Salinger’ın Çavdar Tarlasında Çocuklar adlı kitabını okuduktan sonra yazarın ciddi anlamda hayranı oldum. Hemen bir başka kitabını okumaya başladım. Kitabın arkasında açıklama olmaması, sade mi sade kapağı olması da başlı başına ilgi çekici.
Kitabın konusunu anlamakta başlarda gerçekten zorlandım. Bu kitap benden neyi anlamamı istiyor, neden okuyorum, ne kazandım gibi sorular sürekli aklımda dolandı durdu. Önemli bir meseleden hızlıca bahsedip araya ayrıntılarla dolu olan durum betimlemelerini koyuyor. Böylece bilinç altını o asıl konuya odaklandırıp aklımızdan farklı şeylerin geçmesini sağlıyor. Zamanla o düşünceye kendi kendinize adapte oluyorsunuz ve ikinci bir adım atılıyor düşünceye. Neredeyiz, ne oluyor, neden hayat bu kadar yavaş gibi bir çok soru sorduruyor insana.
Şimdi siz ne anlatıyor ki diyecesknizidir? Hayatın içersinden bir felsefeyi, Glass ailesinin iki ferdini anlatıyor. kanserli ‘şişman kadın’ı anlatıyor. Daha ne anlatsın! İnanılmaz bir şey gerçekten. Gördüğüm en dehşet kapanışlardan biri, başucu kitabım diyebileceğim giriş gelişme sonuç bütünlüğü, insanın içersinde bir şeyler koparan bir kitap bu. Size önerim şu ki 3-5 sayfasını okuyup da beğenmemezlik yapmayın. Bu kitap bir bütün.
Özel Not: Kitapta geçen “Bir Rus Gezgincinin Anıları” gerçekten var. Ayrıca ‘Franny ve Zooey’ bir seri başı ve ben bu seriye ilk kitabından bayıldım.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: J. D. Salinger || Çeviren: Ömer Madra || YAPI KREDİ YAYINLARI || Liste Fiyatı: 10,00 TL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9753631200
‘Kitaplık‘ bölümümüzün ilk yazısı ile karşınızdayız. Bir sonraki yazıda kendi kitaplığınızı göstermek ya da bizlere fikir vermek için lütfen iletişime geçiniz. Umarım bu yazı ilham perilerinizi canlandırır, dünyaya yenilikçi bir bakış açısıyla bakar ve kitaplarınızı evsiz bırakmazsınız.
Ağaç
Kore’li Shawn Soh tarafından düşünülmüş.

(daha fazla…)
Ferhan Şensoy’un gençlik yıllarında yazdığı öykülerin oluşturduğu kitaba adını veren de ilk öykünün kahramanı. Deneme havasında yazılmış, kendi kişiliğini bizlere açan ve açık bir amaç belirtmeden kelimler arasında mesaj vermeyi ihmal etmeyen, hoşa giden ama neyin hoş olduğunu tam olarak belirtmediğiniz Ferhan Şensoy için klasik, ama aslında sıradışı bir kitap.
Kelimelerini özgür kılmayı başarmış yazarın gerçek bir hayranıyım. Kel Hasan Efendi, İsmail Dümbüllü, Münir Özkul gibi önemli üstadları da tanımak gerek Ferhan Şensoy’u anlayabilmek için. Mizahı satır aralarına saklayan, acıklı bir öyküde mizah yapan insanlar. Her öykünün mutlu sonla, kahkahayla bitmesi gerekmediğini bilerek okumanız gerek bu kitabı. Nereye güleceğim diye aramamanız gerek. Elinizden kayan sayfalarda kitap sizi rahatlatacak, sanki bir dostunuzla konuşuyormuş hissini verecek ve hafif hafif sohbetin nahoşluğuyla gülümsemeye başlayacaksınız. Hayatın gerçeklerini küçümsemeyen ve ‘Bay Gerilim’ öyküsüyle beni oldukça hüzünlendiren kitabı herkesin farklı bir parçası saklı.
(…)sonunda birisi açtı. Durakta taksi olmadığını, bütün sürücülerin namaza gittiğini belirtti. Ne zaman arasam namazdalar, günde beş vakitten fazla mı kılıyorlar? Telefonu açan niye gitmiyor namaza? Nasıl gitmeyebiliyor yani?
Herkes namazdayken trafik daha sakindir, taksicilerin namazdan dönüşünü bekleyeceğime, kendi arabamla giderim, diye düşündüm. Trafik korkunç, gıdım gıdım ilerliyor. Ne kadar çok namaz kılmayan var demek ki. (…)
Bölümü okumadan önce uzunluğuna bakmanızı ve ona göre çevreye odaklanmanızı tavsiye ederim. 3-5 sayfa yayınevi kar etse nolur etmese nolur diyerek dev puntolarla yazılmış kitapta milliyetlerin baş harflerini küçük yazmasının nedenini (ki elbet bi anlamı vardır) bir türlü anlayamadım.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ferhan Şensoy || ORTAOYUNCULAR YAYINLARI || Liste Fiyatı: 11,00 TL. || Yayın Yılı: 2002 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9757904090
Bir yazarın son kitabında hele ki yaşamı elinin tersiyle itmişse farklı şeyler aramak gerek, kelimeleri ince süzgeçten geçirmek, satır aralarındaki anlamsızlıklardan anlam çıkarmak gerek. Nasyonal sosyalist tehlike altında yok olmakta olan Avrupa kültürünün işaretidir bu kitap.
Uzun öykümüz Satranç hakkında ve aklımızda yer etmiş bir kavrama farklı bir noktadan giriş yapıyor. Satranç ‘oynamak’! Satrancı büyük bir ciddiyetle ele alan veya satrancı eğlenmek için kelime anlamıyla oynayan kişi ayrımını yapıyor öncelikle. Sonra büyük bir psikolojik gerilim ürünü olarak kişilik parçalama çalışmasını anlatıyor bizlere. Öncelikle satranç oynamayı hatta kör oynamanın anlamını bilmeniz gerekiyor. Ardından kitabın altında yatan gerçekleri öğrenebilmeniz için bu işi sevgiyle ve sezgiyle yapmanız gerek. Kralların oyununa karşı bir ilginiz varsa er ya da geç siz de benim gibi, onun (Dr. B.) gibi kendi kendinize oynama konusunda bir deneme yapacaksınızdır. İşte tam bu noktada kitap elinizden kayıyor ve bilinmeyen bir dünyanın kapılarını sizlere açıyor. Avrupa’da Nazi dönemindeki psikolojik gerilimlerle birleşen kitap biranda oldukça çarpıcı bir geçeğe dönüşüyor. Elinizin altındaki satranç tahtasından hatta aklınızdaki sanal tahtadan korkuyorsunuz, belki de daha da anlamlandırıyorsunuz.
Kusursuz bir psikolojik hiçlik gerilimi ve ciddi anlamda kaygı uyandırıcı kapanışı ile yazarın son eseri olduğu aşikar.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Stefan Zweig || CAN YAYINLARI || Liste Fiyatı: 6,50 TL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9755103556
Çağdaş edebiyatın en kendine özgü kişiliklerinden Fernando Pessoa, ölümden sonra üne erişen yazarlardan. 1935′de öldüğünde, sandığından binlerce sayfa metin çıkmış. Gerçekten de ilginç bir durum bu. Portekizli şair, ressam olan yazarımız sağlığında çok az bir yayın yapmış ve bunları da sürekli farklı isimler altına yayınlamış. Bir yazarın sürekli takma isimler altında tanınma korkusuyla yazması, binlerce sayfayı sandığında gizlemesi ve hatta soyadının hiçkimse anlamına tekabül eden ‘Pessoa’ olması ilginçliğin ötesinde.
Şeytanın Saati, yirmi sayfalık bir anlatı ama içerdiği edebiyatla, felsefi sorularla benim için bir roman niteliğinde oldu. Kitabın içersinde her adım attığımda aman bitmesin kaygısını yaşadım, ve her adımda koridorların göründüğünden daha uzun olduğunu da hissettim. Şeytan-Şair Pessoa, Sözün Olmayan Ülkesi’nde yaşayan Pessoa, hem dölleyen hem de döllenen olarak hem kendisidir, hem de başkasıdır (başkalarıdır). Kitabımız bir kere sayfasını açtıktan sonra geri dönüşü olmayan ve sonu uçurum olan, sizi zarifçe içine çeken, boşluğa, karanlığa doğru sorular soran bir başyapıt.
Ben hiçbir zaman hiçbir şey olmak istemem
Ben hiçbir zaman hiçbir şey olmak isteyemem
Ben hiçbir zaman hiçbir şey olmak istemeyeceğim
Ama bende dünyanın tüm hayalleri var.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Fernando Pessoa || Çeviren: Işık Ergüden || CAN YAYINLARI || Liste Fiyatı: 5,00 TL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9750709982
Pazartesi, Ekim 26, 2009
Yorum Yok