Arşiv | Edebiyat
O bilindik melodi,o bilindik sesteki ton ve siyah elbiseler içersinde soğuk yüzler… The Godfather yani türkçemizle Baba ve yani mafya.Kitabı okudum mu yoksa yuttum mu bilinmez.Ama o kadar çok şey hissettim ki şimdi yerimde duramıyorum.Belki bir kısmını paylaşarak yükümü azaltırım.
Nereden başlayacağım konusunda çok kararsızım.Bir yerden başlamak gerek tabii.Her insanın kendine özgü bir kaderi ve hedefi vardır.Hırsızlık kimisi için alın teridir.Kimisi de canını riske attığından rüşvet almayı hakeder.Acaba bunları düşünen bir toplum nasıl bu duruma gelmiştir?Adalet yerini bulmazsa,yöneticiler gerektiği müdahaleyi gerçekleştirmezlerse,günümüz tabiriyle kamuoyu tatmin olmazsa halk bir şekilde isyan edecektir.Sicilya,mafyanın doğdu yer olarak,sükut yasalası olan omertanın oluştuğu sıradışı bir yerdir ve isyan sessizce burada başlar.Bir gün kızına tecavüz edildiğinde eğer devlet bu konuda bir şey yapmazsa halk zamanla devlet yerine koyacağı,devlet içersinde aileler oluşturur.Hatta bu oluşan ailelerin adaleti sağlayarak devletten daha otoriter olmaları da kaçınılmazdır.Adaleti sağlayan bu aileler mafyadır ve mafyanın başlangıçta sığınılacak yer anlamına geldiğini bilmek gerekir.
Mükemmel bir Don, zekasıyle,acımasızlığıyla ve haklı saygıdeğerliği ile New-York eyaletinde hüküm sürdürür.Bu noktaya gelmesi gerçekten kolay olmamıştır.Gerekli fedakarlıklar gözünü kırpmadan yapılmış,tüm adımlar dikkatlice ve usulüne uygun olarak atılmıştır.Zamanla Carleone ailesinin en büyük güç haline getirmiştir.”Carleone’nin adamları sokakta yürürken başlarını dimdik tutuyorlar.Cepleri para doluydu.İşlerini kaybetme gibi bir korkuları yoktu.Polis tarafından tutuklanan bir adam, dilini tuttuğu,omerta yasasına uyduğü sürece çoluğuna çocuğuna çok iyi bakılacağından,hapisten çıktığı zaman da eski işine devamedebileceğinden emindi.”Bu kurallar katıydı.Suratlardaki soğuk ciddiyet korkutuculuk ,acımasızlık taşıyor ve bu büyük imparatorluk iğne ucunda saltanatını sürerken yüksek mevkilerdeki dostlarıyla ayakta durabiliyorlardı.Onlar kendilerini bir takım güruhun verdiği oy ile başa geçen kişilerin yönetmeyeceğine inanıyor ve bunu başarıyorlardı.Yaşadıkları sıkıntıları çocuklarına yaşatmak istemeseler de her insanın kendine özgü bir kaderi ve hedefi vardı.Bu er ya da geç olacaktı.Kızının ailevi sorunları,babanın kurşunlanışı,yaşanan mafya savaşları,evin suskun oğlunun fedakarlığı,büyük oğlun acımasızca öldürülüşü,bir diğer oğlunun krizleri.. imparatorluğun üzerinde olduğu temelleri sarsmakla kalmamış yıkılma aşamasına getirmişti.Alınan kararlar ve mafyanın ünlü kin duygusu,evin suskun oğlunu babasının varisi yapacak ve seçtiği tüm geleceğe rağmen kaderi onu Don yapacaktı.Planlarla,hesaplaşmalarla ve bir sayfa sonrasında bu düzensizlik üzerine kurulan düzenin hangi canlara kast edeceğini büyük bir soğuk kanllıkla hissedeceksiniz.Sonunda yapılan her şeyde aslında bir mantıksal düzel olduğunu farkedeceksiniz.İyi bir dinleyicilik,kin ve nefreti belli etmeme gibi bir takım kuralları kabulleneceksiniz.Dönüp kendinize baktığınızda şaşırmayın.Acaba hayat göründüğünden daha mı karmaşık gelmeye başlar bundan sonra sizlere? Yoksa artık Robin Hood niteliğindeki mafyanın kirli yüzü sizi pek ilgilendirmez mi olmuştu?Oniki yaşından beri kendini öldürmeye çalışanların olduğu bir kişi acaba ölümden korkar mıydı?Onun tek korkusu,ölüm değil,senin onu öldürebilecek olmandı.Büyüyünce babasının,kardeşinin,ailesinin öcünü almaya kalkışacağını bir Don olacağını kendisine söyleseler inanır mıydı ki?
Size dünyanıza anlam katacak bir kitaptan bahsetmeye çalıştım.Kavram kargaşasası ve farklı bakış açıları yakalayabilirsiniz.Nereden çekerseniz çekin konuyu.Suça eğilim oluşturmak amacında değil ürküten sessizlikte sadece silahların değil fikirlerin de konuştuğunu,Robin Hood’un nasıl da siyahlar giyinerek,silahlar kuşanarak can aldığını anlatmak istedim.Düzene uymak yerine düzeni değiştirmek hatta düzeni kendi düzeninle hiçe saymak herkesin yapabileceği bir şey değildir.Günlerce bu konu hakkında yazabilirim ama şu an sadece düşünmek istiyorum.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Mario Puzo || Liste Fiyatı: 20,00 YTL. || Yayın Yılı: 1999 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9753901240
Tembellikten nefret ediyorum.Bahanelerden de bir o kadar nefret ediyorum.Siteyi takip edenler farketmiştir.Kitap okuma tempom belirgin bir şekilde düşüş yaşadı.Bunun en büyük sebebi yoğun ders programım ve tabii tembelliğim.Açıkcası sebebim yok,hepsi bahaneydi.Çünkü insan isterse bir şekilde yolunu bulur ve istediğini yapabilir.Bunun da en büyük örneği bu kitaptır.
Geçtiğimiz hafta 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’ydü.O gün Atamızı andık.Fakat törende aradığım çoşku yoktu.Hatta öğrenciler ayakta durduklarından sıkılgan tavırlar içersindeydiler.Tören bitmiştir duyurusu yapıldığında büyükçe bir alkışlanma da yaşandı.Halbuki bu bir anma töreneydi.Açıkcası içimde bir burukluk oluştu.Arından şehir merkezindeki törene katıldım.Benzer duygular vardı orada da.Güne özel vizyona giren sinema filmi Mustafa’ya gittik arkadaşlarımla.Orada kendime geldim.Filmin bakış açısı beni gerçekten etkileşmişti.Daha önce hiçbir zaman Atatürk’e o yönden bakamamıştım.Film çok ince noktalara değiniyordu.Atatürk’ü her şeyden önce insan olarak ele alması benim için yeterliydi.Çünkü Atatürk’ün en çok hayranlık duyulan kimse olarak tanıtılabilmesi,örnek gösterilebilmesi onun da zaaflarının olduğunu göstermek,özel hayatındaki çalkantıların bir vatanı kurtarmakta öncülük etmesini önleyecek büyüklükte olamayacağını anlatmakta yatıyordu.Onun gülümsediğini,onun ağladığını,onun üzüldüğünü,sevdiğini bilmek ona karşı olan sevgimizi azaltabilir miydi acaba?Kesinlikle azaltamaz hatta katlandırırdı ki öyle de oldu.Filmin arkasından bu konu hakkında kendi aramızda bir çok sohbet yaptık.Bir çoğumuz filmde geçen bazı sahneleri daha önce duymamış veya okumamıştı.Bu güzel ve özel filmin ardından Atatürk hakkında tekrar kitap okuma kararı aldım.Bakış açım değişti çünkü.Bunu pekiştirmeliydim.
Kitap Sayın Atilla İlhan’ın bilgileri ve bir çok araştırma neticesinde oluşturduğu bir seneryo.Film yapılması için yazılmış ve kitap olarak basılmış.Bu kitap için mükemmel bir hava katıyor.Eğer okuyucunun hayal gücü belirli bir düzeydeyse yazarın sahneler arasındaki geçişlerinde hiçbir şey farketmeden sanki bir film izlercesine kaydığını farkedeceksiniz.Kitap Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelmesinden itibaren Kurtuluş Savaşı ve İnkılaplarını ele alıyor.Karşınızda şahıslar konuşuyor,yorumluyorlar olayları.Ezberci anlayışı yıkan ayrıntılara hükmeden sıradışı bir kitap bu.Atatürk’ün özel hayatından kaçmayan,onu ilahlaştırmayıp onu olması gerektiği gibi Atamız olarak gösteren bir kitap bu.Atamıza bizi sımsıkı bağlayan,kimi zaman onun nasıl sıkıntıya düştüğünü,ne riskler altında bu vatana önderlik ettiğini,şanlı ordumuzu,bükülmez bileğimizi analtan bir kitap bu.Sarsılmaz hedefleri,kırılmaz umutları tanıyorsunuz bu kitapla.Kırık kalplerle,ihanetlerle,her türlü olumsuzluğa karşı kazanılan kesin bir zaferin öyküsü.Hem de nasıl biliyor musunuz? Özel hayatından kaçmadan.Onun yaşadıklarından korkmadan ve övünerek.Her şeyi bir kenara bırakıp Atamızı hissederek bu tarihe tanıklık ediyorsunuz.Onunla birlikte odalarda yalnız kalıp bir geçmişe gidiyor ve hatıraları yad ediyorsunuz.Kimi zaman da geleceğe gidip bir Cumhuriyet’i temellendiriyorsunuz.Onu anlamaya çalışmak ne kadar güzel bir duygu.Deniz mavisi gözlerine bakanlarından arasından siz içinde kopan fırtınaları görebilmek şerefine erişiyorsunuz.Alınan kararların mükemmelliği kimi zaman ne kadar da hayret verici ve olağanüstü geliyor insana.Halbuki o da bir insan.Başarmak istiyor ve tembellik gibi bir lüks tanımıyor.Milletine de inanıyor ve güveniyor.O yalnız değil,arkasında Türk milleti var.O milleti tek başına bağımsız yapmıyor.Diktatör değil o.Milletine önderlik ediyor ve adını tarihe altın harflerle yazdırıyor.Bu bir destan mı yoksa? Ben bir film mi izledim,bir kitap mı okudum bilemiyorum.Bildiğim şu ki damarlarımdaki asil kan her şeye yeter.Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK artık benim için daha bir dinç.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Atilla İlhan || Liste Fiyatı: 14,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,3×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9944880275
Bu kitabı almamın öncelikli nedeni Can yayınları tarafından basılmış olması.Kitabın üstüne kondurdukları logolarının güzelliğinden,sade beyaz tasarım üzerine kitap adı ve bir resim eklemelerinin bende bıraktığı güzel duyguları bir kenara itelim.Çünkü kitabı Can yayınlarından olduğunu görünce almamın sebebi bu yayın evine sonsuz güvenimin olmasındandır.Bu güveni herhangi bir kitabını okuyarak siz de tadabilirsiniz.
Gelelim kitap hakkında karalayacağım bir kaç nota.”Yazar, romanının iki kahramanı Zora ile Franklin’in ağzından, günümüz karaderili insanının beyaz adam karşısındaki durumunu abartıya kaçmadan, bir gözlemci olarak ele alıyor.”Her ne kadar kaba bir içerik olsa da biraz içten baktığımızda hayatın kendisini gözlemlediğimizi farkederiz.Şahısların ağzından çıkan söylemler o kadar doğaldır ki kitabı okurken aslında bir film izliyormuşum gibi geldi.Duygular hakimdi kitapta.Her sayfada farklı bir hisse kapılıyordu okuyucu.Nasıl desem bilemiyorum.Çünkü bu kitap durum betimlemesi yapıyor.Şahısları siz oluşturuyorsunuz,mimikleri ve sessizlikteki içten kopan fırtınaları.Demiştim ya yazar her bölümü romanının iki kahramanı Zora ile Franklin’in ağzından anlatıyor diye,işte her bölümde ayrı bir kişiliğe bürünüyorsunuz.Her bölümde farklı bir bakış açısı yakalıyorsunuz.
Kitabın içeriği hakkında da kısa bir şeyler ekleyeyim.Üniversite mezunu öğretmen ve şarkıcılık ideallerinde ilerleyen Zora yeni evine kiralarken,evin işçiliğini yapan eğitimsiz ama zeki Franklin ile tanışır ve kısa sürede bu ilişki bir aşka dönüşür.Zamanla aşk büyüse de akabinde sorunlar da büyümektedir.Franklin’in evli ve çocuk sahibi olmasının yanında işsizlik ve geçmişinin getirdiği sorunlara Zora ile evlilik dışı bir bebeğin dünyaya getirmesi zamanla içinden çıkılmaz bir hal alır.Kitaptan ufak bir alıntı alırsak tam bu noktada; “O işsizlik sorunları yaşarken,ben de işimi bırakabilmeye can atıyordum.Başarılı bir şarkıcı olmak için önümde bir fırsat vardı.O ise ne yapmak istediğinden emindi,ne de onu nasıl yapacağından.O çok içki içiyor,ben de oburluk yarışında ilerliyordum.Yaşamlarmız o denli yoğun ki,kafam pamukla tıka basa dolu geliyor bana.Bunun nereye varacağını bilmeyi çok isterdim.”Zamanla gurur ve sabır çatışmasının ardından bir ayrılık gelir.Kısa bir süre sonra ayrılık ızdırap olur.Akabind gelen birleşme bu ızdırabı acaba kısa süreliğne mi dindirecektir? Yoksa bu bir hata mıdır?
Bakış açısının değişmesiyle gelen farkılıları yakalamak isterseniz,kadın ve erkek arasındaki iletişimi yaşayanların ağzından dinlemek için,doğal olsun ve içten de olsun diyorsanız bu kitap sizin için birebirdir.Kitapta ezilip,horlanan karaderili birinin düşüncelerini hissedebilirsiniz.Hayatınıza anlam katabilirsiniz.Her sayfası aslında bir iç yüzleşme içerir.Acaba karmakarışık olan okuduğumuz roman mıdır yoksa bu romanın üzerimizde bıraktığı etki mi?Ya da okuduğumuz başka hayatlar olsa da bakış açıları bize tanıdık mı geliyor ney?Neden kaçalım bu duygulardan o zaman? Hissetmenizin tam zamanı!
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Terry McMillan, Çeviren: Halit Çakır || Liste Fiyatı: 19,50 YTL. || Yayın Yılı: 2000 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:975510741X || Bu kitap şahsıma kitapyurdu.com’un hediyesidir.Teşekkürlerimi sunarım.
Bu kitap bir KASHNA Kitap Ağacı meyvasıdır ve KASHNA felsefesi üzerine kurulmuş bir şaheserdir.Peki nedir bu KASHNA felsefesi?
Kashna bilmektir. Kendini tanımaktır. Bir mükemmellik tutkusudur. En iyiyi yakalama çabasıdır. Kashna, oksijene saygı duymaktır nefes alırken, zirveleri zorlamaktır. Değerini bilmektir ormanda duran bodur bir ağacın. Kashna kaygısızca koşmaktır en çetin yollarda… İmkansıza aşık olmaktır Kashna. Önyargılardan arınmaktır. Haddini bilmektir. Mazeret üretmeden yaşamaktır. Kashna, dik durmaktır en güç zamanlarda. Vazgeçmemektir, göğsünü germektir fırtınalara, geleceğe dokunmaktır kaygısızca, meydan okumaktır, en olmaktır, bağırmaktır avaz avaz, haykırmaktır karanlığa.Kashna, abartısız yaşamaktır. Kibrit kutusuna dünyayı sığdırmaktır, gemilere rağmen başarmaktır Kashna.
Bir fabrika; ama öyle böyle bir fabrika değil! Şöyle bir fabrika:
“Dahi” üreten bir fabrika. Fabrikaya gelen dahi adayları, üretim bandı diye adlandırılan eğitim salonumuzda bir dizi eğitim çalışmaları ve aykırı eğitim uygulamalarıyla bir dahiye dönüştürülmektedir.
Çözüm üreten bir fabrika, azim üreten bir kurum. Gelecek, cesaret, özgüven üretiliyor. Motivasyon üretiliyor, hedef, kararlılık, çalışkanlık, hareket üretiliyor…
Kısacası, bu fabrikada muhteşem bir ekip; her saniye, kümese düşmüş kartal yavruları için, akvaryuma hapsedilmiş balinalar için farkındalık üretiyor…
Neler yapabileceğini bilmiyorsun, ne olduğunu hiç bilmiyorsun. Baksana ayakların yere basıyor, bunu nasıl başarıyorsun?
Bilsen, uykuların kaçar, başını hiç olmadığı kadar dik tutarsın. Para pul, şan şöhret… bir anda avucunun içindeki sıradan bir mikroba dönüşür. Zor dediklerinde gülüp geçersin, imkansız dediklerinde kahkaha atarsın rüzgara karşı.
Bir bilsen akşam yastığa koyduğun şeyin zavallı bir küreden ibaret olmadığını. Trilyon dolarlarla ölçülemeyecek bir hazineyi her gece öyle hunharca atabilir miydin yastığa yorgana?
Hiç şaşırmazdın Atatürk’lere, Lincoln’lere, Gandhi’lere… Vay be demezdin Picasso’lara, Da Vinci’lere, Dali’lere… Aklını almazdı Edison’lar, Newton’lar…
Hayranlık duyduğun o dahilerin aslında senden farklı olmadığını biliyor musun?
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Erdal Demirkıran || Liste Fiyatı: 9,50 YTL. || Yayın Yılı: 2004 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9756197005
Ferhan Şensoy, Türk tiyatrosu oyuncusu ve yazarı, yönetmen. Değerli bir kişi olduğunu biliyordum fakat ilgi konum olmamıştı geçmiş zamanda!Ben daha 1 yaşındayken yazdığı bir kitabın beni bu kadar güldürmesi gerçekten hoşuma gitti.Hiciv-Mizah kullanarak türkçemizin incelikleriyle süsleyen mükemmel bir kişilik bence.
Türk tiyatrosunda kendine özgü bir yer edinen Ferhan Şensoy’u bir çok yerden tanıyoruz.Kitabı okumamla birlikte kendime sitemim oldu.Bir çok değerli aydınımızı,yazarımızı,tiyatrocumuzu,sanatcımızı,bilim adamlarımızı tanımamak beni gerçekten üzdü.Bu kitapla milliyetçi ruhumu biraz daha hırslandırdım.Zaten kitap içersinde de bu kültür farklarını hissedebiliyorsunuz.Biraz taraflı olması tabii benim hoşuma gidiyor.Kitabın konusu yorum farkıyla zenginleşiyor.Amerikalılar ile bir ortak yapım tiyatro için yurtdışına çıkan Ferhan Şensoy,tiyatrocu olduklarını tam hissedemedi,bir çok açıdan yetersiz ya da sorunlu insanlar arasında geçirdiği bir zaman dilimini anlatıyor.Gördüğü,hissettiği her şeyi bir Türk bakış açısıyla yorumlaması ve karşılaştırmasıyla sizleri eğlendirirken,toplumlar arası kültür farkını seziyor ve kötü yanları ortaya döküyor.Hem de apaçık!Sözünü esirgemeyen bir tutum,İngilizce bilmeyen(konuşmakla-bilmek kavramları aynı değildir.Konuşabilir ama bilmez!) farklı bir bakış açısı.
Bu kitabı ÖSS hazırlık döneminde dersten bunaldığım anlarda mola olarak okudum.Kitabı okurken gerçekten rahatlıyor,hayattan kimi zaman soyutlanıp biraz da genel kültür edinerek güzel vakit geçirdim.Bir çok gülünç durum ile karşılaştım ve ciddi ortamda kıs kıs gülme krizleri yaşadığım oldu.Kitap ile birlikte sürekli bir mutluluk anı,gülümseme durumu,okumanın ardından gelen olaylara farklı bakma ve daha neler neler edindim.Fikir dünyama Ferhan Şensoy gibi bir usta girdi en önemlisi.Yakında kitaplarını ve izlemediğim filmlerini de edinmeye çalışacağım.
Yazının devamına Ferhan Şensoy hakkında biraz ayrıntılı bir biyografi ekliyorum,igilenenler için güzel bir kaynak olur umuduyla.Ayrıca bu kitabı bana hediye eden Sn. İbrahim Ses’e teşekkürlerimi sunarım. Bu kitabı ilk baskıdan okumak da tabiki güzel bir duygu.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ferhan Şensoy || Liste Fiyatı: 8,00 YTL. || Yayın Yılı: 1992 || İthal Kağıt || 13,3×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9754943370 (daha fazla…)
Kitap piyasalarını takip edenlerin bileceği gibi çok satanlar listesinde bulunan “Siyah Süt” ‘ü içeriğini merak ettim ve hemen bir kitapçıdan edindim.Latif Demirci’nin kapağını ve sayfa aralarındaki karikatürlerini tasarladığı ve Beyza,Şafak ve Zelda’ya diye başladığı kitap hakkında yazılıp çizilecek çok bir şey olmadığından ayrıntı bilgileri veriyorum malesef.
Açık konuşmak istiyorum.Beğenmedim.Her kitabı beğeneceğim,ya da ben beğenmedim diye herkes beğenmeyecek diye bir durum yok ortada.Kitap daha çok bayanları ilgilendirdiği için de beğenmemiş olabilirim.Çünkü kitabın konusu “Yeni Başlayanlar İçin Postpartum Depresyon”. Açıklarsak,bu bir depresyon çeşidi ve loğusalık devresinde geçirilen bir süreç.Hatta kitabımız da ismini bu devrenin bir olası durumundan alıyor.Sütün siyah olması.Loğusanın 40′ı atlatması gerçekleşmezse,ki 40 kavramı kişiye göre artabilir ya da azalabilir;burayı depresyonu yenemezse şeklinde algılamak gerekir,o zaman sütü çürürmüş.Bu kısmı kitaptaki bilgiler ışığında aynen yayımlıyorum.Evvela koyulaşırmış süt,katılaşırmış toprak toprak.Sonra başlarmış siyaha çalmaya.Solarmış beyaz.Kararmış süt akarmış loğusanın memelerinden.Sütüyle beraber yüreği de çürürmüş kendiliğinden.
Elif Şafak’ın annelik ve yazarlık kavramlarını birlikte yapmak(ÇOCUK da yaparım KARİYER de) konusundaki hayatında yaşadığı evreleri anlatıyor.Zamanla çocuk yapma kararını alıyor ve hamilelik,loğusalık dönemi ve bu depresyonu atlatana kadar geçirdiği dönemleri ele alıyor.Yani bir otobiyografik romanı kaleme almıştır.Kitabı okurken beğendiğim kendi kişisel tahlilleri var.Aklındaki fikirleri yorumlarken kendini yöneten bir kaç küçük kadın varmış gibi kitaptaki diyologlar çok hoşuma gitti.Yani kişiliğini oluşturan her bir yönünü bir küçük kadın temsil ediyor.Hızlı düşünme,pratik yolları Pratik Akıl Hanım gibi.Sinik Entel Hanım,Anaç Sütlaç Hanım,Saten Şehvet Hanım.. Uzatmak mümkün.Zaman içersinde yeni bir düşünsel döneme girse yeni bir hanım daha bu küçük hanımlara katılıyor.Kafamdan sesler korosuna.Mesela anne olma kararıyla Anaç Sütlaç hanımın katılması gibi.İşte bu küçük hanımların kitap sayfalar arasındaki karikatürlerle simgelenmesi,aralarında her türlü çatışmalar aslında Elif Şafak’ın beyninde olup bitenleri bize yansıtma şekli ve ben Elif Şafak’ın kitapta bu tahlilleri çok iyi bir şekilde yaptığını düşünüyorum.Ayrıca kitabı okurken bir çok bayan yazarın hakkında genel kültür sahibi de olabiliyoruz.
Peki erkekler? Şüphesiz babalar da bu depresyonu yaşıyorlar.Ama bu bambaşka bir kitabın konusu.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Elif Şafak || Liste Fiyatı: 17,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9759915315
Çarşamba, Kasım 26, 2008
1 Yorum