar

soyadını hiç öğrenemedim. kitap tezgahımın yanındaki kafede garsondu. asıl işletmeci başka bir yerle ilgilendiği için ona emanet etmişti dükkânı. kasayı o kapatıyor, hesapları o tutuyor, geceleri de arka taraftaki duvarla mutfak konteynırı arasındaki yaşam boşluğunda yatıyordu. bir akşam güneş battıktan sonra ortalık tenhalaşmışken yanıma oturup usulca sevgi nasıl bir şey? diye sormasıyla başlamıştı arkadaşlığımız. oracıkta anlatmıştı: hastabakıcılık yapan bir kadınla tanışmışlar birkaç gün önce. bir şeyler hissetmeye başlamışken kadın ortadan kaybolmuş. bunları anlatınca her şey yerine oturmaya başladı. tezgâhımın önünde uzayıp giden plaja akşamları kafenin işleri seyrelince gelirler, güle oynaya denize girerlerdi. o zaman şehmuz abiyi tanımadığım için sadece bir resim olarak kalmış aklımda. kadını aslında hiç tanımadığını, telefon numarasını bile almadığını söylüyordu. çok üzgündü. nereden bulacaktı? bir yandan onu soruyor, akıl istiyor bir yandan da duygusal durumunu kendine açıklamaya çalışıyordu. “sen kitap satıyorsun, okumuş adamsın, sen bilirsin” diyordu, “biz okumadık, cahiliz, ne anlarız biz?” diyordu.
otuz sekiz yaşında olduğunu öğrendiğimde şaşkınlıktan uzun süre yüzüne bakmıştım. çok kısa boylu, çok zayıf, kavruk biriydi. vanlıymış. gözünüzün önüne getirebileceğiniz tipik inşaat işçilerine benziyordu. zaten kışları nerede inşaat bulursa orada çalışıyormuş. ailesi yok, kimsesi yok. bir uzmanlığı, bir mesleği de yok. ardını karıştırdığımda susuyordu. günler ilerledikçe arkadaşlığımız da ilerledi. kafa barıştırır olmuştuk. doğu insanına özgü o saflık ve ezilmişlik havası hâkimdi üzerinde. aksanı da çok sevimliydi. yirmili yaşlarında ne olduğunu öğrenemediğim bir suç yüzünden hapse düşmüş. “on sekiz yıl yattım” diyordu. on sekiz yıl. cinayetti galiba. çok sormama rağmen ne hapishane günlerini ne de mahkûmiyet sebebini anlattı. sadece çocukluğunu anlatıyordu. çok kardeşi varmış. “toz toprak içinde geçti çocukluğum” diyor, içindeki hüznü saklamak için gülümsüyordu.
kadın, hiç geri gelmedi. izini bulamadı. anlaşılan tam şansının döndüğünü düşündüğü bir anda kaybolmuştu kadın. bütün bunlara rağmen hep gülümserdi. bizim evin önünden geçmiş bir akşam. annemi görmüş. “muhterem bir hanım vardı balkonda, böyle çemberi vardı başında.” “annem” dedim. “ne güzel” dedi. kışın sitede kalmak istediğini söyledi. bazı altyapı işleri varmış. “amele lazım olacak” diyordu. “bana kalacak yer lazım” dediği anda “bizim evde kal” dedim. zaten utana sıkıla bunu söylemeye çalışıyordu. çok sevindi.
eylüle doğru, güneş portakal gibi batmaya başladı, iyicene turuncu oldu ve eskisi gibi yakmıyordu artık. tezgâhımın da kapanma zamanı gelmişti. okullar açılacaktı. usulen kira kontratı yaptık ve annemler de ankara’ya döndükten sonra eve yerleşmesi konusunda anlaştık. ben erken dönecektim. o ezik haliyle kucaklaşmıştık. “kendine bak biraz” demiştim. “çok zayıfsın” “olacak” demişti. “bundan sonra her şey daha güzel olacak.”

***

kiralar düzensiz geliyordu. sıkıntıda olduğunu anlıyordum. çoğu zaman telefonlarıma çıkmıyordu. mesaj atıyordum, cevap vermiyordu. kirayı yatırması için başka birine veriyormuş, ondan aksaklık oluyormuş diye öğrendik sonra. babam, “gidip bir baksan iyi olacak” dedi. şubatın sonunda gittim. öğlen üstü siteye ulaştım. evde bulamadım, sorup soruşturdum, “yolları kazıyorlar” dediler, “orada bulursun belki” birkaç blok ötede yapayalnız, elinde kürekle yolu kazarken buldum. daha da zayıflamış. saçı sakalı birbirine karışmıştı. çok şaşırdı beni görünce. “şu işi bitireyim eve gidelim” dedi. biraz dolaştım sonra birlikte eve gittik. “kaç aydır çalışıyorum, kooperatif paramı vermedi daha” dedi. “iş bitince vereceklermiş. çok zor durumdayım” dedi. yüzüme bakamıyordu. “kiraları da üç beş birikmişimle vermeye çalışıyorum, affet” dedi. “çok mahçubum muhterem annene karşı.” karşılıklı içimize dönmüştük. çok acımıştım ona. konuşmasına gerek yoktu aslında, benim gibi büyükşehirde apartmanlarda büyüyen biri için onu anlamak zordu. ama gözleri çok ezik bakıyordu. biraz tereyağı varmış dolapta. bana yumurta kırdı. “tereyağını bol yi” deyişini unutmuyorum. yoldan geldiğim için kendisi bir iki lokma alıp bana bırakmıştı gerisini. “ekmekle ban, iyice” diyordu. “tereyağı iyidir. gençsin sen.”
gürcü bir kadın varmış. memleketinden türkiye’ye iş bulmak için gelmiş. tek kızı memlekette kalmış. “onunla yaşamaya başladım, az sonra gelir, o da temizliğe filan gidiyor” dedi. yarım saat sonra geldi emine. asıl adı bu değil tabi ki, “ben onu söyleyemiyorum da, emine diyorum” dedi. çok garip bir yüzü vardı kadının. alt çenesi ile burnu birbirine çok yakındı. elmacık kemikleri çok çıkık. türk olmadığı anlaşılıyordu. “üniversite mezunu bu haa” dedi üçümüz birlikte otururken. “ama yaramiyor iş” dedi emine. biri doğu türkçesiyle biri rus turist gibi konuşan iki insanı kader bizim evde bir araya getirmişti. “bunların memlekette herkes üniversite mezunu bilir misin? ama hepsi buraya geliyor. o trabzondaki nataşalar filan hep üniversite mezunu” diye bağıra bağıra konuşuyordu şehmuz abi. “ben nataşa değil, ben temizlik yapıyor” dedi emine. kahkahalara boğulduk.
o gece orada kaldım. daha güneş doğmamışken, kimseyi uyandırmadan çıktım. şehmuz abi o ayki kiranın yarısını vermişti. aslında almak istemedim ama ısrar etti. yolda çok düşündüm. belirsiz bir hayat yaşıyorlardı. anlayamacağım ama hiç anlayamayacağım bir şeydi.

***

bir daha haber alamadık ondan. telefonla da ulaşamadık. bizdeki yedek anahtarla eve girdik. gayet normaldi ev. temizlemişler, ayrılmışlardı. kiraları hiç ödeyemedi. daha önce ona kafeyi emanet eden adamı buldum. pideci açmış. “gitti o” dedi. “nereye?” dedim. “bilmiyorum, kışın akçay’daymış diye duydum. inşaatta çalışmış. sonra bilmiyorum. biraz alacağı kalmıştı bende, veremedim. kolay mı, piyasa çok durgun. para çok zor artık” dedikten sonra kocaman bir lahmacun parçası attı ağzına. çiğnerken, “görürsen selam söyle” dedi. “ayıp oldu ona da. bir yemek ısmarlarım gelirse.” kahkaha attı sonra. ağzından soğan, maydanoz parçaları saçıldı etrafa.

***

sevgi nasıl bir şey sence? aşk diyorlar ya televizyonda, nedir o? ben anlamıyorum. karı sattı gitti bizi. sevmedi mi hiç sence? yani öpüyordu ha. omzumu bile öptü billaha. şu suya girdik birlikte. sevdi sandımdı. sende aşk kitabı bulunur mu?

Konuk Yazar – Hayri Vaka Hakkında

Hayri Vakaçok gülüngeçli okungaç olan deli defteri adlı mizah edebiyatı dergisini çıkaran muhterem zattır,filozoftur.İlk konuk yazarım olan pek sevdiğim üstada teşekkürlerimi sunuyorum.

Özel Not: Yakında deli defteri hakkında özel bir yazımız olacağını da duyurmuş olalım.

Benzer Yazılar

  • Woody Allen
    Yazımıza başlamadan önce ufak bi ünlemle belirtmeliyim ki bu yazı ‘Deli Def...

Etiketler: ,

Bu yazı için 3 Yorum

  1. Rıza Selçuk Saydam Diyor ki:

    Pek muhterem mizahçının arka sokaklarından fırlayan bir duygusal şölen için teşekkür ederim.

    Bu yazıyı okuduktan sonra içimden bir parçayı da burada bıraktım.Gerçekten etkileyici,içten.

    Tekrar tekrar teşekkür ederim.İçtenlikle.

  2. Ömer Fatih Yılmaz Diyor ki:

    Konuk yazarımıza çok teşekkür ederiz. Çok güzeldi.

  3. alisoner kılınç Diyor ki:

    gerçekten çok güzel,söylenecek söz yok yazı söylenecek olanı söylemiş zaten,teşekkürler


Makaleyi Yorumla

Derkenar
“Kitleler büyük yalanlara küçüklerden daha kolay kanar.”

Adolf Hitler

RSS Kitap 'ı Desteklemek ister misin?


Birlikte bir adım daha atabilmek için canımıza can katın, Destek Olun!
Şu An Ne Yapıyor?
    Okuyor;
  • Don Carlos'un Öğretileri & Savaşçının El Kitabı - Victor Sanchez
  • Sonraki okuyacağı;
  • Rüyacı & Büyücülerin Dünyasına Giriş Töreni - Florinda Donner
  • Takipte;
  • K (Haftalık)
  • Penguen (Haftalık)
  • Uykusuz (Haftalık)
  • NTV Tarih (Aylık)
  • CNBC-e (Aylık)
  • İzdiham (Mevsimlik)
Okumak İstediğim Kitaplar
İlgi duyduğum ve ileride imkan bulursam satın almak istediğim ve akabinde eleştireceğim kitaplar;
  • Nietzsche Ağladığında - İrvin D. Yalom
  • La & Sonsuzluk Hecesi - Prof. Dr. Nazan Bekiroğlu
  • Semerkant - Amin Maalouf
  • Monte Kristo - Alexandre Dumas
  • Kadından Kentler - Murathan Mungan
  • Araf - Elif Şafak
  • Baba ve Pi* - Elif Şafak
  • Bit Palas - Elif Şafak
  • Mahrem - Elif Şafak
  • Pinhan - Elif Şafak
  • Şehrin Aynaları - Elif Şafak
  • Med-Cezir - Elif Şafak
  • Beşpeşe - Murathan Mungan/ Celil Oker/ Pınar Kür/ Faruk Ulay/ Elif Şafak
  • Bütün Kozmokomik Öyküler - Italo Calvino
  • Sicilyalı - Mario Puzo
  • Güle Güle Godot - Ferhan Şensoy
  • Hacı Kom - Ferhan Şensoy
  • Elveda SSK - Ferhan Şensoy
  • Afitap'ın Kocası İstanbul - Ferhan Şensoy
  • Ayna Merdiven - Ferhan Şensoy
  • Ferhantoloji - Ferhan Şensoy
  • Hacı Komünist - Ferhan Şensoy
  • Kazancı Yokuşu - Ferhan Şensoy
  • Oteller Kitabı - Ferhan Şensoy
  • Tarihin İzinde - Prof. Dr. İlber Ortaylı
  • Yediler Kırklar 6 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Bu Atlı Geçide Gider 7 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Geçitteki Ülke 8 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Darağacı 9 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Ebem Kuşağı 10 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Sabır 11 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Gece Vaktinde Gündönümü 12 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Cevahir ile Sadık Çavuş'un Buğday Kamyonu 1 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Karanlıkta Mum Işığı 2 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Güneşin Dört Köşesi 3 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Ejderha Dövmeli Kız - Stieg Larsson
  • Pi* Fantazi - Luke Rhinehart
  • Tarihin İzinde - Prof. Dr. İlber Ortaylı
Kitaplığımdan Tozlu Sayfalar
Kitaplığımda bulunan ve ileride imkan bulursam okuyup akabinde eleştireceğim kitaplar;
  • Efrasiyab'ın Hikayeleri - İhsan Oktay Anar
  • Faust - Johann Wolfgang Goethe
  • Limon Ağacı - Sandy Tolan
  • Kayıp Gül - Serdar Özkan
  • Suç ve Ceza - Dostoyevski
  • Aklı Bir Karış Havada - Susanna Tamaro
  • Ceset Kokan Kadınlar - Zeki Kayahan Coşkun
  • Güller Kırmızıdır - James Patterson
  • Vadideki Zambak - Honore de Balzac
  • Çikolata Kaplı Hüzünler - Canan Tan
  • Sana Gül Bahçesi Vadetmedim - Joanne Greenberg
  • Tanrılar Okulu - Stefano E. D’Anna
  • Sergüzeşt - Samipaşazade Sezai
  • Siyasetname - Nizamül Mülk
  • Ölüler Evinden Anılar - Dostoyevski
  • İnsancıklar - Dostoyevski
  • Çatı / Dünkü Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Diriliş Çanakkale 1915 - Turgut Özakman
  • Viva La Muerte! - Alev Alatlı
  • Diriliş - Lev N. Tolstoy
  • Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Budala - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Goriot Baba - Honore de Balzac
  • Hanımın Çiftliği - Orhan Kemal
  • Notre- Dame'in Kamburu - Victor Hugo
  • Romeo ve Juliet - William Shakespeare
  • Vadideki Zambak - Honore de Balzac
  • Bilimin Arka Yüzü - Adrian Berry
  • Türk Korkusu - Özlem Kumrular
  • Bir Gölgenin Peşinde - Georges Ifrah
  • Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk
  • Diksiyon & 10 Derste Güzel Konuşma Sanatı - Mehmet Kaplan
  • Görünmeyen - Paul Auster
  • Hac - Paulo Coelho
  • İlyada - Homeros
  • Odysseia - Homeros
  • Simyacı - Paulo Coelho
  • Portobello Cadısı - Paulo Coelho
  • Don Kişot - Miguel de Cervantes
  • Frankenstein - Mary Shelley
  • Savaş ve Barış - Lev N. Tolstoy
  • Araba Sevdası - Recaizade Mahmut Ekrem
  • Binbir Gece Masalları - Sadık Yalsızuçanlar
  • Bir Atın Hikayesi - Mark Twain
  • Budala Fyodor - Mihayloviç Dostoyevski
  • Çocukluğum - Lev N. Tolstoy
  • Devlet - Platon(Eflatun)
  • Dönüşüm - Franz Kafka
  • Efendi ile Uşak - Lev N. Tolstoy
  • Kitab-ül Hiyel - İhsan Oktay Anar
  • Kültür ve Dil - Mehmet Kaplan
  • Eylül - Mehmed Rauf
  • Genç Werther'in Istırapları - Johann Wolfgang Goethe
  • Gençliğim - Lev N. Tolstoy
  • Goriot Baba - Honore de Balzac
  • Hacı Murat - Lev N. Tolstoy
  • Haldun Taner Kabare - Haldun Taner
  • İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo
  • İki Şehrin Hikayesi - Charles Dickens
  • İvan İlyiç'in Ölümü - Lev N. Tolstoy
  • Karagöz ile Hacivat - Anonim
  • Kibarlık Budalası Sevda Doktoru - Moliere
  • Kumarbaz - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Mantıku't-Tayr - Feridüddin Attar
  • Maupassant Seçme Hikayeler - Guy de Maupassant
  • Notre Dame'in Kamburu - Victor Hugo
  • Ölü Canlar - Nikolay Vasilyeviç Gogol
  • Öteki Ben - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Robinson Crusoe - Daniel Defoe
  • Seçme Hikayeler - Anton Çehov
  • Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır - Lev N. Tolstoy
  • Vatan Yahut Silistre - Namık Kemal
  • Venedik Taciri - William Shakespeare
  • Yeraltından Notlar - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Lütfen önerilerinizi benimle paylaşınız.(İletişim)
Sosyal Medya'da RSS Kitap
RSS ile abone
olmak ister misin?
Twitter takipçisi
olmak ister misin?
Facebook'ta beğeniyor
olmak ister misin?

RSS Twitter Facebook

Soru Sor

Twitter

Twitter - Beni takip etmek için tıklayınız.

    Bilgilendirme

    Site kısa bilgilendirme ikonu
      Sitemiz Rıza Selçuk SAYDAM 'ın okuduğu kitapları günler, aylar ve hatta yıllar geçse de ileride dönüp bakabileceği, kendi üslübundaki değişimleri farkedebileceği, fikirlerindeki, bakış açılarındaki genişlemeleri kayda alabileceği bir blogdur. Sıkılmayın, okuyun ve lütfen yorumlayın.