Arşiv | Kitaplık
Anasır-ı Erbaa “dört öğe”, “dört element” demek. Biz ona “Dört Güzeller” dedik. Hani hepimizin bildiği toprak, su, hava ve ateş… (Terra, aqau, aer, ignis)… Yerkürenin galaksideki oluşumunu sağlayan dört unsur bunlar. Kimyada bir bütün veya bir yahni oluşturan şeylerden her biri.
(…)
Bilim ilerledikçe dört elementin sayısı her gün birkaç tane daha artıyor ve periyodik cetvelin listesi gittikçe uzuyor. Şimdilik bu sayı 121 olarak biliniyor. Ve biz artık elmasın bir tek elementten oluştuğunu, sofra tuzunun iki, şekerin üç element bileşimi olduğunu, cep telefonunun kırk element içerdiğini, insanın otuz elementten yaratıldığını acı gerçekler olarak biliyoruz. Dört element ise insanların hayatı yaşarken bir an olsun farkına varmadıkları bir detay gibi duruyor artık. Yine de, ne zaman bir kum tanesinde dünyayı görsek, ne zaman bir nisan yağmurunda ıslansak, ne zaman güzel bir müzik veya hoş bir koku duysak, ne vakit bir ocağın çıtırtısında hayallere dalsak, değil dünyayı, cenneti görmüş gibi oluyoruz. Bize o duyguyu veren işte o önemsemediğimiz dört öğedir. Gözünüz ister gökyüzüne ve yıldızlara, ister okyanusa veya yağmura, ister bir yangına veya ışığa, isterse bir ağaca veya mezara bakıyor olsun… Anasır her yerde bizi kuşatıyor, sarıp sarmalıyor. Şefkatli bir anne gibi…
Bu kitabın içinde “Dört Güzeller”in kültür ve medeniyet boyutuyla tanışacaksınız.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: İskender Pala || Liste Fiyatı: 15,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9789944486699
Not:Kitap hakkında yazacak o kadar çok şey olduğundan genel olarak yayımlanan özetini buraya koyuyorum.Özür dilerim,Saygılarımla.
Biz kitap severlerin kürkçü dükkanı olan kitapçılarda genellikle doğu klasikleri ya da antik batı klasikleri gibi özellikle bir arada tutulmuş güzel bir sergi köşesi bulunur.Küçüklüğümden beri gördüğüm fakat okumaya tenezzül etmediğim kitaplara bu aralar yaklaşma çabası içersindeyim.Keşfime antik batı klasiklerinden olan Siyah Lale ile başlamayı kendimce uygun gördüm.
Kitapçıda kitapların arkasındaki tanıtım yazılarını çoğumuz okumaktayız.Bu yazı kitap hakkında bizi soru işaretlerine sürükleyerek bilmece gibi kitabın içersindekileri merak etmemize neden olarak kitabı satın almamızı sağlar.Ben de kitap almak için kendimi kitabın arka taraflarını okuyarak kendimce neden üretmeye sevkettim.Elimde Siyah Lale vardı.Arkasından bir iki satır okuduğumda cümlelerin zarifliğini pek umursamadım ve okumaya devam ettim.Devam ettikçe sonunu tahmin edebildiğim bir yazı olduğunu anladım.Okudukça kitabın arkasında aslında kitabın özeti olduğunu farkettim.Bir şaşkınlık başladı.Kitabın tüm içeriği arkadaysa bu kitapta okunacak ne vardı?Sanırım benim kitabı almama sebep olan şey budur.
Kitabı aldım ve bir an önce başladım.Çevremi umursamadan ben kitap okuyordum ve daha ilk sayfalardan kitaptaki anlatım zarifliğiyle,gerçekçilikle kitaptan harkulade zevkler almaya başlamıştım.Yazar o kadar içten bir şekilde kimi zaman okuyucuyla konuşarak,kimi zaman sorgulayarak,kimi zaman ise yorumu okuyucuya bırakarak mükemmel bir şekilde anlatımını sürdürdü.
Kitap 33 bölümden oluşmakta.Kitabın sonunun nereye varacağını arkasını okuyarak anladıktan sonra kitabı satın almanızın nedeninin bu bölümlerin kendi içinde mükemmelliğidir.Bir lale meraklısının ve onu çekemeyen komşusunun yaptıklarını gerçekten kimi zaman sinirlenerek,kimi zaman yerinizde duramayarak,kimi zaman keşke daha hızlı okuyabilseydim diyerek geçireceğinize eminim.Kahramanımız aşk yaşarken kitaba ara vererek bunu kendinize uyarlayıp zarif hülyalara dalmanın keyfini yakalamak gerçekten içten bile değil.Kitabı ben bir şerler kazanmalıyım diye okursanız tadını alamazsınız.Kitabı neden elinizde tuttuğunuzu bilmeniz gerekmekte.Bu kitapta dikkatlice ve yorumlayarak kimi zaman hayallerle süsleyerek okumadıktan sonra benim aldığım zevke yakşamazsınız da.İşi bilenleriniz bu kitaptan benden çok haz alacağına eminim de.
Bu yazıyı çok fazla uzatmadan geri kalan hazları da sizlerin keşfetmenizi bekleyerek son veriyorum.Unutmadan kitaptan beğendiğim kısa bir sözü de eklemek isterim.
Bazen bir insan “Çok mutluyum.” diyemeyecek kadar çok acı çekmiş olabilir.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Alexandre Dumas || Liste Fiyatı: 4,50 YTL. || Yayın Yılı: 2005 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9756107263
(daha fazla…)
“Oradan Bakınca Öyle mi Görünüyor?” Evet,buradan bakınca Carpe Diem’in bastığı bir gençlik kitabı,bir eğlenme kitabı gözüküyor.Kendimi bir kaç hafta da olsa rahatlamaya sevk etmişken birden yarı siyasi,yarı sosyal konularda bir kitabı Carpe Diem Kitap tarafından okumak biraz şaşırtıcı.Dikkatsizliğimle içerik hakkında pek fikir edinmeden aldığım aynı yayın evinin 5 kitabından sonuncusu!İlk başlarda eğlensem de bu kitapla biraz daha ciddi bir tavır içersine girerek eğlence kitap dizime bir son veriyorum.
Hani derler ya ” Kitabın iyisi kötüsü olmaz.” diye,gerçekten bu söze katılıyorum.Her türlü bu sözü ispatlayabilirim.Mesela bu kitabın bana kazandırdıkları siyasetten gerçekten nefret ettiğimi ve neden ettiğimi anlattı.Ardından bir takım soru işaretleri,bakış farklılığının oluşturduğu ortamdan çıkan fikirlerin şahaneliği,sinema ve tiyatro hakkında bir takım bilgiler ve çözüme kavuşturmaya çalıştığım bir takım soru işaretleri.
Şimdi üstte yazdıklarımı biraz daha açıklayarak sizden önce tekrarlayarak kendimi aydınlatmış olayım.İlk olarak Müslümanlık hakkında bilgisizliğim aklıma geliyor bu kitabı görünce.Bu bilgisizlik Müslümanlık hakkında değil.4 büyük dini tamamen tanıyıp “Neden İslam?” sorusuna karşılaştırmalı cevaplar verebilmek gerek.Biz diğer dinler hakkında ,ya da en azından ben,oturup 5-10 sayfadan fazla yazı yazabileceğimi zannetmiyorum.Kitabı bitirdikten sonra yapılacaklar listesine aldığım en önemli yargı işte budur!
Kitabın başka bir genel başlığı olan siyasete dokunmayacağım bile.Hiç sağ,sol,neden solun önü kesildi,sağa n’oldu falan gibi kitabın başlıklarndan bahsetmeyeceğim.Siyasi konularda bilgi edinirim,düşünürüm,irdelerim ama bunu sosyal bir sitede kesinlikle görüş belirtmeye de kayacağını bildiğimden susman en mantıklısıdır diye düşünüyorum.
Ah İstanbul! Girişiyle beni derinden etkileyen bir yazı.Aynen yayınlamak istiyorum.”Deniz otobüslerinden önceki,falanca şeylerden önceki ıhlamur ağaçlarımı geri istiyorum,ıhlamur ağaçlarımı bana geri verin.Boğaz’dan,her mevsimde geçen balıklarımı,bana geri getirin.Bunları ve buna benzer çok şeyi,benim elimden aldınız.Ben lodossa bilmem ne tarafta,poyrazsa bilmem ne tarafta,denize girelen İstanbul’un altı değişik yerinde denize girebilen bir İstanbullu olarak,ayağımı denize sokamıyorum,bana denizlerimi geri verin.Bana ne sizin gökdelenlerinizden!” diyor Gülriz Sururi.İstanbul’a oynana oyunlardan bahsediyor ve gerekli şeyleri o kadar net bir biçimde anlatıyor ki bazı gerçekleri hissederek anlıyorsunuz.Üstteki haykırıştan etkilenmemek mümkün mü acaba?İstanbul’un şu anki durumunu bilen birisi bunu okuyunca duygulanmaz mı?
Kitabın bir diğer konusu da sanatçı özgür olmak zorundadır diyor.Yıldız Kenter’e duymamız gereken sevgi,saygı sınırlarından beklentilere kadar bir çok konuda açıklayıcı bir anlatım ile söyleşi devam ediyor.Fakat Mahsun Kırmızıgül’e destek çıkarken bir çok şeyi zama bırakmamız gerektiğini söylediğinde sinirlerimin gerildiğini de söylemeden edemiyorum.Tabii her şey zamanı geldiğinde,ortam uygunlaştığında,halk sildirdiğinde yapılmalı ama işte bir başka yol olmalı diyor insan kendine.Lafı fazla uzatmadan bu yazıyı da burada bitirelim.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Şirin Payzın || Liste Fiyatı: 7,50 YTL. || Yayın Yılı: 2007 || İthal Kağıt || 11,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9756107348
İnsanlık tarihi bir takım gerçeklerden oluştuğu gibi bir takım bilinmezliklerden de oluşmakta.Bunlar geçmiş ve gelecek olarak ikiye ayırmak mümkün.Gelecek dediğimizde insanların aklına yapılacak buluşlar,savaşlar sonucunda dünyamızın yok oluşuna kadar komplo teorileri görmek mümkün.Ama herkes geleceği sevmekte ve yeni buluşlar olacak,uçarak içe gidecek torunlarımız diye büyüklerimizden duymaktayız.Fakat geçmişe doğru bakıldığında çürütülmüş bir takım şeyleri gerçek sanan kişilerin yüzünden hep bir kulak aşinalığı,yapılan propoganda amaçlı izlediğimiz bir takım filmlerle de bu geçmiş medeniyetlerin, ki atalarımızın,kıllı kendini geliştirmemiş,yetenkten yoksun,mağara adamları olarak yaşadıklarını beyan etmekteler.Bu kitabı okuduklarında yüz hatlarında olan değişimi,o şaşkınlığı,o mükemmeliğe olan hayranlığı, gerçekten görmek isterdim.Kitabı okuması için bir dostuma verdiğimden alıntılarla zenginleştirmeden yazımı burada noktalıyorum.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Merve Büyükbayrak || Liste Fiyatı: 6,50 YTL. || Yayın Yılı: 2007 || İthal Kağıt || 11,5×24 cm || Karton Kapak || ISBN:9756107355
Leonardo da Vinci,hayatı boyunca yaptığı gözlemlerini, bilim, sanat ve yaşam hakkındaki tespitlerini not defterine kaydetmiştir. Ölürken bu notları öğrencisi ve kadim dostu Francesco de Melzi’ye bırakır.
Ondan kalan 13.000 sayfa nottan bugün yaklaşık 7000 sayfası korunabilmiştir. Hepsi bir arada muhafaza edilemeyen bu değerli el yazmalarının büyük bir kısmı halen özel koleskiyonlarda müzelerde ve kütüphanelerde bulunmaktadır.
Bu kitap Da Vinci’nin orijinal notlarından bir kısmı ile oluşmaktadır.Kitap ayrıntılı bir biyografisiyle başlayıp çeşitli konularda yazdığı teorilerden,bilime kazandırdığı şeylerden ve kehanetlerinden bahsetmektedir.Kitabın en çok ilgimi çeken kısmıysa Hayvanların Düşündürdükleri kısmında yer alan benzetmelerdi.Bu kısımda onlarca madde(Cömertlik,Acımasızlık,Disiplin,Aptallık..vs.) ve bu maddelerin hayvanların özellikleriyle benzetilmesinden oluşmaktadır.Örneğin disiplin:Kurt,sinsice sığırlara yaklaşırken ayağını kapana kıstırır ve acıyla inler.Ardından,bu hatasının cezası olarak , kapandaki ayağını ısırıp koparır.Ya da örnek olarak Kahramanlık:Aslan hiçbir zaman korkmaz,kalabalık avcılara karşı cesur ruhuyla savaşıp şiddetle saldırırken,daima,kendisini ilk yaralayanı yaralamaya çalışır.Gerçekten etkileyici bir çok benzetme,bir çok soru işareti ile kitabı sonlandıracağınızı düşünüyorum.
Kitap sayfaları arasında bir takım sanat eserleri,tablolarının resimleri sunulmuş.Gerçekten orijinal resimlere imza attığını kabul ediyorum fakat bir sayfada “Resim,şiirden üstündür.” demişler.Buna itiraz etmeden duramadım ve bir kalemle altına not düşmeyi ihmal etmedim.Ah be Da Vinci!Desene ben henüz divan şiiri okumadım,tatmadım,hissetmedim..
Ayrıca gök yüzü neden mavi ve sabah neden en karanlık andır gibi soruların cevaplarını bulabiliyoruz.Anatomi hakkında geniş deneyimlere,gözlemlere yer ayıran Da Vinci gerçekten de etkileyici gözlemlere ulaşmıştır.Kitabın renkler ve göz hakkında gelişmiş ayrıntılı benzer yazılara yer vermesi ise benim açımdan sıkıcı bir bölümdü.Allah rahmet eylesin diyorum ve Tecrübe daima mantıklı deneyimlerin üzerine kurulmalıdır diyeren Da Vinci’nin bunu ne kadar başarıyla uyguladığını da eklemek istiyorum.
Not:Okuyacak arkadaşlar sayfa 208′deki Nuh Peygamber hakkında yönelttiği sorunun cevabını biliyorlarsa lütfen yorum olarak bana ulaştırsınlar.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Leonardo Da Vinci || Liste Fiyatı: 6,50 YTL. || Yayın Yılı: 2007 || İthal Kağıt || 11,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9756107103
Dedim ya hani bu aralar senenin sıkıntılı,cıvıl cıvıl bahar aylarında biraz eğlenelim diye,işte bu amaca dair okuduğum Carpe Diem’in bastığı gerçekten süper bir kitap daha.Zaten Godfather(Tanrı baba anlamına gelse de kast edilen kötü babadır.)’ın kucağına oturmuş sezercik “Size baba diyebilir miyim?” derken bir hayal etmek bile kitabı almak için bir nedendi.Uzun zamandır aldığım tüm kitaplarda umduğumu tam olarak bulamıyordum,pek yansıtmasam da,fakat bu kitapta ne düşündüysem onlar vardı.
Kitabımız sinemanın tarihçesi,Türk ve Dünya sinemasının ilkleri ve unutulmaz repliklerinden kısa ama etkileyici kesitlerle şahane bir tat içeriyor.Kitabın kimi yerlerinde farklı bir baharat tadı katan afişler gerçekten insanı hayallere sürüklüyor.Bunlardan Amelia’nın afişindeki bayan beni kendisine bağlarken,Akıl Oyunları afişinin etkisi atlatmaya çalışırken,Esaretin Bedeli afişinde gerçekten de doruk noktasıydı.Kitapta geçen film sözlerinden bir kısmını hatırladığımdan kitabı okumaktan çok görüyorsunuz,hissediyorsunuz.Eğer biraz da hayal gücünüz varsa okurken o sahneyi hayal ederseniz keyfe doyum olmaz. Gece geç saatlerde okurken uykuya daldığımda bir film bile ürettim ya da uydurdum diyelim.Bu kitabı okuduktan sonra ya da önce bir kaç filmi izlemek isteyeceğinize eminim.Bunları kendimce listelemek istiyorum:Schindler’in Listesi, Akıl Oyunları,Cennet Sineması,İmparatorlar Kulübü,Kanbahar ..vs.
Açıkcası kitap bana o kadar çok şey kazandırdı diyebilirim ki gerçekten etkilenmemek,düşünmemek elde değil.Belki okuyanlar bunları kıskançlık ederek kimseye böyle bir kitabın varlığından bahsetmiyebilirler.Şimdi patlamış mısır tadında keyifli bir sinema kitabımızdan benim için klişeleşmiş olan kitaptan kısa mı kısa kesitler bölümümüze geliyoruz.
-Bazı şeyler söylenmeden güzeldir.
(Esaretin Bedeli)
-Kadınlara hep gülümsemelisin;güzellerse sen zevk alırsın,çirkinlerse onlar zevk alır.
(Kime Niyet)
-Tarih sizi nasıl hatırlayacak?
(İmparatorlar Kulübü)
-Cesur olmak gidip bela aramak değildir.
(Aslan Kral)
-Hayat bir şekilde devam edecek.
(Çöküş)
-Size az şey sunabilirim ama bu her şeyimdir.
(10 emir)
-Kimse vazgeçilmez değildir.
(Koro)
-Bazen tuzaklara bile bile basarız.
(Sapık)
-Ateşle oynarsan elin yanar.
(Ucuz Roman)
-Tabi ki yoksulluk utanılacak bir şey değil ama gurur duyulacak bir şey de değil.
(Damdaki Kemancı)
Bunlara daha onlarca hatta yüzlerce eklemek mümkün.Kitabın sonunda Türk ve Hollywood filmlerinden tanıdık replikler kısmına geldiğinizde gerçekten hoşunuza gidecektir.”Baksana adamım,şu gelenler federaller mi?”
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Onur Şener || Liste Fiyatı: 6,50 YTL. || Yayın Yılı: 2006 || İthal Kağıt || 11,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:975610712x
Sayfa 20 - 22« Önceki«...1819202122
Cuma, Haziran 27, 2008
1 Yorum