Arkadaşlarınız “Haydi ama atla havuza!” derken ben n’apıyordum biliyor musunuz? En Büyük Megaloman,Başka Büyük Yok! adlı kitabı okuyordum.Kabul ediyorum ki kitap ben doğmadan önce yazılmış,kapak tasarımı teknoloji harikası değil ve şu magaloman kelimesi çoğu kişinin bu da ney demesine neden oluyor.Biraz konuyu açalım ve bir an olsun okumayı bırakamadığım,bittiğinde keşke daha uzun olsaydı dediğim bu kitabı sizlere tanıtalım.
Prof. Dr. Haluk Şahin’in benden önce ve sonra yazdığı köşe yazılarında ve diğer alanlarda makaleleri bir arada toplayan ebat olarak fazla kalın olmasa da,içerdiği fikirler bakımından gerçekten cüsseli bir kitap.Bu yazıyı okuyanların aklında magalaman nedir sorusu olabilir.Magaloman kelimesi aslında megalomani kelimesinden türemiştir.Megalomani ya da büyüklük hezeyanı, kişinin kendisine gerçekle uyuşmayan üstün nitelikler yakıştırmasıdır. Derin bir ruhsal sorunun belirtisidir. Megalomani, kendi başına bir hastalık değilse de oldukça şaşırtıcı bir psikolojik durumdur. Büyüklük hezeyanları kişinin, yetenekleri, nitelikleri ve yaşantısı hakkındaki mantıksız inançlara dayanır. Megalomani, kendini önemseme duygusunun gerçekliğe dayanıp abartılı bir biçim alan, aşırı bir özgüven değildir.Megaloman da bu hastalığa yakalanmış kişidir.
Kitabımız aslında dört bölümden oluşmakta ve bunlardan 1.’sinin adı kitap adı olarak seçilmiş.Yani kitap genel bir yazılar bütünü.Hani kısa kısa hikayeler olur ya işte öyle bir güzellikte.Bahsettiğim bölümlerin tam adları;
- En Büyük Magaloman,Başka Büyük Yok!
- Yoksa Hayat Organize Bir Tur mu?
- Cilalı İnsan Devri
- Burası Türkiye
bu bölümler de kendi aralarında düzineye ayrılmakta.Her makalede ayrı bir farklı bakış açısı,düşünme yeteneği kazandırıyor ve bir sonraki bölümü okumak için can atıyorsunuz.Genelde üstü kapalı veya açık olarak eleştirilerine yer verdiği kitabın yıllar önce yazıldığı gerçeğine inanmıyacaksınız.Çünkü günümüz problemlerini yıllar önce yakalamış olarak bize hem 20 yıl önceyi hem de şimdiyi sunuyor.Gerçekten çok ilginç çağrışımlar yapacak bu sizler için.
Kitabın içerği gerçekten çok geniş ve güzel.Paranoya ile magaloman’ı birbirine bağlaması ve aşamalandırmasından tutun da organize tatil turlarındaki özgürlük benzetmelerine ve anlık espirileri kitapta yaşatmasıyla çok güzel bir mizah kitabı olarak da görülebilir.
Bu kitabı bana hediye eden Sn. İbrahim Ses’e gerçekten minnettarım.Kendine saygılar sunarak bu yazıyı sonlandırıyorum.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Haluk Şahin || Liste Fiyatı: Bilinmiyor. || Yayın Yılı: 1990 || İthal Kağıt || 15.5 x 23.5 cm || Karton Kapak || ISBN:9754800324
Vakt-i zamanında, Bursa Uludağ Tıp Fakültesinde evinden uzak okuyan ablama hediye olsun diye kargo ile yolladığım kitap, yaz olup da ablam yuvaya döndüğünde geri bana gelmişti.Kitabı önsözünden ve kapak açıklamarı, yorumlarla beğenmiştim. İçerik hakkında çokca bilgim bulunmuyordu. Ablamın haddini aşan övgüleriyle bir merak ile okumaya başladım. Çünkü kitap “Oku beni,oku ya hu beni!” diyordu.”Sen Şimdi Gidecen Ya Cehennem’in Dibine Git”
Kitap o kadar kompleks bir deneme ki içerik hakkında bir bilgi vermek zor. Aşk ve hayattan görünümü hakkında bir deneme desem yerini bulur sanırım. Yazıyı çok ama çok kısa kesiyor olsam da kitlesel değişim serisinin 5. kitabı olan bu kitabı tavsiye ederim.Kitabı seçmeme neden olan önsöz ve arka kapak yazısını aynen yayımlıyorum.
Sevdin mi Mecnun gibi sevip düşme çöle…
Sevdin mi Ferhat gibi sev hiç olmazsa;
git dağ del, su getir köyüne de aşkın bir işe yarasın! (ARKA KAPAK)
Kendin için yanarsan,seni Cehennem bile yakamaz! (ÖNSÖZ)
Ayrıca yazarın daha önceki kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da yine kitabın köşesine yerleştirilmiş olan “Bağır Taşı” isimli bir kutunun içinde özellikle aşk mağdurlarını ilgilendiren bir hediye de bulunmaktadır.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Erdal Demirkıran || Liste Fiyatı: 19,50 YTL. || Yayın Yılı: 2007 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9756197110
Ters Lale,bir komisyon eser.Yani ülkemizin en önemli düşünür insanlarının Akademisyenler Birliğinde verilen konferansların metinlerinin titz bir şekilde biraraya getirlmesinden oluşan eser. Osmanlı’ da halk yönetimden memnun olmadığında bu durumu ‘ters lale’ figürü ile belirtirmiş. Buradan, Osmanlı’ da daha çok sözsüz iletişimin olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Halk niçin memnuniyetsizliğini belirtmek için ters lale figürünü kullanmayı gerek görmüş, acaba o dönemde saraya başvurular yeterli olarak yapılamıyor muymuş? sorularını akla geliyor.
Bu kitabı okuyalı bir kaç hafta olmasına rağmen yazmak için gerekli zamanı şimdi bulabildim.Bu kitabı oluşturan 6 üstâd bulunmakta.Bu kişileri ve üstâdlık özelliklerini belirtmeden önce “Üstâd nedir?” diyorum.En öz anlatımla bir işin ehli, belli bir aşamayı aşmış takdire değer kişi demektir.İşte üstâdlar:Alev Alatlı,Atilla İlhan,İlber Ortaylı,Oktay Sinanoğlu,Sencer İmer,Taha Akyol ve Levent Özmen’in editörlüğü ile hazırlanmış.Türkiye’nin “gerçek” entellektüellerini bir kitapta buluşturan bu eser bir solukta okunabilecek kadar da akıcı.Ayrıca kitap bugün şartlarında bakıldığında değişik bir milliyetçiliği anlatıyor. Kapalı bir milliyetçilik.Sanırım bu ulusalcılık demek. Evrensel olanı redetmek ilerlemenin önünü tıkar. Herkes lisan bilmeli,istediği kurumda eğitim almalı.Bu da cumhuriyetin bir gereğidir.İlber Ortaylı’nın dediklerine daha bir dikkat kesilmek gerekli. Eskiyiyi iyi bilerek önüne bakmakgerekli tabii.eser konferanslardaki konuşmaları toplaması açısından daha kolay okunan bir kitap.
Ters Lale isimli eserde Alev Alatlı, Türk eğitim sistemine dem vurmuş. Model geliştirilşmeli, çocuklar ve gençler geliştirilen bu modele göre eğitilmeli diyor. Eğitim sistemine getirilen çok farklı ve güzel bir bakış. Attila İlhan’ ın tanzimat dönemi ve kurtuluş savaşı ile ilgili görüşleri çok anlamlı, mutlaka okunmalı ve bilinmeli. Oktay Sinanoğlu her zamanki gibi Türkçe meselesine eğilmiş. Nasıl düşünürsek öyle yazarız diyor. İlber Ortaylı’ nın makalesini beğendiğimi söyleyemem. Sencer İmer’ in pek çok uluslararası şirketin gelirinin, birçok ulus devletin milli geliriden fazla olduğu saptamasıdikkat çekiyor. Taha Akyol’ un makalaesinde; bürokratik modernleşme bizde mevcut, şimdi sosyal ve ekonomik modernleşmeyi tamamlamalıyız tespiti yer almaktadır.
Ters Lale Türkiye de yaşanan gelişmeleri sağlıklı yorumlayabilen,tarihten örnekler vererek düşündürücü çıkarımlarda ve bilgilendirici açıklamalarda bulunan 6 düşünürün konuşmalarından oluşan çok iyi derlenmiş bir araştırma kitabı. Kitabın sonunda düşünürlerin özgeçmişleri ve bahsettikleri konulardaki bilinmeyen kavram,kişi ve olayların dipnotları mevcut.Kesinlikle okunması gerekir.Önünü görmek isteyen yaşadığı dünyanın gerçeklerine vakıf olmak isteyenler için tavsiye ederim.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Taha Akyol/ Attila İlhan/ Alev Alatlı/ Prof. Dr. İlber Ortaylı/ Oktay Sinanoğlu/ Sencer İmer || Liste Fiyatı: 12,50 YTL. || Yayın Yılı: 2006 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9752550932
Geçen gün kandil olması nedeniyle en azından Peygamber Efendimizi tekrar tanımak adına,tekrar düşünmek,unutmamak ve hissetmek adına bir şeyler yapma arayışına girdim.Hemen bir şimşek çaktı beynimde.Bir hatıranın yansıması,bir duygu yoğunluğuydu aslında bu.Bu yazıyı sırf bu duyguyu yaşatmak adına yazdığımı itraf etmem gerek.
22 Nisan 2008-Kutlu Doğum Haftası.Olması gerektiği gibi okuldayız ve biraz erken okulda olduğumuzdan kantinde çay eşliğinde arkadaşlarla sohbet etmek istemiştim.Kantin kapısına geldiğimizde İbrahim Gündüz adlı sınıf arkadaşım arkadan bir nida ile “Çekilinnnn!” diyerek geldi ve elinde bir takım siyah koliler ile kantindeki hizmetli odasına yöneldi.İçinde ne olduğunu sorduğumuzda bizi geçiştirdi.Açıkcası içerlemiştim.Kendimce bir takım tavırlar yaptım hatta.Zilimiz çaldı ve derslerimiz başladı.Dersler ilerledikçe bu an da,hissettiğim kırgınlık da tabii geçip gitmişti, 7. derse gelmiştik.Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi.İbrahim derste yoktu.Sorumlu öğretmenimiz sınıfa geldiğinde günün anlam ve öneminden bahsetti , işte o sırada kapı çaldı ve öğretmenin izniyle İbrahim içeri geldi.Öğretmen kısa bir konuşma ile İbrahim’in bizlere birer hediyesi olduğunu anlattı.İbrahim siyah kolilerin içersinden siyah poşetler çıkartıyordu.Herkes birer poşet aldı.Hep birlikte açmaya başladık.İçersinde Kuran-ı Kerim’in cep kitabı halinde meali vardı ve günün anlam ve önemine dair Peygamber Efendimiz’in hayatını anlatan güzel bir kitap bulunmaktaydı.Poşetler göründüğü gibi her birine 2 kitap bitti gitti değildi.Her poşette alıcak kişinin adı soyadı yazmaktaydı.Daha önceden oturma planına göre tek tek bu kitapları sıraya koymuştu biricik arkadaşım.Yetmedi tabii bu ona.Kitapların içersinde “Değerli kardeşim Rıza Selçuk Saydam(RSS)’a kutlu doğum haftası armağanıdır.Nur ile yücesin.” yazıyordu.Tek tek her kitaba üşenmeden isimleri yazmıştı.Üşenmek ne kelime,eminim bunu zevk ile yapmıştı.Ayrıca işin karizmasına bakınız.Her kitaba farklı notlarla bunu özgün cümlelerle yazan İbrahim kardeşim altına İbrahim Gündüz yazmamıştı ne de imzasını koymuştu.Hediye ona aitti ama maddi olarak yaptığı paylaşımı önemsemeden,bir şeyleri kanıtlamaya çalışmadan bu anı kendine mal etmeden yapmıştı bunu.Hemen yanına gittim ve teşekkürlerimi ileterek duramadım ve sarıldım,kucaklaştık.Gerçekten gözleri parlıyordu,bizi de parlatıyordu.Bir salgındı bu.Ne mutlu bir salgın!”Kardeşim hediyemi kabul ettiğin için teşekkürler.Lütfen benim için bunları okur musun?” dedi.Duygu yoğunluğu son haddindeydi.
İşte o kitabı zamanında okuyamadım.Kutlu doğum haftası geçti,geldi kandil.Ama unutmadım.Sabaha kadar kitabı bitirdim.Biraz da meal okumaya vakit bulabildim.Bazı şeyleri anlamını hissederek yapmak ne kadar da ulu bir duygudur bir bilseniz!
Kitap bilgileri size kalmıştır.Peygamber efendimizi tanıtan lütfen bir kitap da sizler okuyunuz.Unutmayalım ki faniliktir bu yaptıklarımız.Bu dünyada kendimiz için yanarsak bir daha yanmayız.Dinimize , vatanımıza , milletimize bağlılığımızı koparmayalım.Bizi biz yapan benliğimizdir.Saygılarımla..
Şu an bu kitabı tanıtacak edebi güçte kendimi hissetmiyorum.Kafamın içersinde onay mesajı bekleyen düşünceler yumağı ile bir türlü uygun kelimeleri yan yana getiremedim.Bunun bir kaç nedeni olduğu kanısındayım.İlk neden olarak saatin çok geç olduğunu düşünüyorum.İkinci neden olarak ise kitabın gerçekten yan yana getirilecek yüzlerce kelime ile anlatılamayacağını biliyorum.Kitabın yazarı olan Abdurrahman İbnü’l Cevzi’nin ismi kadar fikiriyatı da karmaşık olmasa da komplesk.Kitap Doğu Klasikleri arasında yer alıyor fakat klasik tabirini ben pek yakıştıramıyorum.Çünkü bir çok tarih kitabı okumama rağmen böyle bir anlatım tarzı ve farklı yollarla konuya bağlamalar en azından benim okuyabildiğim tarih kitapları arasında yoktu.Yani kitap gerçekten özgün bir içerik,ki Resullah ve halifeler hakkındaki hikayeleri de anlatım olarak özgün kabul edebiliriz,farklı bir pırıltı dalgalanmasına sahip.Kitabu’l-Ezkiya (Zekiler Kitabı) zeki insanların zeka pırıltılarıyla dolu hikayelerini anlatarak zekayı ve derin anlayışı yücelten bir eserdir. Peygamberler başta olmak üzere insanlığın hemen her seviyesinden zeka örnekleri verilen bu eserin amacını İbnü’l-Cevzi şöyle özetliyor:
Bu kitapla üç şeyi yapmak istedim: 1. Kıssalarını anlatmak suretiyle bu nitelikteki insanları tanıtıp kıymetlerini takdir etmek, 2. Onların seviyesine çıkma kabiliyeti olan insanların ufkunu açmak, 3. Zekasına erişemeyeceği insanların kıssalarını anlatarak, kendini beğenmiş kimseleri eğitip yola getirmek.Herkesin bu kitaptan ayrı hisseler çıkaracağına eminim.Küçük bir hikayeyi de yayımlamak istiyorum.
Bir fakih,”Elbiselerimi çıkarıp yıkanmak için nehre girdiğimde kıbleye mi yoksa başka bir yöne mi döneyim?” diye soran birine, ” Elbiselerinin bulunduğu tarafa dön!” dedi.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Abdurrahman İbnü’l Cevzi || Liste Fiyatı: 10,00 YTL. || Yayın Yılı: 1999 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9757796530
Pazar, Temmuz 27, 2008
Yorum Yok