
- Twitter’da 50.000 takipçimize ulaştık, şerefine Paulo Coelho, Küçük İskender, Zülfü Livaneli veİskender Pala’dan imzalı kitap hediye ettik. http://twitter.com/rsskitap
- Kent TV’de Gülşah Elikbank’ın Kitap Kolik adlı programında RSS Kitap tanıtıldı :) Kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz. http://tinyurl.com/3lgn93g
- Bilişim Yıldızları yarışmasında RSS Kitap ile e-blog kategorisinde ödül aldık. Ödül töreni Kadir Has Üniersitesi, İstanbul’da gerçekleşti. Bahşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay YALÇIN ödülü takdim ederken… http://tinyurl.com/rsskitapizlesene
- Google+ sayfamız açıldı. Çevrenize eklediniz mi? :) http://goo.gl/JvoHS
- SosyalSorumluluğum.com projesi olan ’1 Kitap Da Benden’ projesini destekleyenler arasında yer aldık.
- Facebook sayfamızda 1.000 kişi olduk. http://www.facebook.com/rsskitap
- Temmuz 2011′den beri RSS Kitap’a hiçbir yazı eklememişim. Bunun çeşitli bahaneleri var fakat söylemek istediğim gidişatın değişeceği ve daha aktif olarak bloglamaya devam edeceğimdir.
Bu yazı ‘Derkenar‘ adlı yazı dizisi içersinde yer almaktadır.
- 9. Altın Örümcek web ödülleri blog kategorisinde finalistler arasında yer alıyoruz.
- Derler ya ‘Güzele bakmak sevaptır.” diye, demelerine fırsat vermemeli, sözün doğrusu olan “Güzel görmek sevaptır.” demeli.
- Feroz Ahmad bize, tarihimize dışarıdan bakarak olağanüstü bir analiz yapmış ve ben bunu günümüz sorunlarının cevabını da içeren ‘Bir Kimlik Peşinde Türkiye’ kitabından alıntı ile göstermek istiyorum.
Milliyetçiler 1923′te cumhuriyetlerini kurdukları zaman bölgesel ve dolayısıyla da vatansever bir tanımla ‘Türkiye Cumhuriyeti’ olarak tanımlayarak, ‘Türk Cumhuriyeti’ şeklinde bir etnik tanımdan kaçındılar. Milliyetçiler, tanımlar arasındaki farkın bilincindeydiler ve kelimelerini dikkatle seçmişlerdi. Hatta ‘yeni Türkiye’de yaşayan insanların, Türk, Kürt, Arap, Çerkez vd. oldukları için ‘Türkiyeli’ olarak adlandırılmasını ve ‘Türk’ sözcüğünün sadece etnik ‘Türkler’i nitelemesinin üzerinde de tartışılmıştı. Türk kelimesinin İngiltereli veya Amerikalı gibi bir anlam kazandırılarak kullanılmasına devam edilmiştir.
Bu yazı ‘Derkenar‘ adlı yazı dizisi içersinde yer almaktadır.
- Sabri Cansu Akbay’ın bana anlattığı küçük bir anekdodu paylaşmak istiyorum.
Sosyal umursama adına yapılan bir deneyde dünyanın en ünlü viyalonsel sanatçılarından biri metroda bir sokak sanatçısı gibi kendi parçalarını çalmış. Fakat biletleri yüzlerce dolardan başlayan ve kapalı gişe sanatını icra eden bu sanatcıyı herkes kötümser bakışlarla izleyip, dinlemek için kimse yanaşmamış. Ben bu anekdottan sonra sokak sanatçılara gerçekten bir başka bakmaya başladım.
- Herkesin dilindeki bir dizenin aslında devamı da var.
“Güzelliğin on par’etmez
Bu bendeki âşk olmasa
Anılmazdı Veysel adı
O sana âşık olmasa”
Âşık Veysel
- Mad Man adlı dizinin S01-B08′teki bir tasvir görülmye değer.
Üretken ve mantıklı birisin.
Neticede sadece kendi derdindesin.
Bu güçtür. Biz farklıyız.
Bizim emeklerimize güvenen,…
…insanlara karşı duygusal değiliz.
- Son zamanlarda birçok yerde farklı şekillerde karşılaştığım genel yargı var. ‘Fazla refah dinamizmi öldürür.’ Politikanın bu gerçeği ciddi anlamda kullandığını rahatlıkla görebiliyorum ve bu gerçekten acı.
- Girişimcilik adına birkaç kelime sözüm var. Fikirleriniz soru(n) üzerinden çıkmalıdır. Sektörde anlatacak bir şeyi olandan öğrenecek birçok şeyiniz vardır. Girişimlerinizde başkaları sizi hatalı görse de asıl imtihanınız fikrinizi onlara kabullendirebilmenizde,başarılı olacağınıza yani kendinize inanmanızdadır. Velâkin lafı da kısa kesmek gerek, çünkü en önemli şey sadelik (
basitlik).
Bu yazı ‘Derkenar‘ adlı yazı dizisi içersinde yer almaktadır.
Bu yazı ‘Derkenar‘ adlı yazı dizisi içersinde yer almaktadır.

Girizgâh
‘Derkenar‘ adlı yeni bir yazı dizisi ile karşınızdayım. Fikir şu; edebiyat nâmına değerli bulduğum ebediyete intikal etmesini istediğim, ilham verici her ne varsa sizlerle paylaşacağım.
Kelimenin mânasını da belirtmek gerek. Derkenar, Osmanlı zamanında belgelerin işleme konulabilmesi için hakimler tarafından kenarına düşülen onay notudur, günümüzde dilekçeler için halen uygulanır. Zamanla tabir genişlemiş ve kitap kenarına alınan notlara da derkenar denilmeye başlanmıştır. Bu yazı dizisiyle ben de kitap kenarına alınan notlar anlamını bir nebze genişletip kitaplardan, dergilerden kenarlara alınan notları paylaşacağım.
İskender Pala’nın Katre-i Matem adlı kitabından ilhamlanarak oluşturduğum Derkenar yazı dizisine sizlerin katkısını da bekleriz.
Derkenar #1
- “Yeryüzünde tek bir çocuk bile acı çekiyorsa, Tanrı yoktur!” Dostoyevski | Son zamanlarda beni en çok etkileyen, sürekli durup durup düşündüğüm, dobralığından titrediğim söz.
- Üniversite’de gördüğüm bir takım bozukluklar için farklı bir bakış açısı var, mecbursun. “Sistemi sen düzeltecek değilsin, en azından şimdilik.” Haklı.
- Köşe yazılarında, kimi özelleştirilmiş hedefe yönelik yazılarda belirli bir içerikten sonra “… yazıyı buraya kadar okuduysanız …” şeklinde belirterek kıstasları iyice sıkılaştırarak olaya heyecan veren bir tarz görmeye başladım.
- Penguen dergisinin 416. sayısında ateşe tapanların cehenneme gitmesiyle ilgili güzel bir ironi yakalanmış.
- Adısz bir şiir;
Bu dünyada ne çok güzel kadın var
Kızları hele.
Otelin balkonuna çık
Seyret ihtiyar.
Bir yandan şiir döktür birbirinden aydınlık
Bir yandan yanındaki ölümle sohbet eyle.
Nazım Hikmet – 12 Temmuz 1959
- Olacak O Kadar ‘ın jenerik şarkı sözünün başlangıç cümlesini hatırlatmak istedim. “Aç gözünü seyret tekrarı yok bunun.”
Bu yazı ‘Derkenar‘ adlı yazı dizisi içersinde yer almaktadır.
Pazartesi, Ocak 9, 2012
Yorum Yok