A A
RSS

Arşiv | Kitaplık

Seçme Sapan Şeyler

Perşembe, Ağustos 12, 2010

Yorum Yok

Ferhan Şensoy ‘un antremanda olmak adına günde 2 sayfa deneme, hikaye artık o an canı ne çekiyorsa karaladığını söylediğini biliyorum. Bu kitap da üstadın bu zamanlarda oluşturduğu yazılarının derlenmiş bir hali.

Bu sefer yazıların tadı biraz farklı geldi bana itiraf etmeliyim. Bir kavga hissettim bugün ile Ferhan Şensoy arasında. Teknolojiye bok atmak vardı yazılarında, yalnızlık yerine düşmanı bellemişti. Ben halen buradayım duygusunun ağır bastığı yazılardı bunlar. Biliyorum kelime oyunları yine müthişti, yine klasik Ferhan Şensoy kalıpları vardı. Özlem giderdik kabul de bir şeylerin eksik olduğunu tek hisseden ben miydim?

Diyalektiğin dibi yosunlu, reenkarnasyon, izmaritin, demlenen kuş ne güzel hikayelerdi. Eksikliğin ne olduğunu bilemesem de ustanın karaladıklarını yayınlamaya devam ettirmesini çok isterim, umarım bundan vazgeçmez.

Öyküyle deneme arasında gidip gelen geziperver yazılar buınlar. Ya da öykü türünde açık denizler özleyen, birbirlerinden çok bağımsız metinler ve fakat bütünde buluşuyorlar; insanı çerçeveleyen eşya, nebatat, hayvanlar kendi gözlerinden değerlendiriyorlar bildiğimiz, kendini çok cinfikir sanan salak insanoğlunu.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ferhan Şensoy || ORTAOYUNCULAR YAYINLARI || Liste Fiyatı: 10,00 TL. || Yayın Yılı: 2010 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm|| Karton Kapak || ISBN:9757904120

Şair Fâtih: Avnî

Salı, Temmuz 13, 2010

Yorum Yok

Fâtih.
Gelmiş geçmiş en büyük ve en renkli hükümdar.
Kültürlü.
Asker.
Matematik ve diğer müspet ilimlere meraklı.
Doğu dillerini bilir.
Batı dillerini bilir.
Sultan.
Ve şair.
Avni.
Aruzu kullanmakta usta.
Gazzeleri daha meşhur.
“Fâtih olmasaydım Ulubatlı Hasan olurdum,” diyebilen bir ruh kahramanı.
Fâtih!.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Prof. Dr. İskender Pala || KAPI YAYINLARI || Liste Fiyatı: 14,00 TL. || Yayın Yılı: 2010 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:6054322190

Geçmişe Mazi Derler

Çarşamba, Haziran 16, 2010

Yorum Yok

Kitap okumak çok meşakatli bir yol. Okunması gereken klasikler, insanı yüceltecek özel öneriler, kişisel keşifler ve toplumdan kopmamak adına okunan popüler kültür kitaplarıyla insanın yolunu kaybetmesi gayet mümkün olan bir derya. Ben bunun dengesini kurmakta oldukça zorluk çekiyorum, bunu itiraf etmeliyim.

Yolunu kaybetmek diyerek anlatmak istediğim şeyi açıklama gereği duyuyorum. Her kitabın faydalı olduğuna inanıyorum fakat belirli bir tarzda uzmanlaşma amacı taşımadan benzer kitaplar okunursa körelme yaşanacaktır. Sürekli aynı konulara ilgi göstermenin sonucu aynı bakış açısıyla defalarca bir nesneye bakmaktan farksız olmakta. İşte günümüz popüler kültür kitaplarından özellikle tarih konusunu ele alanlarında bu tehlikeyi görmekteyim.

Belirli bir seviyeye erişmemiş, gelişme düzeyindeki küçüklerimize hitaben yazılan, sürekli benzer konuları sözde milliyetçilikle işleyen kitaplar bunlar. Bunlardan biri olan ‘Geçmişe Mazi Derler’ adlı kitap küçüklerimiz için tehlikeli bilinçaltı etkiler barındırıyor. Yaptıkları bilmem kaç yüzyıl önce batıda ne gibi pislikler olduğunu göstermek, biz onlardan üstünüz şeklinde sonuç çıkartılabilecek her türlü bilgiyi hakaretlerle bezeyerek körpe beyinlere aşılamaktır.

Dikkat edilecek olursa çeşitli dallarda devrimsel çalışmalar yapmış Freud gibi isimlerin birçok yerde aşağılandığı göreceksiniz. Günümüz dünyasında batının bilimsel ilerleyişinde kısmen geride kalmışlığımızdan bahsedilmeyen ve nasıl bu çağdaşlık seviyesinin üstüne çıkabileceğimiz konusunda çözüm yolları getirmek yerine, bir zamanlar onlar gerideydi diyerek tarihin sadece gurur okşayıcı taraflarından bahsedilen ve dolayısıyla bırakın objektif tutumu, tam anlamıyla taraflı bir yaklaşımı olan hatta öyle ki kimi yanlışlarımızı da doğru göstermeye çalışan bir kitap.

47 adet neredeyse her vatandaşımız tarafından bilinen tarihi olayları birkaç satır arasına belge sıkıştırdıktan sonra ‘belgeriyle gerçek tarih yorumlaması’ gibi bir slogan uydurup, benzer cümlelerle, aynı hikayeyi birkaç yerde yinelerek edebiyattan yoksun olmasının yanında tarihçi sıfatından da yoksun halde, siyasileşen içerik barındırarak, bizi yücelten değerlerden bahsetmek yerine batıyı kötüleyen ögelerden bahsetmeyi seçmiş acizce debelenen Ahmet Sarbay kitabıdır.

Tarih bu değil, nedir derse sayın yazar gelsin kendisine şanlı tarihimizi anlatayım.

Kitabı halen okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ahmet Sarbay || BABIALİ KÜLTÜR YAYINCILIĞI || Liste Fiyatı: 12,50 TL. || Yayın Yılı: 2003 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9758486519

Puslu Kıtalar Atlası

Çarşamba, Mayıs 26, 2010

Yorum Yok

İhsan Oktay Anar’ın helezonî (sarmal) kurgusu ile Descartes’in ünlü sözü “Düşünüyorum öyleyse varım.”, “Düşlüyorum öyleyse varım.”a dönüşür. İstanbul ‘da 1681-1684 yılları arasında vuku bulan roman teori ve pratik arasındaki çatışmayı doruk noktasına çıkarır, metafizik ve fantastik ögelerle sıradan bir adamın sıradışı öyküsünü anlatır.

Özellikle her şeyin ve hiçbir şeyin hammaddesi olarak düşünülen “boşluğun” imâli için gereken para ki maddi anlamının da ötesinde, merakın ve bilgi arayışının sembolüdür, zihinleri açacak kadar derinlikli olduğunu belirtmeliyim. Her şeyle, hiçbir şeyin bir olduğu ve karşıt kavramların (varlık-yokluk, hareket-karşı hareket, ses-sessizlik, karanlık-aydınlık) birbirine bir olacak kadar yaklaştıklarını görürüz modern zaman masalında.

“Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kâinattan 7079 yıl, İsa Mesih’ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Konstantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.”

Son olarak İhsan Oktay Anar ‘ın N.Y. (Novae Fulguri) için önsözde Latince yazdığı şiirin çevirisini sizlerle paylaşmak istiyorum.

“tui lucent oculi
sicut solis radii
sicut splendor fulguris
lucem donat tenebris”
“gözlerin
güneşin okları gibi parlak
aydınlatıyor karanlıkları
bir şimşek gibi çakmak çakmak”

Ne var ki ben, kendimle ilgili bazı meseleleri hâlâ çözebilmiş değilim. Rendekâr düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim? (…) Hangimiz düş ve hangimiz gerçek? Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun, kendisinin düşündüğünü bildiğini düşünüyorum. Bu adam düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru oldupunu biliyorum. Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: İhsan Oktay Anar || İLETİŞİM YAYINLARI || Liste Fiyatı: 17,50 TL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt || 13×19 cm || Karton Kapak || Film Hakları: Mustafa Altıoklar || ISBN:9754704724

İsimle Ateş Arasında

Pazartesi, Mayıs 17, 2010

Yorum Yok

İsimle Ateş Arasında… Devşirmelerden oluşan Osmanlı’nın yüzyıllarca vurucu gücü olmuş olan Yeniçeri’lerin hikâyesi.

Devşirme geleneğinin sonucunda yetişen Yeniçeri’nin sadakati kadar geride bıraktığı acıyı da bizlere göstermeyi ihmal etmeyen Nazan Bekiroğlu hikâye içersinde hikâye anlatarak bilgilendirici bir kitap üretmiş. Özellikle hikâyecik ve Yeniçeri’lerin yapısına dair çeşitli bilgiler benim uzun zamandır okumak istediğim fakat bu bilgilerin sadece klasik, sıkıcı diye nitelendirebileceğim tarih kitaplarında yer almasından dolayı ertelediğim öğeydi. İçeriğini bilmeden tavsiye ile okuduğum bu kitap beni öylesine sevindirdi ki! Çünkü asıl olarak Osmanlı tarihinde bir suçluyu işaret eden yüzlerce tarih kitabına inat, söylenmemişleri söylüyordu. Bir padişah ile yeniçeri arasındaki bağı ve hatta ulema üçgenini, padişahın töre ve şerri hukuk ile sınırlandırılmış yetkilerinin yanında atalarında olduğu gibi halkına karşı Allah’ın önündeki sorumluluğu ve hatalarından da bahsediyordu. Ve tabiî ki aşktan da!

Dili, devrin dilini daha iyi yansıtmak adına normalden ağır olarak kullanılmış. Özellikle benzetmeler kitabın baskın öğeleri. Neredeyse her satırda birkaç benzetme görmek mümkün. Dilin ağırlığı daha çok benzetmelerin üzerinde kendini gösteriyor. Hikaye üzerinde yer alan konuşmalar ve tamlamalar ağır olmasa da bir durumu, bir bakışı betimleyen sayfalarca ardı ardına dizilmiş benzetmeler kimi zaman anlaşılır ve hoş gelse de kimi zaman da bir kelimeyi anlamamak, bir sonrakinde zorlanmak ve düşen isteklenme ile sayfaların elimde ağırlaşmasına neden oldu. O yüzden ben de zorlamadım kimi zaman. Elimde ağırlaştığında koydum başucuma ve yazara yazması için gerekli olduğu kadar, okuyucuya da zevkle okuyabilmesi için gerekli olan ilhamı bekledim. Sindire sindire, okumak için okumak yerine kitaptaki derinliği anlamlı kılmayı amaç edindim.

Şanlı tarihin şahıslar kadar toplulukların da hatasıyla körelmesini konu aldığından giderek karamsarlaşan, duygusallaşan içeriği konusunda uyarmam da gerek. Yazarımız hikâyelerin uydurma olduğu defalarca yinelese de hikayelerdeki duyguların, hissedilişlerin yalan olmadığı da aşikar.

Fikrin ve muammanın ayrıntısına böyle düşüverdim. Aşkı taşıyan her kalbin muhkem olduğunu zannediyordum oysa. Meğer aşk indiği kalbi ihya ediyor ya, ihya edemezse yok ediyordu. Kazasız belâsız kurtulmanın imkânı yoktu.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Prof. Dr. Nazan Bekiroğlu || TİMAŞ YAYINLARI || Liste Fiyatı: 16,50 TL. || Yayın Yılı: 2010 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm|| Karton Kapak || ISBN: 9753627184

Maria’nın Yıldızları

Salı, Nisan 20, 2010

Yorum Yok

Hayat telaşı, odaklanabilmek çok zor bu günler. Ya hızlı adımlarla bir yere yetişmeye çalışıyoruz ya da yanımızdan geçen aracın gürültüsüyle tedirginlik içersinde hayatın tadını alamadan yaşıyoruz. Kimi zaman durmak, sessizlikte içimizden gelen sesi dinlemek gerek.

Oğuz Dinç öyküleriyle benim için bir sığınak haline geldi. Bir sığınak bir kaçış… Otobüste kitabın sayfaları birbirini izlerken biran başımı kaldırdığımda farkettim ki kitaptaki karakterlere bakıyordum. Bir gülümsemeleriyle hayatı anlamlı kılan bu içten karakterler hem kitabın içersindeler hem de karşımdalar. Elimdeki kağıt parçasını anlamlı kılan kelimelerin soyut çağrışımları o kadar yakın ki ve bir kadar ulaşılmaz ki. Birkaç sayfacıkta yepyeni insanlar tanıyıp dertlerini dert edindiğim gibi hayat anlamcıları topluyorum içimde. İnanıyorum ki kitabı kapattığımda onlar artık sayfalar arasında sıkışmıyorlar, benimle oluyorlar. Sonu yazılmamış öyküleri özgür kılıyorum kendi benliğimde, bitmiş hikayerleri de yaşanmışlığıma ekliyorum, yaşamasam da hissederek.

Yalnız olmak ve yalnızlığın ağırlığını kaldırmak ne kadar zordur pek az kimse bilir. Sayfalar arasında kendini bu ızdıraptan kurtaran kitap dostları kimi zaman da kendini tutamaz kendini, boş sayfalara içini döker, koyverir boşluğa anlamları, ortak dertleri. Koyvermişliğin, içinin, içtenliğinin dökülmesini izin vermişliğinin güzeliğiyle ustaca kullanılmış basitlikle Modena’lı bir Mektup’taki tarifi okurken karnınızı guruldatabilir pekâlâ, sevdiğine ‘Artık hayallerimizi birlikte kuralım.’ dediğinde o ses sizin de içsesiniz olur, o anki aşkı gerçek yapan sizsinizdir. İşte tüm bunların gönül aracısı da Oğuz Dinç.

İç açıcı kapak tasarımıyla ve Oğuz Dinç imalı kitabı açıkcası olumlu bir önyargı ile elime aldığımı itiraf etmeliyim. Özellikle ‘Merhaba Anton’ öyküsü benim en beğendiğim oldu. Yazardan artık bir de roman bekliyorum!

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Oğuz Dinç Yayına hazırlayan: Zarife Öztürk, Defne Orhun | Kapak Tasarımı: Deniz Akkol | Sayfa Düzeni: Tarkan Togo || ÇİTLEMBİK YAYINLARI || Liste Fiyatı: 5,00 TL. || Yayın Yılı: 2005 || İthal Kağıt || 12,3×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN: 9756663715

Sayfa 1 - 1912345...Son »
Derkenar
“Komedi bitti.”

Ludwig van Beethoven (Son Sözleri)

RSS Kitap 'ı Desteklemek ister misin?


Birlikte bir adım daha atabilmek için canımıza can katın, Destek Olun!
Şu An Ne Yapıyor?
    Okuyor;
  • Don Carlos'un Öğretileri & Savaşçının El Kitabı - Victor Sanchez
  • Sonraki okuyacağı;
  • Rüyacı & Büyücülerin Dünyasına Giriş Töreni - Florinda Donner
  • Takipte;
  • K (Haftalık)
  • Penguen (Haftalık)
  • Uykusuz (Haftalık)
  • NTV Tarih (Aylık)
  • CNBC-e (Aylık)
  • İzdiham (Mevsimlik)
Okumak İstediğim Kitaplar
İlgi duyduğum ve ileride imkan bulursam satın almak istediğim ve akabinde eleştireceğim kitaplar;
  • Nietzsche Ağladığında - İrvin D. Yalom
  • La & Sonsuzluk Hecesi - Prof. Dr. Nazan Bekiroğlu
  • Semerkant - Amin Maalouf
  • Monte Kristo - Alexandre Dumas
  • Kadından Kentler - Murathan Mungan
  • Araf - Elif Şafak
  • Baba ve Pi* - Elif Şafak
  • Bit Palas - Elif Şafak
  • Mahrem - Elif Şafak
  • Pinhan - Elif Şafak
  • Şehrin Aynaları - Elif Şafak
  • Med-Cezir - Elif Şafak
  • Beşpeşe - Murathan Mungan/ Celil Oker/ Pınar Kür/ Faruk Ulay/ Elif Şafak
  • Bütün Kozmokomik Öyküler - Italo Calvino
  • Sicilyalı - Mario Puzo
  • Güle Güle Godot - Ferhan Şensoy
  • Hacı Kom - Ferhan Şensoy
  • Elveda SSK - Ferhan Şensoy
  • Afitap'ın Kocası İstanbul - Ferhan Şensoy
  • Ayna Merdiven - Ferhan Şensoy
  • Ferhantoloji - Ferhan Şensoy
  • Hacı Komünist - Ferhan Şensoy
  • Kazancı Yokuşu - Ferhan Şensoy
  • Oteller Kitabı - Ferhan Şensoy
  • Tarihin İzinde - Prof. Dr. İlber Ortaylı
  • Yediler Kırklar 6 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Bu Atlı Geçide Gider 7 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Geçitteki Ülke 8 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Darağacı 9 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Ebem Kuşağı 10 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Sabır 11 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Gece Vaktinde Gündönümü 12 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Cevahir ile Sadık Çavuş'un Buğday Kamyonu 1 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Karanlıkta Mum Işığı 2 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Güneşin Dört Köşesi 3 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Ejderha Dövmeli Kız - Stieg Larsson
  • Pi* Fantazi - Luke Rhinehart
  • Tarihin İzinde - Prof. Dr. İlber Ortaylı
Kitaplığımdan Tozlu Sayfalar
Kitaplığımda bulunan ve ileride imkan bulursam okuyup akabinde eleştireceğim kitaplar;
  • Efrasiyab'ın Hikayeleri - İhsan Oktay Anar
  • Faust - Johann Wolfgang Goethe
  • Limon Ağacı - Sandy Tolan
  • Kayıp Gül - Serdar Özkan
  • Suç ve Ceza - Dostoyevski
  • Aklı Bir Karış Havada - Susanna Tamaro
  • Ceset Kokan Kadınlar - Zeki Kayahan Coşkun
  • Güller Kırmızıdır - James Patterson
  • Vadideki Zambak - Honore de Balzac
  • Çikolata Kaplı Hüzünler - Canan Tan
  • Sana Gül Bahçesi Vadetmedim - Joanne Greenberg
  • Tanrılar Okulu - Stefano E. D’Anna
  • Sergüzeşt - Samipaşazade Sezai
  • Siyasetname - Nizamül Mülk
  • Ölüler Evinden Anılar - Dostoyevski
  • İnsancıklar - Dostoyevski
  • Çatı / Dünkü Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Diriliş Çanakkale 1915 - Turgut Özakman
  • Viva La Muerte! - Alev Alatlı
  • Diriliş - Lev N. Tolstoy
  • Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Budala - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Goriot Baba - Honore de Balzac
  • Hanımın Çiftliği - Orhan Kemal
  • Notre- Dame'in Kamburu - Victor Hugo
  • Romeo ve Juliet - William Shakespeare
  • Vadideki Zambak - Honore de Balzac
  • Bilimin Arka Yüzü - Adrian Berry
  • Türk Korkusu - Özlem Kumrular
  • Bir Gölgenin Peşinde - Georges Ifrah
  • Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk
  • Diksiyon & 10 Derste Güzel Konuşma Sanatı - Mehmet Kaplan
  • Görünmeyen - Paul Auster
  • Hac - Paulo Coelho
  • İlyada - Homeros
  • Odysseia - Homeros
  • Simyacı - Paulo Coelho
  • Portobello Cadısı - Paulo Coelho
  • Don Kişot - Miguel de Cervantes
  • Frankenstein - Mary Shelley
  • Savaş ve Barış - Lev N. Tolstoy
  • Araba Sevdası - Recaizade Mahmut Ekrem
  • Binbir Gece Masalları - Sadık Yalsızuçanlar
  • Bir Atın Hikayesi - Mark Twain
  • Budala Fyodor - Mihayloviç Dostoyevski
  • Çocukluğum - Lev N. Tolstoy
  • Devlet - Platon(Eflatun)
  • Dönüşüm - Franz Kafka
  • Efendi ile Uşak - Lev N. Tolstoy
  • Kitab-ül Hiyel - İhsan Oktay Anar
  • Kültür ve Dil - Mehmet Kaplan
  • Eylül - Mehmed Rauf
  • Genç Werther'in Istırapları - Johann Wolfgang Goethe
  • Gençliğim - Lev N. Tolstoy
  • Goriot Baba - Honore de Balzac
  • Hacı Murat - Lev N. Tolstoy
  • Haldun Taner Kabare - Haldun Taner
  • İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo
  • İki Şehrin Hikayesi - Charles Dickens
  • İvan İlyiç'in Ölümü - Lev N. Tolstoy
  • Karagöz ile Hacivat - Anonim
  • Kibarlık Budalası Sevda Doktoru - Moliere
  • Kumarbaz - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Mantıku't-Tayr - Feridüddin Attar
  • Maupassant Seçme Hikayeler - Guy de Maupassant
  • Notre Dame'in Kamburu - Victor Hugo
  • Ölü Canlar - Nikolay Vasilyeviç Gogol
  • Öteki Ben - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Robinson Crusoe - Daniel Defoe
  • Seçme Hikayeler - Anton Çehov
  • Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır - Lev N. Tolstoy
  • Vatan Yahut Silistre - Namık Kemal
  • Venedik Taciri - William Shakespeare
  • Yeraltından Notlar - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Lütfen önerilerinizi benimle paylaşınız.(İletişim)
Sosyal Medya'da RSS Kitap
RSS ile abone
olmak ister misin?
Twitter takipçisi
olmak ister misin?
Facebook'ta beğeniyor
olmak ister misin?

RSS Twitter Facebook

Soru Sor

Twitter

Twitter - Beni takip etmek için tıklayınız.

    Bilgilendirme

    Site kısa bilgilendirme ikonu
      Sitemiz Rıza Selçuk SAYDAM 'ın okuduğu kitapları günler, aylar ve hatta yıllar geçse de ileride dönüp bakabileceği, kendi üslübundaki değişimleri farkedebileceği, fikirlerindeki, bakış açılarındaki genişlemeleri kayda alabileceği bir blogdur. Sıkılmayın, okuyun ve lütfen yorumlayın.