A A
RSS

Arşiv | Edebiyat

Cumhuriyet & Türk Mucizesi

Cuma, Mart 19, 2010

Yorum Yok

6 Mart 2010 tarihinde Bilgi Yayınevi sayesinde Turgut Özakman ile tanıştım, kendisi ‘Cumhuriyet’ adlı kitabını içtenlikle imzaladı. Hemen kitabı okumaya başladım ve daha önce bilmediğim bir çok ayrıntı ile karşılaşıp şaşırmamı, ufkumun genişlemesini ve geçmişimle daha sağlam bir şekilde gururlanabilmemi sağladı. Yapılan fedakarlıkları hissettikçe insan ister istemez duygulanıyor gerçekten. Haklı savaştan sonra barışı sağlayabilmemiz için gereken diplomatik zaferleri ve Türk’ün medeniyetler seviyesine ulaşmasının önündeki engellerin nasıl bir bir aşıldığını, bu yolda çekilen zorlukların atalarımızı nasıl yıldırmadığını, Mustafa Kemal Atatürk ‘ün ve silah dostlarının bizler için yaptıklarını anlatıyor.

Türkiye Üçlemesi

  1. DİRİLİŞ & Çanakkale 1915
  2. ŞU ÇILGIN TÜRKLER
  3. CUMHURİYET & Türk Mucizesi

Kitabın öncelikle serinin üçüncü kitabının birinci cilti olduğunu belirtelim. Kitabımız Şu Çılgın Türkler’de kalınan yerden Cumhuriyet’in ilanına kadar olan dönemi ele almakta. İkinci cilti de merakla bekliyorum çünkü çok hassas örnekler vererek yol alıyor. Atatürk’ün Türk – Kürt kardeşliği hakkındaki konuşması ve meclisteki Kürt vekilllerin de ‘Türk ve Kürt kardeşleriz, birbirimizle iftihar ederiz.’ sözleri, Zağnos’ta ilk Türkçe hutbenin Atatürk tarafından verilmesi ve hutbenin anlaşılabilir olmasının getirdiği olumlu sonuçları, Atatürk’ün kendisine padişahlık ve halifelik teklifi getiren hocaların isteğini milli iradenin hakim kılınacağını söylerek reddetmesi, yıllarca derin uykuda olan halkın yapılan devrimleri içtenlikle kabul ederek gelecek hakkında sürekli kaygılanarak ön saflarda yer alması gibi önemli örneklerin günümüzce anlaşılmasının büyük önemli var.

Özellikle Mudanya Ateşkeş Antlaşması ve Lozan Barış Konferansı hakkında ayrıntılı anlatım benim için büyük önem taşıyor.. İsmet Paşa’nın günlerce uyumadan Türkiye ‘nin diğer devletlerle eşit olabilmesi ve devletin ufacık bir hakkının dahi korunabilmesi için verdiği diplomatik savaşın önemi mükemmel bir şekilde yansıtılmış, yapılan fedakarlıklar, restler, haklı savaşa heran hazırlıklı bir şekilde barış için atılan adımlar, uygulanan stratejiler ve ödün vermemek…

Atatürk’ü daha iyi anlayabilmek ve dönemin şartlarını hissedebilmek için kesinlikle bu kitap okunulmalı. Turgut Özakman yaklaşık 200 sayfa olan dipnot & açıklama bölümüyle de günümüzde yapılan bir çok bilgi kirliliğini düzeltiyor, bu yanlışları yapanları esefle kınıyarak açıklıyor. Benim tek rahatsız olduğum ayrıntı dipnotlar ile açıkalamar bölümünün birleştirilmiş olması. Açıklamaların sayfa altlarına derkenar şeklinde yazılmasını, dipnotların da olduğu gibi kalmasını isterdim. Okunma açısından oldukça rahatsız edici.

Her ne kadar bu aktif yılların özeti niteliğinde olsa da zihniyeti ve devrimlerin anlamlarını yansıtabilmek açısından gerçekten başarılı bir kitap.

Tevfik Paşa’nın 1921 Londra konferansında, söylentiye göre, Ankara temsilcilerini göstererek, güya ’sözü milletin hakiki ve meşru temsilcilerine bırakıyorum’ dedği yaygın bir söylentidir. Bu nedenle de yurtsever diye anılır. Bu söylentilerin gerçekle ilgisi yoktur. Doğrusu şu: Tevfik Paşa konferansta, İstanbul hükümetinin görüşlerini açıklamış, sözünü Ankara’nın da çağrılmasından şikâyet kokusu taşıyan şu cümle ile bitirmiştir (sadeleştirilerek): “Ankara Millet Meclisi tarafından seçilmiş ve o Meclis adına söz söylemeye yetkili temsilcileri davet ettiniz; size sunacakları önerileri açıklamaları için sözü kendilerine bırakıyorum.“(Konferans tutanağı, Ali Türkgeldi, Mondros ve Mudanya Mudanya Mütarerekeleri Tarihi, s.137 ; Bekir Sami Bey’in raporu, Atatürk’ün Dış Politikası, 1.c , 2.239)
O konferansa katılan Ankara temsilcilerinden biri de M. Esat Bozkurt’tur. M. Esat Bozkurt şöyle yazıyor: “Milli heyet içinde bulunuyordum, İzmir mebusu sıfatıyla. Tevfik Paşa sözü milli heyete bırakmadı. O ihtiyar haliyle uzun uzun söyledi ve yalnız hilafet ve saltanak haklarını müdafaaya çalıştı. (…) Tevfik Paşa’nın esasen sözü Ankara’ya verdirmiş olması söz konusu edilemezdi. Çünkü konferansa Ankara’yı devletler davet ediyordu. Ankara oraya söz söylemek için gitmişti. Londra konferansında Tevfik Paşa’ya vatanseverlik hesabına düşün şey, memleketi, milleti hakıyla temsil eden Ankara delegelerinin huzurunda sükût ederek çekilip gitmekti. Böyle büyük tarihi rolleri yapmak her yiğidin kârı değildir. Tevfik Paşa da yapamadı.” (Türk İhtilalinde Vatan Müdaafası, s.45 )
İşte masalın aslı bu.Tevfik Paşaların görevleri ve ödevleri, millet haklarını değil, saltanak haklarını korumak, istediklerini yapmaktır. Tersi hiç olmamıştır. Çünkü kendilerini milletin değil padişahın hizmetinde görüyorlardı. Ortaçağ sistemi budur.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Turgut Özakman || Bilgi Yayınevi ||Liste Fiyatı: 20,00 YTL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt || 13,3×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9752203181

Amat

Cuma, Mart 12, 2010

Yorum Yok

“Olağanüstü” dünyaların yaratıcısı İhsan Oktay Anar yine, tarihin gizemli sayfalarını aralayan, adeta masalsı; ironik ama derin felsefi anlamlar yüklü, şaşırtıcı, sürükleyici bir romanla çıkıyor karşımıza…
Aynalar, atlaslar, okunması yasak sır dolu kitaplar, savaşlar, gülleler, yeniçeriler… üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyonda ilâhî düzeni bozmaya meyyal bir kaptan, karanlığa ve kırmızı atlasa sarılı bir deniz seferi…

Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçalarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisa edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden tuttuğu İsrâfil’le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı.

Kalyonun dikmesinin palangalarına asılan ve tıraka tutan gemicilere vardiyan, Yisa, sizi gidi sütü bozuk sünepeler! Yisa beraber! Varda ruhsuzlar! Varda! Bre aman! Laşka! Laşka!? diye feryat ediyor ve hurçların, sandıkların ve fıçıların ambarlara usûlünce istifine nezaret ediyordu. Güneşin doğmasına 7 saat kala esrarengiz adam, sürme iskeleden kalyonun çukur güvertesine çıkmak istedi. Fakat eline ne kadar asılırsa asılsın Eşek İsrâfil yerinden bir türlü kımıldamıyordu. O karanlıkta eline son bir kez daha asılıp Gel yâ mübarek diye nida eyledi. Bunun üzerine çocuk her nedense inat etmekten vazgeçti. Ne var ki, sürme iskelenin kayganlığından dolayı düşmemek için midir, İsrâfil’in kuşağına 40-50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli siyah kaput giymiş biri yapışmıştı. İşte bu adam kuşağı bırakıp küpeşteye tutundu ve güverteye ayak bastı. Bunun ilâhi düzenin bozulması demek olduğunu hiç kimse bilmeyecekti.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: İhsan Oktay Anar || İLETİŞİM YAYINLARI || Liste Fiyatı: 17,50 TL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9750503724

Durun! Siz Evlenemezsiniz

Cumartesi, Mart 6, 2010

Yorum Yok

Durun! Siz Evlenemezsiniz Kapak ( Yazar:      Zeki Kayahan Coşkun )Kitaplıklar benim hep ilgimi çekmiştir. İçlerinde keşfedilmeyi bekleyen nadide kitaplar, açmamış çiçekler, yaban otları daha neler neler olabilir. Macera ruhlu okuyucunun karşışısına ne çıkacağını bilmeden, yeni bir şeyler tatmak için raflar arasında rahat, bir o kadar da dikkatli bir gezişi… Kendisini cezbedebilmeleri için kimi zaman daha da yaklaşmak ve ismini sorarcasına adını araması gözlerin, ardından kitabın arka kapak yazısıyla ilgilenmek… Ve işte! Bir tanesi ilgi çekmeyi başardı, aslında bir okuyucu daha ilgisini çekimine bıraktı.

Arka kapak;
Kitabın tam da burası birçok okur adayının parmak izleriyle doludur…
Bu yönüyle ciddi bir delil kaynağıdır kitap arkaları… Kitap hakkında ön bilgiye sahip olmak isteyen olgun birey, bu bölüme kendinden emin tavırlarla göz atar…Ve yazılanları beğenirse, kitabın sayfalarını hızla çevirir:
Pırrrrrrr!
İşte yazarın aylarını, yıllarını verdiği emeğin somut
ifadesidir sayfalardan gelen bu ses: Pırrrrrrr!
Eğlenceli…
Neşeli…
Sevimli…
Efsunlu…
Kendinizi de içine sıkça bulabileceğiniz, detaylarla dolu bir kitap oldu…
Evde, işyerinde, sokakta, tatilde, orada, burada, şurada okunabilecek… Öyle ‘şenlikli’ yaşıyoruz ki hayatı…
Hüzünle, dertle, sıkıntıyla çevrili olsada dört yanımız, an geliyor gülebiliyoruz da en kudretlisinden…
Bu kitap içerisinde bu ‘an’ları yaşayabileceksiniz bolca…
Geri kalan kısmı biraz serzeniş, biraz isyan, öfke…Ya da her ne ise ‘o’…
Fazlasıyla parmak izi bıraktınız kanımca…
Ya diğer parmak izlerine de boş alan kalsın diye kitabı usulca yerine bırakın…
Ya da kitabın kapak arkası bölümünü beğenen her okurun yaptığına geçin: Pırrrrrr!

Zeki Kayahan Coşkun ‘un mizahî denemelerinden oluşan, özellikle kadın-erkek ilişkilerine takıldığı, nostaljik temalar üzerinden kurgulanarak yeni bir hikaye yerine mevcutlarından üzerinden bir takım kültürel birleştirmelerle espiritüel yaklaşımlar yer alıyor. Hüzünlü hatıraların desteğiyle durgunlaştırdığı gidişatta biraz yansımaların, biraz da ağızdan çıkan kimi yöresel kelimelerin birebir harflere dökülmesiyle, basit espirilerle sessizlikteki zayıf sesin duyunurluluğuyla mizah yapılmaya çalışılmış. Gel gelelim herkesin yaşadığı, bildiği kimi nostalji ögelerinin yenilenmesi dışında kitapta kayda değer bir şey yok.

Bu kitabın kitaplığımda ne aradığına dair en ufak bir fikrim yok. Olsun, iyiki ordaymış da, okumak her türlü güzel. Farklı bir macera oldu.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Zeki Kayahan Coşkun || BİRHARF YAYINLARI || Liste Fiyatı: 2,90 TL. || Yayın Yılı: 2005 || İthal Kağıt || 13,5×19,4 cm || Karton Kapak || ISBN:9758961284

Kağıt Helva

Salı, Mart 2, 2010

Yorum Yok

İmzalı olarak gelen Elif Şafak’ın Kağıt Helva adlı kitabında kendisinin yazarlık geçmişine yolculuk yapıyoruz, M. K. Perker’in olağanüstü renkli illüstrasyonları eşliğinde kimi zaman alınan yol kadar o yolu alırken yaşadıklarımızın da ne kadar önemli olduğunu vurguluyor yazar.

Yazarın diğer kitaplarını okuyanlar için daha da anlamlı olan Alıntılar Kitabı ile zamanında hissettiklerimi tekrar hissettim. Farkettim ki o zaman hissettiklerime kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da imrenerek bakıyordum. İnsan ne kadar da hızlı değişiyor. Düşündüklerim o kadar farklılaşmış belki de gelişmiş, hem de hatıralar geleceğimi öyle perçinlemiş ki dönüp geçmişe bakarken buruk bir gülümsemenin yüzümde belirmesini önleyemiyorum.

Ayrıca eserin fiyatının yüksek olmasını gerçekten yadırgıyorum, önyargıları bir kenara attığımda dahi bu eserin benim hissettiklerimi ortaya çıkartmak için mi yoksa yazarın gelir elde etme amacından ötürü mü oluşturulduğuna kesin bir cevap veremeyeceğim. İçeriğin de önceki kitaplarından derleme olduğunu, yani M. K. Perker’in olağanüstü renkli illüstrasyonları dışında sizleri yeni bir şey beklemediğini, sözlerin de daha önce bir çok yazar tarafından özellikle tasavvufi edebiyatta sıkça karşımıza çıkan yazarlar tarafından defalarca yinelenmiş sözlerin kelimelerinin sadeleşmiş halleri olduğunu belirtmeden edemem. Sizleri yazarın önsözüyle ve akabinde kitaptan seçtiğim alıntılarla birlikte bırakıyorum. Tadını çıkarın.


Derken o yolculukta bir an geliyor, durup geriye bakma gereği duyuyorum. Geçtiğim yolları, uğradığım durakları, güzergâh boyu karşılaştıklarımı anımsıyorum. Bu kitap dünden bugüne yazdıklarımdan ufacık bir seçkidir. Bir alıntılar kitabı. Karın doyursun diye değil, tadımlık niyetine.

Kağıt üzerine konumuş birkaç tatlı kelam.
Kağıt helva.
Elif Şafak

(daha fazla…)

Dublörün Dilemması

Pazartesi, Mart 1, 2010

Yorum Yok

Dublörün Dilemması Kapak ( Yazar:    Murat Menteş  )Deli Defteri dergisi editörü Hayri Vaka’nın ısrarla tavsiyesi neticesinde ‘Dublörün Dilemması’nı edindim.

Sayfalar değiştikçe sizi içine çeken atmosferiyle sıradışı bir kitap. Birkaç koldan götürdüğü romanda nasıl olacak da bunları birleştirecek diye düşünürken biranda ipin elinizden düşmesi ve yakalayabilmek için baştan okumanızın gerekmesi gibi bir ihtimal de var. Okuyucuyu canlı tutmak için ‘Bunları biliyor muydunuz?’ tarzı bilgilerle ve çeşitli özlü sözlerle, kültürel bağlar arasında yaptığı çeşitli benzetmelerle ve hayal gücüyle ki en çok da hayal gücüyle etkiliyor, kitap benim ilgimi çekti.

Bölüm başlıkları, olay örgüsü … cidden kitabı nereden tutup da tartacağımı bilemiyorum. Genel dublör mantığını okuyucuya kazandırmak için benzer şeyleri yinelemesi ki bu dublör, kılık değiştirme olayını ben zamanında izlediğim bir çizgi filmden dahi hatırlıyorum, benim için benim olumsuz olarak eleştireceğim noktalardan. Ayrıca kimi noktalarda o kadar çok kitap ile ilgisi olmayan, yazarın kültürel dünyasında yer etmiş kişilerden bahsediliyor ki yazarın tanıdığı herkesi tanımıyorsanız bir yandan kitap okuyup bir yandan da ‘iyi de o kişi de kim ve niye böyle bir benzetme yaptı!‘ şeklinde araştırma yapmanız gerekiyor. Bu ayrıntının okuyucu üzerinde dört çeşit tepki modeli olabilir. Evet, tanıyorum, mükemmel benzetme der kimisi. Yazarın hedefi bu olmalı. Fakat diğer üç çeşit ise gerçekten vahim. Evet, tanıyorum ama bence bu benzetme yanlış; hayır, o da kim, yazar ne çok da bilgili, herkesi tanıyor ; hayır, o da kim, yazar da iyi gösteriş yapıyor. Şahsen bir yerden sonra son şıkka doğru yönelmek zorunda hissettim kendimi.

Şimdi geri dönüp baktığımda içeriğin veya kurgunun genel anlamda yazarın rastlantısal buluşturmalar ve sürekli olaya yeni ayrıntılar ekleyerek bakış açısını değiştirip okuyucuyu şaşırtmasından ibaret olduğunu görüyorum. Yeni ayrıntıyla bunu yapmasının da edebi yanı yok bence, bir şey anlatıp birkaç sayfa sonra size şunu söylemedim, bak şimdi söyledim, gördünüz mü aslında öyle değilmiş demek herangi bir zeka oyunu değil. Kalan içerik de başkasının sözleri ve hazır bilgiler.

Eleştirimi toplamaya lüzum görmüyorum çünkü kitap bir oku, eğlen, geç kitabı. Gerçekten güzel anlar yaşatıyor insana ama bir şey katmıyor. Yazar yukarıda eleştirdiğim noktaları tüm gücünü kullanarak oluşturmuştur diye iddia edebilecek kadar ileri gidebilirim. Umarım yazar yeni bir kitabıyla bana cevap verir, yanılmış olmak isterdim. Fakat gerçek bu!

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Murat Menteş || İLETİŞİM YAYINLARI || Liste Fiyatı: 16,50 TL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt || 14×20 cm || Karton Kapak || ISBN:9750503228

Sayfa 1 - 1112345...Son »
Derkenar
“Hile, oyunu kazandırsa da, kaderi değiştirmez.”

La Edri
RSS Kitap'a Destek Olun

Birlikte bir adım daha atabilmek için canımıza can katın, Destek Olun!
Şu An Ne Yapıyor?
    Eleştirmek üzere;
  • Cumhuriyet & Türk Mucizesi - Turgut Özakman
  • Okuyor;
  • Limon Ağacı - Sandy Tolan
  • Okuyacak;
  • Faust - Johann Wolfgang Goethe
  • Takipte;
  • K (Haftalık)
  • Penguen (Haftalık)
  • Uykusuz (Haftalık)
  • NTV Tarih (Aylık)
  • CNBC-e (Aylık)
  • İzdiham (Mevsimlik)
İlgi Duyduğum Kitaplar
  • Darağacı / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Efrasiyab'ın Hikayeleri - İhsan Oktay Anar
  • Kitab-ül Hiyel - İhsan Oktay Anar
  • Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar
  • Kadından Kentler - Murathan Mungan
  • Monte Kristo - Alexandre Dumas
  • Nietzsche Ağladığında - İrvin D. Yalom
  • Notre Dame'in Kamburu - Victor Hugo
Lütfen önerilerinizi benimle paylaşınız.(İletişim)
Sponsor

Twitter

Twitter - Beni takip etmek için tıklayınız.

    Bilgilendirme

    Site kısa bilgilendirme ikonu
      Sitemiz Rıza Selçuk SAYDAM 'ın okuduğu kitapları günler, aylar ve hatta yıllar geçse de ileride dönüp bakabileceği, kendi üslübundaki değişimleri farkedebileceği, fikirlerindeki, bakış açılarındaki genişlemeleri kayda alabileceği bir blogdur. Mevcut hali ihtiyaç nedeniyle yapılan değişikliklerle oluşmuştur. Sıkılmayın, okuyun ve lütfen yorumlayın.