Hayatı genel anlamda monoton yaşıyoruz.Belirli kalıplardan çıkmamamız devlet tarafından garanti altına alınmış.Okul gibi iş gibi kurumlar bunlar.Hayatımızın büyük bölümünü kaplayan bu işler bizi sıkıntıya sokar.En azından beni sokmakta.Fakat olmaması da sıkıntıya sokuyor.Çünkü belirli bir zaman sonra alışkanlık olarak bu işleri yapıyoruz.Bu hafta böyle bir durum yaşadım.Sıkıntıyı yenmek için de sıradışı bir gün geçirdim.Tatil olan günümde herhangi bir sosyal aktivite yapacak ortam yoktu.Otobüse bindim ve çarşıdan kısa bir batı klasiği olan “Macbeth” i satın aldım.Sonra da ilk gelen otobüse bindim.Tanımadığım sokaklarda çevreyi gözlemlerken kitaptan yudumlar alıyordum.Kitabı bitirdim,yolcularla sohbet ettim,söförün dertlerini dinledim ve evime geri döndüm.
Biraz da kitaptan bahsedeyim.William Shakespeare’in yazdığı trajedi bir tiyatro oyunu olan kitap yiğitlerin gözdesi Machbeth’e cadılardan gelen müjdeli bir haberle başlar.Zamanla bunu gerçekleştirmek için kötülüğe başvuran Machbeth ve karısı tarihin bir cilvesiyle hem iç hesaplaşmalarla tahtının tadını alamamasına hem de tahtından olmasına sebep olur.Kitabın ayrıntılarını pek kurcalamasam da genel anlamda sade bir dil ve konuşan kişiye göre edep unsurları mevcuttu.Dikkat ettiğim bir özelliği ise sonunu belli eden bir anlatımla söyleyiş güzelliğini ön plana çıkarmış olmasıydı.Eminim tiyatroda izlemek daha fazla zevk verektir.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: William Shakespeare , Çeviren: Merve Nur Erdoğan || Liste Fiyatı: 4,50 TL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9944184090
(daha fazla…)
Kitap seçmek için bir çok yöntem mevcut.Kendimce ilk dikkate aldığım şey kitap hakkında başkalarının yaptığı yorumlar.Ardından kitabın yazarını tanıyıp tanımamam,hakkında bildiklerim beni yönlendirir.Bunlar sağlıklı sonuçlar veriyor.Kriterlerime devam edersem kitabın ismi gelir.Daha sonra kitabın kapak tasarımı,yani görünüşünü de ciddiye alırım.İşte bu kriterleri geçmiş belirli bir kitap listem var. Ece Nur Yaşar ‘a sence hangisi alayım dediğimde “Üç Harfli Kelime: Aşk” biraz da rastlantı yardımıyla seçtik.
Kitap bir çok mektubun birleşmesiyle oluşmuş.Her ne kadar büyük bir hevesle başlasam da kitap benim hoşuma gitmedi.Kollektif olması yani birden çok kişinin yazılarının tek bir kitapta buluşması ve uydurma mektuplardan oluşması belki büyük bir etkendi.Duygusallık bence çok özel bir durum.Yani insan bir anda sinirlenebilir,bir anda anlık espiriyle kahkahalar içerisinde kalabilir fakat duygusallık sürekli insanın üstüne sinemez.En azından bu benim için geçerli.Kitapta bu duyuyu yakalayamadım.Çünkü bir sayfada bir sevgiliye yazılmış özür mektubu,diğer sayfada bir şempazeye yazılmış aşk mektubu,bir diğer sayfada üvey anneye yazılmış ne olduğu belirsiz mektup,sonraki sayfada cinsellik teması.. Okuduğumu rahatlıkla anlayabiliyorum ama bana yapmacık geliyorsa bazı şeyler başarısız olunmuş demektir.Olumsuz eleştiri yapacağım bir başka nokta ‘aşk’ kelimesinin altına alınan konular.Yani kitabın başlığı uyumsuz değil ama kitabı taşıyan bir başlık olmamış.Kısaca aşk bu kadar basit değil.
Olumlu eleştirilerim de olacak tabiki.Kitapta bir çok karakteri yansıtırken çok başarılı olunmuş.Birden çok din ele alınırken aşk kavramının,cinselliğin nasıl farklı bir bakış açısıyla sunulduğu görülmesi gereken şeylerden.Ayrıca bir bölümünde ‘aşık olmaya aşık olmak’ olayını da anlatıyor.Bu bölümünü gerçekten önemsiyorum.Her kitapta kazanılacak bir nokta var bizler için.Bu kitapta da alacak bir çok kazandığımız şeyimiz olacak.Hiç olmazsa kitabı oluşturan insanların aşkı nasıl algıladığını öğreceğiz.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: – (Kollektif ) , Çeviren: H. Sıla Okur || Liste Fiyatı: 16,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,x20 cm || Karton Kapak || ISBN:6050015041
Şimdiye kadarki tüm yazılar tek bir kalemden çıkmaydı.Bunun artı ve eksileri tabiki var.Sitede birden çok yazarın olması tek düzelilikten kurtulmayı sağlaması açısından önemli.Yani her ne kadar sürekli gelişsem,kendi kendimle yarışıp gelişsem de sonuçta kişide oturan bir takım üslup özellikleri olacaktır,olmalıdır.İşte bu özelliklerin ziyaretçide oluşturabileceği sıkıcılığın önlenmesi değil sorunumuz;üslubun farkedilmesidir.
Malum RSS Kitap,kişisel bir kitaplıktır.Bu yüzden kalıcı yazar alınması da olanaksızlaşıyor.O yüzden bir çok yönden fayda sağlayacak konuk yazarlığı aktif hale getiriyorum.Tabii bir takım kıssaslarımız var.An itibariyle aklıma gelenler şunlar;
- Konuk yazar kategorisinde yazması için her ay 1 kişiye teklif yollayacağım.Bu kişi saygı duyduğum ve gerçekten başarılı insanlar arasından seçilecek.
- Eğer konuk yazarlık teklif ettiğim kişi davetimizi kabul etmez ise o ay kesinlikle başka bir davetiye yollanmayacak.Çünkü reyting kaygısı olmadan,sitemize renk katmak için yaptığımız bir etkinlik bu.
Zamanla en mantıklı olan hali alacağını umut ediyorum.Ayrıca müjdeli haberimiz de var.Bu ay için konuk yazar davetimize olumlu cevap geldi.Kim olduğu süpriz olsun.
Hadi kalıplardan çıkalım.Kendi benliğimize doğru biraz yol alalım.Kim olursa olsun,bize anlatmak zorunda değil ama bırakalım kendimizi geçmişimize.Hangimiz çılgınca şeyler yapmadık ki? Aslında bizim için pek çılgınca değildi,fakat o an bizi bir başkası görse deli sanabilir diye düşünmedik mi? Kimsenin bilmediği özel duygumuz , özel anımız , özel … olmadı mı? Bu soruların cevapları içimizde tabiki.İşte bu kitap öyle bir kitap ki 500 yıl önce yazılmasına rağman bizim bu duygularımızı aydınlatıyor.
Antik-Yunan geçmişinden bolca yararlanarak, Erasmus 16. yyda yazdığı başyapıtında deliliğin kendinden daha deli olmayı anlatıyor kürsüsünde.Kitapta delilik tam olarak kendisidir ve kendisine övgüler yağdırır.Bu övgüleri yağdırmadaki aracı da her türlü insandır.İlk olarak bir takım tanrıların kazandırdığı ve şükran duyulması gereken özelliklerinden bahseder.Sonra deliliği ele alır.Tanrıların ve insanarın ne kadar da delilik ile iç içe olduğunu ve ne kadar deli olduklarını anlatır.Kimi zaman bir aşığı,kimi zaman bir bilgeyi,kimi zaman bir prensi,prensesi ve kimi zaman da din adamlarını ele alır.Eleştirilerden hiç çekinmeden bahsetmesi kitaba gülüngeç bir hava katar.Birkaç sayfada bir karşımıza çıkan konu ile ilgili mitolojik unsur karikatörleri de zihnimizde canlandırmamız için bize yardımcı olur,kitabın akıcı bir özellik kazanmasına ve kendimizi olayın içinde bulmamıza neden olur.Çağlar boyunca düşünce düzeyinde bağnazlın her türlüsüne yönelen bir eleştiri baş yapıtıdır.
Kitapta Erasmus bize şu soruyu sorar: “İnsanoğlunun tüm zincirlerden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir?” Hakldır bence.Ömrümüzde yaptığımız en güzel ve hoş ne varsa bunu deliliğe borçlu olduğumuz gerçeğini farklı boyutlarla ciddi bir komiklik içersinde anlatmıştır bu eserde.Bir bilginin dünyevi tüm duygulardan uzaklaşması,bir delilinin ise tam tersi dünyevi bütün duyguları tatmak için duyduğu bu korkunç istek temel farktır.Bu noktada bir düşünmemizi ister Erasmus.Hiç bir duyguyu tatmayan bilge mi gerçeğe hakimdir yoksa bir deli mi? Skolastik düşüncenin karşısında halk adı verilen çok başlı bir canavarı temsil eder.Deliliği,bilginlerin,din adamlarının ve kim varsa onun silahıyla över.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Erasmus , Çeviren: Nusret Hızır || Liste Fiyatı: 10,00 YTL. || Yayın Yılı: 1998 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9757942294
“Aforizma,çeşitli konularda kesinlikle bilinmesi gereken kural ve özellikleri birkaç kelime ile öz ve âhenkli olarak anlatan cümle, bir çeşit vecize veya bir slogandır.” Kendimi bildim bileli aforizmaları çok severim. Çünkü bir yazarı tanıyabilmek için bizlere daha çok ipucu verirler. Franz Kafka’yı daha yakından tanıyabilmek için Max Brod’a vasiyetinde yakmasını istediği ama arkadaşının kitapları yayımlamasıyla Kafka’ya ölümünden sonra getirdiği haklı ünü oluşturan bir kitabı okumak istedim.
Kısa bir kitap fakat felsefi anlamlarla ,basit kelimelerle büyük anlamları ifade etmesi açısından da önemli.Bu kitabı okumadan önce Kafka’nın kitapları arasından hikaye veya romanlarından biri okumuş olmanızı öneririm.Daha fazla zevk almanızı sağlayacağını garanti ediyorum.Kafka hayatında yaşadığı bir çok olumsuzluğa karşı duygusal bir serzenişte bulunmuş tüm eserlerinde.Yanlızlık ve yabancılaşma hiç bırakmadığı konular arasında yer almış.”Kayıp” adlı eseri hariç hiç iyimser bir tavır göstermemiş.Belki de eserlerinin yakılmasını vasiyet etmesi de bu yüzdendi.Hayatı irdelenmesi gereken ilginç kişiliklerden biri kesinlikle.
Ne yalan söyleyeyim kitabı açmadan önce içersinde bir çok ilham şimşekleri çaktıracak nokta bulacağımı düşünmüştüm.Elbette güzeldi ama beni tatmin etmedi.Kitabın bitmemiş olması bunda etkili olabilir.N’olursa olsun belirli konulara takıldığını hissettiren bir kitaptı.Yani insanoğlunun Bilgi Ağacı’ndan meyve yemesi sonucu cennetten kovulmasını bir çok yerde ele almış ve düşünceleri tutarlı olsa da belli bir kalıptan çıktığını hissettirmesi benim hoşuma gitmedi.Bunu kendimce halen bu konuya kesin bir tavır ortaya koyamadığından kaynaklandığını hissediyorum.Bu konu ile ilgili en ilginç yaklaşımı ise aşağıdaki 1 numaralı ekte paylaştım.
Kitabın iki bölümden oluştuğunu da belirtelim.İlk bölümde daha önceden yayımlamak için hazırladığı sezilen yazıları,ikinci bölümündeyse günlüğünden notlar yer almakta.Günlük bölümü benim felaket hoşuma giden bölümdü.Gerçekten soyut anlamlara gelen kelimelerle yazması her okuyucuda başka bir imgeyi canlandıracağından etkileyiciydi.Kitaptan sizlerle paylaşmak istediğim bir kaç noktasını aşağıya ekliyorum.
Kitaptan Alıntılar *Ek
- Biz cennette yaşamak üzere yaratıldık ve Cennet de bizim yaşamamız için yaratıldı.Bizim yazgımız sonraden değiştirildi,nedir,Cennet’in yazgısı değişti mi,bilen yok.
- Bir kafes,kuş aramaya çıkmış.
- İyi,bir yanıyla rahatsız edicidir.
- Birbirine benzememelerine rağmen aynı insanda buluşan öyle algılar bulunur ki,aynı nesneye yönelirler;bundan çıkarılabilecek tek sonuç,aynı insanda değişik öznelerin bulunduğudur.
- … daha doğrusu,kendini için hiç kaygılanmıyor.Nedir,hiç bilmediği birisi için,yanlız ve daima onun için kaygılanıyor.
Özel Not: Yazıyı sonlandırmadan önce bahsetmem gereken bir şeyler daha var.Altıkırkbeş Yayınevinin kitabın telif hakkı bölümünde yaptığı serzeniş gerçekten çok hoşuma gitti.Yazıyı hazırlayan ekibi tebrik etmek isterim.Telif haklarını hiçe sayan fotokopiçilerin,korsan yayın dağıtan illegal kuruluşların karşısında Altıkırkbeş Yayınevini gerçekten haklı buluyorum ve yasal önlemlerin en yakın zamanda daha caydırıcı şekilde alınacağını temenni ediyorum.Üstümüze düşen görev ise bu insanlara destek sağlamamak,orijinal ürünleri almaktır.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar:Franz Kafka, Editör:Banu Irmak , Çevirmen: Sergül Ogur || Liste Fiyatı: 5,90 YTL. || Yayın Yılı: 1995 || İthal Kağıt || 14×20 cm || Karton Kapak || ISBN:9799758467678
Komplo Teorisi (Conspiracy Theory) adlı mükemmel filmi izleyenler bilir;filmde kahramanın yüzlerce aynı kitaptan oluşan,ilginç bir yadsımasının ürünü olan kitaplığı vardı.Ayrıntıya girmeyeceğim ; işte o kitap Çavdar Tarlasında Çocuklar olarak Çoşkun Yerli tarafından Türkçemize kazandırılmış kitaptı.Sıradışı bir filmde, bu kadar vurgulanan kitabı tabiki hemen aldım ve okumaya başladım.
İlk olarak kitapta konuyu algılamaya çalıştım.Acaba nereye bağlayacak? Acaba , acaba.. Fakat biraz ilerledikten sonra konudan konuya atlayan kitabın konusunun da tam olarak algılanamayacağını anladım.Çok zevkliydi,çok akıcıydı.12-13 yaşlarında bir erkekti konu olabilecek durağan tek kavram.”Ben varım,ben,bir de kendim.” diyordu kitapta.Yapmacık olmamak ve kendini kandırmamak konusunda tam bir ustalık sergiliyordu.Argo ve küfür kullanıyor,yorum yapıyor,anlamlar çıkartıyor ve anlamları çürütüyordu.Yani kendini tanıyordu.Kendini bize değil,kendine tanıtıyordu.Bizle de sadece paylaşıyordu.Kahramanı çözmeye çalışmak ne kelime bunu denemek bile hata bu kitapta.Bir bölümde kahramanı içinizde yaşarken bir sonraki bölümde içinizden sıyrıtılıp kendisinin ve senin farklı kişilikler olduğunuzu bağırarak söylüyordu.Çok gülüngeç konular da vardı içinde,çok duygusal konular da.Gülüngeç diyorum evet! Komik ve mizahın karışımını ifade ediyor mu bilmem ama ben bu anlamda o kelimeyi kullanmak istiyorum.Belki hiç bir kelime gelmez gülüngeç yerine.Kitapta da böyle olmuyor muydu? İçinden geldiği gibi kelimeleri döküyor ve onu silmeyi düşünmeden kelimelere yeni anlamlar katıyordu.Belki de kitap topluma bir tepkiydi.Hep içte kalan o açık ve net tepki.Hani birinin ahlak gereği lafı edilmeyen ama edilmesi gereken şeylerdendi.Aslında bu kitap belki değil tam olarak topluma bir tepkiydi.İyi ve kötü tepki.Hatalarıyla kendini kabul etmek erdemini o yaşta göstermesi ve toplumdaki her şeyden nefret etmesi tekrarlıyorum sıradan olsa da ifade edilemeye edilemeye sıradışılaşmış olayları ifade etmesindendi.
İçerik hakkında bir şeyler mırıldanırsak Holden’ın okuldan atılmasıyla başlar.olden atıldıktan 2-3 gün sonra yani çarşamba günü ailesinin yanına gidecektir. Fakat Holden bu süreden önce okuldan ayrılır ve farklı maceralara atılır.
Kitabın çersinden alınabilecek binlerce anlam var.Diyeceğim, değişik bir şey olurdu size;demek istediğim şeyi anlatamıyorum.Anlatabilsem de anlatmayı isteyeceğimden pek emin değilim.Yazıyı sonlandırmadan kitabın başlığının anlamını da eklemek isterim.
Her neyse,hep büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne.Binlerce çocuk,başka kimse yok ortalıkta – yetişkin hiç kimse,yani- benden başka.Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum.Ne yapıyorum,uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum;nerye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken,ben bir yerlerden çıkıyor,onları yakalıyorum.Bütün gün yanlızca bu işi yapıyorum.Ben,çavdar tarlasında çocukları yakalayan birisi olmak isterdim.Çılgın bir şey bu,biliyorum,ama ben yanlızca böyle biri olmak isterdim.Biliyorum,bu çılgın bir şey.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Jerome David Salinger , Çeviren: Coşkun Yerli || Liste Fiyatı: 10,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9753636360
Perşembe, Ocak 22, 2009
Yorum Yok