Arşiv | Edebiyat
Erdem Genç ‘in hediyesi olarak okuduğum kitap beni bir çok açıdan şaşırttı. Şaşırttı kelimesini kullanırken sayfa numaralarının sondan başa doğru akması gibi sıradışı özelliklerden çok içeriksek ve konu seçimindeki özellikleri kastediyorum. Edebiyat hayatın kendisidir, bunu sadece söz olamaktan çıkararak uzun zamandır nice öykü yazarının yapamadığını yaparak gençlerin dilinde hayatı öyküleştirmeyi bulacaksınız bu kitapta.
Sözünü esirgemeyen, insanların hayatta bunlar da yaşanıyor diyemediği çeşitli özel noktaları su yüzüne çıkartıyor. Açıkcası kimi cinsellik temalı öykülerinde ve aşırı derecede ölüm, şiddet temalı öykülerin ardarda sıralanmasından her ne kadar rahatsız olsam da (ki bu konuları diğer konularla harmanlamasını beklerdim, genel olarak bakılınca sadece bu konuları işlemesi de üretkenliğe gölge düşüren bir durum) anlattığı konuya hakimiyeti, şaşırtabilme gücü, olayın gidişatındaki sizi öyküden koparmayan üslub ile Debut (Fransızca’da ‘öncü,ilk’) öykülerle Erdem Genç ‘in düş dünyasına yolculuk.
Sert diyebileceğim epik temalarla insanın içinde ukte bırakan öyküler kimi zaman yazarın parantez içi cümleleriyle sadece bir öykü olduğunu belli etse de kolay kolay kendinden koparmıyor, etkisinde bırakıyor bizi. Kitabın sonunda etiketler alanını görmek blogları hatırlatan ve hoşuma giden durum. Kimi öykülerinden çıkarılan anafikirlere katılmadığım gibi bazı dipnotlar da inanılmaz derecede gereksiz. Söylemeden edemeyeceğim bir başka ayrıntı ise Debut ‘u satın alırken okuyucunun fiyatı kendi belirlemesi. Yani isterseniz 1 TL ‘ye isterseniz de 100 TL ‘ye kitabı satın alabiliyorsunuz, şaşırtıcı bir içtenlik örneği.
Biraz eğlenmez, farklı üslup tatmak isterseniz, yeniliklere açığım diyorsanız okuyabileceğiniz bir kitap.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Erdem Genç || CAMGÖZ KİTAP || Liste Fiyatı: 7,00 TL. || Yayın Yılı: 2009 || Kitap Kağıdı || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN: 6056074912
J. D. Salinger Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar ve Seymour – Bir Giriş ile Çavdar Tarlasında Çocuklar (Gönülçelen), Franny ve Zooey adlı kitaplarında olduğu gibi Glass ailesini konu alıyor. Biraz daha imgesel olarak bakarsak Dokuz Öykü adlı kitabını da sayabiliriz.
Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar bölümünde kendini zor ele veren hikayenin içinde ayrıntıları kovalayarak neler olup bittiğini anlamaya çalışmak ve gerçekten sabırlı bir okuyucu olmak gerekiyor. Salinger bu dengeyi kişi tahlileriyle öylesine müthiş tutmuş ki bir arabada oturmakta olan kişiler hakkında yazdığı eğlenceli diyologlar kadar bakışları da manalaştırması ile benim oldukça beğenimi kazandı.
İkinci öykü olan Seymour – Bir Giriş işe Glass ailesinden Buddy tarafından ağabeyi Seymour ‘u anlatmasıdır. Genel anlamda Haiku şiirlerini anlatmaya odaklanır, Salinger ‘ın diğer kitaplarından eksik kalan noktaları tamamladığı, gerekliliği konusunda şüpheye düştüğüm öyküdür. Salinger ‘a olan bağlılığımı sınadı gerçekten. Kendi içersinde ne kadar bütün olduğunu, arada ne kadar kavramın yitip gittiğini halen bilmiyorum. Yazarın bir öykü denemesi desem yeridir heralde. Konuyu Seymour ‘un şiir anlayışından açtıktan sonra aklına gelen noktaları takip etmesi ve konu ile tamamen alakasız bir noktaya geldikten sonra biranda neyse diyerek ana temaya dönmesi benim yadırgamakta haklı olduğumu düşündüğüm kısımlardan sadece biri. Belki kitabın bu bölümünü tek seferde (ki işkence olurdu) okusam, anlamsal bütünlüğünü kavrayabilirdim fakat bir kez ara verdikten sonra bulunulan noktayı kavrayabilmek ve üstüne kurulan çadırın içersinde nefes almadan durmak gibi. Sıkıldım, sıkıldım! İkinci öyküyü neredeyse sonlarına gelmeme rağmen kendime işkence etmemek amacıyla kapattım. Belki bir gün, vakti gelince benim için daha anlamlı olur da okurum. İkinci öykü ile ilgili belirtmeden geçemeyeceğim nokta okuduğum zaman dilimi içersinde Haiku konulu kitaplar okumaması sağlaması ve bu söz sanatı ile ilgili derinlemesine yorumlar yapması olduğu kadar parantez içersinde belirttiği sözünü esirgemeyen yorumlardır.
Yeryüzünde amatör bir okuyucu
-yani okuyup geçen biri- kalmışsa
eğer, tarifsiz sevgi ve minnetle,
rica ediyorum ondan, bu kitabın
ithafını dörde bölsün, karım ve
çocuklarımla paylaşsın.
Ne kadar güzel bir ithaf…
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: J. D. Salinger , Çeviren: Coşkun Yerli/ Sevin Okyay || YAPI KREDİ YAYINLARI || Liste Fiyatı: 9,00 TL. || Yayın Yılı: 2010 || Kitap Kağıdı || 13×21 cm || Karton Kapak || ISBN: 9753633181
Metin Üstündağ ‘ın son kitabı olan Apartman Haikuları ‘nın çıktığını Selçuk Erdem ‘den öğrendim ve hemen edindim. Metin Üstündağ mizah klasikleri arasında yer alan birçok köşenin sahibi usta karikatürist, yazar, yönetmen ve şair. ‘Apartman Haikuları’ adlı şiir kitabı adından da belli olduğu gibi ünlü Japon sanatı haiku ile yazılmış.
Haiku 5-7-5 hece ölçüsüyle yazılan, Tanka söz sanatının biçim ve özellikle üslupsal değişime uğramış halidir. Haiku bir şiir biçimi değil, bir algılama biçimi de değil, bir görme biçimidir. O, bir “an”ı, sıradan olaylar içinde bir “an”ı yakalayıp onun iç doğasına daha sonradan ve bir başkasıyla birlikte nüfuz ederek o “an”ı kalıcı bir “anı” olarak paylaşmayı hedefler. Deyim yerindeyse, “bak orada, şu anda ne oldu; ben gördüm/duydum/ dokundum/tattım/kokladım” der. Beş duyunun dışına çıkan, antropomorfizmin dolayımlarından geçen, yorumlama içeren, kendini anlatan bir tür değildir haiku. İmgeye bile çok az başvurulduğu görülür. Çünkü bu tür dolayımların başka biriyle paylaşımı azalttığı ve giderek engellediği düşünülür. “Göster, ama sakın söyleme!” Kural budur. Ve karşındaki de bu yalın anlatımdan esinlenerek o yalın anlatımı başka bir yalın anlatımla yeniden anlatabilme gücüne sahip olmalıdır.
Türkiye’de Yunus Emre’nin adında cisimleşmiş tasavvufi halk edebiyatının eşleniği gibidir. “Gemliğe doğru / Denizi göreceksin; / Sakın şaşırma.” Orhan Veli tarafından yazılmış bir haikudur. İşte böylesine anlamlı bir söz sanatını kullanarak Metin Üstündağ toplumsal sorunları derinlemesine incelemiş, çeşitli hicivlerde bulunmuş. Öyle satırlar var ki okuyup geçilemeyecek, yüzleşmeden peşinizi bırakmayacak cinsten.
“şairler öldükten sonra büyük
aşk bittikten sonra değerli
acılar her dem taze”
Sabah uyandınız. Üçe ya da beşe bölünmüş beton kutucuğunuzda banyodan mutfağa, oradan yatak odasına, oturma odasına, en son da hole geldiniz. Kutucuğunuzun kapısını kilitleyip çıktınız. Bir başka mahalledeki bir başka beton kutucuktaki işinize gitmek üzere yollara döküldünüz.
Siz kendiliğinizden böylece yaşayıp giderken, MetÜst pencereden sizi izliyordu. Benzer duvarlar arasından, Orhan Veli’nin “Pencere/ En iyisi pencere…” dizelerine uyup uçan kuşları gözlüyordu ve arada bakışları size takılıyordu.
İşte ona Apartman Haikuları’nı yazdıran; bu dokunan, gıdıklayan ve kanırtan dizelerin sorumlusu sizsiniz, biziz, komşular ve akrabalar…
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Metin Üstündağ || SEL YAYINLARI || Liste Fiyatı: 7,00 TL. || Yayın Yılı: 2010 || Kitap Kağıdı || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN: 9755704487
Ferhan Şensoy benim için bir zihin boşaltmadır. Üstadın hayal dünyası sayesinde bakış açısı kazanır, gündelik ögelere farklı renk katar ve stresten uzaklaşırım. Mizahsız yaşayamam, düzensiz aralıklarla kendimi eğlendirmem gerekiyor. Ben psikolojik diyeyim sen ruhsal de, o da fiziksel desin başka biri de ne fark eder desin, benim bunu ihtiyacım var.
Özgün bir beyin ahengi içersinde denemelerden oluşan bu kitabın neden yazdılığını da kendi içersinde bir hikaye ele veriyor. Tahminimce öykülerin arasında yer alan Haldun Taner ‘in ki kendisi Ferhan Şensoy’un üstadı olur, günlük antreman niteliğinde yazdığı 20 sayfa yazı yazma alışkanlığının Ferhan Şensoy ‘a geçmesi ve bu alışkanlığın ürünü elimizdeki kitap oluyor. Çünkü denk geldiği sümüklüböcekten, odadaki sinekten, saat soran insandan ve hatıralarından bahsediyor. Hatta kimi zaman genel kültür dersleri veriyor, dünya görüşürünü ki ne kadar geniş bir görüş olduğu aşikar, bizlerle paylaşıyor. Kitabı okurken hissedilecek en hava kanıtlama kaygısı olmaması ve sohbet havasında olmasıdır. Kimi zaman iğneleyici kimi zaman manâdar, kimi zaman da Ferhantrak diyebileceğimiz yazılarla kitabın ‘çok satılanlar’ arasında yer alması da traji komik bir durum, sevindirici velhasıl bunu başarmasının nedenlerinden biri de ucuz olması ise kitabın içeriğiyle kimi hikayerele öylesine bağımlı ki kitabı aldıktan sonra ‘çok satanlar’ arasından aldığınızı hatırlayıp öyküyü okurken gülmeye başlıyorsunuz kendi kendinize.
Bu kitapta hayatın anlamı olmadığını peşinen söylemek isterim. Ferhan Şensoy ‘u okumak zihni açık fakat boşalmaya hazır, yeniliklere aç, hayal dünyası zengin bir insan ister.
İş kazası, trafik kazası gibi çok görülmeye başlandı aşk kazası! Canım sıkılınca bir sigara yakıyorum. İçince öksürüyorum, öksürünce tükürüyorum, tükürünce damağım kuruyor, hemen şarap içiyorum, fakat bütün bunların bende bir alışkanlık yapmasından korkuyorum.
Bu düşünce bende efkar yapıyor, hemen bir sigara yakıyorum, her efkarlandığımda sigara yakmamın bende bir alışkanlık olmasından korkuyorum. Ben canım sıkılınca sigara içiyorum ve yıllardır çok acayip sıkılıyor canım.
Son olarak beni özellikle karıncalardan bahsederken etkilediğini belirtmek istiyorum. Gerçekten de böylesine düzenli bir canlı topluluğu nasıl oluyor da hiç cinayet işlemeden, taşıdıkları yiyeceklerin birazını olsun yolda yiyeyim, köşede gizlice yumulayım demeden hayat-i idame ediyorlar? ((:
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ferhan Şensoy || BİLGİ YAYINEVİ || Liste Fiyatı: 8,00 TL. || Yayın Yılı: 2005 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9752201172
J. D. Salinger (Jerome David Salinger) ‘ın çoğu New Yorker’da yayınlanmış olan kısa öyküleri okuduğum üçüncü kitabı oldu ve umarım diğer kitabını da okuyacağım. Yazarı tanıyanlara öncelikle şunu söylemeliyim, yazarın tüm kitapları bir bütün. Bir başka kitabın bir başka karakterinde aklınızda yer alan bir sorunun cevabını bulabiliyorsunuz.
Kitabı yüzeysel olarak ele alırsak ki bu gerçekten çok zor, sıradışı ve içsel bütünlük içersinde, birbiriyle bağımlı ya da bağımsız, yazarın sonraki kitaplarında geniş geniş yer vereceği karakterlere ait hikayelerle karşılaşıyoruz. Oluşturduğu imgeler öyle canlı, öyle hayattan ki ele aldığı konu kadar üslubuyla da insanı başka bir dünyaya çekmeyi başarıyor.
Açık konuşmak gerekirse her öyküde ne demek istediğini uzun uzun düşünmem gerekti. Bir sonuca vardım mı, kendimce vardım tabiki. Fakat bu sonucu kendimi sonuçsuz bırakmak gerçeğini berteraf etmek amacıyla mı yoksa bir yanıta ulaştığımdan mı aldım bilmiyorum. İnsanı rahatsız edecek düzeyde içsellik hakim. Öykülerdeki karakterlerden çok sizi hedef alan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bir kitaptır da diyemediğime dikkat çekmek isterim, çünkü söylediklerim öyle havada öyle karmaşık düşüncelerin ürünü ki söylerken inansam da öyle olmayabileceğine dair bir şüpheyi gizleyemeyeceğim kadar da asılsız.
Salinger’ı gerçek yaşamda toplumun ilgisinden kaçan, asosyal bir yazar olarak tanıtmak yanlış olmaz. Böylesine enteresan bir kişinin her okunuşta yepyeni anlamlarla karşınıza çıkaran mükemmel bir içerik üretmesi şaşırılacak bir şey olmasa gerek.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: J. D. Salinger , Çeviren: Coşkun Yerli || Liste Fiyatı: 10,00 YTL. || Yayın Yılı: 2010 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN: 9753630484
Edebiyat insanı alıp götüren, benliğini anlamlı kılan ve aheste olmuş halde iç yolculuğa çıkartan hayatımın olmazsa olmazıdır. Çitlembik Yayınları‘nın içten bir hediyesi olarak okuduğum bu kitapta uzun zamandır geçirmediğim kadar iyi vakit geçirdim.
Fonda İncesaz çalarken yazar toplumdan öyle güzel noktalara dokunuyor ki ister istemez kendinizden parçalarla karşılaşarak şaşırıyorsunuz. Açık bir anlatım, büyün punto yazılar, kısa öyküler sizi şaşırtmasın. Anlamlarıyla size sesini rahatça duyurabilecek
derinliğe sahip bir kitap bu. Egeyi düşündüren, aşkın zarafetini önünüze süren, kimi zaman yüzünüzde buruk bir gülümseme bırakan öyküleriyle Oğuz Dinç ‘i tanımaktan büyük mutluluk duydum. Çitlembik Yayınları‘na tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Elimde su gibi akan, zihnimi ferahlatan ve anımı renklendiren arayıp da bulamadığım bir kitapla buluşturuldum. Her insanın kitapla buluşmasının sonucu farklıdır elbette. Kimi zaman kitabı elinize aldığınızda sayfalar akmaz, hissedemezsiniz anlatmak istediklerini. Bu, o kitapla buluşmanızın zamanı gelmemiş demektir. Belki bir gün elinize aldığınızda, doğru zamansa, işte o zaman okur, hissedersiniz. Benim için tam zamanıydı!
“Son nişanın bu işte. Hayatta ne olabildiysen, bu toplu iğnede. İsmin buydu. Artık buradasın. Bu toplu iğneli isme bakıp ağlayanlarsın sen. Bu odaya seni aramaya gelenlersin. Sana üzülenler kadarsın. Yapabileceğin en büyük kariyer, bu iğnenin ucunda.”
Şaşırdı.
Solunda oturan yaşlı adamdı mendili uzatan.
Gözlerini bir an için adama döndü.
“Sonunda önemli olan, geriye dostların kalmasıdır…” dedi adam.
Yazarın yakın zamanda diğer kitaplarına da yöneleceğim. Kendisini tebrik ediyorum.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Oğuz Dinç, Yayına hazırlayan: Zarife Öztürk, Kapak Tasarımı: Çiğdem Dilbaz || ÇİTLEMBİK YAYINLARI || Liste Fiyatı: 12,00 TL. || Yayın Yılı: 2010 || İthal Kağıt || 12,3×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN: 9944424684
Sayfa 4 - 14« Önceki«...23456...»Son »
Pazar, Nisan 18, 2010
Yorum Yok