Beni daha okumadan kitaba bağlayan yazarın o güzelim mesajınızı siz sevgili kitap dostlarına uyarlayarak paylaşmak istiyorum. Yazarımız Ejder’in Kızı Dilek Ejder’e de üstün anlayışı ve destekleri için ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.
Sayın Okuyucum; Bu kitabı size yazdım, elinden tutmanız için ve iyi yolculuklar diliyorum çünkü bu kitap herkese kesilmiş bir bilettir aslında. Bu kitabın anlatacakları var, ne olur onu dinleyin, kulak verin.
Sevgiler.
Yürek ülkesinin izbelerinde şehla bakışlı ayrılık hiç çekmedi ki hüzünlü gözlerini Gülizar’dan. Hüzünleri öfkelere bileyip limon ağacının dallarında küçük küçük, sarı sarı güneşleri verdi ellerine mutluluk diye ve sonra açınca güneşini, ekşiyen suratını gösterdi ona derviş (b)akışlı Urfa’sı bile. Yenilmiş bir kalbi var demiyorum her şeye rağmen, yenilgileri ile güzelleşen bir yürek ve yürek ülkesinde onu hiç yalnız bırakmayan yaralı ahdesi ve en vefalı dostu ayrılıkla ne çok hüzün biriktirdiler ve ne çok yıkadılar hüzünlerini topladıkları yağmurlarıyla. Neyse ki ayrılıkları bile kendi ülkesinde güzelleştiren iradesiyle cebin değildi ve ne çok kere düştü cidarından yüreğinin, üstelik çevikti de düşüşlerinde. Ehlibeyt ashaplarımı vardı onu koruyan, meramı sıdk’tan yanaydı onun, ondan mıydı ki her düşüşünde ve her olağan ıskalanmasından hayata, yine kaimdi o, her sonralarında bile düşünüşlerinin. Onu umutlara teşrif eden iradenin dimağımıydı yoksa, yoksa mutluluk, anafor kokulu bir ütopyamıydı ki bu kadar gözleri kamaştıran, rengârenk gökkuşağı gibi kendini yakından gösterip, kendine yaklaşıldıkça çok uzaklara kaçan, pencere arkasında sevgilisine gizli gizli bakan yağmur kızın silueti gibi. Sarıkamış’sa daha ilk gün tıpkı bir arus gibi karşılamıştı Gülizar’ı ve tanıttıkça kendini kimi zaman asudeydi, kimi zaman sükûndu ve efil efil başlayan kar fırtınasıyla kimi zamanda feveran bir çığlığa dönüşüyordu Sarıkamış! Kendi yüreğinin zulasında hiç bir şeyi bırakmayıp, beyaz örtüsünün üstünde tüm pinhanların emarelerini ele vererek çirkin realiteleri difüzyona uğratıyordu kar ve Sarıkamış… Bu şehirde, kar bir kere kapatmıştı 90 bin kardelenin üstünü, bir daha hiçbir şeyi kapatmamaya yeminliydi sanki bu şehir. Ömür takviminin sayfaları boşu savruk ese, şimdi saat tamda tüm umutları umutsuzluk geçe, Doğuda cehaletin töresi, Batıda medeniyetin töresiyle yenilgilerin çisesi kaçtı gözlerine Gülizar’ın. Gülizar terör raylarının siluetinden gözüne takılan ahlarını ve dişlerine takılan öfkeleriyle meal verdi sayfalara, akıllar başa gelsin diye! Yazar, kaleme almak için çıktığı Ah Gülizar romanın Urfa yolculuğunda, Urfa’nın müze kent görünümüne “merhaba” dediğinde, Urfa, dar sokakları, eski yapıları ve fonetik esintisiyle Gülizar’ın yüreğini yazarın ellerine veriyordu adeta, her cadde, ve sokakta Ah Gülizar’ı ahlarıyla topluyor gibi oluyordu yazar. Gülizar’ın baba ocağının avlusundan şöyle bir başını uzattığında iki çocuk, ekşi yüzlü o koca yaşlı ağacın etrafında oynuyorlardı! Çocuklardan birinin adı Didare, diğerinin ki ise Gülizar’dı. Yüzü ekşimsi yaşlı ağaç, etrafında koşuşturan Didare ve Gülizar’a, halaları Ah Gülizar’ın efsanesini, sakızlaşmış gözyaşlarıyla ve gıcırdayan höykürmeleriyle anlatıyordu lakin küçük Didare ve Gülizar bu yaşlı ağacın anlattığı yazgıları anlamayacak kadar küçüklerdi. Urfa’da başlayan kaderi aşk, Elazığ, Sarıkamış, İzmir ve Amerika’da soluk alıyor; hayat cümlesinin virgüller sonrası hastanenin iltica noktasında, Iğdır, Erzurum, Ankara, Antalya, Tunceli, Trabzon, Mardin ve Manisa şivesi, fenomeni bir yordamla soluk veriyor insanlığın irkileceği ve tarihin gelmiş geçmiş en içler acıtan bu sentezi romana. Gülizar’ın rapor ettiği bu benzersiz ve çarpıcı romanı okudukça, gücünüzü kaybedecek, adeta bir dizi seyredeceksiniz dimağınızda! Lakin okumadan kimsenin asla ve asla göremeyeceği kadar tutkulu bir sevda, beşikten mezara, Doğudan Batıya, Doğuda kız, Türkiye’de kadın olmak adlı bir romandır, Ah Gülizar.
Kitabı henüz okumayı tamamlamadım. Fakat sizlerin daha geç haberdar olmasına da gönlüm rağzı olmadı. Bitirdikten sonra bende bıraktıkları hakkında ayrıntılı bir açıklama daha ekleyeceğim. Umarım o zamana kadar sizler de yorumlarınızı paylaşırsınız.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Dilek Ejder || İŞTİRAK YAYINLARI || Liste Fiyatı: 20 TL. || Yayın Yılı: 2004 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm|| Karton Kapak || ISBN:6056115431
The New York Times’ta ‘bestseller’ olan The Bro Code Barney Stinson, Matt Kuhn tarafından yazıldı, özellikle de Barney Stinson tarafından. Bilenler bu satırları okurken gülümsüyordur, yazarlarımız aslında sadece dizi karakterleri. CNBC’de 6 sezondur yayınlanan How i Meet Your Mother adlı dizinin başrol karakterleri ve dizi senaryosunda sürekli bahsi geçen The Bro Code o kadar ilgi çekiciydi ki sonunda yayıncılar baskı kararı almış olmalılar. CNBC-e dergisi geçtiğimiz aylarda promosyon olarak ‘Kanka Kanunu’ adıyla okuyucularına hediye etti. Süper bir adım olsa da ‘kanka’ çevirisini ciddi anlamda sevmedim fakat olsun, dizinin tatile girdiği şu dönemde gerçekten ilaç gibi geldi.
Öncelikle çeviri ekibine ciddi bir iş düşmüş ve olabildiğince iyi kalkmışlar altından. Fakat çeviri olduğu da ciddi anlamda hissediliyor. İngilizce’nin “hey man” deyişini “hey adam” gibi bir düşünce ile ele almaları kitaba ek ayrı bir gülümseme nedeni oldu. ((: Hani küfürleri kahretsin diye çevirmek gibi ne olduğunu bildiğin fakat sana farklı söylenen kelimeleri hissetmemek olağandışı olurdu.
Hızlıca kitap hakkında birkaç akılda olan genel soruları çözümleyeyim. Kadınlar hakkında olan bölümlerinde terbiyesizce, haksızca, kadın haklarına dil uzatan en ufak bir şey olmadığını belirtmem gerek. Öyleki olması geretiği gibi yücelten, tapınacak pozisyona yerleştiren bölümleri var. İtiraf gibi olsun bu cümlem de; dizinin zaten en önemli bölümleri Barney’in her ne kadar tavlamak adına onca zahmete girse de onlar hakkında hissettiği derin duygusal tarafı en çok onu idol yapan ve taktir edilesi gösteren kısım.
Kimi bölümlerin alt içeriklerinde yer alan tuzak sorulara da dikkat edin, kankalığın asıl ince noktaları bunlar.
“Bir kanka striptiz kulübünde asla kot pantolon giymez.” bölümünün nedenleri kısmında sorar size;
Bale izlemeye bahçıvan pantolonla gider miydiniz?*
*Tuzak soru: Kankalar bale izlemez.
Beğendiğim bölümlerden alıntılarla sonlandıralım bu yazıyı da. Bu arada düşündüm de böylesine eğlenceli kitabı biraz fazla ciddi tanıttım, mazur görün.
- Spor ilgisini çekse de çekmese de kanka bir sporla ilgilenir.
- Kankalar tatlılarını paylaşmaz.
- Bir kanka asla “eller havada” dans etmez.
- Bir kanka çocuk sahibi olmadıkça cep telefonunu kemerine takamaz.
- Bir kanka asla bir diğerine güneş yağı sürmez.
- Bir kanka yürürken yanlışlıkla bir başka kankanın bel altına çarparsa ikisi konuşmadan anlaşıp hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ederler.
- Bir kanka yeni arabasını kankalarına gösterirken kaputunu açmalıdır. Sonu: Kankalar neye ıslık çaldıklarını bilmeseler de çalmalıdırlar.
Kendimi durduramayıp kitabı resmen buraya geçirecektim az kalsın. Dahası çeşitli kankalar arası formüller, seksi/deli grafiği, ilk randevu yerinden ilişki yorumlarına ve şeytan üçgeninden tutun da nasıl turist gibi konuşulur gibi çeşitli derslere ve hatta kaş göz yapmaya kadar bir çok konuda rehbere ihtiyacı olanlara … ((:
Kimi bölümlerde kadınların gizli kanunlarının olduğu kitaptan efsanevi alıntılar da var. Şöyle hafiften iğneleme, kabul edilmemiş gerçeklerden bir iki alıntısız da kapatamazdım yazıyı.
- Bir hatun asla elini cüzdanına atmaz. Asla!
- Bir hatun bir hatunun eski erkek arkadaşıyla yatmamalıdır. O hatun yatmadıkça.
- Bir hatun motorlu taşıtları güvenli bir şekilde kullanmamalıdır.
- İki hatunun arası bozulursa, doğruca soyunup güreşe tutuşmak yerine, sinsi imalarda bulunmalı ve birbirlerini görmezden gelmelidirler.
Barney gerçek olsa ve karşımda çak beşlik yetmez çak altılık derdim! O demeden önce. ((:
Özendirici Not: Bu içerik HIMYM izleyicileri için çeşitli kelime oyunları, imgeler içermektedir. İzlemeden yargılama hakkınız olduğunu düşünmeyin, çok pis bozarım.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Barney Stinson, Matt Kuhn || Amazon || Liste Fiyatı: 13,00 $. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 8.2 x 5.4 x 0.7 inches || Karton Kapak || ISBN:143911000X
Kitaplık kategorimizde ilk ve ikinci yazımızın ardından arşivimizi gelişlettik ve yine ilham verici, sıradışı tasarımlar sunuyoruz.
Bir sonraki yazıda kendi kitaplığınızı göstermek ya da bizlere fikir vermek için lütfen iletişime geçiniz.
Rengahenk

Chotda’nın renklerin gücü adına bizlerin gönlünü mest eden bu kitaplık görülmeye değer. (daha fazla…)
Bir önsöz nasıl kullanılmalı? Paulo Coelho yıktı tüm önyargılarımı önsöz hakkında. Klasik aklımda olan bir taslak vardır, kimi ağır ve dilini çözmeden öven bir veya birkaç paragraf sonunda ki fantastiktir bu, ünvanıyla o paragrafı yazan kişi belki de birkaç istatistik benim önsöz hakkında önyargımdır, alışılagelmişlikten. Bu iyi mi kötü mü bilemeyeceğim fakat çoğu zaman mistiktir. Çünkü sizden önce okumuş, okudukları hakkında şöyle bir şey var, ne olduğunu söyleyemem ama eleştirebilirim gibi bir hissiyat verir bana hep. Biraz kıskanırım benden önce okumuş olmasına, biraz bozulurum ahkam kesmesine ama güvenirim yazdıklarına önsözü yazanın çünkü okuyacağım kitabın yazarı kendinden önceye koymuştur onun sözlerini.
Portobello Cadısı’nın bir önsözü yok. Neden mi bu kadar önsözden bahsettim, çünkü ben rahat 5-6 sayfasını önsöz sanarak okumaya başladım. Hikayeye belirli noktalardan şahitlik eden karakterlerin ağzından anlatımla başlayan ve zamanla başkarakterimize ulaşan bu kitapta bir önsözde bulduklarınızı bulacaksınız. Cevaplanmayacak sorular ve doğuracağı merak, mistik ögeler, hayat hakkında öğütler veya bakış açınıza göre ahkamlar…
Hayatı anlamlandırma arayışı kitaptaki belirgin bir baskınlığı olan konu ve Athena. Sen ona Şirin Halil de, ne fark eder, o öyle biri ki önce öğrenci, ardından öğretmen de. Aslında öğretmen bir şeyler öğreten biri değil, öğrencinin zaten bildiği şeyi keşfedebilmesi için ona esin veren kişidir. Bilgiye ulaşmak için rahatlamak, tezatları kullanmak, boşlukları anlamlandırmak gibi alınması gereken yollar vardır. Bu yolların üzerinde Athena’nın kimi zaman yalpalayarak yürüyüşünü izlerken hissedeceksiniz ki aslında hepimizin hayatında bir Athena var. O yolda yürüyen sizsiniz, hayal gücünüzün eğitimi bu, ufuklarınızın sonsuzluk kapısında delikten bir şeyler görme çabasını imkanlı kılmak için atılmış bir adım bu kitabı okumak.
Ağızlar açılmıyorsa söylenecek önemli bir şey vardır demektir. Hayatınız boyunca bu sessizlikten kaçamayacaksınız ve bu sessizliğe anlam verecek, o karanlık anda yolunuzu bulmanızı belki de kaybetmemenizi sağlayacak bu kitapla birlikte olağanüstülüğü benimseyin ve asıl gözünüzü yumduğunuzu doğanın olağanüstülüğünü de tekrar farkedin. Yalnızlık gibi bastırmaya çalıştığınız duygularınız, yönleriniz için bastırmaya çalıştıkça güçlendiğini fakat kabullenip üstüne gittiğinizde gücünü yitireceğini farketmeninin zamanı, iyi yolculuklar.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Paulo Coelho | Çeviren: Celal Üster || Can YAYINLARI || Liste Fiyatı: 18,00 TL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9750708794
Bir film hikayesi bu, Afitap’ın Kocası İstanbul… Peki kim oynayacak, kim çekecek, kim parayı kıracak falan filan derken asıl soru kaçıyor. Bu hikayede Afitap’ı hiç kimse mi düşünmüyor? Onun hali, onun yaşadıklarını yaşayanlar nolacak? Bu soru halen çıktığı gibi gümdenden düşüyor.
“Afitap öyle bir çınar ki
binyıllardır yaşıyor köylerin ortasında feodal yeşrererek”
İşin bir komik tarafı da bu kitabın gerçekten filmleştirilme çalışmasının olması ve ortada kalması…
hava sıcakken
afitap kaşınırken bitliyken
hamama alındı
lüle saçı en kökünden kesildi
ilâçlandı dövüldü ve yıkandı
biraz dövmek âdetti
sopaya alışsınlar
yarın bunların memeleri de büyür
başedemeyiz rıfat bey.
Söyleyecek pek söz yok, bir mizahın yergi kısmı bu kadar mı sivri olur umarım batması gereken kişi hissetmiştir. Çok iyi tanıdığım kendimle beraberim, bizi yanlız bırakın.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ferhan Şensoy || ORTAOYUNCULAR YAYINLARI || Liste Fiyatı: 6,00 TL. || Yayın Yılı: 2006 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9757904120
Ferhan Şensoy’a ’2019′ adlı bilimsiz kurgusal güldürü olan oyununun sonunda imzalattığım kendisinin basımı gerçekleştirilen ilk kitabı ve belki de en vurucu sona sahip olanı. Öyle bir son ki öncesinde devamını zaten 3-4 sayfa kaldı, yarın okurum, sıradan bir son işte diye düşündüğüm ve ertesi gün beni cidden çarpan, dumur eden tarzda! İçimizden içten karakterleri o kadar gerçekci, tarihle bağdaştırmanın yanında üslub öyle halktan ki karakterleri iyi kötü, sinir eden veya masumca tüm yönleriyle bizlere hissettiren Ferhan Şensoy’un bu kitabı film olmalı.
Je M’en Fiche Bilader’den Haneler’den, kabareci yeteklerini sevgi ile izlediğim Ferhan Şensoy’un taze, sıcak, halkçı bir mizahı var. Yazgıdaşçıları imişçesine yansıttığı Kazancı Yokuşu’nun insancıklarını da bu külfetsiz anlatısı içinde bizlere sevdiriyor. Bu insancıklar nasıl ezildiklerinin tortusunu günlük yaşam sevinci içinde unutuyorlarsa, yazar da sanki onlardan biriymiş gibi toplumsal ukalalıklardan, yazarca bilgiçliklere yeltenmeden anlatısının tadını çıkara çıkara onlara ayna tutuyor. Sade onları konuşturduğu diyaloglar değil, kendi gözlemleri, algılamaları, söz dağarcığı, anlatışı, benzetileri ve yorumları bile argo. Öylesine onlardan. Yazımı bile onlarınki gibi yanlış kullanıyor. Bence üslubunu sevimli yapan da bu.
“Ben Ferhan Şensoy’un Kazancı Yokuşu’nu okurken zaman zaman Celine’i ya da San Antonio’yu okurken aldığım tada benzer haz duydum. Zaman zaman da Adnan Veli’nin Mapushane Çeşmesi’ndeki unutulmaz başarısını ansıdım.”
Haldun Taner
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ferhan Şensoy || ORTAOYUNCULAR YAYINLARI || Liste Fiyatı: 10,00 TL. || Yayın Yılı: 2007 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9757904045
Cumartesi, Nisan 9, 2011
2 Yorum