Başlıksız
Cts, Şub 7, 2009
Gecenin bir yarısı yazı yazmak güzel bir duygu.Belki de herkes gittikten sonra,yanlız olduğun an daha net düşünceler oluşuyor kafanda.Ya da şu an beynimi etrafta ilgi çekecek bir şahşiyet olmadığından ötürü daha verimli kullanabiliyorum.Biraz önce net düşünceler oluşuyor demiştim.Sanırım yanılıyorum bu konuda.Fikirler yumak haline geliyor ve daha da karmaşıklaşıyor.Belki daha derinlere inebiliyorum ama indikçe kaybolduğumu,kayboldukça inmek için can attığım gerçeğini biliyorsunuz.İşte bu yüzden bu yazının başlılığı ‘Başlıksız’ olarak girildi ve işte bu fikir yumağını rahatlatmak için yazıyorum,yazacağım,yazmak zorundayım çünkü yazmazsam ölürüm.Evet,ölürüm.
Yazdığım kısa-uzun ,içeriği belirsiz benim yazılarım denemeler adındaki bir kategoride toplayacağım.Reyting kaygım olmadığından seyircilere oynamak gibi bir şey yapmıyorum.Siz siz olduğunuzdan ben de ben olarak benim bakış açımla sonuçlar üretmesem de yan fikirler üretmeye , sizlere bir şeyler katmaktan çok kendime bir şeyler katmaya çalışıyorum. Kendi kendine ne katabilirsin derseniz ‘kendini aşmak’ diye bir şey var. Şu an hal-i ruhiyemin vaziyetinden habersizim.Yazdığımı silmekten nefret ettiğimdenn korkmadan ve olayın nerede biteceğinden bir yazar olarak habersiz,konuyu toparlayabilmenin mümkün olup olmayacağını düşünmeden salıyorum şu an kendimi. Gerçekten de bunu yapmamak aslında korkaklık değil midir? Belli kaidelere bağlı kalmak bir sıradışı insan için en fazla alışılmamış bir kalıp olmayacak mıdır? Her ne kadar alışılmamış olursa olsun sonuç olarak bir kalıba girmek ne kadar acı geliyor. Devam edelim biraz konuyu yayarak devam edelim.Serzenişte bulunalım,çözüm önerisi getirmeyi unutmadan, eleştirelim , olumlu eleştirinin varlığını unutmadan , bir şeyleri yapalım,düzeltelim kaygısı içersindeyim.Bu dünyada ayrılacağımızın bilincinde,geride bir şeyler bırakma amacındayım.
Hemen bir başka konuda devam edelim.Beynimden rastgele şeyler çekerek gün yüzüne çıkartıyorum sadece şu an. Yadırgamayınız, yagırgasanız da umrumda olmayacağını biliniz.Son zamanlarda kendimi analiz ederken farkettiğim en büyük gerçeklerden bahsedelim.İlk olarak aşık olmaya aşık olmak gibi bir kavramı mantıklı bulmaya başladım.Ne kadar kullanamasam da gün gelir de sabah uyandığımda sil baştan her şeyi yaşamaya karar verirsem yaşam felsefem olabilecek düzeyde bir kıvılcım. İkinci olarak ise yabancı müzik dinlemek aşırı derecede hoşuma gitmeye başladı.Bunun nedeni Türkçe müzik sözlerinin son zamanlarda anlamsızlaşması mı yoksa yabancı müzikteki sözleri anlayamayıp kendi duygumu anlattığını düşünerek sözleri zihnimde uydurmam mıdır bilemiyorum.Üçüncü olarak zevk alma konusunda sinirlerim daha hassas artık.Yani ne zaman bir kitap , makale , dergi okusam ya da film, tiyatro izlesem eskilerine göre en iyiyi bulduğum hissine kapılıyorum.Hayatta küçük şeylerle mutlu olmayı öğreneli çok olmadı biliyorum.Binlerce sayfalık saçma bir kitabın bir cümlesinin güzelliği benim için okunur kılıyor onu.Sayfalar arasında kaybolmak geliyor içimden.Her kitapta kahraman ben oluyorum.Her kitap benim için yazılmış,her kitapta her rol benim.Ben hem prensesim,en yakışıklı prens hem de kötü büyücü.Hissetmek için kollarımı açtığımda zaman yanılgısını anlıyorum.Hayır deli değilim,ama deli olmak istiyorum.
Ben uyumak istemiyorum.Ya da yeni uyandığımda beş dakikalar dizisinde sonsuza ulaşmak için çırpınıyorum. Düzensizlik içersinde düzenimi kurmak , balta girmemiş ormanlarda ıslık çalarak yürümek , ıssız bir adaya düşmek , Nuh’un gemisinden aşağı atlayıp ‘Su güzel,hadi siz de gelin!’ demek ve edebimle bir şeyler yapıp ebedi olmak istiyorum. Aklıma ne gelirse yapma gayesinde hayattaki beklentilerimi gerçeklere çevirme yolundayım.
Sıkıcı olsa da kimse okumasa da hor görülse de farklı anlamlara çekilse de şu yapılsa da bu yapılsa da ben buyum ve karşınızda duruyorum ve de devam edeceğim.


Şubat 7th, 2009 21:37
Güzel ve bir o kadar da sıcak bir yazı.Hiç sıkılmadan okudum ve çok beğendim.Sanırım ilk defa RSSkitap’ta bu tür bir yazıya yer verdin( ya da ben öyle hatırlıyorum). Kitaplarla ilgili düşüncelerinin yanında hayatla, hayatınla ilgili düşüncelerini de bizlerle paylaşman beni mutlu etti. Teşekkür ederim RSS.Hep ‘sen’ olarak kalman, karşımızda durmaya devam etmen ve düşüncelerinle bizi bilgilendirmen dileğiyle…
Mart 20th, 2009 20:47
çok hoş olmuş evet gerçkten sıcak bir yazı olmuş okuyuculara karşı ellerinize yüreğinize sağlık bu yazıların devamınıda bekliyoruz;)yeniden teşekkürler:)
Nisan 29th, 2010 18:26
Çok beğendimm:) Gerçekten çok güzel bir deneme olmuş:) Bazen işte bu dersin;işte bu bu:)
“Hayır deli değilim,ama deli olmak istiyorum.”
Hep karşımızda dur,yanımızda ol,hatta belki hakederiz de arkadamızda da durursun:)