Baba’nın Dönüşü
1999 yılında ‘Baba‘ nın yazarı olan ve babaların babası (father of The Godfather) olarak nitelendirebileceğim Mario Puzo ‘nun ölümünden sonra 2002 yılında Random House Yayınevi ‘Baba’ nın devamını yazması için uzun bir yazar arayışının ardından Mark Winegardner ile anlaştı. Böylelikle Mario Puzo’nun efsanevi romanındaki bir takım eksik noktalar tamamlanabileceği gibi efsaneye yeni bir imgeleme getirecekti.
Florida Eyalet Üniversitesi’nde porfesörlük ve yaratıcı roman yazma programı yönetciliği yapan ve kitapları New York Times Book Review, Chicago Sun-Times ve USA Today tarafından yılın en iyileri arasına seçilen Mark Winegardner, eşi ve ailesiyle birlikte Talahasseee, Florida’da yaşıyor.
Kitabı öncelikle korkarak elime aldım. Çünkü ‘Baba’nın Dönüşü’ yanlış bir yazarın elinden çıkan ve kitabın içimdeki yerini al aşağı edebilecek bir roman da olabilirdi. Efsanelere bir şeyler eklemek ne kadar iyidir bilemiyorum. Bu konuda uzun süre tartışabiliriz, ama hepimiz kabul edebiliriz ki bu büyük bir risk. Kitabın tanıtımı ve başlangıç tablosu inanılmaz derecede akıllıca. ‘Baba’ daki 2 yıl sonra gibi ifadelerin kullanıldığı yerler belirlenmiş ve orijinal kurguda eksiklik hissedilen bilgiler bu alanlara ustaca yerleştirilmiş. Ayrıca kurgu genişletilmiş ve Mario Puzo’ya tamamen bağlı kalarak, hatta onu altyapı alarak daha da iyileştirilmiş. İnanılmaz karmaşık yapısı olan bu kitabın tanıtımında ‘Baba’yı okumadan da anlayabilirsiniz gibi bir ifade geçiyor. Böyle bir hata yapmamanızı şiddetle söylüyorum. Yüzlerce karakterin ardarda sıralandığı, kaynağının neresi olduğunu anlamadığınız bir sürü duygusal hikayerelerle başbaşa bulursunuz. Bu nokta çok önemli.
Üsluba gelirsek hangi noktada neye dikkat edilmesi gerektiğini rahatlıkla göz önüne seren kısaca işini bilen bir yazar. Özelikle enteresan benzetmeleri (işerkenki gibi hissedilen ürperti, bir plağın üzerindeki şarabın titreşimi gibi bakış ..vs) benim hoşuma giden yönü oldu. Ayrıca Mario Puzo’nun Don Vito’nun çocukluğuna indiği gibi, bu kitapta da Don Michael’ın çocukluğuna iniyoruz ve çeşitli yerlerde Mario Puzo’nun sahnelerini sadece ortamdaki bir diğer karakterin gözünden yaşıyoruz. Sadece bakış açısını değiştirerek duruma yepyeni bir yorum getiriyor. Mark Winegardner’ı tebrik ediyorum. Fakat bir efsaneye dokunulduğundan dolayı halen sonuçların iyi mi yoksa kötü mü olduğu konusunda şüpheliyim.
Yazıyı sonlandırmadan kitaptan bir alıntıyla sizi başbaşa bırakıyorum. Alıntıya da dikkat ederseniz “Baba’nın Dönüşü” nde gerçek tarihi detayların yaratıcı bir tarzda kullanıldığını görebilirsiniz.
Yirmi daire ajanı, çevreyolu üzerindeki bir kamyon parkında gri renkli hükümet Chevrolet’lerinin içersinde harekete hazır bir şekilde oturmuş, telefon çalmasını bekliyorlardı. Chevrolet’lerin arkasındaki kiralık araçalarda bir grup fotoğrafçı ve muhabirden oluşan basın, hatta Albany’den gelen bir radyo görevlisi vardı.
Bundan sonra olanlar Amerika’daki her tanınmış gazetenin manşetinde ve Life dergisinin kapağında yer aldı. Aradan geçen uzun yıllara rağmen, haberi okuyan çoğu insan olayı hatırlayacaktı: O beyaz çiftlik evine yapılan baskın ve onların getirdiklerini gören yetmiş garip adamın kaçışıp etrafa dağılması.
Fotoğraflar ünlülere aitti: İpek takım içersindeki kilolu adam ve ormanlık araziye doğru koşan beyaz fötr şapkalar.
(…)
Eyalet polisi sanki göldeki en büyük balığı yakalamış gibi sırttı. Adamlar en yakın eyalet polisi merkezine götürüldü ve -neyle suçlandılar? İşte bu büyük bir soundu. Durum oldukça kötü görünüyordu, çiftlik evinde bir araya toplanmış onca adam, ama asıl kötü olan ortada herangi bir suç olmamasıydı. Alkol, Tütün ve Silah Dairesi ajanı New York gazetesine “Bu gösterişli elbiseler giymiş İtalyanların ülkenin çeşitli yerlerinden buraya sırf domuz kızartmak için gelmediklerini söylemek hiç de yanlış olmaz.”dedi.
(…)
Ünlü avukatlar sahneye çıktılar.
(…)
Çoğu kişi Mafya ve La Cosa Nostra deyimlerini hayatlarında ilk kez işitti. Uluslararası bir suç sendikasının hayal dahi edilemez nitelikteki hikâyeler ortalıkta uçusmaya başladı. Birçok gazete başlığında şu kelime geçiyordu; sendika. Bu Amerikalıları rahatlatacak bir kelime değildi. İnanılmaz derecede matematiksel bir tanımdı ve Amerika öyle matematiksel bir ülke değildi.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Mark Winegardner , Çeviren: Özlem Gültekin || İNKILAP KİTABEVİ || Liste Fiyatı: 29,50 TL. || Yayın Yılı: 2005 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9751024013
Benzer Yazılar
Etiketler: Mark Winegardner, Özlem Gültekin


Makaleyi Yorumla