2019
Çar, Kas 25, 2009
Ortaoyuncuların yeni oyunu bilimsiz kurgusal güldürü olan 2019 ‘un Bursa gösterimindeydim dün gece. “Yıl 2019, ben hiç yaşlanmamışım.” diyerek başlıyor usta Ferhan Şensoy! Süleyman Demirel’in hayatta, Deniz Baykal’ın da halen muhalefette olduğu yıllar. Mustafa Kemal’in üzerinde puşide-i siyah, Mustafa ve Kemal başrolde, karamsar bir dünya karşımızda. Emre Kongar’ın adında Ergenekon’un tüm harflerini içerdiğinden içeri alındığı, yobazların hakim olduğu terörlü bir dünya!
Günümüzün karmaşık siyasi durumuna bir Ferhan Şensoy bakış açısı desem tam yerinde olur. Bu korkusuzca sert oyununun karşımızda olması eğer halk, sen, sönük ve suskun yaşamaya devam edeceksen olacaklar işte bunlar demek.
Benim bakış açımla oyunda aşırı bir ayrım yapıldığı yönünde. Ustanın her eseri gibi zeki pırıltıları ile dolu olsa da Atatürkçülük ile Müslümanlık arasında keskin bir hat çekilmiş durumda. Amacı Atatürkçülük ile Yobazlık arasındaki noktayı göstermek ama bu tiyatroda Atatürkçü ve dinini tam anlamıyla yaşayan bir kişinin de olmasını beklerdim.
Ustayı canlı performans olarak ilk defa izlemenin büyük heyecanını tattım. Karşılıklı atışmaların olduğu sahnelerde temponun çok düşmesi hatta sıkıcı bir hal alması beklemediğim bir şeydi ama ara ara dev ekranın inerek müs tv reklamları ve haberleri yayınlaması gerçekten mükemmeldi. Tüm salonu kahkahadan kırıp geçiren hacı pokemonun yanında dramatik anlar da bolca vardı.
Sisli bir Bursa akşamında Ferhan Şensoy’un gülümsemesini görebilmek için salonu dolduran izleyicilerin istediklerini aldıklarına inanıyorum. Ferhan Şensoy‘un yazdığı bu oyunun kapanışı gerçekten çok anlamlı. “Bir şiir gibidir din / Yobazlıklar (sapıklıklar) içermez.”
NOT: Bu yazı ‘Tevatür‘ adlı dergide yayınlanmak üzere yazılmaktadır. Karşınızda olan doğal halidir. Dergiye makyajlanmış olarak çıkabileceği gibi hiç çıkamayabilir de.
Benzer Yazılar
Etiketler: 2019, Ferhan Şensoy, Tevatür



Aralık 6th, 2009 15:20
Emeginize saglık…
Aralık 17th, 2009 05:24
Evet susmayalım, bende isterim susmamak, ama n'oluyoruz, avrupa birliği sürecine girdik diye kendimizi avrupa da mı sanıyoruz, n'oldu, 80'lerde onca konuşana, ne oldu, susma diye bağranlara, şimdi hiç birinden bir haber dahi yok, işte burası Türkiye, susmayız biz ama susturuluruz, polisi, askeri, sağcıları, solcuları, dincileri hepsi hep bir ağızdan "sus" derler, bizde ölmemek için susarız. Şimdi bile tereddütteyim, susup sayfayı kapatsam mı; içi mi döksem mi diye…