Boşluk
Pts, May 11, 2009
Kimi insanlar farklıdır. Değişkendirler. Hatta tıp literatürüne göre bu tip insanların çoğuna bipolar bozukluk teşhisi konulur. Bu insanlar normal yaşamaktan keyif almazlar her daim bir heyecanın ortasında kalmak onlar için bir şezlonga uzanıp kitap okumaktan daha keyiflidir. Hatta birçoğunun öylesine garip hayalleri vardır ki bunları dostlarına bile anlatamazlar.
Mesela sıradan bir hayat sürerken gündüzleri, her gece bambaşka biri olarak sokaklara çıkıp bambaşka tecrübeler yaşamak isterler. Gündüz sıradan bir memur, bir garson, bir öğretmen ya da bir işportacı iken, bir gece zenne, bir gece ipe sapa gelmez bir dolandırıcı, bir gece kumarbaz, bir gece gözünü kırpmadan en masumları dahi öldürebilecek bir katil, bir gece bir hayat kadının göğsünde huzur arayan yaşlı bir adam, bir gece cambaz, bir gece kambur bir dilenci olmayı hayal ederler.
Jerzy Kosinski, işte tam da bu insanların hayal gücüne seslenen bir kitap yazmış: “BOŞLUK”
Boşluk’ta farklı bir gizli servis ajan’ının inanılmaz farklı maceraları yer alıyor. Ama kitabı elinize alırken sıradan düz bir roman okuyacağınız izlenimine kapılmayın çünkü sanki çok samimi bir arkadaşına anlatıyormuş gibi anlatmış yaşadıklarını Jerzy. Hani uzun süre görüşmediğiniz bir dostunuzla oturursunuz da onsuz geçen günlerde neler yaptığınızı anlatmaya koyulurusunuz ama bir süre sonra sürekli daldan dala atladığınızı fark edersiniz. İşte bu kitabı okurken de aynı hisse kapılıyorsunuz bir olay daha kapanmadan, aklınızda hala soru işaretleri varken bambaşka bir hikayenin içinde buluyorsunuz kendinizi.
Her ne yaparsa yapsın bu ajan her görevinde, her hikayesinde fotoğraf çekmeye ve kayak yapmaya meraklı biri olarak karşımıza çıkıyor.
O kadar garip bir dille ve o kadar içten yazılmış bir kitap ki okurken bu kitap asla bir mesaj veremez diye düşündüğünüz anlar bile olabiliyor. Ama o garip ajan bize mükemmel dersler veriyor her deneyiminde.
Küçük bir ders ve tabi ki alıntı ;
Geçenlerde sokakta karşıdan karşıya geçerken ayağı kayan bir kadının karşıdan gelmekte olan bir taksinin geçeceği yolun ortasında yere kapaklandığını görmüştüm. Kadın ayağı kaydığı anda haykırmıştı. Küçük makinemle olayın nasıl geliştiğini saptamıştım. Omzu ve boynu arabanın ön çamurluğuna çarpmış ve bir iki metre kadar da sürüklenmişti. Hemen kadının yanına koştum. Çevresine toplananlar ona yardım etmeye çalışırken bende her taraftan kadının resimlerini çektim amacım, çarpışma anında tekerleklerin duruşunu ve açısını, arabanın kadının vücuduna çarptığı yerleri tam olarak saptamaktı. Polis ve cankurtaran gelene kadar üç rulo film kullanmıştım. Taksi şoförüne kazanın fotoğraflarını çektiğimi söylediğimde, savunması için resimlere çok ihtiyacı olacağını belirtti. Adını ve adresini verdi, bende kendisini arayacağıma söz verdim.
Sonra da polise çarpışmanın fotoğraflarını çektiğimi, dava açmak istedikleri takdirde kadının ailesine bunları vermeye hazır olduğumu söyledim. O sırada cankurtarana taşınan kadının adını ve adresini hemen verdiler.
Evde filmleri banyo edip, bazı fotoğrafları büyüttüm. Taksi şoförünün suçsuzluğunu en iyi biçimde doğrulayacak olanları seçtim: bunlar, kadının yaya geçidinden geçmediğini ve yüksek topuklu ayakkabı giydiği için kaydığını gösteriyordu. Yol ıslak, kaygan ve biraz eğimliydi. Fren izleri de taksinin izlemesi gereken yolun dışına çıkmadığını ortaya koyuyordu.
Kadının yakınlarına postaladığım resimlerde ise, onun karşıdan karşıya geçmekte olduğunu fark etmeyen şoförün dikkatsizlik yüzünden çarptığı görülüyordu. Kadın yolun ortasındaki düz çizginin kenarında sanki taksinin geçmesini beklerken arabanın çamurluğunun çarpmasıyla dengesini kaybedip düşmüş ve kaza da böyle olmuştu.
Aynı fotoğraf makinesinden çıkan fotoğraflar nasılda farklı yorumlanabiliyor. Ve düşünmemizi istediği bir durumda var aslında burada Jerzy Kosinki’nin , siz hakim olsaydınız nasıl karar verirdiniz? Ya da kendi hayatımızda karar veren bir bir merciysek şayet ne kadar objektif kararlar verebiliyoruz? …
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Jerzy Kosinski , Çeviren: Mine Üner || Yayınevi: E. Yayınevi || Liste Fiyatı: 17,00 TL. || Yayın Yılı: 2003 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9753900457
Konuk Yazar – Kayra ( İletişim: kayra.esra[at]gmail.com )
Benzer Yazılar
Etiketler: Jerzy Kosinski, Kayra, Mine Üner


Mayıs 11th, 2009 17:13
Çok teşekkür ederim beni kırmayıp davetime icap ettğiniz için. :)
Merak ettiğim bir nokta var. Özellikle Kosinski'yi seçtiğinizi biliyorum. Sizi diğer yazarlara göre daha fazla etkileyen yön nedir?
Mayıs 12th, 2009 12:08
kosinski'yi yeni keşfettim..daha onunla alacağım çok yol var…
ama sanırım onu seçmemin en önemli nedeni kendime çok yakın bulmam…
üniversitedeyken, yaz tatilinden sonra ya da haftasonu attilinden sonra şehre ve arkadaşlarıam geri döndüğümde her sohbetimiz kosinski'nin yazım tarzına benziyordu…
yanımızda duran bir 3. kişi ne konuştuğumuzu pek anlamazdı ama biz arkadaşımla gayet iyi anlardık o daldan dala konuşmaları…
not: çok kısa sürede hazırlanmış bir yazı olduğu için kusurları olabilir ayrıca kosinski bu kadar sığ satırlarla anlatılamaz ama affola artık…
eyvallah
Mayıs 13th, 2009 13:03
Alıntı yapılan bölüm gerçekten dikkat çekici. Cümlelerin akıcılığı okuyucuyu sıkmayacak şekilde. Açıkcası kitabı hemen alacağım. İncelemeniz çok hoştu. Ayrıca bu kitap ile tanışma fırsatı sunduğunuz için teşekkürler.
Mayıs 15th, 2009 11:28
ben teşekkür ederim tıka basa gıcık gündemlerle dolu bi ülkede kitaba vakit ayırdığınız için…
eyvallah