Kitaplık

Aforizmalar

Aforizma nesir halin­de, esprili ve hazır cevapça formüle edilmiş, düşünce ağırlığı olan ifa­de, bilinen bir şeyi şeffaf bir kalıpla dile getiren fikir yazısıdır.Bir başka deyiş ile Yalçın Küçük’ün özlü sözlerinin oluşturduğu bir kitaptır.Kitapta bir takım konular hakkında siyaset ağırlıkla yazıları bulunduğundan ve siyaset konusunda yorum yapma gereği duymadığımdan kitabın tanıtım yazısıyla yayımlayacağım.

Türkiye’nin en güçlü kalemlerinden biri olan Yalçın Küçük, yıllardır Türkiye’de olup bitenlerin derinlerine girip, görülmeyeni ortaya çıkarmak için korkmadan, yılmadan çalışmıştır. Siyasi, ekonomik ve toplumsal konularda ezber bozan, tabuları yıkan bir çizgiye sahip olan Küçük, “aforizmalar”ıyla da hayatın temel sorunlarını irdeliyor.

Aşk, Hapis, İnsan, Bilim, Savaş, Din, Tarih, Edebiyat, Felsefe, Kemalizm başlıkları altında düşünce ve görüşlerini şiir tadında ortaya koyuyor.

Pek fazla kişinin ulaşamadığı, ulaşamayacağı bir bilgi birikimine ve hayat tecrübesine sahip olan Yalçın Küçük, Türkiye’nin içine kapanık, tabulara sığınan ve hayatın akışını hiç sorgulamadan seyreden kişilerin gözlerinin önüne gerçekleri seriyor.

Keskin, sözünü sakınmaz dilini, düşünce dünyamızı aydınlatmak, önümüze yeni ufuklar açmak ve hayatın nereye gittiğini görmemize yardım etmek için kullanıyor. Siyasetten felsefeye, tarihten edebiyata geniş bir yelpaze içinde özenle seçtiği “tecrübelerini” okuyucusuyla paylaşıyor. Hayatı sorgulayan ve toplumsal duyarlılığa sahip olanlar için “aforizmalar” sunuyor.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Liste Fiyatı: 17,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 16×24 cm || Karton Kapak || ISBN:9755095516

Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk

 Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk     Kapak (Yazar:   Prof. Dr. İskender Pala  )Prof. Dr. İskender Pala’nın ilk romanı olan bu kitabı büyük bir haz ile okudum.Gerek bakış açısı,gerek verdiği mesajlarla gerçekten beğenimi kazandı.Yazarın okuduğum 7. kitabı ve her kitabında kendisine daha fazla hayran olmaktayım.

Kitabımız Babil’in fethedilmesiyle başlıyor.Fuzuli’ye bir kitapçının verdiği sır ile birlikte,Fuzuli’den yüksek kademelerden gelen Leyla ile Mecnun ( L&M ) adlı hikayi yorumlamasını istemesiyle Fuzuli yazmaya başlıyor ve bu kitapta hem sırrı şifreliyor,hem de kendinden sonsuza kadar bahsettirecek bir şaheser yazıyor.İşte tam bu noktada İskender Pala’nın hayal gücüyle olayımız yeni bir bakış açısına kavuşuyor.Kitabın bu noktasından itibaren bakış açımız bu kitap oluyor ve olayı kitap anlatıyor,kahramanımız kitap oluyor,aşığımız kitap oluyor.Bu kitabın da kendisi Kays (Mecnun)’dur.

Hikayemiz artık Babil dışına taşıyor ve dünyaya yayılıyor.Kitapçının verdiği BUAM (Babil Uzay Araştırmaları Merkezi) sırrı medeniyeti yüceltecek bir çok bilimsel bilginin olduğu bir kapının anahtarı olmasının yanında büyük bir hazinenin de anahtarıdır ve Fuzuli’nin kitapta sakladığı bu şifreyi iyi ve kötü bir çok kimse edinmeye çalışmakta.İyiler BC adındaki bir örgüt,kötüler ise hazine avcıları tabii.Kitap hediye olarak İstanbul’da Osmanlı sarayına gidiyor ve L&M ‘ye şan şöhret katıyor.Zaman içersinde haremden kaçan bir cariye ile kitap da sınır dışına ve tehlikeli ellere yöneliyor.Dünya’da bir çok bilginin,kimi zaman kötü kişilerin eline geçen kitap büyük bir maceranın kapılarını aralıyor ve her geçen gün sırrı daha fazla çözümlenen kitap güzel bir finalle son buluyor.

Açıkcası üstte kitabın özetini anlatmak isterdim fakat kitap o kadar geniş bir coğrafya ve kişilerden geçiyor ki mükemmel bir kurgu demeden duramıyorsunuz.İşin güzel yanıysa kitabın gerçek tarih ile de uyuşması.İskender Pala’nın mükemmel kurgusu bir zaman kaybı ve okuduktan sonra unutacağınız bir roman kesinlikle değil.Bu kitap ile birlikte tarih bilginizi yeniliyorsunuz.Elimde tarih kitabı ve geçen yıllarda Osmanlı’da neler oldu,neler değişti sorusuyla kitabı okurken bilgi haznemi de güncellemiş olduğumu itiraf etmeliyim.Ayrıca edebiyat hakkında bir çok genel kültür bilgisine ulaşabilirsiniz.Aşk,aşıklık,aşkın çeşitleri ve daha neler neler anlatmıyor ki kitap?

Kısaca bu kitap ile kendinizi hem eğlendirip hem de bilginize bilgi katabilirsiniz.Kesinlikle önerdiğim bir kitaptır.Saygılarımla..

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:

Liste Fiyatı: 14,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9758950118

Teknoloji Kimin Umurunda

Günümüzün ilgiyi en çok üstünde toplayan meslek,kimisi için de hobi olan bilişim sektörü hakkında yazılmış bu kitabı sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyorum.Çünkü bu tespitleri bir Türk’ün yapması bu konuda bazı çizgileri aşmış olduğumuzun bir belirtisi olabilir.

Altı Üstü Tasarım . Com yazarı olan Dr. Mehmet Doğan’ın yazdığı bu kitapta bilişim sektörü püf noktaları, çalışma yöntemleri, müşteri deneyimi hakkında gerçekten çok önemli bilgiler bulunmakta.Bu kitap ile birlikte kendi internet serüvenimdeki noktamı tekrar belirleyip gelecekti düşüncelerimi ve bunları uygulamak için kullanacağım yöntemleri güncellememi sağladı ve teknolojiye bakış açımı değiştirdi.Özellikle bir sitenin internetteki ziyaretçi sayısını etkileyen faktörlerin tamamen elimde olmasının müşteri tabanlı düşünmeme bağlı olduğunu anladım.Böylece daha sağlam bir şekilde yola çıkacağımı biliyorum.Bu kitap bilişimle ilgili olan herkes için vazgeçilmek olacaktır.

Kitabı okurken tatilde olduğum için altını çizmem gereken bir kaç noktayı,kurşun kalem bulamamam neticesinde atlamam gerekti.Bu yüzden altta yazdığım kitaptan alıntı püf noktaları zenginleştirecek bir kaç ayrıntıyı sayfaların arasında dönüp dolaşırken gözden kaçırmış olabilirim.

  • İnternet’in hızı,teknolojik gelişme,bu yepyeni platform hepimizin başını döndürdü ve büyün bunlar gerçekleşirken,en önemli noktayı unuttuk: Kullanıcılar,kullanıcılarımız.
  • Web 2.0′nin temelini oluşturan en önemli kavram kullanıcı deneyimi ve memnuniyeti.
  • Unutmayın!Bizler,Web tasarımcıları,ürün mühendisleri,pazarlamacılar,şirkey yöneticileriyiz.Bizler ürettiğimiz,tasarladığımız ürün ve uygulamaların,gerçek kullanıcıları değiliz.
  • Web yepyeni bir sektör.Başarılı bir Web projesine,öncelikle,o Web sitesinin hedefini iyi anlamak ile başlamak gerekiyor.
  • Öncelikle,tasarımcıların ve proje yöneticilernin sahip olması gereken en önemli yetenek “Hayır” demeyi bilmek olması.
  • Harika tasarım için altın orandan yararlanabiliriz.
  • Tekerleği yeniden icat etmenin anlamı yok
  • Yüzde 1 etkisinden faydalanmalıyız.
  • Web bir diyalogdur,araç değil.
  • Kullanıcı senoryolarının önemi
  • Kağıttan prototip uygulamasından tasarıma geçiş
  • Ateşleyici kelimeler kullanmak ve herkes tarafından aynı anlama gelmesi
  • Açık,kısa ve öz içerik
  • Resim ile yazı arasındaki dayanılmaz denge
  • Sorunu en kısa ve basit yoldan çözüp fonksiyona geçmek
  • Şirket için ihtiyaç tespiti yapılması
  • Sanal ortamda beş duyu yöntemleri
  • Inukshuk işareti ile kullanıcıyı güvende hissettirmenin yolları
  • (ayrıntılar kitapta)

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Liste Fiyatı: 9,50 YTL. || Yayın Yılı: 2006 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9752977529

Sadece Aptallar 8 Saat Uyur

Erdal Demirkıranın popüler olmayı gerçekten hakeden “Sadece Aptallar 8 Saat Uyur” adlı kitabı Sn. Furkan TURAN’ın tavsiye etmesiyle satın aldım ve kendisine büyük bir teşekkür borçluyum.Umduğumdan çok daha güzel olduğunu da açıkca belirtmem gerekir.

Genellikle kişisel gelişim kitaplarından çok sıkılırım ve bu nedenle zamanla bu tarz kitaplar okumama kararı almıştım.Erdal Demirkıran ‘ın kitaplarıyla tanıştıktan kısa süre sonra bu konuya bakış açım değişti.Çünkü gerek eğlenceli dil,sıkmayan ve seviyeli espirilerin yanında özel bir kurgu ile kitapları yayımlaması gerçekten çok hoşuma gitti.Ayrıca kitap tasarımındaki köşedeki süpriz kutusu da ilgimi çeken bir başka şey.Bunlar kişisel gelişim kitaplarından beklediğim farklı yaratıcı adımlardır.

Kitabımızda dilekleri yerine getiren cinin uyarısıyla uyanmayan Kendyn (kendin diye okunmalı,güzel bir nükte)’in bir tokat ile uyanmasıyla ve cinin ona yapamayacağın bir şey dile demesiyle başlıyor.Kendyn düşününce hayatını uzatmayı istiyor ve cin bunun mümkün olduğunu ifade ediyor.İşte kurgu burada başlıyor ve cinin rehberliğinde hayatını daha az ve sağlıklı uyuyarak nasıl uzatacağını anlatıyor Erdal Dermirkıran.Kimi zaman bir ünlüyü izleyip,kimi zaman tarihin derinlerine inip,kimi zaman da vicudumuzun içersine girip olayı araştırıyor ve insanların aslında günde 4-6 saat uykunun yeteceğini ve 8 saat uyumanın gereksizliğini bizlere gerçekten güzel bir anlatım ile sunuyor.Kendinizi ikna ediyorsunuz ve kitabın ilerleyen vaktinde ise güzel bir tablo ile bunu hayatınızda uygulamanıza yardım ediyor.Uyguladığım ve başarıyla sonuçlandırdığım bu programı lütfen kitabı okuyarak sizler de kendi yaşamınızda uygulayın.Hayatınızı uzatmak sizlerin ellerinde.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Liste Fiyatı: 14,00 YTL. || Yayın Yılı: 2006 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9756197064

Yan Etkiler

Sıla Okur’un çevirisiyle Türkçe’mizi zenginleştiren bu kitabı tanıtmadan hemen önce aklımıza bu Woody Allen da kimdir sorusu geliyor.Woody Allen (doğumu; 1 Aralık 1935), Amerikalı film yönetmeni, senaryo yazarı, aktör, stand-up’çı, oyun yazarı, öykücü ve müzisyendir. Kendi yazdığı, yönettiği ve oynadığı filmleri vardır. New York’da doğmuştur ve hala orada yaşamaktadır. Eserlerinde sık sık New York’u konu edinmiştir.Daha fazla tanıtıma gerek duymuyorum.Sizler nasıl birisi olduğunu anladınız.

Ben bu kitabı almadan önce kişiliği hakkında pek bilgi edinmemiştim.Kitabı seçim aşamasında karşılaştığım ve araştırmam sonucu bir tadına bakmak gerek diye düşündüğüm bir kitap.Kitabı okumadan önce bu kadar ünlü ve çok eseri olan kişiyi nasıl daha önce tanımadım diye iç de geçirdim.Fakat kitabı bitirdiğimde bir şeyleri anladım.Espiri aslında evrensel bir dil değil.Yani Woody Allen daha çok Newyork’da tutulan ve kültürel farklışımlar sonucu espirileri bize kendi ülkesinde olduğu kadar hitap etmeyen bir kişi.Yani kitap boyunca benim hoşuma giden bir çok olay ve konuşmalar geçmesine rağmen bunu genel olarak düşündüğümüzde beni herhangi bir Türk’ün daha çok güldürdüğü kesin.Çünkü aramızda bir kültürel bağ ve anlayış bulunuyor.

Sonuç olarak akıcı bir şekilde okuyabileceğiniz,küçük hikayelerden oluşan bu kitabı hem gülmek hem de kültürel bir açıdan espiride neler değişiyor görmek istiyorsanız okuyabilirsiniz.Belki Woody Allen’ı sevip diğer kitaplarına da el atmanıza neden olacak bir başlangıç olabilir.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Liste Fiyatı: 13,50 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13×20 cm || Karton Kapak || ISBN:6055903022

İtiraflarım

Bu kitabı okurken bir kaç konuda kendimce çözümlemeler yaptım.İnsanların kitap okumayı sevmeme nedenlerinden birini daha kendimce ortaya çıkardım.Bu neden belki de bahane kitabı okurken içeriğe göre bir bakış açısı sergilememekti.Bu nasıl oluyor birazdan değineceğim.

Batı klasikleri her zaman ilgimi çekmiştir.Gerek kapak tasarımları,gerek çevirilerinde bile güzelliğini gösteren kelime dizilimleri gerek ebatları ve gerekse anlattıklarıydı.İtiraflarım da kısa ama etkileyici bir şekilde klasik olmayı haketmiş bir şaheser.Bir yazarın kendince itiraflarını,hayatın nereden geldiğine ve dolayısıyla dini konulardaki kimi zaman felsefi kimi zaman daha farklı bakış açılarıyla bir kendisiyle yüzleşmesini ela alıyor.Yazarın sesli düşünmesi gibi düşünebiliriz.Edebi olarak gerçekten akıcı ve anlatım olarak dilin netliği mükemmel.

Kitabı okurken yaptığım ve belki benimle aynı hatayı paylaşan kişilerin kitap sevgisini azaltacak bir ayrıntı: Kitap bir tarih romanı değil.Yani sebep sonuç gibi kesin çizgiler yok.Bazen bir hikayenin son cümlesini okuyarak çözümlemeye ulaşabilir ve hatta gelişme bölümünde olmuş olayları tahmin edebilirsiniz fakat bu kitapta işler biraz değişiyor.Kitabı 30dk’da yarıladıktan sonra bir an duruksadım.Çünkü nereye gittiğimi ve düşünmeden okuduğumu farkettim ve tekrar başa döndüm.Önemli olan yazarın bunları yazarken bulunduğu ruh haliydi.Yani adı üstünde bu yazarın itiraflarıydı ve nasıl bir tarihi romanı ya da olay kitaplarını okurken canlandırıysak kafamızda bu kitapta da yazarın bunları yazarken , düşünürken bulunduğu ruh halini canlandırmamız,bazen aynı soruları kendimize sormamız gerektiğini farkettim.İşte bunu yapmayan okuyucu kitabı 1 saat içersinde bitirdim diyecekti.Halbuki sadece okumuş olduğunu bilmiyor olacaktı da.İşte bu ayrıntı ile kitabı okuduğumuzda gerçekten olayı çok farklı bir boyutta değerlendiriyor olduğunuzu ve kendinizce alacağınız derslerin büyüklüğünden bahsetmeme bile gerek yok.Önemli olan okumak değil.Okuduğundan bir şeyler almak,anlamak,düşünmek ve akabinde hissederek bunları hayatımıza dökmek.Bu da benim kişisel itirafım olsun.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Liste Fiyatı: 2,50 YTL. || Yayın Yılı: 2005 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9756870289

En Büyük Megaloman …

Arkadaşlarınız “Haydi ama atla havuza!” derken ben n’apıyordum biliyor musunuz? En Büyük Megaloman,Başka Büyük Yok! adlı kitabı okuyordum.Kabul ediyorum ki kitap ben doğmadan önce yazılmış,kapak tasarımı teknoloji harikası değil ve şu magaloman kelimesi çoğu kişinin bu da ney demesine neden oluyor.Biraz konuyu açalım ve bir an olsun okumayı bırakamadığım,bittiğinde keşke daha uzun olsaydı dediğim bu kitabı sizlere tanıtalım.

Prof. Dr. Haluk Şahin’in benden önce ve sonra yazdığı köşe yazılarında ve diğer alanlarda makaleleri bir arada toplayan ebat olarak fazla kalın olmasa da,içerdiği fikirler bakımından gerçekten cüsseli bir kitap.Bu yazıyı okuyanların aklında magalaman nedir sorusu olabilir.Magaloman kelimesi aslında megalomani kelimesinden türemiştir.Megalomani ya da büyüklük hezeyanı, kişinin kendisine gerçekle uyuşmayan üstün nitelikler yakıştırmasıdır. Derin bir ruhsal sorunun belirtisidir. Megalomani, kendi başına bir hastalık değilse de oldukça şaşırtıcı bir psikolojik durumdur. Büyüklük hezeyanları kişinin, yetenekleri, nitelikleri ve yaşantısı hakkındaki mantıksız inançlara dayanır. Megalomani, kendini önemseme duygusunun gerçekliğe dayanıp abartılı bir biçim alan, aşırı bir özgüven değildir.Megaloman da bu hastalığa yakalanmış kişidir.

Kitabımız aslında dört bölümden oluşmakta ve bunlardan 1.’sinin adı kitap adı olarak seçilmiş.Yani kitap genel bir yazılar bütünü.Hani kısa kısa hikayeler olur ya işte öyle bir güzellikte.Bahsettiğim bölümlerin tam adları;

  1. En Büyük Magaloman,Başka Büyük Yok!
  2. Yoksa Hayat Organize Bir Tur mu?
  3. Cilalı İnsan Devri
  4. Burası Türkiye

bu bölümler de kendi aralarında düzineye ayrılmakta.Her makalede ayrı bir farklı bakış açısı,düşünme yeteneği kazandırıyor ve bir sonraki bölümü okumak için can atıyorsunuz.Genelde üstü kapalı veya açık olarak eleştirilerine yer verdiği kitabın yıllar önce yazıldığı gerçeğine inanmıyacaksınız.Çünkü günümüz problemlerini yıllar önce yakalamış olarak bize hem 20 yıl önceyi hem de şimdiyi sunuyor.Gerçekten çok ilginç çağrışımlar yapacak bu sizler için.

Kitabın içerği gerçekten çok geniş ve güzel.Paranoya ile magaloman’ı birbirine bağlaması ve aşamalandırmasından tutun da organize tatil turlarındaki özgürlük benzetmelerine ve anlık espirileri kitapta yaşatmasıyla çok güzel bir mizah kitabı olarak da görülebilir.

Bu kitabı bana hediye eden Sn. İbrahim Ses’e gerçekten minnettarım.Kendine saygılar sunarak bu yazıyı sonlandırıyorum.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Liste Fiyatı: Bilinmiyor. || Yayın Yılı: 1990 || İthal Kağıt || 15.5 x 23.5 cm || Karton Kapak || ISBN:9754800324

Sen Şimdi Gidecen ya …

Vakt-i zamanında Bursa Uludağ Tıp Fakültesinde evinden uzak okuyan ablama hediye olsun diye kargo ile yolladığım kitap yaz olup da ablam yuvaya döndüğünde kitap da gelmişti.Kitabı önsözünden ve kapak açıklamarı,yorumlarla beğenmiştim.İçerik hakkında çokca bilgim bulunmuyordu.Ablamın haddini aşan övgüleriyle bir merak ile okumaya başladım.Çünkü kitap “Oku beni,oku ya hu beni!” diyordu.”Sen Şimdi Gidecen Ya Cehennem’in Dibine Git”

Kitap o kadar kompleks bir deneme ki içerik hakkında bir bilgi vermek zor.Aşk ve hayattan görünümü hakkında bir deneme desem yerini bulur sanırım.Yazıyı çok ama çok kısa kesiyor olsam da kitlesel değişim serisinin 5. kitabı olan bu kitabı tavsiye ederim.Kitabı seçmeme neden olan önsöz ve arka kapak yazısını aynen yayımlıyorum.

Sevdin mi Mecnun gibi sevip düşme çöle…
Sevdin mi Ferhat gibi sev hiç olmazsa;
git dağ del, su getir köyüne de aşkın bir işe yarasın! (ARKA KAPAK)

Kendin için yanarsan,seni Cehennem bile yakamaz! (ÖNSÖZ)
Ayrıca yazarın daha önceki kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da yine kitabın köşesine yerleştirilmiş olan “Bağır Taşı” isimli bir kutunun içinde özellikle aşk mağdurlarını ilgilendiren bir hediye de bulunmaktadır.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Liste Fiyatı: 19,50 YTL. || Yayın Yılı: 2007 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9756197110

Ters Lale

Ters Lale   Kapak (Yazar:  Taha Akyol/ Attila İlhan/ Alev Alatlı/ Prof. Dr. İlber Ortaylı/ Oktay Sinanoğlu/ Sencer İmer  ) )Ters Lale,bir komisyon eser.Yani ülkemizin en önemli düşünür insanlarının Akademisyenler Birliğinde verilen konferansların metinlerinin titz bir şekilde biraraya getirlmesinden oluşan eser. Osmanlı’ da halk yönetimden memnun olmadığında bu durumu ‘ters lale’ figürü ile belirtirmiş. Buradan, Osmanlı’ da daha çok sözsüz iletişimin olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Halk niçin memnuniyetsizliğini belirtmek için ters lale figürünü kullanmayı gerek görmüş, acaba o dönemde saraya başvurular yeterli olarak yapılamıyor muymuş? sorularını akla geliyor.

Bu kitabı okuyalı bir kaç hafta olmasına rağmen yazmak için gerekli zamanı şimdi bulabildim.Bu kitabı oluşturan 6 üstâd bulunmakta.Bu kişileri ve üstâdlık özelliklerini belirtmeden önce “Üstâd nedir?” diyorum.En öz anlatımla bir işin ehli, belli bir aşamayı aşmış takdire değer kişi demektir.İşte üstâdlar:Alev Alatlı,Atilla İlhan,İlber Ortaylı,Oktay Sinanoğlu,Sencer İmer,Taha Akyol ve Levent Özmen’in editörlüğü ile hazırlanmış.Türkiye’nin “gerçek” entellektüellerini bir kitapta buluşturan bu eser bir solukta okunabilecek kadar da akıcı.Ayrıca kitap bugün şartlarında bakıldığında değişik bir milliyetçiliği anlatıyor. Kapalı bir milliyetçilik.Sanırım bu ulusalcılık demek. Evrensel olanı redetmek ilerlemenin önünü tıkar. Herkes lisan bilmeli,istediği kurumda eğitim almalı.Bu da cumhuriyetin bir gereğidir.İlber Ortaylı’nın dediklerine daha bir dikkat kesilmek gerekli. Eskiyiyi iyi bilerek önüne bakmakgerekli tabii.eser konferanslardaki konuşmaları toplaması açısından daha kolay okunan bir kitap.

Ters Lale isimli eserde Alev Alatlı, Türk eğitim sistemine dem vurmuş. Model geliştirilşmeli, çocuklar ve gençler geliştirilen bu modele göre eğitilmeli diyor. Eğitim sistemine getirilen çok farklı ve güzel bir bakış. Attila İlhan’ ın tanzimat dönemi ve kurtuluş savaşı ile ilgili görüşleri çok anlamlı, mutlaka okunmalı ve bilinmeli. Oktay Sinanoğlu her zamanki gibi Türkçe meselesine eğilmiş. Nasıl düşünürsek öyle yazarız diyor. İlber Ortaylı’ nın makalesini beğendiğimi söyleyemem. Sencer İmer’ in pek çok uluslararası şirketin gelirinin, birçok ulus devletin milli geliriden fazla olduğu saptamasıdikkat çekiyor. Taha Akyol’ un makalaesinde; bürokratik modernleşme bizde mevcut, şimdi sosyal ve ekonomik modernleşmeyi tamamlamalıyız tespiti yer almaktadır.

Ters Lale Türkiye de yaşanan gelişmeleri sağlıklı yorumlayabilen,tarihten örnekler vererek düşündürücü çıkarımlarda ve bilgilendirici açıklamalarda bulunan 6 düşünürün konuşmalarından oluşan çok iyi derlenmiş bir araştırma kitabı. Kitabın sonunda düşünürlerin özgeçmişleri ve bahsettikleri konulardaki bilinmeyen kavram,kişi ve olayların dipnotları mevcut.Kesinlikle okunması gerekir.Önünü görmek isteyen yaşadığı dünyanın gerçeklerine vakıf olmak isteyenler için tavsiye ederim.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Liste Fiyatı: 12,50 YTL. || Yayın Yılı: 2006 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9752550932

Peygamber Efendimiz

Hata : Kitap önemizlemesi bulunmamaktadır.Geçen gün kandil olması nedeniyle en azından Peygamber Efendimizi tekrar tanımak adına,tekrar düşünmek,unutmamak ve hissetmek adına bir şeyler yapma arayışına girdim.Hemen bir şimşek çaktı beynimde.Bir hatıranın yansıması,bir duygu yoğunluğuydu aslında bu.Bu yazıyı sırf bu duyguyu yaşatmak adına yazdığımı itraf etmem gerek.

22 Nisan 2008-Kutlu Doğum Haftası.Olması gerektiği gibi okuldayız ve biraz erken okulda olduğumuzdan kantinde çay eşliğinde arkadaşlarla sohbet etmek istemiştim.Kantin kapısına geldiğimizde İbrahim Gündüz adlı sınıf arkadaşım arkadan bir nida ile “Çekilinnnn!” diyerek geldi ve elinde bir takım siyah koliler ile kantindeki hizmetli odasına yöneldi.İçinde ne olduğunu sorduğumuzda bizi geçiştirdi.Açıkcası içerlemiştim.Kendimce bir takım tavırlar yaptım hatta.Zilimiz çaldı ve derslerimiz başladı.Dersler ilerledikçe bu an da,hissettiğim kırgınlık da tabii geçip gitmişti, 7. derse gelmiştik.Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi.İbrahim derste yoktu.Sorumlu öğretmenimiz sınıfa geldiğinde günün anlam ve öneminden bahsetti , işte o sırada kapı çaldı ve öğretmenin izniyle İbrahim içeri geldi.Öğretmen kısa bir konuşma ile İbrahim’in bizlere birer hediyesi olduğunu anlattı.İbrahim siyah kolilerin içersinden siyah poşetler çıkartıyordu.Herkes birer poşet aldı.Hep birlikte açmaya başladık.İçersinde Kuran-ı Kerim’in cep kitabı halinde meali vardı ve günün anlam ve önemine dair Peygamber Efendimiz’in hayatını anlatan güzel bir kitap bulunmaktaydı.Poşetler göründüğü gibi her birine 2 kitap bitti gitti değildi.Her poşette alıcak kişinin adı soyadı yazmaktaydı.Daha önceden oturma planına göre tek tek bu kitapları sıraya koymuştu biricik arkadaşım.Yetmedi tabii bu ona.Kitapların içersinde “Değerli kardeşim Rıza Selçuk Saydam(RSS)’a kutlu doğum haftası armağanıdır.Nur ile yücesin.” yazıyordu.Tek tek her kitaba üşenmeden isimleri yazmıştı.Üşenmek ne kelime,eminim bunu zevk ile yapmıştı.Ayrıca işin karizmasına bakınız.Her kitaba farklı notlarla bunu özgün cümlelerle yazan İbrahim kardeşim altına İbrahim Gündüz yazmamıştı ne de imzasını koymuştu.Hediye ona aitti ama maddi olarak yaptığı paylaşımı önemsemeden,bir şeyleri kanıtlamaya çalışmadan bu anı kendine mal etmeden yapmıştı bunu.Hemen yanına gittim ve teşekkürlerimi ileterek duramadım ve sarıldım,kucaklaştık.Gerçekten gözleri parlıyordu,bizi de parlatıyordu.Bir salgındı bu.Ne mutlu bir salgın!”Kardeşim hediyemi kabul ettiğin için teşekkürler.Lütfen benim için bunları okur musun?” dedi.Duygu yoğunluğu son haddindeydi.

İşte o kitabı zamanında okuyamadım.Kutlu doğum haftası geçti,geldi kandil.Ama unutmadım.Sabaha kadar kitabı bitirdim.Biraz da meal okumaya vakit bulabildim.Bazı şeyleri anlamını hissederek yapmak ne kadar da ulu bir duygudur bir bilseniz!

Kitap bilgileri size kalmıştır.Peygamber efendimizi tanıtan lütfen bir kitap da sizler okuyunuz.Unutmayalım ki faniliktir bu yaptıklarımız.Bu dünyada kendimiz için yanarsak bir daha yanmayız.Dinimize , vatanımıza , milletimize bağlılığımızı koparmayalım.Bizi biz yapan benliğimizdir.Saygılarımla..