A A
RSS

Arşiv | Diğer

Elli Çağdaş Düşünür

 Elli Çağdaş Düşünür  Kapak (Yazar:  John Lechte   Çeviren:Barış Yıldırım )John Lechte’nin yazdığı Barış Yıldırım’ın Türkçe çevirisini yaptığı yapısalcılıktan postmoderniteye doğru 50 düşünürün hayat hikayesiyle düşüncelerinin kısa ve öz halini barındırmakta.

Kitap bize erken yapısalcılıktan başlayarak post-yapısalcılık,göstergebilim,post-Marksizim ve Annales tarihinden,moderniye ve post-moderniteye doğru rehberlik ediyor.Edibiyat ve felsefedeki yeni gelişmeleri açıklarken hayranlık verici bir yöntem izlemekte.Ne yalan söyleyeyim,ben bu kitabı okumakta çok zorlandım.Çünkü terimsel çokluk,anlama güçlüğü ve bu konuda okuduğum tek gelişmiş kitap olduğundan yetersizdim.Bir çok not aldım.Bir çok bilgi edindim fakat her sayfada yeni bir felsefi düşüncenin içinde boğulurken geçen terimlerin anlamını kavrayamadan ,o terimlerin üzerine kurulan yapıtları boş gözlerle izledim.Baktım fakat çok az şey görebildim.Kütüphaneme bu kitabı ileride aylarımı vererek tekrar okuyacağıma dair söz vererek koyuyorum.

Bu kısa yazımı John Lechte‘den ufak bi alıntıyla sonlandırayım.

Sonuç olarak,bu kitabın nasıl kullanılabileceği sorusuna kısaca cevap vermek isterim.Bu elli anahtar çağdaş düşünürü bu tarzda sunarken,okuyucunun,konuyu kavramak üzere ek okumalar yapmasının zorunlu olduğu gerçeğini gölgelemek istemem,çünkü böylesi bir iddianın gülünç olacağına inanıyorum.Bu kitap,ilgili düşünürleri anlamak için bir yöntem sunmaktadır;onları tek tek okuma eyleminin yerine geçmez.Hele de Heidegger’den sonra;öğrenmeyi sağlamıyorum ben,öğrenmenin gerçekleşmesine olanak sağlamaya çalışıyorum.

(Not:Bu yazıda kitaptan anladıklarımı yazarak karışmış aklımı sizinle paylaşıp,sizinkini de karıştırmak istemedim.Saygılarımla. )

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: John Lechte,Çeviren:Barış Yıldırım || Liste Fiyatı: 20,00 YTL. || Yayın Yılı: 2007 || İthal Kağıt || 15×23 cm || Karton Kapak || ISBN:9783522513

Empati

Başarılı bir yazarın kaleminden çıkmış ikinci bir kitap ile bu hafta güzel vakitler geçirdim.İlk romanı Olasılıksız şimdiden beş dile çevirilmiş ve en iyi ilk roman dalında 2006 International Thriller Writers Award ödülünü kazanmış bir yazarın ikinci mükemmel kitabı olan Empati’den bahsetmek istiyorum sizlere.Hani şu kalın olduğundan kitaplardan korkan insanların tüm korkusunu üzerlerinden atmasına yarayacak bir kitaptan bahsetmek istiyorum.

Kitabın temelinde Olasılıksız ile aynı konu var.Özel insanları kahraman olarak kullanııp mükemmel bir kurgu oluşturmak ve bir olay kitabı meydana getirmek.Olay kitabı tabiriyle kastetmek istediğim şu.Kitabın elbette ki bir konusu var fakat kitabın bağımlılık derecesiyle okunmasını sağlayan yönü hiç durmayan olay örgüsüdür.Her an bir adrenalin kanınızda dolanmakta,her sayfada farklı bir şeyler hissetmektesiniz.Bu his bir sonraki sayfa için de merak duygusu uyandırmakta.İşte olay kitabı bu şekilde cüssesine bakmadan elinizin altında eriyip gidiyor.Farkında olmadan saatlerce kitaba odaklanabiliyorsunuz.Olay kitabının getirdiği ufak da bir sonuç var.Bu etkiyi garip bir şekilde fark ettim.Olasılıksız kitabını okuduktan bir süre sonra bir arkadaşım kitap nasıldı dediğinde hemen kitabın sonunda n’olduğunu düşünmeye çalıştım ve gerçekten de cevap aklıma gelmedi.Ufak bir duraksamadan sonra cevabı verebilsem de farklı bir yön keşfetmiştim.Olay kitabının getirdiği bir unutkanlık.Hemen bunu bir başkasında denedim.Okuyanlara Olasılıksız nasıldı dediğimde mükemmel cevabını alıyordum.Ardından kitabın sonunda ne olduğunu sorduğumda büyük çoğunluk hatırlayamıyor,hatırlayanlar da kesinlikle duraksıyordu.Bunu siz de çevrenizde deneyim edebilirsiniz.Bu demek oluyordu ki okuyucu bir kitabı beğenmek için olay örgüsü kadar olayın ne olursa olsun,ona bir zevk verip vermediğine bakıyordu.İlginç bir not olarak bunu kaydetmek gerek.

Empati kitabının içeriğini kurcalarsak bir kaç şeyi söylemeden edemem.Kitabı eline alanların hemen farkedeceği şey Yargı Gecesi kavramıdır.Bunun yılbaşı olduğunu ve sayfalarda bu süre kimi zaman azalırken kimi zaman da çoğaldığını farkederek okumak gerek.Çünkü Adam Fawer yaşanılanları bu şekilde çok zarif bir şekilde anlatmış.Ayrıca ilk başta çok karışık gelen kurgu,roman ilerledikçe berrak bir vaziyet alacağını bilmenizi isterim.Bir çok tanıdığım bu yüzden okumayı bırakmışlar.Sakın siz bu hataya düşmeyin.Edebiyat ,bilim ,felsefe ile ilgili olanların kaçırmaması gereken kitabın konusu ise Empati yeteneği diğer insanlara göre hiper düzeyde gelişmiş insanları elde etmeyi amaçlayan bir örgüt ve başta kilise olmak üzerine,bu örgütün de temelini attığı bir komple teorisidir.Empati’nin ne anlama geldiğini açıklamam bilmeyenler için gereklidir sanırım.Empati veya eşduyum, bir başkasının duyguları, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır.Biz farketmesek de (belki bazılarınız farkediyordur!) hepimizin yaydığı manyetik dalgalar vardır.Ufak örnekler vereyim.Çok da komik olmayan bazı espirilere arkadaşlarınızın yanında daha fazla gülersiniz.Bir çok kişinin yaydığı gülme duygusu sizi de etkiler(onları etkilediği gibi) ve döngüsel olarak daha fazla gülersiniz.Ya da bir filmden sinemada daha fazla korkmanız benzer bir durum sonucudur.İşte bu dalgaları kullananların öyküsüdür bu kitabın içindekiler.

Kitabı okumak size yüzlerce noktadan kazanç sağlayacaktır.Edebiyat ,bilim ,felsefe hiç durmadan ilerlerken bir çok konuda kendinizi de sorgulamanız gerekecektir.Kitabın beni etkileyen bir çok sahnesi oldu ve bunlardan biri de şu cümleyle sona eriyordu. “Gücü hissedemezsin.Sadece deneyimlerin aracılığıyla iradenin sınırlarını biliyorsun.”Ne kadar da sıradışı değil mi?Kitap beni gerçekten peşinde sürükledi ve üstte yazdıklarımda anlam kopuklukları varsa gerçekten özür dilerim.Bunun tek nedeni kafamın içersindeki onay mesajı bekleyen düşüncelerin yoğunluğu,bunları düzenlemek için gerekli olan vakit yetersiziğine benim dayanamayıp makalemi kitabı bitirdikten hemen sonra yazmamdır.Saygılarımla.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Adam Fawer || Liste Fiyatı: 22,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 14×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9756006238

İyi Fikir Bulma Tekniği

Son zamanlarda kitap okumaya pek vakit ayırmasam da bu kitabı okumak için yeterli vaktim vardı.İlk basımını 1940′larda yapmış olan bu kitabın günümüze kadar gelmesi gerçekten büyük başarı ve bu başarının da rastlantı sonucu olmadığı bilinmeli.Kitabın ebatıyla içersindeki öz karşılaştırılamayacak bir boyutta.İnanılmayacak derecede öz ve sağlam bir yazıyla karşılaştığımı belirtmek isterim.

Kitabın içeriği hakkında biraz konuşursak asıl içeriğe doğru ilerlerken, önsözleri bir bir geçerken bir heyecanlanma baş gösteriyor insanın içinde.İlk bakışta “Fikir bulmanın da tekniği mi olurmuş!” tarzı bir söylemle açılan kitap giderek gözünüzde farklı bir boyut ve akabinde önem kazanmaya başlıyor.Çünkü kitap hazır kalıplarla oluşturulmamış.Amaca yönelik her soruya gelen cevapla sağlam bir şekilde sistemselleşmiş.

Peki olay nasıl başlar?Yazarımız James Webb Young’a bir firma yöntecisi olan arkadaşı bundan böyle reklam alanı satmayacaklarını,yapmaları gerekenin fikir satmak olduğunu söyler ve kendisi bir reklamcı olan yazarımızdan fikrin nasıl bulunacağı konusunda yardım almak ister.İşte bu noktada mükemmel bir soru belirir.” Fikir Nasıl Bulunur? ” Öznel bir deneyim olarak algılanan bu kavramı nesnel hale getirmeyi amaçlayan bir sorudur bu.Ve göründüğü kadar aptalca değil,bir dehasal yanıt gerektiren sorudur aslında.

Şimdi bir hedef belirlenmiştir daha önce sayısızca fikir üreten başarılı reklamcımızda.Bu soruya tek bir şekilde cevap verilebilirdi,deneyimin formülü!Bize sunduğu şey bu konu hakkında kendine sorduğu sorularla uzun bir süre kafa yormanın ve kendileriyle alakadar olduğu,işi fikir üretmek olan insanların yaptıklarıyla iligili yakın gözlemin sonucudur.

Bir fikir eski unsurların yeni bir kombinasyonundan başka bir şey değildir ve yeni kombinasyonlar oluşturma yeteneğinin bağlantıları görme kabiliyeti tarafından geliştirilmesi gerekmektedir.İşte şimdi yöntemimiz geliyor.Bu yöntem 5 basamaktan oluşmaktadır,hepimizin bidliği şu basamaklar diyebiliriz.

Bu basamaklardan ilki zihnin,fikir üretirken kullanacağı ham meteryali toplamasıdır.
İkincisi bu toplanan metaryalleri aynen yemek yer gibi zihnimizde soyut bir şekilde çiğneme sürecidir.Tek tek metaryallere farklı açılardan bakmak,evirip çevirmek yani hissetmeye çalışmaktır.(Bu süreçle birlikte yorgunluk başlayacaktır.Pes etmek yok!Taki artık her şey birbirine girene,kafamız allak bullak olana kadar!Saçma değil.Sabredin.. )
3. etapta doğrudan siz müdahale etmeyeceksiniz.Her şeyi bir kenara iteceksiniz ve zihninizden mümkün olduğunca uzaklaştıracaksınız.(Bilinç altınıza havale ettik konuyu ve siz uyurken ya da başka rahat işlerle uğraşırken bilinç altınız bu konu hakkında çalışmalarını sürdürmesine izin vereceğiz.Bu etapta hayal gücünüzü,duygularınızı hareketlendirdiğini düşündüğünüz ne varsa onunla ilgilenin.)

Zaman sorun değil.Ertesi sabah rüyanızdan sizi uyandıracak fikir oluşuyor.Birden ayağa kalkacaksınız,belki birden “BuldummM!” diye bağıracaksınız artık.Fikir,damdan düşercesine belierecek.Aslında siz yapmanız gerekni yaptınız ve emeğinizle bu fikri buldunuz,sürekli kafa yorarak.Sanıyor musunuz ki Newton’un kafasına düşen elma fikir yumağıdır? Newton bu konudaki araştırmalarının meyvasını almıştır.

Son etap ise bu yeni doğmuş fikrinizi gerçek dünya ile tanıştırıp,elemek ve gerkirse yenisi için çalışmalara devam etmektir.Bu etap bir başka değişle dünya ile tanışması ve fikrin pratik kullanımı için nihai bir rötuş ve geliştirme etabıdır.Ve belki de bu noktada bir çok fikir yitip gider,ama başarı için yoğunlaşma devam edilmelidir.

Kitap hakkında son olarak eklememiz gereken şey ise “Jım Young Ne söyledi,Ne söylemedi?” bölümüdür.Jeremy Bullmore bu bölümde eksik kalan değil,eklenillmesi gereken ayrıntıları belirtmiştir.

Kısaca amaçlarına ulaşmak isteyenler için bu bilgiler bir güneştir.Lütfen ciddiye alınız.Ben alıyorum!

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: James Webb Young Çeviren: Ozan Mert Özkan || Liste Fiyatı: 12,50 YTL. || Yayın Yılı: 2007 || İthal Kağıt || 14,5×19 cm || Karton Kapak || ISBN:9944383509

Sadece Aptallar 8 Saat Uyur

Erdal Demirkıranın popüler olmayı gerçekten hakeden “Sadece Aptallar 8 Saat Uyur” adlı kitabı Sn. Furkan TURAN’ın tavsiye etmesiyle satın aldım ve kendisine büyük bir teşekkür borçluyum.Umduğumdan çok daha güzel olduğunu da açıkca belirtmem gerekir.

Genellikle kişisel gelişim kitaplarından çok sıkılırım ve bu nedenle zamanla bu tarz kitaplar okumama kararı almıştım.Erdal Demirkıran ‘ın kitaplarıyla tanıştıktan kısa süre sonra bu konuya bakış açım değişti.Çünkü gerek eğlenceli dil,sıkmayan ve seviyeli espirilerin yanında özel bir kurgu ile kitapları yayımlaması gerçekten çok hoşuma gitti.Ayrıca kitap tasarımındaki köşedeki süpriz kutusu da ilgimi çeken bir başka şey.Bunlar kişisel gelişim kitaplarından beklediğim farklı yaratıcı adımlardır.

Kitabımızda dilekleri yerine getiren cinin uyarısıyla uyanmayan Kendyn (kendin diye okunmalı,güzel bir nükte)’in bir tokat ile uyanmasıyla ve cinin ona yapamayacağın bir şey dile demesiyle başlıyor.Kendyn düşününce hayatını uzatmayı istiyor ve cin bunun mümkün olduğunu ifade ediyor.İşte kurgu burada başlıyor ve cinin rehberliğinde hayatını daha az ve sağlıklı uyuyarak nasıl uzatacağını anlatıyor Erdal Dermirkıran.Kimi zaman bir ünlüyü izleyip,kimi zaman tarihin derinlerine inip,kimi zaman da vicudumuzun içersine girip olayı araştırıyor ve insanların aslında günde 4-6 saat uykunun yeteceğini ve 8 saat uyumanın gereksizliğini bizlere gerçekten güzel bir anlatım ile sunuyor.Kendinizi ikna ediyorsunuz ve kitabın ilerleyen vaktinde ise güzel bir tablo ile bunu hayatınızda uygulamanıza yardım ediyor.Uyguladığım ve başarıyla sonuçlandırdığım bu programı lütfen kitabı okuyarak sizler de kendi yaşamınızda uygulayın.Hayatınızı uzatmak sizlerin ellerinde.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Erdal Demirkıran || Liste Fiyatı: 14,00 YTL. || Yayın Yılı: 2006 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9756197064

En Büyük Megaloman, Başka Büyük Yok!

Arkadaşlarınız “Haydi ama atla havuza!” derken ben n’apıyordum biliyor musunuz? En Büyük Megaloman,Başka Büyük Yok! adlı kitabı okuyordum.Kabul ediyorum ki kitap ben doğmadan önce yazılmış,kapak tasarımı teknoloji harikası değil ve şu magaloman kelimesi çoğu kişinin bu da ney demesine neden oluyor.Biraz konuyu açalım ve bir an olsun okumayı bırakamadığım,bittiğinde keşke daha uzun olsaydı dediğim bu kitabı sizlere tanıtalım.

Prof. Dr. Haluk Şahin’in benden önce ve sonra yazdığı köşe yazılarında ve diğer alanlarda makaleleri bir arada toplayan ebat olarak fazla kalın olmasa da,içerdiği fikirler bakımından gerçekten cüsseli bir kitap.Bu yazıyı okuyanların aklında magalaman nedir sorusu olabilir.Magaloman kelimesi aslında megalomani kelimesinden türemiştir.Megalomani ya da büyüklük hezeyanı, kişinin kendisine gerçekle uyuşmayan üstün nitelikler yakıştırmasıdır. Derin bir ruhsal sorunun belirtisidir. Megalomani, kendi başına bir hastalık değilse de oldukça şaşırtıcı bir psikolojik durumdur. Büyüklük hezeyanları kişinin, yetenekleri, nitelikleri ve yaşantısı hakkındaki mantıksız inançlara dayanır. Megalomani, kendini önemseme duygusunun gerçekliğe dayanıp abartılı bir biçim alan, aşırı bir özgüven değildir.Megaloman da bu hastalığa yakalanmış kişidir.

Kitabımız aslında dört bölümden oluşmakta ve bunlardan 1.’sinin adı kitap adı olarak seçilmiş.Yani kitap genel bir yazılar bütünü.Hani kısa kısa hikayeler olur ya işte öyle bir güzellikte.Bahsettiğim bölümlerin tam adları;

  1. En Büyük Magaloman,Başka Büyük Yok!
  2. Yoksa Hayat Organize Bir Tur mu?
  3. Cilalı İnsan Devri
  4. Burası Türkiye

bu bölümler de kendi aralarında düzineye ayrılmakta.Her makalede ayrı bir farklı bakış açısı,düşünme yeteneği kazandırıyor ve bir sonraki bölümü okumak için can atıyorsunuz.Genelde üstü kapalı veya açık olarak eleştirilerine yer verdiği kitabın yıllar önce yazıldığı gerçeğine inanmıyacaksınız.Çünkü günümüz problemlerini yıllar önce yakalamış olarak bize hem 20 yıl önceyi hem de şimdiyi sunuyor.Gerçekten çok ilginç çağrışımlar yapacak bu sizler için.

Kitabın içerği gerçekten çok geniş ve güzel.Paranoya ile magaloman’ı birbirine bağlaması ve aşamalandırmasından tutun da organize tatil turlarındaki özgürlük benzetmelerine ve anlık espirileri kitapta yaşatmasıyla çok güzel bir mizah kitabı olarak da görülebilir.

Bu kitabı bana hediye eden Sn. İbrahim Ses’e gerçekten minnettarım.Kendine saygılar sunarak bu yazıyı sonlandırıyorum.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Haluk Şahin || Liste Fiyatı: Bilinmiyor. || Yayın Yılı: 1990 || İthal Kağıt || 15.5 x 23.5 cm || Karton Kapak || ISBN:9754800324

Oradan Bakınca Öyle mi Görünüyor?

 Oradan Bakınca Öyle mi Görünüyor? (Kapak Yazar:Şirin Payzın)“Oradan Bakınca Öyle mi Görünüyor?” Evet,buradan bakınca Carpe Diem’in bastığı bir gençlik kitabı,bir eğlenme kitabı gözüküyor.Kendimi bir kaç hafta da olsa rahatlamaya sevk etmişken birden yarı siyasi,yarı sosyal konularda bir kitabı Carpe Diem Kitap tarafından okumak biraz şaşırtıcı.Dikkatsizliğimle içerik hakkında pek fikir edinmeden aldığım aynı yayın evinin 5 kitabından sonuncusu!İlk başlarda eğlensem de bu kitapla biraz daha ciddi bir tavır içersine girerek eğlence kitap dizime bir son veriyorum.

Hani derler ya ” Kitabın iyisi kötüsü olmaz.” diye,gerçekten bu söze katılıyorum.Her türlü bu sözü ispatlayabilirim.Mesela bu kitabın bana kazandırdıkları siyasetten gerçekten nefret ettiğimi ve neden ettiğimi anlattı.Ardından bir takım soru işaretleri,bakış farklılığının oluşturduğu ortamdan çıkan fikirlerin şahaneliği,sinema ve tiyatro hakkında bir takım bilgiler ve çözüme kavuşturmaya çalıştığım bir takım soru işaretleri.

Şimdi üstte yazdıklarımı biraz daha açıklayarak sizden önce tekrarlayarak kendimi aydınlatmış olayım.İlk olarak Müslümanlık hakkında bilgisizliğim aklıma geliyor bu kitabı görünce.Bu bilgisizlik Müslümanlık hakkında değil.4 büyük dini tamamen tanıyıp “Neden İslam?” sorusuna karşılaştırmalı cevaplar verebilmek gerek.Biz diğer dinler hakkında ,ya da en azından ben,oturup 5-10 sayfadan fazla yazı yazabileceğimi zannetmiyorum.Kitabı bitirdikten sonra yapılacaklar listesine aldığım en önemli yargı işte budur!

Kitabın başka bir genel başlığı olan siyasete dokunmayacağım bile.Hiç sağ,sol,neden solun önü kesildi,sağa n’oldu falan gibi kitabın başlıklarndan bahsetmeyeceğim.Siyasi konularda bilgi edinirim,düşünürüm,irdelerim ama bunu sosyal bir sitede kesinlikle görüş belirtmeye de kayacağını bildiğimden susman en mantıklısıdır diye düşünüyorum.

Ah İstanbul! Girişiyle beni derinden etkileyen bir yazı.Aynen yayınlamak istiyorum.”Deniz otobüslerinden önceki,falanca şeylerden önceki ıhlamur ağaçlarımı geri istiyorum,ıhlamur ağaçlarımı bana geri verin.Boğaz’dan,her mevsimde geçen balıklarımı,bana geri getirin.Bunları ve buna benzer çok şeyi,benim elimden aldınız.Ben lodossa bilmem ne tarafta,poyrazsa bilmem ne tarafta,denize girelen İstanbul’un altı değişik yerinde denize girebilen bir İstanbullu olarak,ayağımı denize sokamıyorum,bana denizlerimi geri verin.Bana ne sizin gökdelenlerinizden!” diyor Gülriz Sururi.İstanbul’a oynana oyunlardan bahsediyor ve gerekli şeyleri o kadar net bir biçimde anlatıyor ki bazı gerçekleri hissederek anlıyorsunuz.Üstteki haykırıştan etkilenmemek mümkün mü acaba?İstanbul’un şu anki durumunu bilen birisi bunu okuyunca duygulanmaz mı?

Kitabın bir diğer konusu da sanatçı özgür olmak zorundadır diyor.Yıldız Kenter’e duymamız gereken sevgi,saygı sınırlarından beklentilere kadar bir çok konuda açıklayıcı bir anlatım ile söyleşi devam ediyor.Fakat Mahsun Kırmızıgül’e destek çıkarken bir çok şeyi zama bırakmamız gerektiğini söylediğinde sinirlerimin gerildiğini de söylemeden edemiyorum.Tabii her şey zamanı geldiğinde,ortam uygunlaştığında,halk sildirdiğinde yapılmalı ama işte bir başka yol olmalı diyor insan kendine.Lafı fazla uzatmadan bu yazıyı da burada bitirelim.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:

Yazar: Şirin Payzın || Liste Fiyatı: 7,50 YTL. || Yayın Yılı: 2007 || İthal Kağıt || 11,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9756107348

Sayfa 2 - 3123
Derkenar
“Vatan sağ olsun.”

Selami Çavuş
(Dumlupınar denizaltısı, 3 Nisan 1953) (Son Sözleri)

RSS Kitap 'ı Desteklemek ister misin?


Birlikte bir adım daha atabilmek için canımıza can katın, Destek Olun!
Şu An Ne Yapıyor?
    Okuyor;
  • İlyada - Homeros
  • Sonraki okuyacağı;
  • Odysseia - Homeros
  • Takipte;
  • K Dergi (Yayından kaldırıldı!)
  • Penguen (Haftalık)
  • Uykusuz (Haftalık)
  • NTV Tarih (Aylık)
  • CNBC-e (Aylık)
  • CNBC-e Business (Aylık)
  • İzdiham (Mevsimlik)
Okumak İstediğim Kitaplar
İlgi duyduğum ve ileride imkan bulursam satın almak istediğim ve akabinde eleştireceğim kitaplar;
  • Semerkant - Amin Maalouf
  • Monte Kristo - Alexandre Dumas
  • Kadından Kentler - Murathan Mungan
  • Araf - Elif Şafak
  • Baba ve Pi* - Elif Şafak
  • Bit Palas - Elif Şafak
  • Mahrem - Elif Şafak
  • Pinhan - Elif Şafak
  • Şehrin Aynaları - Elif Şafak
  • Med-Cezir - Elif Şafak
  • Beşpeşe - Murathan Mungan/ Celil Oker/ Pınar Kür/ Faruk Ulay/ Elif Şafak
  • Sicilyalı - Mario Puzo
  • Güle Güle Godot - Ferhan Şensoy
  • Hacı Kom - Ferhan Şensoy
  • Ayna Merdiven - Ferhan Şensoy
  • Ferhantoloji - Ferhan Şensoy
  • Hacı Komünist - Ferhan Şensoy
  • Oteller Kitabı - Ferhan Şensoy
  • Tarihin İzinde - Prof. Dr. İlber Ortaylı
  • Yediler Kırklar 6 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Bu Atlı Geçide Gider 7 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Geçitteki Ülke 8 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Darağacı 9 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Ebem Kuşağı 10 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Sabır 11 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Gece Vaktinde Gündönümü 12 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Cevahir ile Sadık Çavuş'un Buğday Kamyonu 1 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Karanlıkta Mum Işığı 2 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Güneşin Dört Köşesi 3 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Ejderha Dövmeli Kız - Stieg Larsson
  • Pi* Fantazi - Luke Rhinehart
Kitaplığımdan Tozlu Sayfalar
Kitaplığımda bulunan ve ileride imkan bulursam okuyup akabinde eleştireceğim kitaplar;
  • Bütün Kozmokomik Öyküler - Italo Calvino
  • Don Carlos'un Öğretileri & Savaşçının El Kitabı - Victor Sanchez
  • Rüyacı & Büyücülerin Dünyasına Giriş Töreni - Florinda Donner
  • Faust - Johann Wolfgang Goethe
  • Limon Ağacı - Sandy Tolan
  • Kayıp Gül - Serdar Özkan
  • Suç ve Ceza - Dostoyevski
  • Aklı Bir Karış Havada - Susanna Tamaro
  • Ceset Kokan Kadınlar - Zeki Kayahan Coşkun
  • Güller Kırmızıdır - James Patterson
  • Vadideki Zambak - Honore de Balzac
  • Çikolata Kaplı Hüzünler - Canan Tan
  • Sana Gül Bahçesi Vadetmedim - Joanne Greenberg
  • Tanrılar Okulu - Stefano E. D’Anna
  • Sergüzeşt - Samipaşazade Sezai
  • Siyasetname - Nizamül Mülk
  • Ölüler Evinden Anılar - Dostoyevski
  • İnsancıklar - Dostoyevski
  • Çatı / Dünkü Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Diriliş Çanakkale 1915 - Turgut Özakman
  • Viva La Muerte! - Alev Alatlı
  • Diriliş - Lev N. Tolstoy
  • Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Budala - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Goriot Baba - Honore de Balzac
  • Hanımın Çiftliği - Orhan Kemal
  • Notre- Dame'in Kamburu - Victor Hugo
  • Romeo ve Juliet - William Shakespeare
  • Vadideki Zambak - Honore de Balzac
  • Bilimin Arka Yüzü - Adrian Berry
  • Türk Korkusu - Özlem Kumrular
  • Bir Gölgenin Peşinde - Georges Ifrah
  • Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk
  • Diksiyon & 10 Derste Güzel Konuşma Sanatı - Mehmet Kaplan
  • Görünmeyen - Paul Auster
  • Frankenstein - Mary Shelley
  • Savaş ve Barış - Lev N. Tolstoy
  • Araba Sevdası - Recaizade Mahmut Ekrem
  • Binbir Gece Masalları - Sadık Yalsızuçanlar
  • Bir Atın Hikayesi - Mark Twain
  • Budala Fyodor - Mihayloviç Dostoyevski
  • Çocukluğum - Lev N. Tolstoy
  • Devlet - Platon(Eflatun)
  • Dönüşüm - Franz Kafka
  • Efendi ile Uşak - Lev N. Tolstoy
  • Kültür ve Dil - Mehmet Kaplan
  • Eylül - Mehmed Rauf
  • Genç Werther'in Istırapları - Johann Wolfgang Goethe
  • Gençliğim - Lev N. Tolstoy
  • Goriot Baba - Honore de Balzac
  • Hacı Murat - Lev N. Tolstoy
  • Haldun Taner Kabare - Haldun Taner
  • İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo
  • İki Şehrin Hikayesi - Charles Dickens
  • İvan İlyiç'in Ölümü - Lev N. Tolstoy
  • Kibarlık Budalası Sevda Doktoru - Moliere
  • Kumarbaz - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Mantıku't-Tayr - Feridüddin Attar
  • Maupassant Seçme Hikayeler - Guy de Maupassant
  • Notre Dame'in Kamburu - Victor Hugo
  • Ölü Canlar - Nikolay Vasilyeviç Gogol
  • Öteki Ben - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Robinson Crusoe - Daniel Defoe
  • Seçme Hikayeler - Anton Çehov
  • Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır - Lev N. Tolstoy
  • Vatan Yahut Silistre - Namık Kemal
  • Venedik Taciri - William Shakespeare
  • Yeraltından Notlar - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Lütfen önerilerinizi benimle paylaşınız.(İletişim)
Sosyal Medya'da RSS Kitap
RSS ile abone
olmak ister misin?
Twitter takipçisi
olmak ister misin?
Facebook'ta beğeniyor
olmak ister misin?

RSS Twitter Facebook

Soru Sor

Twitter

Twitter - Beni takip etmek için tıklayınız.

    Bilgilendirme

    Site kısa bilgilendirme ikonu
      Sitemiz Rıza Selçuk SAYDAM 'ın okuduğu kitapları günler, aylar ve hatta yıllar geçse de ileride dönüp bakabileceği, kendi üslübundaki değişimleri farkedebileceği, fikirlerindeki, bakış açılarındaki genişlemeleri kayda alabileceği bir blogdur. Sıkılmayın, okuyun ve lütfen yorumlayın.