A A
RSS

Arşiv | Felsefe-Düşünce

Sokrates’in Savunması

Perşembe, Nisan 15, 2010

1 Yorum

Felsefe Öğretmeni Oğuzhan Özdemir ‘in tavsiyesiyle okuduğum bu kitap Sokrates ‘in öğrencisi olan Platon ‘un kalemiyle bizlere aktarılan, Sokrates’in şehrin tanrılarına inanmamak onların yerine başka tanrılar koymak ve böylece gençliği zehirlemekle suçlanılmasının hikayesidir ve savunmasını yapmasının.

Sokrates (Yunanca: Σωκράτης, M.Ö. 470 Alopeke, Attika – M.Ö. 399 Atina), Antik Yunan filozofudur. Yunan Felsefesinin kurucularındandır. Yazılı eser bırakmamış ve tüm öğretilerini sözlü olarak yapmıştır. Ahlak felsefesi, diyalektik uslamlama, ironi, maiotik…

Anlatmak istediğim fakat altından kalkamayacağım (yazıp yazıp sildim, vazgeçtim) kadar bilgisizliğimi hissettiren bu konularda sizlere olmayan bilgimi de sunamayacağım. Bu kitabı okumaktaki amacım genel anlamda ‘kendini tanı’ olarak nitelendirebileceğim bu olgular bütününü anlamaya çalışmamdı. Bilmediğini bilen ve bu yüzden diğer insanlardan daha bilge olan Sokrates ‘i biraz daha olsun tanımak için okunabilecek başucu kitaplarından.

Kendime, aslında dedim, ikimizden hiçbirinin güzel ve dğru herangi bir şey bildiğini sanmıyorum, ama o bilmezken bildiğini düşünüyor, ben bilmiyorum ve bildiğimi de düşünmüyorum. Böylece ondan salt şu küçücük noktada, bilmediğimi bildiğimi düşünmememden biraz üstün gibi göründüm.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Platon(Eflatun) , Çeviren: Turan Erdem || ARYA YAYINCILIK || Liste Fiyatı: 6,00 TL. || Yayın Yılı: 2010 || Kitap Kağıdı || 11×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN: 9758491414

Aforizmalar

Cuma, Şubat 12, 2010

Yorum Yok

Aforizmalar Kapak ( Yazar:    Friedrich Nietzsche ||  Çeviren: Sedat Umran  )Nihilizmi anlamak, kendimi geliştirmek için Felsefe’ye balıklama giriş ile büyük bir üstadın kitabımı ellerime almam elbette ki hataydı. Belki çeviriden, belki seviyesizliğimden, belki kitabın seviyelililiğinden kaynaklanan beni zorlayan nedenler topluluğu vardı. Henüz anlayacak, yorumlayacak seviyede olmadığımı hissettim. Her paragrafı birkaç defa okumak ve yine de anladığım şeyin anlatmak istediği olup olmadığına emin olamadıktan sonra kitabı okumayı bırakmadım. Sadece erteledim.

Amacım bu siteyi açarken de düşündüğüm gibi kendime geliştirmek fakat gün geçtikçe şevklensem de hiç olduğumu daha iyi idrak ediyorum. Bir gün bu kitabı tekrar, belki sonra bir kez daha okuyacağım. Ama er ya da geç içimden evet, bu sefer oldu diyeceğim.

Ben her türlü ahlaki hüküm vermeye, övmeye ve mahkum etmeye karşı derin bir tepki duyarım. Alışılagelen ahlaki hükümlere karşı şunu sorarım: Hükmü veren hüküm vermeye esasa itibarıyla haklı madır? O onun yeterli derecede üstürde midir? Onun saggörüsü, hayalgücü, yeterli deneyimi varmıdır, bir bütünü tasarlaması için?
Ruhunuzu taze, serin ve doğallığını yitirmemiş olarak tutun! His dolu olanların ılık havası, duygusalların boğucu sıcak havası sizden uzak olsun!

Beni okuduğunu anlayamayan biri olarak düşünmediğinizi umuyorum. Friedrich Nietzsche, çekiç ile felsefe yapan sıradışı bir kişilik. Yaşamı boyunca yaşadığı zorlukları biraz öğrenince düşüncelerindeki ağırlığın kaynağını biraz hisseder gibi olsam da acaba düşünce yoluyla yenmeye çalıştığı zorlulukların yanının zorluğu ne kadar önemsenir gerçekten bilemiyorum. Aldığı yol kimisinin kafasını karıştırsa da korkusuzca bir gün düşüncelerini kapsamak amacım. Şaka gibi ama kendi sınırlarımla henüz tanışmadığımdan bunu söylemekte sakınca, abartı, havalanma gibi bir şey görmüyorum. İçtenliğimle kendi kendime bir şeyler karalıyorum diyelim.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Friedrich Nietzsche || Çeviren: Sedat Umran || BİREY YAYINLARI || Liste Fiyatı: 12,00 TL. || Yayın Yılı: 2000 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9758257461

Sofie’nin Dünyası

Cuma, Eylül 4, 2009

1 Yorum

 Sofie'nin Dünyası Felsefe Tarihi Üzerine Bir Roman   Kapak (Yazar:  Jostein Gaarder   , Çeviren:  Sabir Yücesoy ) Felsefeyi öğrenmek isterim ama ders kuru kuruya gitmez, sıkılmamam için de kurgu olsun diyorsanız ki ben bunu düşünerek almıştım, almanızı önerebileceğim bir kitap. Hemen baştan söyliyeyim kitap mükemmel olsa da kurgu olsun dediğim kısmı düşündüğüm gibi değildi. Ben felsefe ile ilgili Sofie adlı genç kızın sorular sorarak tüm felsefi tarihi olmasa da büyük bir kısmı kendisinin yol alacağını düşünüyordum, fakat olay çok daha karmaşık bir kurgu halinde karşımıza çıkıyor.

Felsefe tarihini en başından özel özel ele almasına rağmen gerçekten kısa bir kitap. Yazarımız Jostein Gaarder ‘ı bu konuda tebrik etmek gerek, konuyu inanılmak bir şekilde öz olarak ele almış. Ayrıca Sabir Yücesoy ‘u da anlaşılır, yalın Türkçeleştirme konusunda tebrik etmek gerekiyor.

Kitabı genel anlamda ele aldığımızda taraflı bir bakış açısı olduğunu farketmemek imakansız. Örneği bir pazaz bana Hristiyanlık’ı anlatırsa, olaya tarafsız bakarak anlattığını kimse iddia edemez. Bunun gibi bir çok sahne yaşanan kitabı Hristiyanlık’ı kabul etmiş kimselere felsefe tarihini Hristiyanlık’a uydurma çabası olarak nitelendirebilirim. Sert olsa da bunu düşünmek için bir çok nedenim var, örneğin kitapta Hristiyanlık 100 sayfayı aşkın bahsedilirken Müslümanlık ve Budizm gibi önemli dinlerin toplamda 3 sayfayı geçmemesi. Biraz düşününce bunun yazar için yadırganacak bir şey olmadığını da farkettim. Hristiyan bir okuyucu kitlesine İsa’yı felsefede onları kızdırmadan veya sevindirerek ancak bir papaz anlatır. Yazarın objektif olmasını beklemek bazen gerçekten hata oluyor benim için. Felsefede halen etki altında kalmadan düşünmenin gerekliliğini vurgularken bunu vurgulayan kişi karşımıza bu şekilde çıkıyor.

Biraz daha geri gidersem yazarın üslubundan çok, yazarken değiştiremeceği ve kitabın konusunu teşkil eden felsefe tarihi beni etkiledi. Gerçekten de filozoflar insanları bir tavşanın tüylerinin arasında yaşayan varlıklar olarak kabul edersek, bu tüylerin en uçlarına kadar tırmanarak neler olduğunu merak eden kimseler. Dünyadaki gerçekler hakkında şaşırma duyusunu çocukluktan sonra kaybetmemek ne kadar güzel bir şey. Filozofların her zaman yadırganması, beyaz karganın peşinde koşmaları ve kimi zaman ucunda ölüm olsa da gerçeği kovalaması takdire şayan.

Kitabımız 15 yaşına girmek üzere olan Sofie adlı genç kızın posta kutusunda “Kimsin sen?” yazılı bir kağıt bulmasıyla başlar. Bu soruyu bir felsefe dersi takip eder ve felsefi bir kitaptan bekleneceği gibi ironi dolu bir son ile zevki damağımızda, felsefe tarihi için kısa bir kitabın son sayfası da kapanır.

Kitapta felsefeye aşık oldum diyebilirim. Giderek karmaşıklaşan düşünce yumağında kimi zaman çok basit örneklerle veya olaylarla o an bahsedilmekte olan felsefi düşünceyi anlaşılır kılan bir çok ayrıntı mevcut.

Olması gerektiği gibi kitap bir çok düşünürü sansürsüzce karşımıza sunuyor. “Kendini tanı, ey insan kılığındaki tanrısal soy!” diyen Ficino ‘dan “Tesadüf hayatın yaratıcısıdır.” diyen Darwin’e ve “Tanrı öldü.” diyen Nietzsche ‘ye kadar bir çok düşünür kitap boyunca bize selam veriyor. Biraz taraflı bir kitap olduğunu düşünsem de bir çok konuda ayakta alkışlanması gerek. Bu tarz düşünceleri tepki görmüş kimseleri bize sunması çok önemli. İnsanın maymundan geldiğini savunan Darwin ‘i dinlemeden olur mu öyle şey demek insanın devekuşundan geldiğini gösterir adeta. Katılsak da katılmasak da önce dinlemeli, hatta sonradan kabul edebileceimiz kapıyı açık bırakarak tehtit edercesine karşı çıkmak değil, sorgulayarak gerçeğe ulaşmaya çabalamamız gerekir. Hiçbir zaman körü körüne kendi düşüncemize kapanmamalıyız. Olayı olabildiğince sonsuzluk açısından görmeliyiz, böylece belki bir gün her şeyin ilkini, nereden geldiğimizi ve nereye gideceğimizi kesin olarak görebiliriz. Neden olmasın? Belki de inanıyorum çünkü akla aykırı demeliyiz. İnsanın özgürlüğe mahkum olduğunu düşünmeliyiz. Bakarsın bir gün Navalis’in dediği gibi “Dünya hayal olur, hayal de gerçek.” Biz her şeye açık olmalıyız.

Unutmadak eklemeliyim ki kitapla farkettiğim tanrıdaki analık doğası düşüncesini bunca yıl gözlerimi kaparcasına görememişim. Ayrıca kitabı okuldaki felsefe dersiyle karşılaştırınca gerçekten midem bulandı. Enteresan bir alıntı ile yazımızı sonlandıralım ve ben de bu sırada kitapta mimlediğim bir çok filozofun kitabını sipariş edeyim.

“Anlıyorum.”
“20. yüzyılda yaşamış bir empirst olan Bertrand Russell daha tuhaf bir örnek veriyor. Her gün çiftçi kümese geldiğinde kendisine yem verildiğini gören bir civciv sonunda çiftçinin gelişiyle kabına yem konması arasında bir ilişki bulunduğunu sonucuna varacaktır.”

“Ama sonra bir gün yem verilmez, öyle mi?”

“Bir gün çiftçi gelip artık büyüyüp tavuk olmuş hayvanın boynunu koparıverir.”

“Üff… iğrenç bu.”

“Yani bazı şeylerin zaman içinde peşpeşe gerçekleşiyor olması, mutlaka aralarında nedensellik ilişkisi bulunduğunu anlamına gelmez. Felsefenin en önemli görevlerinden biri de insanların aceleci çıkarsamalara karşı uyarmaktır. Üstelik aceleye gelmiş çıkarsamalar birçok batıl inanışa da yol açabilir.”

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Jostein Gaarder , Çeviren: Sabir Yücesoy || PAN YAYINCILIK || Liste Fiyatı: 18,00 TL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9758434572

Deliliğe Övgü

Salı, Ocak 6, 2009

1 Yorum

Deliliğe Övgü Kapak (Yazar:  Erasmus    ,  Çeviren: Nusret Hızır)Hadi kalıplardan çıkalım.Kendi benliğimize doğru biraz yol alalım.Kim olursa olsun,bize anlatmak zorunda değil ama bırakalım kendimizi geçmişimize.Hangimiz çılgınca şeyler yapmadık ki? Aslında bizim için pek çılgınca değildi,fakat o an bizi bir başkası görse deli sanabilir diye düşünmedik mi? Kimsenin bilmediği özel duygumuz , özel anımız , özel … olmadı mı? Bu soruların cevapları içimizde tabiki.İşte bu kitap öyle bir kitap ki 500 yıl önce yazılmasına rağman bizim bu duygularımızı aydınlatıyor.

Antik-Yunan geçmişinden bolca yararlanarak, Erasmus 16. yyda yazdığı başyapıtında deliliğin kendinden daha deli olmayı anlatıyor kürsüsünde.Kitapta delilik tam olarak kendisidir ve kendisine övgüler yağdırır.Bu övgüleri yağdırmadaki aracı da her türlü insandır.İlk olarak bir takım tanrıların kazandırdığı ve şükran duyulması gereken özelliklerinden bahseder.Sonra deliliği ele alır.Tanrıların ve insanarın ne kadar da delilik ile iç içe olduğunu ve ne kadar deli olduklarını anlatır.Kimi zaman bir aşığı,kimi zaman bir bilgeyi,kimi zaman bir prensi,prensesi ve kimi zaman da din adamlarını ele alır.Eleştirilerden hiç çekinmeden bahsetmesi kitaba gülüngeç bir hava katar.Birkaç sayfada bir karşımıza çıkan konu ile ilgili mitolojik unsur karikatörleri de zihnimizde canlandırmamız için bize yardımcı olur,kitabın akıcı bir özellik kazanmasına ve kendimizi olayın içinde bulmamıza neden olur.Çağlar boyunca düşünce düzeyinde bağnazlın her türlüsüne yönelen bir eleştiri baş yapıtıdır.

Kitapta Erasmus bize şu soruyu sorar: “İnsanoğlunun tüm zincirlerden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir?” Hakldır bence.Ömrümüzde yaptığımız en güzel ve hoş ne varsa bunu deliliğe borçlu olduğumuz gerçeğini farklı boyutlarla ciddi bir komiklik içersinde anlatmıştır bu eserde.Bir bilginin dünyevi tüm duygulardan uzaklaşması,bir delilinin ise tam tersi dünyevi bütün duyguları tatmak için duyduğu bu korkunç istek temel farktır.Bu noktada bir düşünmemizi ister Erasmus.Hiç bir duyguyu tatmayan bilge mi gerçeğe hakimdir yoksa bir deli mi? Skolastik düşüncenin karşısında halk adı verilen çok başlı bir canavarı temsil eder.Deliliği,bilginlerin,din adamlarının ve kim varsa onun silahıyla över.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Erasmus , Çeviren: Nusret Hızır || Liste Fiyatı: 10,00 YTL. || Yayın Yılı: 1998 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9757942294

İtiraflarım

Cumartesi, Ağustos 2, 2008

Yorum Yok

Bu kitabı okurken bir kaç konuda kendimce çözümlemeler yaptım.İnsanların kitap okumayı sevmeme nedenlerinden birini daha kendimce ortaya çıkardım.Bu neden belki de bahane kitabı okurken içeriğe göre bir bakış açısı sergilememekti.Bu nasıl oluyor birazdan değineceğim.

Batı klasikleri her zaman ilgimi çekmiştir.Gerek kapak tasarımları,gerek çevirilerinde bile güzelliğini gösteren kelime dizilimleri gerek ebatları ve gerekse anlattıklarıydı.İtiraflarım da kısa ama etkileyici bir şekilde klasik olmayı haketmiş bir şaheser.Bir yazarın kendince itiraflarını,hayatın nereden geldiğine ve dolayısıyla dini konulardaki kimi zaman felsefi kimi zaman daha farklı bakış açılarıyla bir kendisiyle yüzleşmesini ela alıyor.Yazarın sesli düşünmesi gibi düşünebiliriz.Edebi olarak gerçekten akıcı ve anlatım olarak dilin netliği mükemmel.

Kitabı okurken yaptığım ve belki benimle aynı hatayı paylaşan kişilerin kitap sevgisini azaltacak bir ayrıntı: Kitap bir tarih romanı değil.Yani sebep sonuç gibi kesin çizgiler yok.Bazen bir hikayenin son cümlesini okuyarak çözümlemeye ulaşabilir ve hatta gelişme bölümünde olmuş olayları tahmin edebilirsiniz fakat bu kitapta işler biraz değişiyor.Kitabı 30dk’da yarıladıktan sonra bir an duruksadım.Çünkü nereye gittiğimi ve düşünmeden okuduğumu farkettim ve tekrar başa döndüm.Önemli olan yazarın bunları yazarken bulunduğu ruh haliydi.Yani adı üstünde bu yazarın itiraflarıydı ve nasıl bir tarihi romanı ya da olay kitaplarını okurken canlandırıysak kafamızda bu kitapta da yazarın bunları yazarken , düşünürken bulunduğu ruh halini canlandırmamız,bazen aynı soruları kendimize sormamız gerektiğini farkettim.İşte bunu yapmayan okuyucu kitabı 1 saat içersinde bitirdim diyecekti.Halbuki sadece okumuş olduğunu bilmiyor olacaktı da.İşte bu ayrıntı ile kitabı okuduğumuzda gerçekten olayı çok farklı bir boyutta değerlendiriyor olduğunuzu ve kendinizce alacağınız derslerin büyüklüğünden bahsetmeme bile gerek yok.Önemli olan okumak değil.Okuduğundan bir şeyler almak,anlamak,düşünmek ve akabinde hissederek bunları hayatımıza dökmek.Bu da benim kişisel itirafım olsun.

Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Lev N. Tolstoy || Liste Fiyatı: 2,50 YTL. || Yayın Yılı: 2005 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9756870289

Derkenar
“Dost önden bıçaklar.”

Oscar Wilde

RSS Kitap 'ı Desteklemek ister misin?


Birlikte bir adım daha atabilmek için canımıza can katın, Destek Olun!
Şu An Ne Yapıyor?
    Okuyor;
  • Don Carlos'un Öğretileri & Savaşçının El Kitabı - Victor Sanchez
  • Sonraki okuyacağı;
  • Rüyacı & Büyücülerin Dünyasına Giriş Töreni - Florinda Donner
  • Takipte;
  • K (Haftalık)
  • Penguen (Haftalık)
  • Uykusuz (Haftalık)
  • NTV Tarih (Aylık)
  • CNBC-e (Aylık)
  • İzdiham (Mevsimlik)
Okumak İstediğim Kitaplar
İlgi duyduğum ve ileride imkan bulursam satın almak istediğim ve akabinde eleştireceğim kitaplar;
  • Nietzsche Ağladığında - İrvin D. Yalom
  • La & Sonsuzluk Hecesi - Prof. Dr. Nazan Bekiroğlu
  • Semerkant - Amin Maalouf
  • Monte Kristo - Alexandre Dumas
  • Kadından Kentler - Murathan Mungan
  • Araf - Elif Şafak
  • Baba ve Pi* - Elif Şafak
  • Bit Palas - Elif Şafak
  • Mahrem - Elif Şafak
  • Pinhan - Elif Şafak
  • Şehrin Aynaları - Elif Şafak
  • Med-Cezir - Elif Şafak
  • Beşpeşe - Murathan Mungan/ Celil Oker/ Pınar Kür/ Faruk Ulay/ Elif Şafak
  • Bütün Kozmokomik Öyküler - Italo Calvino
  • Sicilyalı - Mario Puzo
  • Güle Güle Godot - Ferhan Şensoy
  • Hacı Kom - Ferhan Şensoy
  • Elveda SSK - Ferhan Şensoy
  • Afitap'ın Kocası İstanbul - Ferhan Şensoy
  • Ayna Merdiven - Ferhan Şensoy
  • Ferhantoloji - Ferhan Şensoy
  • Hacı Komünist - Ferhan Şensoy
  • Kazancı Yokuşu - Ferhan Şensoy
  • Oteller Kitabı - Ferhan Şensoy
  • Tarihin İzinde - Prof. Dr. İlber Ortaylı
  • Yediler Kırklar 6 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Bu Atlı Geçide Gider 7 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Geçitteki Ülke 8 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Darağacı 9 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Ebem Kuşağı 10 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Sabır 11 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Gece Vaktinde Gündönümü 12 / Dünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Cevahir ile Sadık Çavuş'un Buğday Kamyonu 1 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Karanlıkta Mum Işığı 2 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Güneşin Dört Köşesi 3 / Bugünki Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Ejderha Dövmeli Kız - Stieg Larsson
  • Pi* Fantazi - Luke Rhinehart
  • Tarihin İzinde - Prof. Dr. İlber Ortaylı
Kitaplığımdan Tozlu Sayfalar
Kitaplığımda bulunan ve ileride imkan bulursam okuyup akabinde eleştireceğim kitaplar;
  • Efrasiyab'ın Hikayeleri - İhsan Oktay Anar
  • Faust - Johann Wolfgang Goethe
  • Limon Ağacı - Sandy Tolan
  • Kayıp Gül - Serdar Özkan
  • Suç ve Ceza - Dostoyevski
  • Aklı Bir Karış Havada - Susanna Tamaro
  • Ceset Kokan Kadınlar - Zeki Kayahan Coşkun
  • Güller Kırmızıdır - James Patterson
  • Vadideki Zambak - Honore de Balzac
  • Çikolata Kaplı Hüzünler - Canan Tan
  • Sana Gül Bahçesi Vadetmedim - Joanne Greenberg
  • Tanrılar Okulu - Stefano E. D’Anna
  • Sergüzeşt - Samipaşazade Sezai
  • Siyasetname - Nizamül Mülk
  • Ölüler Evinden Anılar - Dostoyevski
  • İnsancıklar - Dostoyevski
  • Çatı / Dünkü Türkiye Dizisi - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Diriliş Çanakkale 1915 - Turgut Özakman
  • Viva La Muerte! - Alev Alatlı
  • Diriliş - Lev N. Tolstoy
  • Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Budala - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Goriot Baba - Honore de Balzac
  • Hanımın Çiftliği - Orhan Kemal
  • Notre- Dame'in Kamburu - Victor Hugo
  • Romeo ve Juliet - William Shakespeare
  • Vadideki Zambak - Honore de Balzac
  • Bilimin Arka Yüzü - Adrian Berry
  • Türk Korkusu - Özlem Kumrular
  • Bir Gölgenin Peşinde - Georges Ifrah
  • Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk
  • Diksiyon & 10 Derste Güzel Konuşma Sanatı - Mehmet Kaplan
  • Görünmeyen - Paul Auster
  • Hac - Paulo Coelho
  • İlyada - Homeros
  • Odysseia - Homeros
  • Simyacı - Paulo Coelho
  • Portobello Cadısı - Paulo Coelho
  • Don Kişot - Miguel de Cervantes
  • Frankenstein - Mary Shelley
  • Savaş ve Barış - Lev N. Tolstoy
  • Araba Sevdası - Recaizade Mahmut Ekrem
  • Binbir Gece Masalları - Sadık Yalsızuçanlar
  • Bir Atın Hikayesi - Mark Twain
  • Budala Fyodor - Mihayloviç Dostoyevski
  • Çocukluğum - Lev N. Tolstoy
  • Devlet - Platon(Eflatun)
  • Dönüşüm - Franz Kafka
  • Efendi ile Uşak - Lev N. Tolstoy
  • Kitab-ül Hiyel - İhsan Oktay Anar
  • Kültür ve Dil - Mehmet Kaplan
  • Eylül - Mehmed Rauf
  • Genç Werther'in Istırapları - Johann Wolfgang Goethe
  • Gençliğim - Lev N. Tolstoy
  • Goriot Baba - Honore de Balzac
  • Hacı Murat - Lev N. Tolstoy
  • Haldun Taner Kabare - Haldun Taner
  • İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo
  • İki Şehrin Hikayesi - Charles Dickens
  • İvan İlyiç'in Ölümü - Lev N. Tolstoy
  • Karagöz ile Hacivat - Anonim
  • Kibarlık Budalası Sevda Doktoru - Moliere
  • Kumarbaz - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Mantıku't-Tayr - Feridüddin Attar
  • Maupassant Seçme Hikayeler - Guy de Maupassant
  • Notre Dame'in Kamburu - Victor Hugo
  • Ölü Canlar - Nikolay Vasilyeviç Gogol
  • Öteki Ben - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Robinson Crusoe - Daniel Defoe
  • Seçme Hikayeler - Anton Çehov
  • Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır - Lev N. Tolstoy
  • Vatan Yahut Silistre - Namık Kemal
  • Venedik Taciri - William Shakespeare
  • Yeraltından Notlar - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Lütfen önerilerinizi benimle paylaşınız.(İletişim)
Sosyal Medya'da RSS Kitap
RSS ile abone
olmak ister misin?
Twitter takipçisi
olmak ister misin?
Facebook'ta beğeniyor
olmak ister misin?

RSS Twitter Facebook

Soru Sor

Twitter

Twitter - Beni takip etmek için tıklayınız.

    Bilgilendirme

    Site kısa bilgilendirme ikonu
      Sitemiz Rıza Selçuk SAYDAM 'ın okuduğu kitapları günler, aylar ve hatta yıllar geçse de ileride dönüp bakabileceği, kendi üslübundaki değişimleri farkedebileceği, fikirlerindeki, bakış açılarındaki genişlemeleri kayda alabileceği bir blogdur. Sıkılmayın, okuyun ve lütfen yorumlayın.