A A
RSS

Arşiv | Kasım, 2008

Baba

O bilindik melodi,o bilindik sesteki ton ve siyah elbiseler içersinde soğuk yüzler… The Godfather yani türkçemizle Baba ve yani mafya.Kitabı okudum mu yoksa yuttum mu bilinmez.Ama o kadar çok şey hissettim ki şimdi yerimde duramıyorum.Belki bir kısmını paylaşarak yükümü azaltırım.

Nereden başlayacağım konusunda çok kararsızım.Bir yerden başlamak gerek tabii.Her insanın kendine özgü bir kaderi ve hedefi vardır.Hırsızlık kimisi için alın teridir.Kimisi de canını riske attığından rüşvet almayı hakeder.Acaba bunları düşünen bir toplum nasıl bu duruma gelmiştir?Adalet yerini bulmazsa,yöneticiler gerektiği müdahaleyi gerçekleştirmezlerse,günümüz tabiriyle kamuoyu tatmin olmazsa halk bir şekilde isyan edecektir.Sicilya,mafyanın doğdu yer olarak,sükut yasalası olan omertanın oluştuğu sıradışı bir yerdir ve isyan sessizce burada başlar.Bir gün kızına tecavüz edildiğinde eğer devlet bu konuda bir şey yapmazsa halk zamanla devlet yerine koyacağı,devlet içersinde aileler oluşturur.Hatta bu oluşan ailelerin adaleti sağlayarak devletten daha otoriter olmaları da kaçınılmazdır.Adaleti sağlayan bu aileler mafyadır ve mafyanın başlangıçta sığınılacak yer anlamına geldiğini bilmek gerekir.

Mükemmel bir Don, zekasıyle,acımasızlığıyla ve haklı saygıdeğerliği ile New-York eyaletinde hüküm sürdürür.Bu noktaya gelmesi gerçekten kolay olmamıştır.Gerekli fedakarlıklar gözünü kırpmadan yapılmış,tüm adımlar dikkatlice ve usulüne uygun olarak atılmıştır.Zamanla Carleone ailesinin en büyük güç haline getirmiştir.”Carleone’nin adamları sokakta yürürken başlarını dimdik tutuyorlar.Cepleri para doluydu.İşlerini kaybetme gibi bir korkuları yoktu.Polis tarafından tutuklanan bir adam, dilini tuttuğu,omerta yasasına uyduğü sürece çoluğuna çocuğuna çok iyi bakılacağından,hapisten çıktığı zaman da eski işine devamedebileceğinden emindi.”Bu kurallar katıydı.Suratlardaki soğuk ciddiyet korkutuculuk ,acımasızlık taşıyor ve bu büyük imparatorluk iğne ucunda saltanatını sürerken yüksek mevkilerdeki dostlarıyla ayakta durabiliyorlardı.Onlar kendilerini bir takım güruhun verdiği oy ile başa geçen kişilerin yönetmeyeceğine inanıyor ve bunu başarıyorlardı.Yaşadıkları sıkıntıları çocuklarına yaşatmak istemeseler de her insanın kendine özgü bir kaderi ve hedefi vardı.Bu er ya da geç olacaktı.Kızının ailevi sorunları,babanın kurşunlanışı,yaşanan mafya savaşları,evin suskun oğlunun fedakarlığı,büyük oğlun acımasızca öldürülüşü,bir diğer oğlunun krizleri.. imparatorluğun üzerinde olduğu temelleri sarsmakla kalmamış yıkılma aşamasına getirmişti.Alınan kararlar ve mafyanın ünlü kin duygusu,evin suskun oğlunu babasının varisi yapacak ve seçtiği tüm geleceğe rağmen kaderi onu Don yapacaktı.Planlarla,hesaplaşmalarla ve bir sayfa sonrasında bu düzensizlik üzerine kurulan düzenin hangi canlara kast edeceğini büyük bir soğuk kanllıkla hissedeceksiniz.Sonunda yapılan her şeyde aslında bir mantıksal düzel olduğunu farkedeceksiniz.İyi bir dinleyicilik,kin ve nefreti belli etmeme gibi bir takım kuralları kabulleneceksiniz.Dönüp kendinize baktığınızda şaşırmayın.Acaba hayat göründüğünden daha mı karmaşık gelmeye başlar bundan sonra sizlere? Yoksa artık Robin Hood niteliğindeki mafyanın kirli yüzü sizi pek ilgilendirmez mi olmuştu?Oniki yaşından beri kendini öldürmeye çalışanların olduğu bir kişi acaba ölümden korkar mıydı?Onun tek korkusu,ölüm değil,senin onu öldürebilecek olmandı.Büyüyünce babasının,kardeşinin,ailesinin öcünü almaya kalkışacağını bir Don olacağını kendisine söyleseler inanır mıydı ki?

Size dünyanıza anlam katacak bir kitaptan bahsetmeye çalıştım.Kavram kargaşasası ve farklı bakış açıları yakalayabilirsiniz.Nereden çekerseniz çekin konuyu.Suça eğilim oluşturmak amacında değil ürküten sessizlikte sadece silahların değil fikirlerin de konuştuğunu,Robin Hood’un nasıl da siyahlar giyinerek,silahlar kuşanarak can aldığını anlatmak istedim.Düzene uymak yerine düzeni değiştirmek hatta düzeni kendi düzeninle hiçe saymak herkesin yapabileceği bir şey değildir.Günlerce bu konu hakkında yazabilirim ama şu an sadece düşünmek istiyorum.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Mario Puzo || Liste Fiyatı: 20,00 YTL. || Yayın Yılı: 1999 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9753901240

Empati

Başarılı bir yazarın kaleminden çıkmış ikinci bir kitap ile bu hafta güzel vakitler geçirdim.İlk romanı Olasılıksız şimdiden beş dile çevirilmiş ve en iyi ilk roman dalında 2006 International Thriller Writers Award ödülünü kazanmış bir yazarın ikinci mükemmel kitabı olan Empati’den bahsetmek istiyorum sizlere.Hani şu kalın olduğundan kitaplardan korkan insanların tüm korkusunu üzerlerinden atmasına yarayacak bir kitaptan bahsetmek istiyorum.

Kitabın temelinde Olasılıksız ile aynı konu var.Özel insanları kahraman olarak kullanııp mükemmel bir kurgu oluşturmak ve bir olay kitabı meydana getirmek.Olay kitabı tabiriyle kastetmek istediğim şu.Kitabın elbette ki bir konusu var fakat kitabın bağımlılık derecesiyle okunmasını sağlayan yönü hiç durmayan olay örgüsüdür.Her an bir adrenalin kanınızda dolanmakta,her sayfada farklı bir şeyler hissetmektesiniz.Bu his bir sonraki sayfa için de merak duygusu uyandırmakta.İşte olay kitabı bu şekilde cüssesine bakmadan elinizin altında eriyip gidiyor.Farkında olmadan saatlerce kitaba odaklanabiliyorsunuz.Olay kitabının getirdiği ufak da bir sonuç var.Bu etkiyi garip bir şekilde fark ettim.Olasılıksız kitabını okuduktan bir süre sonra bir arkadaşım kitap nasıldı dediğinde hemen kitabın sonunda n’olduğunu düşünmeye çalıştım ve gerçekten de cevap aklıma gelmedi.Ufak bir duraksamadan sonra cevabı verebilsem de farklı bir yön keşfetmiştim.Olay kitabının getirdiği bir unutkanlık.Hemen bunu bir başkasında denedim.Okuyanlara Olasılıksız nasıldı dediğimde mükemmel cevabını alıyordum.Ardından kitabın sonunda ne olduğunu sorduğumda büyük çoğunluk hatırlayamıyor,hatırlayanlar da kesinlikle duraksıyordu.Bunu siz de çevrenizde deneyim edebilirsiniz.Bu demek oluyordu ki okuyucu bir kitabı beğenmek için olay örgüsü kadar olayın ne olursa olsun,ona bir zevk verip vermediğine bakıyordu.İlginç bir not olarak bunu kaydetmek gerek.

Empati kitabının içeriğini kurcalarsak bir kaç şeyi söylemeden edemem.Kitabı eline alanların hemen farkedeceği şey Yargı Gecesi kavramıdır.Bunun yılbaşı olduğunu ve sayfalarda bu süre kimi zaman azalırken kimi zaman da çoğaldığını farkederek okumak gerek.Çünkü Adam Fawer yaşanılanları bu şekilde çok zarif bir şekilde anlatmış.Ayrıca ilk başta çok karışık gelen kurgu,roman ilerledikçe berrak bir vaziyet alacağını bilmenizi isterim.Bir çok tanıdığım bu yüzden okumayı bırakmışlar.Sakın siz bu hataya düşmeyin.Edebiyat ,bilim ,felsefe ile ilgili olanların kaçırmaması gereken kitabın konusu ise Empati yeteneği diğer insanlara göre hiper düzeyde gelişmiş insanları elde etmeyi amaçlayan bir örgüt ve başta kilise olmak üzerine,bu örgütün de temelini attığı bir komple teorisidir.Empati’nin ne anlama geldiğini açıklamam bilmeyenler için gereklidir sanırım.Empati veya eşduyum, bir başkasının duyguları, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır.Biz farketmesek de (belki bazılarınız farkediyordur!) hepimizin yaydığı manyetik dalgalar vardır.Ufak örnekler vereyim.Çok da komik olmayan bazı espirilere arkadaşlarınızın yanında daha fazla gülersiniz.Bir çok kişinin yaydığı gülme duygusu sizi de etkiler(onları etkilediği gibi) ve döngüsel olarak daha fazla gülersiniz.Ya da bir filmden sinemada daha fazla korkmanız benzer bir durum sonucudur.İşte bu dalgaları kullananların öyküsüdür bu kitabın içindekiler.

Kitabı okumak size yüzlerce noktadan kazanç sağlayacaktır.Edebiyat ,bilim ,felsefe hiç durmadan ilerlerken bir çok konuda kendinizi de sorgulamanız gerekecektir.Kitabın beni etkileyen bir çok sahnesi oldu ve bunlardan biri de şu cümleyle sona eriyordu. “Gücü hissedemezsin.Sadece deneyimlerin aracılığıyla iradenin sınırlarını biliyorsun.”Ne kadar da sıradışı değil mi?Kitap beni gerçekten peşinde sürükledi ve üstte yazdıklarımda anlam kopuklukları varsa gerçekten özür dilerim.Bunun tek nedeni kafamın içersindeki onay mesajı bekleyen düşüncelerin yoğunluğu,bunları düzenlemek için gerekli olan vakit yetersiziğine benim dayanamayıp makalemi kitabı bitirdikten hemen sonra yazmamdır.Saygılarımla.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Adam Fawer || Liste Fiyatı: 22,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 14×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9756006238

O Sarışın Kurt

Tembellikten nefret ediyorum.Bahanelerden de bir o kadar nefret ediyorum.Siteyi takip edenler farketmiştir.Kitap okuma tempom belirgin bir şekilde düşüş yaşadı.Bunun en büyük sebebi yoğun ders programım ve tabii tembelliğim.Açıkcası sebebim yok,hepsi bahaneydi.Çünkü insan isterse bir şekilde yolunu bulur ve istediğini yapabilir.Bunun da en büyük örneği bu kitaptır.

Geçtiğimiz hafta 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’ydü.O gün Atamızı andık.Fakat törende aradığım çoşku yoktu.Hatta öğrenciler ayakta durduklarından sıkılgan tavırlar içersindeydiler.Tören bitmiştir duyurusu yapıldığında büyükçe bir alkışlanma da yaşandı.Halbuki bu bir anma töreneydi.Açıkcası içimde bir burukluk oluştu.Arından şehir merkezindeki törene katıldım.Benzer duygular vardı orada da.Güne özel vizyona giren sinema filmi Mustafa’ya gittik arkadaşlarımla.Orada kendime geldim.Filmin bakış açısı beni gerçekten etkileşmişti.Daha önce hiçbir zaman Atatürk’e o yönden bakamamıştım.Film çok ince noktalara değiniyordu.Atatürk’ü her şeyden önce insan olarak ele alması benim için yeterliydi.Çünkü Atatürk’ün en çok hayranlık duyulan kimse olarak tanıtılabilmesi,örnek gösterilebilmesi onun da zaaflarının olduğunu göstermek,özel hayatındaki çalkantıların bir vatanı kurtarmakta öncülük etmesini önleyecek büyüklükte olamayacağını anlatmakta yatıyordu.Onun gülümsediğini,onun ağladığını,onun üzüldüğünü,sevdiğini bilmek ona karşı olan sevgimizi azaltabilir miydi acaba?Kesinlikle azaltamaz hatta katlandırırdı ki öyle de oldu.Filmin arkasından bu konu hakkında kendi aramızda bir çok sohbet yaptık.Bir çoğumuz filmde geçen bazı sahneleri daha önce duymamış veya okumamıştı.Bu güzel ve özel filmin ardından Atatürk hakkında tekrar kitap okuma kararı aldım.Bakış açım değişti çünkü.Bunu pekiştirmeliydim.

Kitap Sayın Atilla İlhan’ın bilgileri ve bir çok araştırma neticesinde oluşturduğu bir seneryo.Film yapılması için yazılmış ve kitap olarak basılmış.Bu kitap için mükemmel bir hava katıyor.Eğer okuyucunun hayal gücü belirli bir düzeydeyse yazarın sahneler arasındaki geçişlerinde hiçbir şey farketmeden sanki bir film izlercesine kaydığını farkedeceksiniz.Kitap Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelmesinden itibaren Kurtuluş Savaşı ve İnkılaplarını ele alıyor.Karşınızda şahıslar konuşuyor,yorumluyorlar olayları.Ezberci anlayışı yıkan ayrıntılara hükmeden sıradışı bir kitap bu.Atatürk’ün özel hayatından kaçmayan,onu ilahlaştırmayıp onu olması gerektiği gibi Atamız olarak gösteren bir kitap bu.Atamıza bizi sımsıkı bağlayan,kimi zaman onun nasıl sıkıntıya düştüğünü,ne riskler altında bu vatana önderlik ettiğini,şanlı ordumuzu,bükülmez bileğimizi analtan bir kitap bu.Sarsılmaz hedefleri,kırılmaz umutları tanıyorsunuz bu kitapla.Kırık kalplerle,ihanetlerle,her türlü olumsuzluğa karşı kazanılan kesin bir zaferin öyküsü.Hem de nasıl biliyor musunuz? Özel hayatından kaçmadan.Onun yaşadıklarından korkmadan ve övünerek.Her şeyi bir kenara bırakıp Atamızı hissederek bu tarihe tanıklık ediyorsunuz.Onunla birlikte odalarda yalnız kalıp bir geçmişe gidiyor ve hatıraları yad ediyorsunuz.Kimi zaman da geleceğe gidip bir Cumhuriyet’i temellendiriyorsunuz.Onu anlamaya çalışmak ne kadar güzel bir duygu.Deniz mavisi gözlerine bakanlarından arasından siz içinde kopan fırtınaları görebilmek şerefine erişiyorsunuz.Alınan kararların mükemmelliği kimi zaman ne kadar da hayret verici ve olağanüstü geliyor insana.Halbuki o da bir insan.Başarmak istiyor ve tembellik gibi bir lüks tanımıyor.Milletine de inanıyor ve güveniyor.O yalnız değil,arkasında Türk milleti var.O milleti tek başına bağımsız yapmıyor.Diktatör değil o.Milletine önderlik ediyor ve adını tarihe altın harflerle yazdırıyor.Bu bir destan mı yoksa? Ben bir film mi izledim,bir kitap mı okudum bilemiyorum.Bildiğim şu ki damarlarımdaki asil kan her şeye yeter.Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK artık benim için daha bir dinç.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Atilla İlhan || Liste Fiyatı: 14,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,3×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9944880275

Karmakarışık

Bu kitabı almamın öncelikli nedeni Can yayınları tarafından basılmış olması.Kitabın üstüne kondurdukları logolarının güzelliğinden,sade beyaz tasarım üzerine kitap adı ve bir resim eklemelerinin bende bıraktığı güzel duyguları bir kenara itelim.Çünkü kitabı Can yayınlarından olduğunu görünce almamın sebebi bu yayın evine sonsuz güvenimin olmasındandır.Bu güveni herhangi bir kitabını okuyarak siz de tadabilirsiniz.

Gelelim kitap hakkında karalayacağım bir kaç nota.”Yazar, romanının iki kahramanı Zora ile Franklin’in ağzından, günümüz karaderili insanının beyaz adam karşısındaki durumunu abartıya kaçmadan, bir gözlemci olarak ele alıyor.”Her ne kadar kaba bir içerik olsa da biraz içten baktığımızda hayatın kendisini gözlemlediğimizi farkederiz.Şahısların ağzından çıkan söylemler o kadar doğaldır ki kitabı okurken aslında bir film izliyormuşum gibi geldi.Duygular hakimdi kitapta.Her sayfada farklı bir hisse kapılıyordu okuyucu.Nasıl desem bilemiyorum.Çünkü bu kitap durum betimlemesi yapıyor.Şahısları siz oluşturuyorsunuz,mimikleri ve sessizlikteki içten kopan fırtınaları.Demiştim ya yazar her bölümü romanının iki kahramanı Zora ile Franklin’in ağzından anlatıyor diye,işte her bölümde ayrı bir kişiliğe bürünüyorsunuz.Her bölümde farklı bir bakış açısı yakalıyorsunuz.

Kitabın içeriği hakkında da kısa bir şeyler ekleyeyim.Üniversite mezunu öğretmen ve şarkıcılık ideallerinde ilerleyen Zora yeni evine kiralarken,evin işçiliğini yapan eğitimsiz ama zeki Franklin ile tanışır ve kısa sürede bu ilişki bir aşka dönüşür.Zamanla aşk büyüse de akabinde sorunlar da büyümektedir.Franklin’in evli ve çocuk sahibi olmasının yanında işsizlik ve geçmişinin getirdiği sorunlara Zora ile evlilik dışı bir bebeğin dünyaya getirmesi zamanla içinden çıkılmaz bir hal alır.Kitaptan ufak bir alıntı alırsak tam bu noktada; “O işsizlik sorunları yaşarken,ben de işimi bırakabilmeye can atıyordum.Başarılı bir şarkıcı olmak için önümde bir fırsat vardı.O ise ne yapmak istediğinden emindi,ne de onu nasıl yapacağından.O çok içki içiyor,ben de oburluk yarışında ilerliyordum.Yaşamlarmız o denli yoğun ki,kafam pamukla tıka basa dolu geliyor bana.Bunun nereye varacağını bilmeyi çok isterdim.”Zamanla gurur ve sabır çatışmasının ardından bir ayrılık gelir.Kısa bir süre sonra ayrılık ızdırap olur.Akabind gelen birleşme bu ızdırabı acaba kısa süreliğne mi dindirecektir? Yoksa bu bir hata mıdır?

Bakış açısının değişmesiyle gelen farkılıları yakalamak isterseniz,kadın ve erkek arasındaki iletişimi yaşayanların ağzından dinlemek için,doğal olsun ve içten de olsun diyorsanız bu kitap sizin için birebirdir.Kitapta ezilip,horlanan karaderili birinin düşüncelerini hissedebilirsiniz.Hayatınıza anlam katabilirsiniz.Her sayfası aslında bir iç yüzleşme içerir.Acaba karmakarışık olan okuduğumuz roman mıdır yoksa bu romanın üzerimizde bıraktığı etki mi?Ya da okuduğumuz başka hayatlar olsa da bakış açıları bize tanıdık mı geliyor ney?Neden kaçalım bu duygulardan o zaman? Hissetmenizin tam zamanı!

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Terry McMillan, Çeviren: Halit Çakır || Liste Fiyatı: 19,50 YTL. || Yayın Yılı: 2000 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:975510741X || Bu kitap şahsıma kitapyurdu.com’un hediyesidir.Teşekkürlerimi sunarım.

Derkenar
“Dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir.”

Karl Marx

RSS Kitap 'ı Desteklemek ister misin?


Birlikte bir adım daha atabilmek için canımıza can katın, Destek Olun!
Şu An Ne Yapıyor?
    Okuyor;
  • İlyada - Homeros
  • Sonraki okuyacağı;
  • Odysseia - Homeros
  • Takipte;
  • K Dergi (Yayından kaldırıldı!)
  • Penguen (Haftalık)
  • Uykusuz (Haftalık)
  • NTV Tarih (Aylık)
  • CNBC-e (Aylık)
  • CNBC-e Business (Aylık)
  • İzdiham (Mevsimlik)
Okumak İstediğim Kitaplar
İlgi duyduğum ve ileride imkan bulursam satın almak istediğim ve akabinde eleştireceğim kitaplar;
  • Semerkant - Amin Maalouf
  • Monte Kristo - Alexandre Dumas
  • Kadından Kentler - Murathan Mungan
  • Araf - Elif Şafak
  • Baba ve Pi* - Elif Şafak
  • Bit Palas - Elif Şafak
  • Mahrem - Elif Şafak
  • Pinhan - Elif Şafak
  • Şehrin Aynaları - Elif Şafak
  • Med-Cezir - Elif Şafak
  • Beşpeşe - Murathan Mungan/ Celil Oker/ Pınar Kür/ Faruk Ulay/ Elif Şafak
  • Sicilyalı - Mario Puzo
  • Güle Güle Godot - Ferhan Şensoy
  • Hacı Kom - Ferhan Şensoy
  • Ayna Merdiven - Ferhan Şensoy
  • Ferhantoloji - Ferhan Şensoy
  • Hacı Komünist - Ferhan Şensoy
  • Oteller Kitabı - Ferhan Şensoy
  • Tarihin İzinde - Prof. Dr. İlber Ortaylı
  • Yediler Kırklar 6 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Bu Atlı Geçide Gider 7 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Geçitteki Ülke 8 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Darağacı 9 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Ebem Kuşağı 10 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Sabır 11 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Gece Vaktinde Gündönümü 12 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Cevahir ile Sadık Çavuş'un Buğday Kamyonu 1 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Karanlıkta Mum Işığı 2 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Güneşin Dört Köşesi 3 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Ejderha Dövmeli Kız - Stieg Larsson
  • Pi* Fantazi - Luke Rhinehart
Kitaplığımdan Tozlu Sayfalar
Kitaplığımda bulunan ve ileride imkan bulursam okuyup akabinde eleştireceğim kitaplar;
  • Bütün Kozmokomik Öyküler - Italo Calvino
  • Don Carlos'un Öğretileri & Savaşçının El Kitabı - Victor Sanchez
  • Rüyacı & Büyücülerin Dünyasına Giriş Töreni - Florinda Donner
  • Faust - Johann Wolfgang Goethe
  • Limon Ağacı - Sandy Tolan
  • Kayıp Gül - Serdar Özkan
  • Suç ve Ceza - Dostoyevski
  • Aklı Bir Karış Havada - Susanna Tamaro
  • Ceset Kokan Kadınlar - Zeki Kayahan Coşkun
  • Güller Kırmızıdır - James Patterson
  • Vadideki Zambak - Honore de Balzac
  • Çikolata Kaplı Hüzünler - Canan Tan
  • Sana Gül Bahçesi Vadetmedim - Joanne Greenberg
  • Tanrılar Okulu - Stefano E. D’Anna
  • Sergüzeşt - Samipaşazade Sezai
  • Siyasetname - Nizamül Mülk
  • Ölüler Evinden Anılar - Dostoyevski
  • İnsancıklar - Dostoyevski
  • Çatı / Dünkü Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Diriliş Çanakkale 1915 - Turgut Özakman
  • Viva La Muerte! - Alev Alatlı
  • Diriliş - Lev N. Tolstoy
  • Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Budala - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Goriot Baba - Honore de Balzac
  • Hanımın Çiftliği - Orhan Kemal
  • Notre- Dame'in Kamburu - Victor Hugo
  • Romeo ve Juliet - William Shakespeare
  • Vadideki Zambak - Honore de Balzac
  • Bilimin Arka Yüzü - Adrian Berry
  • Türk Korkusu - Özlem Kumrular
  • Bir Gölgenin Peşinde - Georges Ifrah
  • Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk
  • Diksiyon & 10 Derste Güzel Konuşma Sanatı - Mehmet Kaplan
  • Görünmeyen - Paul Auster
  • Frankenstein - Mary Shelley
  • Savaş ve Barış - Lev N. Tolstoy
  • Araba Sevdası - Recaizade Mahmut Ekrem
  • Binbir Gece Masalları - Sadık Yalsızuçanlar
  • Bir Atın Hikayesi - Mark Twain
  • Budala Fyodor - Mihayloviç Dostoyevski
  • Çocukluğum - Lev N. Tolstoy
  • Devlet - Platon(Eflatun)
  • Dönüşüm - Franz Kafka
  • Efendi ile Uşak - Lev N. Tolstoy
  • Kültür ve Dil - Mehmet Kaplan
  • Eylül - Mehmed Rauf
  • Genç Werther'in Istırapları - Johann Wolfgang Goethe
  • Gençliğim - Lev N. Tolstoy
  • Goriot Baba - Honore de Balzac
  • Hacı Murat - Lev N. Tolstoy
  • Haldun Taner Kabare - Haldun Taner
  • İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo
  • İki Şehrin Hikayesi - Charles Dickens
  • İvan İlyiç'in Ölümü - Lev N. Tolstoy
  • Kibarlık Budalası Sevda Doktoru - Moliere
  • Kumarbaz - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Mantıku't-Tayr - Feridüddin Attar
  • Maupassant Seçme Hikayeler - Guy de Maupassant
  • Notre Dame'in Kamburu - Victor Hugo
  • Ölü Canlar - Nikolay Vasilyeviç Gogol
  • Öteki Ben - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Robinson Crusoe - Daniel Defoe
  • Seçme Hikayeler - Anton Çehov
  • Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır - Lev N. Tolstoy
  • Vatan Yahut Silistre - Namık Kemal
  • Venedik Taciri - William Shakespeare
  • Yeraltından Notlar - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Lütfen önerilerinizi benimle paylaşınız.(İletişim)
Sosyal Medya'da RSS Kitap
RSS ile abone
olmak ister misin?
Twitter takipçisi
olmak ister misin?
Facebook'ta beğeniyor
olmak ister misin?

RSS Twitter Facebook

Soru Sor

Twitter

Twitter - Beni takip etmek için tıklayınız.

    Bilgilendirme

    Site kısa bilgilendirme ikonu
      Sitemiz Rıza Selçuk SAYDAM 'ın okuduğu kitapları günler, aylar ve hatta yıllar geçse de ileride dönüp bakabileceği, kendi üslübundaki değişimleri farkedebileceği, fikirlerindeki, bakış açılarındaki genişlemeleri kayda alabileceği bir blogdur. Sıkılmayın, okuyun ve lütfen yorumlayın.