“Bildiğinizi Düşündüğünüz Her Şey Yanlış” alt başlığıyla ve tasarımıyla ilgimi çeken kitabı uzun bir müddet önce kitapçının birinden içeriğini de karıştırdıktan sonra kasiyere gitmiştim ve o an param sıkıştığından kitabı al(a)mamıştım.Bir başka gün gittiğimde orada bu kitap bitmişti.Başka bir kitapçıda dolanırken de adını unutmuştum.Çok ilginç bir serüven dostum Gökhan Onar’ın kitap sevdamı bilerek bana bu kitabı maceradan habersizce hediye etti.Sevinmem sanırım o an aşırıya kaçmıştı.Kendisine tekrar tekrar teşekkür ediyorum.
“Bilmediklerimiz ve Yanlış Bildiklerimiz” bir çok şey hakkında 1-2 sayfalık yazılardan oluşan bir kitap,yüzümde şaşkınlık ifadesiyle okuduğum deneyimdi.Kimi zaman kabullenememek,mantıklı bir açıklama ile kabullenememek duygusunu yendikten sonra “Hep böyle düşünüyordum ki!” tarzı tebessüm oluşturan bir gariplikle okudum da okudum.Kitabın kimi sayfalarındaki aşırı bilgi derinleşmesi bazen sıkılmaya neden olsa da bir sonraki başlığın merak dolu heyecanı ile bu sıkıntıyı atlatmak mümkün.
Bu kitabı okurken bir çok şeyi doğru bildiğinizi de farkedeceksiniz.Bir çok sayfada bunu zaten biliyorum demek güzel bir duygu gerçekten.Bunun yanında bilmedikleriniz de olcaktır tabii.Kendimden esintiyle kitabın bir kaç satırlık bölümünü yayımlayacağım.Bunlar benim bilmediğim kısımlardan oluşuyor demessem olmaz.
- “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” diyen kimdir?
Halkı ekmek bulamazken Rus değil Fransız bir kraliçeden böyle bir öneri gelir.Fakat önerinin orijinali bu değildir.Aslından çeviri hatasıyla günümüze gelmiştir. “Qu’ils mangent de la brioche” orijinal halidir.Brioche kelimesinin karşılığı pasta değil ekmekten çok da farklı olmayan somundur.Yani aslında “Eğer ekmek istiyorlarsa onlara iyi cinsinden verin.” manasında söylenmiştir.
- İnsanların kaç duyusu vardır? En az 9 tane. Bilinenelerin dışında kalan ve çoğaltılabilen 4 taneyi listeleyelim hemen; Isı duyusu,Denge duyusu,Ağru duyusu,İçalgı..
- Maddenin kaç hali vardır? Katı ,sıvı ve gazın üstünde.. 15 Tane!Ve liste neredeyse her gün genişlemektedir.Mesela bir kaçını yazarsak “katı,amorft katı,sıvı,gaz,plazma,süper akışkan,zayıf simetrik madde,kuarkgluon plazma .. “
- Cam bir sıvı değil katıdır.
- En iyi iletken altın değil gümüştür.
- Güney Afrika elmas üretiminde 5. sıradadır. ( Avusturalya > Demoktarik Kongo Cumhuriyeti > Btosvana > Rusya > Güney Amerika .. )
- Dünya’nın en az 7 uydusu vardır.
- Pervanelerin gece lambalarının etrafında dolanmasının nedeni onu güneş sanmalarıdır.Ki pervaneler güneş ışınlarına göre yönlenrini ayarlarlar.
- Kaplanlar alkol kokusuna tahammül edemez.İçki içen herkese saldırırlar.
- Açık havada şimşek veya yıldırımdan korunmanın en güvenli konum ,ağaçlardan uzak ,durup popunuz havada kalacak şekilde yere yatmaktır.
- Deccal’in sayısı 666 değil 616′dır.
Listeyi uzatmak mümkün ve çok eğelecenli.Kitabın sonlarında Osmanlı hakkında bir düzine yazı yazmaları da gerçekten güzel bir tanıtım olmuş.Hoşuma giden bir bilgi şenliğiydi.
Yazıyı sonlandırmadan kitapta gördüğüm affedilmeyecek tek bir hatayı da belirtmek istiyorum.Yazarların bir takım şeyleri uydurma olan evrim rüyası (teori değildir.çünkü aksi ispatlanmıştır.) ile açıklama çabasına girişmişlerdir.Bunu kesinlikle kabul etmiyorum ve bu kitabın bilinci bazı konularda yeterli düzeyde oturmamış kişiler için tehlikeli olabileceği kanısındayım.Fakat bir kitaptan alınabilecek her zaman bir şeyler vardır.Yeter ki neyi alacağını bilinçli olacak bilmendir.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: John Lloyd/ John Mitchinson , Çeviren: Emre Ergüven/ Cihan Aslı Filiz || Liste Fiyatı: 13,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13×23,3 cm || Karton Kapak || ISBN:6055813000
Bundan önceki yazılarımda Erdal Demirkıran’dan bahsetmiştim.Kashna Kitap Ağacı ile Kitlesel Değişim Serisi-1 olan bu kitap Türkiye’de kendini kanıtlayan yazarın okuduğum 3.kitabı ve benim tekrar tekrar beğeni kazandı.
Kitabın akıcı olması,insanı motive etmesi ya da bir başka değişle gaza getirmesi kitabın başlıca ilgi çeken yönleri.Bunun dışında orijinal mesajlara otobiyografisel anlatımlar eklendiğinde oluşan içten içerik yazarla her türlü ard niyetlerden uzaklaşarak mükemmel bir iletişim kurduruyor.Hedefe yönelik çeşitli bakış açılarını kitaptan alabilmek ve başarıyla uygulayabilmek kitabın asıl amacı olarak tanımlanabilir.Ve bu mükkemeliyeti (insan olma özelliklerini) kullanmayı hatırlatan kitap bir başka değişle “Kanatlarını kontrol et!” diyor.Çünkü kitabı okuduktan sonra gerçekten kendinize olan saygınız kadar topluma olsan saygınız da artıyor.Yapabileceklerinizin farkında olarak adım attığınızda üstünüze siz farketmeden gelen dik yürüyüş ,mantıklı ve hedef doğrultusunda hareket etme gibi dürtüler hayat boyunca kaybetmemek adına mükemmel bir kazanç.
Dilerim ki kendini,değerini,yapabileceklerini bilmeyenlere öğrenme fırsatı,bilenlere ise pekiştirme fırsatı olarak bu kitap sıradışı bir kişisel gelişim kitabı olacaktır.Sıkılmadan ,yorumlayarak ve hissederek okunan bu kitapta hedefinize ulaşmak için yöntemler bulacaksınız.Asla vazgeçmememek bizim kanımızda var nasıl olsa!
Özel Not:”Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım” başlığıyla yayımlanan kitaba bu başlığın koyulmasının ne kadar da mantıklı ve okuduktan sonra başlığa ne kadar farklı bir mana ile bakacağınızı belirtirim.En azından bu bir kişisel itiraf.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Erdal Demirkıran || Liste Fiyatı: 9,50 YTL. || Yayın Yılı: 2004 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9756197013
Son zamanlarda rahatlamak adına mizah kitapları okuyorum.Alem fm’ in 6 yıldır matrax isimli program yapımcısı olan Zeki Kayahan Çoşkun’un bu kitabı raflarda büyük ilgi görünce okuma listemde ön sıralara tırmandı ve Türkleri anlama klavuzu 1 ve 2′nin de referansı olunca kitabı hemen edindim.Kısa ama bir çok mesaj veren,güldüren farklı bir kitap.Dershanede 4 tenefüs arasında bitirdiğim bu kitap günüme renk kattı.Akıcı bir üslupla kendini okutturan 8 kitaba imzasını atmış bir edebiyatçının şiirleri de bulunmakta.
Kitap kısa kısa denemelerden,nüktelerden ve çeşitli teknoloji yorumlarından oluşuyor.Anlatılacak bir çok küçük şey var,bu yüzden anlatılmaz yaşanır bir durum ortada.Yazıyı yazarın bir şiiriyle noktalamaya karar veriyorum.
Düş Oldum
Bir ben yalnızım sağa sola dönüşlerin adının
dans olduğu bu şenlikte.
Müzik kulağımı tırmalıyor,
Işık çok az,
Kadeh yere düştü kırıldı şimdi.
Özlüyorum desem ne değişir?
Dans, müzik, ışık
Hiç…Hiç biri
Olsun
Özlüyorum,
Başım dönüyor,
Biraz da üşüdüm.
Ben, ben senden sonra
Düş oldum…
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Zeki Kayahan Coşkun || Liste Fiyatı: 9,50 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9944714518
Ferhan Şensoy, Türk tiyatrosu oyuncusu ve yazarı, yönetmen. Değerli bir kişi olduğunu biliyordum fakat ilgi konum olmamıştı geçmiş zamanda!Ben daha 1 yaşındayken yazdığı bir kitabın beni bu kadar güldürmesi gerçekten hoşuma gitti.Hiciv-Mizah kullanarak türkçemizin incelikleriyle süsleyen mükemmel bir kişilik bence.
Türk tiyatrosunda kendine özgü bir yer edinen Ferhan Şensoy’u bir çok yerden tanıyoruz.Kitabı okumamla birlikte kendime sitemim oldu.Bir çok değerli aydınımızı,yazarımızı,tiyatrocumuzu,sanatcımızı,bilim adamlarımızı tanımamak beni gerçekten üzdü.Bu kitapla milliyetçi ruhumu biraz daha hırslandırdım.Zaten kitap içersinde de bu kültür farklarını hissedebiliyorsunuz.Biraz taraflı olması tabii benim hoşuma gidiyor.Kitabın konusu yorum farkıyla zenginleşiyor.Amerikalılar ile bir ortak yapım tiyatro için yurtdışına çıkan Ferhan Şensoy,tiyatrocu olduklarını tam hissedemedi,bir çok açıdan yetersiz ya da sorunlu insanlar arasında geçirdiği bir zaman dilimini anlatıyor.Gördüğü,hissettiği her şeyi bir Türk bakış açısıyla yorumlaması ve karşılaştırmasıyla sizleri eğlendirirken,toplumlar arası kültür farkını seziyor ve kötü yanları ortaya döküyor.Hem de apaçık!Sözünü esirgemeyen bir tutum,İngilizce bilmeyen(konuşmakla-bilmek kavramları aynı değildir.Konuşabilir ama bilmez!) farklı bir bakış açısı.
Bu kitabı ÖSS hazırlık döneminde dersten bunaldığım anlarda mola olarak okudum.Kitabı okurken gerçekten rahatlıyor,hayattan kimi zaman soyutlanıp biraz da genel kültür edinerek güzel vakit geçirdim.Bir çok gülünç durum ile karşılaştım ve ciddi ortamda kıs kıs gülme krizleri yaşadığım oldu.Kitap ile birlikte sürekli bir mutluluk anı,gülümseme durumu,okumanın ardından gelen olaylara farklı bakma ve daha neler neler edindim.Fikir dünyama Ferhan Şensoy gibi bir usta girdi en önemlisi.Yakında kitaplarını ve izlemediğim filmlerini de edinmeye çalışacağım.
Yazının devamına Ferhan Şensoy hakkında biraz ayrıntılı bir biyografi ekliyorum,igilenenler için güzel bir kaynak olur umuduyla.Ayrıca bu kitabı bana hediye eden Sn. İbrahim Ses’e teşekkürlerimi sunarım. Bu kitabı ilk baskıdan okumak da tabiki güzel bir duygu.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ferhan Şensoy || Liste Fiyatı: 8,00 YTL. || Yayın Yılı: 1992 || İthal Kağıt || 13,3×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9754943370 (daha fazla…)
Kitap piyasalarını takip edenlerin bileceği gibi çok satanlar listesinde bulunan “Siyah Süt” ‘ü içeriğini merak ettim ve hemen bir kitapçıdan edindim.Latif Demirci’nin kapağını ve sayfa aralarındaki karikatürlerini tasarladığı ve Beyza,Şafak ve Zelda’ya diye başladığı kitap hakkında yazılıp çizilecek çok bir şey olmadığından ayrıntı bilgileri veriyorum malesef.
Açık konuşmak istiyorum.Beğenmedim.Her kitabı beğeneceğim,ya da ben beğenmedim diye herkes beğenmeyecek diye bir durum yok ortada.Kitap daha çok bayanları ilgilendirdiği için de beğenmemiş olabilirim.Çünkü kitabın konusu “Yeni Başlayanlar İçin Postpartum Depresyon”. Açıklarsak,bu bir depresyon çeşidi ve loğusalık devresinde geçirilen bir süreç.Hatta kitabımız da ismini bu devrenin bir olası durumundan alıyor.Sütün siyah olması.Loğusanın 40′ı atlatması gerçekleşmezse,ki 40 kavramı kişiye göre artabilir ya da azalabilir;burayı depresyonu yenemezse şeklinde algılamak gerekir,o zaman sütü çürürmüş.Bu kısmı kitaptaki bilgiler ışığında aynen yayımlıyorum.Evvela koyulaşırmış süt,katılaşırmış toprak toprak.Sonra başlarmış siyaha çalmaya.Solarmış beyaz.Kararmış süt akarmış loğusanın memelerinden.Sütüyle beraber yüreği de çürürmüş kendiliğinden.
Elif Şafak’ın annelik ve yazarlık kavramlarını birlikte yapmak(ÇOCUK da yaparım KARİYER de) konusundaki hayatında yaşadığı evreleri anlatıyor.Zamanla çocuk yapma kararını alıyor ve hamilelik,loğusalık dönemi ve bu depresyonu atlatana kadar geçirdiği dönemleri ele alıyor.Yani bir otobiyografik romanı kaleme almıştır.Kitabı okurken beğendiğim kendi kişisel tahlilleri var.Aklındaki fikirleri yorumlarken kendini yöneten bir kaç küçük kadın varmış gibi kitaptaki diyologlar çok hoşuma gitti.Yani kişiliğini oluşturan her bir yönünü bir küçük kadın temsil ediyor.Hızlı düşünme,pratik yolları Pratik Akıl Hanım gibi.Sinik Entel Hanım,Anaç Sütlaç Hanım,Saten Şehvet Hanım.. Uzatmak mümkün.Zaman içersinde yeni bir düşünsel döneme girse yeni bir hanım daha bu küçük hanımlara katılıyor.Kafamdan sesler korosuna.Mesela anne olma kararıyla Anaç Sütlaç hanımın katılması gibi.İşte bu küçük hanımların kitap sayfalar arasındaki karikatürlerle simgelenmesi,aralarında her türlü çatışmalar aslında Elif Şafak’ın beyninde olup bitenleri bize yansıtma şekli ve ben Elif Şafak’ın kitapta bu tahlilleri çok iyi bir şekilde yaptığını düşünüyorum.Ayrıca kitabı okurken bir çok bayan yazarın hakkında genel kültür sahibi de olabiliyoruz.
Peki erkekler? Şüphesiz babalar da bu depresyonu yaşıyorlar.Ama bu bambaşka bir kitabın konusu.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Elif Şafak || Liste Fiyatı: 17,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9759915315
Pazartesi, Eylül 22, 2008
1 Yorum