Ferhan Şensoy ‘un antremanda olmak adına günde 2 sayfa deneme, hikaye artık o an canı ne çekiyorsa karaladığını söylediğini biliyorum. Bu kitap da üstadın bu zamanlarda oluşturduğu yazılarının derlenmiş bir hali.
Bu sefer yazıların tadı biraz farklı geldi bana itiraf etmeliyim. Bir kavga hissettim bugün ile Ferhan Şensoy arasında. Teknolojiye bok atmak vardı yazılarında, yalnızlık yerine düşmanı bellemişti. Ben halen buradayım duygusunun ağır bastığı yazılardı bunlar. Biliyorum kelime oyunları yine müthişti, yine klasik Ferhan Şensoy kalıpları vardı. Özlem giderdik kabul de bir şeylerin eksik olduğunu tek hisseden ben miydim?
Diyalektiğin dibi yosunlu, reenkarnasyon, izmaritin, demlenen kuş ne güzel hikayelerdi. Eksikliğin ne olduğunu bilemesem de ustanın karaladıklarını yayınlamaya devam ettirmesini çok isterim, umarım bundan vazgeçmez.
Öyküyle deneme arasında gidip gelen geziperver yazılar buınlar. Ya da öykü türünde açık denizler özleyen, birbirlerinden çok bağımsız metinler ve fakat bütünde buluşuyorlar; insanı çerçeveleyen eşya, nebatat, hayvanlar kendi gözlerinden değerlendiriyorlar bildiğimiz, kendini çok cinfikir sanan salak insanoğlunu.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ferhan Şensoy || ORTAOYUNCULAR YAYINLARI || Liste Fiyatı: 10,00 TL. || Yayın Yılı: 2010 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm|| Karton Kapak || ISBN:9757904120
Ferhan Şensoy benim için bir zihin boşaltmadır. Üstadın hayal dünyası sayesinde bakış açısı kazanır, gündelik ögelere farklı renk katar ve stresten uzaklaşırım. Mizahsız yaşayamam, düzensiz aralıklarla kendimi eğlendirmem gerekiyor. Ben psikolojik diyeyim sen ruhsal de, o da fiziksel desin başka biri de ne fark eder desin, benim bunu ihtiyacım var.
Özgün bir beyin ahengi içersinde denemelerden oluşan bu kitabın neden yazdılığını da kendi içersinde bir hikaye ele veriyor. Tahminimce öykülerin arasında yer alan Haldun Taner ‘in ki kendisi Ferhan Şensoy’un üstadı olur, günlük antreman niteliğinde yazdığı 20 sayfa yazı yazma alışkanlığının Ferhan Şensoy ‘a geçmesi ve bu alışkanlığın ürünü elimizdeki kitap oluyor. Çünkü denk geldiği sümüklüböcekten, odadaki sinekten, saat soran insandan ve hatıralarından bahsediyor. Hatta kimi zaman genel kültür dersleri veriyor, dünya görüşürünü ki ne kadar geniş bir görüş olduğu aşikar, bizlerle paylaşıyor. Kitabı okurken hissedilecek en hava kanıtlama kaygısı olmaması ve sohbet havasında olmasıdır. Kimi zaman iğneleyici kimi zaman manâdar, kimi zaman da Ferhantrak diyebileceğimiz yazılarla kitabın ‘çok satılanlar’ arasında yer alması da traji komik bir durum, sevindirici velhasıl bunu başarmasının nedenlerinden biri de ucuz olması ise kitabın içeriğiyle kimi hikayerele öylesine bağımlı ki kitabı aldıktan sonra ‘çok satanlar’ arasından aldığınızı hatırlayıp öyküyü okurken gülmeye başlıyorsunuz kendi kendinize.
Bu kitapta hayatın anlamı olmadığını peşinen söylemek isterim. Ferhan Şensoy ‘u okumak zihni açık fakat boşalmaya hazır, yeniliklere aç, hayal dünyası zengin bir insan ister.
İş kazası, trafik kazası gibi çok görülmeye başlandı aşk kazası! Canım sıkılınca bir sigara yakıyorum. İçince öksürüyorum, öksürünce tükürüyorum, tükürünce damağım kuruyor, hemen şarap içiyorum, fakat bütün bunların bende bir alışkanlık yapmasından korkuyorum.
Bu düşünce bende efkar yapıyor, hemen bir sigara yakıyorum, her efkarlandığımda sigara yakmamın bende bir alışkanlık olmasından korkuyorum. Ben canım sıkılınca sigara içiyorum ve yıllardır çok acayip sıkılıyor canım.
Son olarak beni özellikle karıncalardan bahsederken etkilediğini belirtmek istiyorum. Gerçekten de böylesine düzenli bir canlı topluluğu nasıl oluyor da hiç cinayet işlemeden, taşıdıkları yiyeceklerin birazını olsun yolda yiyeyim, köşede gizlice yumulayım demeden hayat-i idame ediyorlar? ((:
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ferhan Şensoy || BİLGİ YAYINEVİ || Liste Fiyatı: 8,00 TL. || Yayın Yılı: 2005 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9752201172

Zort
Bu yazıyı yayımlamayı hiç ama hiç düşünmüyordum. Fakat gel gör ki kitabın kapanış yazısı beni o kadar etkiledi ve kendi kendime uyguladığım anlamsız sansürü farkedebildim. Sizin de farketmeniz için bir adım atmak zorunda hissediyorum.
Mizah ile ilgilenen, yayın takip eden zaten çok az bir kitle var. Hatta bir çok büyüğümüz içerisinde açık saçık olarak nitelendirdikleri doğal konulardan ötürü bizi edepsizlikle, terbiyesizlikle suçluyorlar. Takip ettiğim Uykusuz dergisinin doğum günü olması sayesinde Uykusuz ekibinden Memo Tembelçizer ‘in bir kitabının çıktığı duydum ve hemen aldım. Arka kapağında çıplak bayan çizimi ve kitapta hayatın içersinden bolca da küfür vardı. Ne yalan ki, hayatın içersinden diye bahsedebileceğim konulara farklı bakış açılarıyla gülünç yaklaşımlar getiriyordu. Satın aldım almasına ama gizli saklı okuyordum. Biri eline alsa içini açtırmadan kapıyordum falan. Utanıyordum işte. Sanki başkasının düşüncesi çok önemliymiş gibi ona kendini mükemmel göstermeye, aslında toplumun tanımladığı mükemmel kavramına benemeye çalışıyordum.
Nasıl oluyor da dünyanın en önemli konularından biri olan cinselliği bu kadar küçümsemişiz? Bazı şeyleri ne yazık ki korkarak yaşamısız. Belki bölük pörçük olarak kafamdaki düşünce yumağını sizi yansıtmaya çalıştım ama önyargılarınızı kaldırarak, bir adım daha benden tarafa gelip ‘Acaba ne demeye çalışıyor?’ diye düşünürseniz kendinizden parçalar yakalamanız, bu kitapla benim gibi saatlerce gülmeniz ve molasızca bitirmeniz mümkün. İnsanın kendi kendini sansürlemesi ne acıymış öğrendim.
Bu konuyu kapatmadan biraz da içerikten söz edelim. Kitabın en beğendiğim bölümü ünlülerin sözlerini içerikle bütünleştirmeleri. Akabinde kelime oyunlarıyla farklı bakış açılarını önüne seren bir yaklaşıma ek olarak zamanında yaşadığın ama kendini sıradışı veya utanç hissettiğin durumlar karşında olacak. Ayrıca mükemmel bir tasarım olduğunu da ekleyelim.
Bahsettiğim kapanış yazısı karşınızda.
BİR TAKIM ÖZGÜRLÜKLERİ SAVUNACAĞIM
AMA ELALEM NE DER DİYE SAVUNAMIYORUM
Eğer on yaş daha yaşlı bir kişi olsaydım bambaşka biri olabilirdim. On yıl daha önce doğsaydım 80 darbesi çocukluğuma, Özal dönemi de ergenliğime denk gelmezdi. Özal döneminde çıkan muzır yasası -yani küçükleri muzır neşriyattan koruma kanunu- tam da benim çocukluktan çıkıp ergenliğe girdiğim yıllara tesadüf etmezdi. P.rno tanımında her hangi bir neşriyatın zaten ulaşamadığı ücra memleketlerde ikamet etmekte olan ben, gözümün bacak-g.t-meme’den başka şey görmez ve görmek istemez hale geldiği yaşlarda, gazetelerdeki üç kuruşluk bikinili hatun fotoğraflarından bile mahrum kalmazdım. Eğer on yıl daha yaşlı olsaydım, darbeyi ve sonrasında üniversitedeyken yahut yeni çalışmaya başladığım sıralarda yaşamış olurdum ve belki özgürlük mücadelesini bir örgütenme mücadelesi olarak görür, yaşar, hisseder ve benimserdim. Tüm benliğim g.tteyken, g.tün yasaklanmasıyla kendi benliğimden şüphe etmek zorunda kalmaz, benliğimi kurtarmak adına tüm ilgimi basındaki g.t yasağını kınayan haberlerin takibine vermezdim. Eğer TRT yayınladığı her filmdeki en ufak öpüşme sahnelerini bile kesiyor olmasaydı, Betty Blue sinemada ancak yargıtay kararıyla oynayabiliyor olmasaydı ve filmlerin kesilmeleri ve yasaklanmaları gazetelerde haber haline gelmeseydi, “memleket meselesi” deyince benim aklıma belki g.t yasağı değil de grevler, çatışmalar, savaşlar geliyor olurdu. Böyle olsun isterdim de, o zaman belki kendi kderdimle böyle tek başıma ve yapayalnız kalakalmazdım.
Evet, maalesef böyle olmadı; darbeyi ben t.şşaklarıma yedim. Dünyanın en önemli olayını kesilen filmler, sansürlenen gazete ve dergiler olarak bilip öğrendim. Özgürlük mücadelesini ifade özgürlüğü mücadelesi olarak, onun da en merkezi noktasını cinselliğin ifadesinin özgürlüğünü mücadelesi olarak bilip öğrendim. O şekilde yaşadım ve hissettim.
İçinizden “İyi b.k yedin” mi diyorsunuz? “Özgürlük deyince s.kinin özgürlüğü bellediysen yanılmışsın dostum” mu diyorsunuz? Cinselliği keyif, cinsellikle ilgili özgürlükleri savunmayı arsızlık olarak mı görüyorsunuz? İnternette siyasi sitelerin engellenmesini önemsemek dururken porno sitelerin engellemenesini önemsemeyi düşündük mü sanıyorsunuz? Siyasi derneklerin kapatılmasına karşı durmaya politik olmak, eşcinsel derneklerin kapatılmasına karşı durmaya lüpmen olmak mı diyorsunuz? Memlekette ve hatta dünyada insanlar ölüyorken, insanlar işkence görüyorken, insanlar köle gibi çalıştırılıyorken benim gibi s.kiyle t.şşağıyla meşgul olanları küçümsüyor musunuz, hor mu görüyorsunuz?
Siz küçümseyedurun, sizin yerinize önemseyenler var. Öyle ki onlar kim s.kini tutsun kim tutmasın diye parlamentolarda toplanıp kanunlar çıkarırlar. Siz cinsel özgürlükleri temel özgürlüklerden saymayadurun, onlar cinsel özgürlükleri kısıp açmak suretiyle bireylerin toplumsal rollerini ve toplumsal hiyerarşinin yapısını belirlerler. Siz cinselliği bir hak değil bir keyif olarak değerlendiredurun; dün motosiklete ek vergi geldiğinde zengin oyuncağı deyip onu da küçümsemiştiniz, bugün fotoğraf makinesine gelen aynı ek vergiye itiraz edecek takatiniz yok mu? Siz hak ile keyif olarasındaki ince çizgide oyalanırken onlar çizgiyi diledikleri yöne çekiverirler. Siz p.rno site yasağına karşı duranları ot.zbirci diye küçümseyedurun, onlar pornoyu yasaklayarak yasaklamanın meşruiyetini ele geçirirler. Siz p.rno tüketeni de üreteni de aşağılayadurun; onlar balık tutarken tayt giyen kadını p.rnocu, onu beğenip göz ucuyla bakan erkeği ot.zbirci sınıfına sokarak sizin aşağılama listenizi sizin bile haberiniz olmadan genişletiverirler. Siz bütün p.rnocuları çocuk p.rocusu sanadurun, onlar çocuk p.rnocusunu engellemek iddiasıyla toptan pornoyu yasaklayarak sizin yüreğinize su serperler; diğer yandan sigortasız çocuk işçi çalıştırabilmek çin ellerinden geleni yaparlar. Siz kadının başını önemseyin kıçını önemsemeyin, onlar her kisini de sizin yerinize önemsemekle kalmaz, kaç çocuk doğuracağına kadar ayrıntısını bile belirlerler. Siz basında cinsel içerikli yayınları küçükseyedurun; onlar, zararlı içerik tanımlamaları gayet muğlak bırakılmış yasalar sayesinde, olacağın cinsel içeriği zararlılıkla itham edip, kendileriyle karşıt görüş taşıyan ama suç teşkil etmeyen yayınları çok güzel susturabilirler. Onlar ki sizin ayıbınızı sizden iyi bilenlerdir. Onlar ki her ne yapıyorlarsa sizin cinselliğe bakışınızdaki ayıpçılığa dayanarak ve cinsel özgürlükçülere bakışınızdaki küçümsemeye yaslanarak yapanlardır. Onlar ki entelektüel tartışmayı “Yoksa ibn. misin?” , “Yoksa pez.venk misin?” diyerek profesyonelce baltalayanlardır. Onlar ki sizin hak aramak için her kalkışmanızda ayıp yerlernize “cücc.k hareketi” yaparak sizi gerisin geriye yerinize oturtanlardır. Onlar ki gençleri zararlı neşriyetattan korumak bahenesiyle çıkarttıkları yasalarla sadece ve ustalıkla kendi varlıklarını koruyanlardır.
Siz küçümseyedurun; dün bu memleketin Toramanlı Karagöz’ünü müzelerin depolarında çürümeye terkedenler, bugün bu topraklara ait taş haykellerin ayıp yerlerini bezlerle örtecekler, yarın tarihi balçıkla sıvamayı başaracaklardır. Onlar, -ormanlar hakkında olsun, bilimsel kurumlar hakkında olsun, yahut cinsellik hakkında olsun- öne sürüp sürüp geri çektikleri yasaları, taşı delen su damlaları gibi, toplumun başlangıçtaki direncini yavaş yavaş eriterek hayata geçireceklerdir. Siz geçmişte t.şşaklarınıza gelen darbenin sahibini bugün koruyucunuz sanadurun; onlar dün diz darbesiyle bugün yumruk darbesiyle vuracaklar, istikrarla, değişmeden kalacaklardır.
Sizler dostlarım, aman küçümsemeye devam edin. Aman ha özgürlük savunayım derken ibn. yahut pez.venk olmayın. Cinselliksiz ve cinsiyetsiz mücadelenizin gururuyla başınızı dik tutun. Başınız dik halde ufka bakarken rakibinizden t.şşaklarınıza beklemediğiniz ani bir diz darbesi alıp iki büklüm yere kapaklandığınızda ise sakın ola üzülmeyin. Üzülmeyin çünkü tarihin hükmü bir kuşak sürer. T.şşaklarına darbe almış gençlik kendini toparlayıp ayağa kalkana kadar iki kuşak geçmiş olur bile. Ortalıkta “eskiden annem mini etek giyermiş” diye anlatan dede kalmadığında, yeni kuşak kendi durumunu kıyaslıyabileceği her hangi bir şey hatırlamıyor olacak; toplumu ezelde beri o anki gibi sanacak. Sadece t.şşakları anlam veremediği bir şekilde sızım sızım sızlıyor olacak, o kadar…
Memo Tembelçizer
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar & Çizer: Memo Tembelçizer || Yayınevi: Mürekkep Basın Yayınları || Liste Fiyatı: 9,00 TL. || Yayın Yılı: 2009 || 14×20 cm || 1. Hamur || ISBN:6054173020

Otisabi
Yılmak Aslantürk’ün ‘Dokunaklı temaslar’ alt başlığıyla bizlere sunduğu çizgi kitap Uykusuz çizgi dizisinde yer alıyor. Kitapta cinsellik amaçlı çapkınlık yapan ve genellikle amacına ulaşan, uzun paltolu farklı bir kişiliğin her sayfada farklı bir macerasıyla karşılacaksınız.
Bayanlar böyle şeyleri okumaz diye düşünenler olabilir ama eklemek istiyorum ki bu kitabı bir bayan bana önerdi ve aldıktan sonra başka bir bayan da beğendiğinden kitabıma el koydu. Onların sıradışı olduğunu düşünüyorsanız ben bu olayda şaşırılacak bir şey olmadığını söyliyeyim.
Benim Yılmaz Aslantürk hakkında düşüncelerim ‘Uykusuz 2 Yaşında Ya ben?’ başlığıyla çizdiği sayfada oturdu. Aynı Zort’un kapanış yazısı gibi mükemmel bir çizgi sayfa oluşturmuş ve şu sıralar 45 yaşında olduğunu çizdikçe gençleştiğini, yine de gençlere yabancılaştığını, rahatsız olduğu durumları içtenlikle bizlerle paylaşmış. Siz onun hakkında ne düşünüyorsunuz bilmem ama Uykusuz 104. sayıdaki o sayfaya da bir göz atın.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Dokunaklı Temaslar || Yazar & Çizer: Yılmaz Aslantürk || Yayınevi: Mürekkep Basın Yayınları || Liste Fiyatı: 14,00 TL. || Yayın Yılı: 2009 || 14×20 cm || 1. Hamur || ISBN:6054173037

Selçuk Erdem 3
Unplugged alt başlığından vazgeçerek Erdil Yaşaroğlu gibi numaralandırmaya başlaması bence iyi olmuş. Bir karikatür kitabını anlatmak gerçekten zor ama genel hatlarıyla karikatürlerin ortak yanlarından bahsetmeye çalışacağım. Selçuk Erdem ‘i çizerken kendi kendiyle konuşan ve özellikle de hayvanlarla uğraşan biri olarak tanıyorum. Şu sıralar kendisi Penguen dergisinde yazıyor ve yedinci yaş özel sayısının ekinde otobiyografi niteliğinde Serlçuk Erdem ‘in yazısına ulaşabilirsiniz. Benim Asteriks’ler hakkındaki bölümü çok hoşuma gitmişti.
Neyse toparlayalım; başta koyunlar olmak üzere bir çok hayvanı rahatsız eden, tarihi olaylara dem vurarak kırıp geçiren ve ara ara da olsa uzaylıları kızdıran bu adam işi biliyor.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar & Çizer: Selçuk Erdem || Yayınevi: Boyner Yayınları || Liste Fiyatı: 14,90 TL. || Yayın Yılı: 2009 || 21×28 cm || 2. Hamur || ISBN:9789757004592
Hepimizin bir geçmişi var, kırıntılarla dolu ve kurcaladıkca canlanan. Ersin Karabulut da içtenlik ötesi bir tutum sergileyerek kendi sandığını bizlere karikatürlerle değil çizimlerle yansıtıyor.
Çocukluk hatıralarından tutun da liseye üniversiteye ve her anından kesitler bulabiliyorsunuz. Fark olarak ne var derseniz kendi üzerinden içtenliğini savunma olarak kullanarak gerek iğrençliklerini gerek duygusallığını gerek şunu gerek bunu anlatıyor diyebilirim. Sürekli kendisini ve hatıralarını anlattığından kitap boyunca acaba arkadaşlarıyla konuşacak bir şeyi kalıyor diye merak ediyor insan. Kitapta sürekli olarak aynı karakterden gerçekten sıkılmayacağınızı hatta sizi de yalnızlıktan kurtaracak bir dost edinmiş olduğunuzu farkedeceksiniz. Size karşı luabali olmayan bir tutum ile yaşadığınız ama belki de anlatmaya utandığınız, ufacık bir ayrıntı dediğiniz şeyleri kullarak belki kahkahalarla gülmeseniz de yüzünüzdeki gülümsemeyi söndürmeden sizinle sohbet ediyor olduğunu da farkedeceksiniz.
Özetle karikatürle, çizgi kitabı arasındaki farkı bilerek okumanız gereken bu kitapla hoşça vakit geçirdim. Şimdi merak ettiğim Ersin Karabulut ‘un karikatürleri. Unutmadan kitabın sonunda otobiyografi niteliğinde, mükemmel tasarımlı sayfalarda çizeri daha yakından tanımak mümkün. Merak ettiğim bir başka unsur ise bu kitap yayınlandıktan sonraki Sandık İçi bölümleri. Gerçi son 25 sayıdır Uykusuz dergisinden (eskiden Penguen’deymiş) takip ediyorum ama eminim kaçırdıklarım var.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ersin Karabulut || Yayınevi: Doğan Kitapçılık|| Liste Fiyatı: 14,00 TL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt || 21×30 cm || Karton Kapak || ISBN:9759917289
İlkokuldan biricik arkadaşım Merve Ulusoy bir gün bana Uykusuz dergisini ve derginin de özellikle Uğur Gürsoy’un Fırat bölümü için okumamı tavsiye etmişti. Birkaç sayı okuduktan sonra iyice beni içine çekti ve Fırat karakterini çok ama çok sevdim. Geçmiş sayılardaki bölümlerin toplandığı bir kitap olan Fırat’ı edindim kısa sürede. İyi ki de edinmişim.
Fırat küçük mü küçük bir çocuk ama aslında Fırat biziz diyebilirim. Hani hepimizin küçükken yaşadığı ve büyüklere anlatamadığı o sevimli olayları anlatıyor sadece. Sizlere bir karitatürü betimlemek gerçekten zor ama okudukça, Fırat’ın eski bölümlerini bildikçe yeni bölümlere daha fazla gülüyor olacağını kesin. O kadar içten ki! Ne yalan söyleyelim otobüste hatırlayıp da kıkır kıkır güldüğüm de oldu. Hele ki arkadaş sohbetinde ‘Hıhı evet’ ya da ‘Eneeee’ demenin bile büyük kahkalara yol açtığını, hatta bu kitabı okumuş birinin şu an gülüyor olduğunu söyleyebilirim.
Mizahçılara selam olsun, hayata farklı bir açıdan bakabilen bu güzel insanlar hep varolsun, bizimle olsun.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Uğur Gürsoy || Yayınevi: Mürekkep Basın Yayın || Liste Fiyatı: 9,50 TL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:6054173006
Son zamanlarda rahatlamak adına mizah kitapları okuyorum.Alem fm’ in 6 yıldır matrax isimli program yapımcısı olan Zeki Kayahan Çoşkun’un bu kitabı raflarda büyük ilgi görünce okuma listemde ön sıralara tırmandı ve Türkleri anlama klavuzu 1 ve 2′nin de referansı olunca kitabı hemen edindim.Kısa ama bir çok mesaj veren,güldüren farklı bir kitap.Dershanede 4 tenefüs arasında bitirdiğim bu kitap günüme renk kattı.Akıcı bir üslupla kendini okutturan 8 kitaba imzasını atmış bir edebiyatçının şiirleri de bulunmakta.
Kitap kısa kısa denemelerden,nüktelerden ve çeşitli teknoloji yorumlarından oluşuyor.Anlatılacak bir çok küçük şey var,bu yüzden anlatılmaz yaşanır bir durum ortada.Yazıyı yazarın bir şiiriyle noktalamaya karar veriyorum.
Düş Oldum
Bir ben yalnızım sağa sola dönüşlerin adının
dans olduğu bu şenlikte.
Müzik kulağımı tırmalıyor,
Işık çok az,
Kadeh yere düştü kırıldı şimdi.
Özlüyorum desem ne değişir?
Dans, müzik, ışık
Hiç…Hiç biri
Olsun
Özlüyorum,
Başım dönüyor,
Biraz da üşüdüm.
Ben, ben senden sonra
Düş oldum…
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Zeki Kayahan Coşkun || Liste Fiyatı: 9,50 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9944714518
Perşembe, Ağustos 12, 2010
Yorum Yok