“Olmak ya da olmamak! İşte bütün mesele bu!” Shakespeare’in Hamlet’in ağzından söylediği bu sözdeki büyüklüğü hemen herkes bilir ve bu sözün öncesini, sonrasını, bu söz kadar değerli sözler bütününü okumak benim için gerçek bir zevkti.
Dönemin aynası niteliğindeki bu eserde bir çok duyguyu en edebi anlatımla tatmak, tiyatro ile yüzyıllarca önce nasıl bir imgelem yapıldığını görmek mümkün. Kötülükten kurtulmak, yeniden sağlıklı olmak için, doğa en soylu ve en yüce ögeleri feda etmelidir: Trajedi de budur.
Oyunun dramatik yapısı ve karakterlerinin derinliği Hamlet’in birçok açıdan tahlil edilmesine, yorumlanmasına ve üzerinde tartışılmasına neden olmuştur. Örneğin, yorumcular Hamlet’in amcasını öldürme konusundaki kararsızlığı karşısında yüzyıllarca şaşkın kalmışlardır. Bazıları bunu yalnızca olay dizisini sürdürebilmek için olduğunu düşünürken, diğerleri bunun soğukkanlılıkla işlenecek cinayetin, intikam hesaplarının ve set çekilen arzunun getirdiği karmaşık felsefi ve etik sorunların yarattığı baskı nedeniyle olduğunu söylemektedir.
Eğer bir karakter hakkında yalnız dostlarının söylediğini dikkate alırsanız, yanılabilirsiniz; düşmanlarının söylediği belki sizi daha da yanıltabilir, hatta karakterin kendisi de, kendini olduğu gibi gösteremez. Şüphesiz yapılması gereken, bunların hepsini göz önünde tutarak bir fikir sahibi olmaya çalışmaktır. Ve perde… (daha fazla…)
İskender Pala’nın hayatı hakkında tek bildiğim kitaplarının başında yer alan biyografisinden ibaretti. Kendisi, bendeki okuma aşkını pekiştirmiş, ufkumu genişletmiş, benim için çok önemli bir kişi. Bu kitabın yayınlandığını görünce ilk başta şaşırdım. Siyaset ile İskender Pala’nın ne gibi bir alakası var! diye tanıtım yazısını okuduğumda daha da şaşırdım. YAŞ kararıyla, mecburi hizmetinin bitmesine az kala son bulan Deniz Kuvvetler’ndeki 15 yılın hikâyesini anlattıyordu.
İskender Pala ‘yı önyargılardan uzak bir şekilde içtenlikle takip ettiğimden ve TSK ile ailevi bağımdan dolayı anlattıklarını hissederek okudum, kimi yerlerde yaşadığım benzer olaylar gözümün önüne geldi, hatta benzer konularda onu yaşamadıklarını fakat benim yaşamış olduklarımı da hatırladım. Konu gerçekten çok hassas, dönem çok hassas. Siyasetten uzak durdukça içine girdiğimi, sessizleştikçe sesimin gürleştiğini hissediyorum. Az konuşuyorum bu konularda fakat haksızlıklara, ekmek parasızlığına ve nice emeğin ahlaksızca silinerek insanlara şerefsiz damgasının vurulmasına öyle üzülüyorum ki. Dinin yanlış yorumlanmasına, dini yanlış yorumlayanlardan ötürü dine tavır alınmasına ve tüm bunların sonucunda ülkemiz, milletimizin kaybetmesine dayanamıyorum.
Bu kitabı okurken kitabın ardından gelecek yorumları da hayat etmedim değil. Örneğin TSK’ya yapılan bir saldırı olduğunu, zedeleyici olduğunu söylemekten geri durmayacaklar. Kitap tüm bu sorulara yanıt verebilecek güçte olmasına rağmen ben bir kez daha yinelemek istiyorum. TSK devletin temel kurumlarından olduğu gibi kutsal bir kurumdur da, peygamber ocağıdır. Gel gelelim içersindeki yanlış tutumların, gölgesi boyundan uzun olanların da temizlenmesi, temizlenmesi için de eleştirilmesi ve gerçektenlerin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Benim düşüncemle hiçbir kurum yoktur ki yargılanamasın! Demokrasiye terstir öncelikle, hele ki halen askeri bir anayasa ile ülke sistemimizin yürütülüyor olması, Atatürkçülük’le bağdaşmayan bir gerçektir.
Konfüçyüs, “Artık karanlığa sövmeyi bırak! Kalk Allah aşkına bir mum da sen yak!” der. Galiba YAŞ kararlarına yargı yolu açılıp da aklandığım güne kadar bu böyle sürüp gidecek diye bu satırları yazdım… Işığı görmek isteyenler için bir mum niyetine… Merak ediyorum; acaba bencileyin üç bini aşkın insanın “bazen”lerle bekletilen trajedisi bu defa sona erecek mi; birileri bununun içi bir şey yapacak mı?1.. O birileri ya sizsiniz, ya elinizin uzandığı kişidir. Umarım bu satırlar bir işe yarar ve filmi başa sarmayız. Son sözüm, teselli için sık sık söylediğim sözdür:
“Çok şükür ki mazlum oldum, zulmeden olmadım!..“
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Prof. Dr. İskender Pala || KAPI YAYINLARI || Liste Fiyatı: 13,00 TL. || Yayın Yılı: 2010 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:6054322053
Nihilizmi anlamak, kendimi geliştirmek için Felsefe’ye balıklama giriş ile büyük bir üstadın kitabımı ellerime almam elbette ki hataydı. Belki çeviriden, belki seviyesizliğimden, belki kitabın seviyelililiğinden kaynaklanan beni zorlayan nedenler topluluğu vardı. Henüz anlayacak, yorumlayacak seviyede olmadığımı hissettim. Her paragrafı birkaç defa okumak ve yine de anladığım şeyin anlatmak istediği olup olmadığına emin olamadıktan sonra kitabı okumayı bırakmadım. Sadece erteledim.
Amacım bu siteyi açarken de düşündüğüm gibi kendime geliştirmek fakat gün geçtikçe şevklensem de hiç olduğumu daha iyi idrak ediyorum. Bir gün bu kitabı tekrar, belki sonra bir kez daha okuyacağım. Ama er ya da geç içimden evet, bu sefer oldu diyeceğim.
Ben her türlü ahlaki hüküm vermeye, övmeye ve mahkum etmeye karşı derin bir tepki duyarım. Alışılagelen ahlaki hükümlere karşı şunu sorarım: Hükmü veren hüküm vermeye esasa itibarıyla haklı madır? O onun yeterli derecede üstürde midir? Onun saggörüsü, hayalgücü, yeterli deneyimi varmıdır, bir bütünü tasarlaması için?
Ruhunuzu taze, serin ve doğallığını yitirmemiş olarak tutun! His dolu olanların ılık havası, duygusalların boğucu sıcak havası sizden uzak olsun!
Beni okuduğunu anlayamayan biri olarak düşünmediğinizi umuyorum. Friedrich Nietzsche, çekiç ile felsefe yapan sıradışı bir kişilik. Yaşamı boyunca yaşadığı zorlukları biraz öğrenince düşüncelerindeki ağırlığın kaynağını biraz hisseder gibi olsam da acaba düşünce yoluyla yenmeye çalıştığı zorlulukların yanının zorluğu ne kadar önemsenir gerçekten bilemiyorum. Aldığı yol kimisinin kafasını karıştırsa da korkusuzca bir gün düşüncelerini kapsamak amacım. Şaka gibi ama kendi sınırlarımla henüz tanışmadığımdan bunu söylemekte sakınca, abartı, havalanma gibi bir şey görmüyorum. İçtenliğimle kendi kendime bir şeyler karalıyorum diyelim.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Friedrich Nietzsche || Çeviren: Sedat Umran || BİREY YAYINLARI || Liste Fiyatı: 12,00 TL. || Yayın Yılı: 2000 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9758257461
Cumartesi, Şubat 27, 2010
Yorum Yok