Arşiv | Kitaplık
Hatırlıyorum, daha ortaokul sıralarındayız. Osmanlı’nın destansı hikayelerini dinliyoruz, hep iyi ve üstün taraflarıyla öğrendik. İşin asıl kötü tarafı ise bir diğer tarafı tam anlamıyla kötülemekti. Eğer Osmanlı’nın karşısında biri varsa savaşılmayı haketmiş bir şey yapmıştı, ya da Avrupa bizden sadece bilimsel alanda üstünde, ahlakı çökmüştü. Hepsinin yanlış olduğunu iddia etmiyorum, doğruluk payları elbette var fakat bir çekememezlik veya sürekli karşılaştırma, üstünlüğünü kanıtlama gibi bir niyet seziyor musunuz şimdi dönüp geçmişe baktığınızda? Bence tarihten alınacaklar dersler vardır, gurur duyulacak bir tarihiniz olabilir, bununla övünülebilir fakat övünülecek şey başkasının sadece ama sadece kötü taraflarından bahsetmek olamaz.
İskender Pala o zamanlara dönüyor bu romanında, postmodern diyebiliriz bu roman için. Tarihin bilmediğimiz ayrıntılarında ustalıkla dolaşan ve bize yepyeni bakış açıları katan bir roman. Şah ve Sultan’dan yani Şah İsmail ile Sultan Selim’den bahsediyor, hem de benim için en ilgi çekici noktadan başlayarak, çocukluktan. Aynı dinde, aynı ırkta iki topluluğun çıkar çatışması yüzünden nasıl düşman hale geldiğinden ve Kızılbaşlık ile Sünnilik kavramlarına sizi liderlerin çocukluk dönemlerinden hazırlayarak duygusal bir bağ kurmanızı sağladıktan sonra bir kez daha bakmanızı ve bu sefer ne kadar farklı şeyler olduklarını anlatıyor. Yazılmış bilinmedik bir şey yok, bu kitabı bir dost üslûbuyla kaleme alan İskender Pala ve onun bizler için sunduğu yepyeni bir bakış açısı hariç.
Yarın güneş batışını yeniden görebilecek miyim?
Akkilise’yi gerilerde bırakıp burada muvakkat bir karargâh kurmaya başladığımızda Tebriz’e varmamıza iki konak kalmıştı ve sabah Karakilise istikametinde yola devam etmek üzere denklerimizin yarısını çözmüştük. Türkler buraya ilk geldiklerinde de dört kilise (Çâr deyrân) arasından geçip gitmek için gelmişler ama onlar da bizim gibi konaklamak zorunda kalmışlar. Sonra da kiliseleri braıkmışlar da, adını yavaş yavaş değiştirmişler: Çâr deyrân olmuş Çaldıran. İnsana, elinde ne varsa çaldırıp oynatacak kadar güzel bir yer. Yarın hep birlikte oynayacağız. Canımız pahasına hem de!..
Kitabın benim için özel bir hatırası daha var, Opera’nın başlamasını beklerken kitabın ortalarındaydım ve birkaç sayfa daha okuyabilirim diye düşünmüştüm. Bana selam veren yaşını almış, şık bir izleyicinin bekleme salonunda kitabımı görüp bana doğru yöneldiğini farkettim. Gülümseyerek karşılık verdiğimden hemen elimden aldı kitabı, imzalı olduğunu görünce o benden çok gülümsedi. Hemen bana “Taçlı’ya geldin mi delikanlı?” diye sordu ve uzun zamandır karşılaşamadığım bir kitap dostu olduğu ortaya çıktı. Belirtmek istediğim şey karakterler, aşkın betimlenmesi kitapta o kadar sık ki herkesi derinden etkileyen, yaş sınırına bakmadan insanı alıp götüren bir şey bu. Umarım sizler de bu duyguları hissedebilirsiniz.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: İskender Pala || KAPI YAYIN || Liste Fiyatı: 15,00 TL. || Yayın Yılı: 2010 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:6054322374
Oğuz Dinç’in öykülerinin yer aldığı bir diğer kitabı olan ‘Yalnızlığın Kırmızı İzi’ adlı kitabı geçenlerde okudum, yazmak için uzun süre bekledim, sindirmek gerekiyordu; anlamaktan öte hikayeleri kendi benliğinizle yoğurmanız size özel bir anlam çıkarmanız gerekiyordu. Oğuz Dinç’in tüm kitaplarında farkettiğim bir şey bu, çevreyi ne kadar betimlerse betimlesin karakterler konusunda belirli bir sınırda duruyor. Sanıyorum ki hayatımızdaki biriyle eşleştirebilmemiz belki de kendimiz olarak kabul etmemiz için bize açılmış bir kapı bu. Bu kapıdan içeri adım atarsak kendi benliğimizi, atmamayı tercih edip dışarıdan izlersek de empati gücümüzü olabilecek son seviyede kullanıyor ve bize oldukça sade görünen fakat karmaşıklığı, küçük şeylerin ufak kelimelerin manâdar anlamları, kelebek etkileri ile gerçek hayatı gözler önüne koyuyor.
Kitap hakkında belirtmem gereken bir başka özellik ise okunulabilirlik, hani bazı kitaplar olur başlayamazsınız, sizi içine çekemez, yüzlerce sayfa okuyana kadar bağ kuramazsınız… İşte tüm bu kalıpları ilk paragrafıyla birlikte kırarak size elini uzatan özel bir kitap. Felix kaptan ile uzanıp tembelliğin tadını çıkarırken birden korkudan Murat Yüzbaşı’ya sığacak gibi oluyor sonra da hiç sağlıklı olmayan durumlara göz atıyorsunuz, bir yandan da canınız 1 liralık sosli sandiviç çekiyor. Kimi burkucu, kimi hayatı sevme nedenimiz olan bu ayrıntılar Oğuz Dinç’in kitabında.
Kitap hakkında olumsuz eleştiri olarak belirteceğim tek konu da kitap kapağı. Açıkcası böylesi bir kitaba yakışmayan, sadece vektörel ve özgünlükten yoksun ögelerin yazarı keşfetmemiş kişilere herangi bir albenisi olmayacağı görüşündeyim, umarım bir sonraki baskısında, ki eminim olacaktır, değiştirirler.
Havana’nın sokakları, puro, adanın özel insanları, müzik, sahiller, Mojito, 50′lik otomobiller… Oğuz Dinç’in Küba’dan İzler isimli tadımlık gezi notları ve amatör fotoğraflarla örülü e-kitabını da bu yazımızda kendisinin selamıyla sizlerler paylaşmak istiyorum. Son olarak da Oğuz Dinç’e Yanızlığın Kırmızı İzi adlı kitabını imzalayarak hediye ettiği için de teşekkürlerimi sunuyorum.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Oğuz Dinç || Çitlembik YAYINLARI || Liste Fiyatı: 8,00 TL. || Yayın Yılı: 2007 || İthal Kağıt || 13×20 cm || Karton Kapak || ISBN:9789944424219
Kitaplık kategorimizde ilk yazımızın ardından arşivimizi gelişlettik ve yine ilham verici, sıradışı tasarımlar sunuyoruz.
Bir sonraki yazıda kendi kitaplığınızı göstermek ya da bizlere fikir vermek için lütfen iletişime geçiniz.
konstantin slawinski: sağ yada sol
İster başucunda, ister duvarda, ister masanızın üstünde oldukça kullanışlı ve şık | konstantinslawinski.com


blankblank: yan yana
Ben benzer boyutlu kitaplarımı aynı rafa koymayı severim. Tüm kitapları benzer boyuta sokmanın bir yolunu bulmuşlar. | blankblank.net


Yükseltici – Sandalye
Florian Kremb’in tasarladığı bu ürün AMPLIFIER adıyla hiddenartshop.com üzerinde £29.95′a satılıyor.

Çevir ve Gizle
Sherry An’nin tasarımı özel kitaplarınızı meraklı gözlerden az da olsa saklamanızı sağlayacak türden.


Slim
Kitap olduğu kadar takip ettiğiniz haftalık veya aylık dergilerinizi kısaca elinizde oldukça çok tutacağınız her şeyin yeri



Kantik
Duvara yaslayarak rahatlıkla kullanabileceğiniz, odanıza sıradışı bir hava verecek kitaplık, Patricia Yasmine Graf, Aachen tasarımı.


Başucumda L
Anahtarınız, suyunuz, alarmınız ve tabiki de yatmadan önce okuduğunuz kitabınız için konsep

Baroque
Duvar içi gömmeli kitaplık oldukça zarif bir çerçeve ile evinizi süsleyecek. grahamandgreen.co.uk

Kitap Askılığı
Gördüğüm en eğlenceli fikirlerden biri Samulnoli tarafından tasarlanmış.


Salkim Pendant
Bu model ile konsepte uygun seri kitaplar, cd/dvd gruplandırılabilir


Duo
Minimal bir tasarımın olabilecek en fonksiyonel ve gelişmiş hali


Jigsaw Spine
Modern, zarif ve kullanışlı


Billys brother
Duvar ile zemin arasında dalgalanmış, modern bir tasarım

Equilibrium
Ağırlık merkezinin biraz oynamasının fiziksel yansıması ne kadar sıradışı değil mi?


Teşekkürler.
İskender Pala’nın Atasözleri adlı kitabı çıktığında ortaöğretim seviyesinde dahi olsa incelemek istediğimden edindim. İlhami Yalınkılıç ‘ın önsözüyle oldukça sade bir şekilde, bilinmesi gereken atasözleri ve onlar hakkında kısa açıklamar yer alıyor.
Atasözlerinin hepsini okuyup bilip bilmediklerim var mı, nasıl bir seçki yapılmış diye baktım. Gerçekten bilinmeyen çok az yani oldukça güçlü, oldukça halk arasında konuşulan ve herkesin bilmesi gerekenlerin olduğu bir derleme yapılmış. Atasözlerinin açıklamarında da günümüze göre yorumların yapılması daha da sağlıklı kılmış.
Benzer atasözleri ciddi anlamda çok olsa da bunu arama kolaylığı sağlamak adına yapıldığını düşünüyorum. Ayrıca klasik olan atasözü çelişkisini de atasözleri genel bir kural değil, duruma göre düşüncelerimizi ifade etme yöntemlerinden en köklüsüdür diye eklemek isterim.
Atasözleri, kültüre dair inceliklerin görülebileceği en temel söz birimleridir. Ne zaman ya da kim tarafından söylendiği bilinmez ama halk bu sözlerin doğruluğunda, derinliğinde mutabıktır.
Binlerce yıllık gelenekten damıtılmış bu hikmetli sözler, İskender Pala’nın özgün yorumlamalarıyla tekrar bir araya getirildi. Günlük hayatta hangi durumlarda kullanıldıkları, hangilerinin artık kullanımdan kalktığı / kalkması gerektiği gibi aydınlatıcı bilgilerle zenginleştirilmiş bu eser, halk kültürümüz için de önemli bir çalışma.
Bu çalışmada bine yakın atasözüne yer verilmiştir. …
Umarız okuyucu ve öğrencilerimiz bu bin sözden bin öğüt öğütürler ve atalar sözü hazinemizden cevherler devşirirler.
İşte kitaptan ilgimi çeken, pek aşina olmadığım öğrenilesi, eleştirilesi, hatırlanılası atasözlerinden birkaçı;
- At at oluncaya kadar sahibi mat olur.
- Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar.
- Beş para ver konuştur, on para ver susturamazsın
- Bir korkak bir orduyu bozar
- Bir sürçen atın başı kesilmez
- Deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez
- Erenlerin sağı solu belli olmaz
- Gönül kimi severse güzel odur
- Hak denince akan sular durur
Gönül ister ki İskender Pala bir sonraki kitabında daha önce deyimler için yaptığı gibi atasözlerinin de çıkış noktasına yönelik bir çalışma yapar.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Prof. Dr. İskender Pala || KAPI YAYINLARI || Liste Fiyatı: 12,50 TL. || Yayın Yılı: 2010 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:6054322336

Kitabın 6 gün sonra satışaca çıkacağını duyunca bu konuda yazma gereği duydum. Umarım bir önceki kitabı Kağıt Helva’da olduğu gibi ticari bir kaygı ile basılmaz diyordum. Sanırım bu kitabın içeriği yayımlanmamış köşe yazıları. En azından Elif Şafak’ın okumadığımız yeni yazılarını okuyabileceğiz.
Yazarın kendisi kitabı şöyle tanıtıyor; “Yeni kitabın ismi Firarperest. Öteden beri romanlarımı okuyan okurlara da, yazılarımla yeni tanışanlara da hitap eden bir seçki. Hayata, hayallere, hikayelere, yalnızlıklara, aşka ve insanlığa dair seçme yazılar. İlk defa bir kitabın kapağında kendi resmimi kullandım. Firarperest’in kapağını Uğurcan Ataoğlu özenle tasarladı hüner onda Çizimler usta kalem M.K.Perker’in.”
Tadına doyulmaz, kimi zaman kışkırtıcı, kimi zaman sakinleştirici ama ruhu hep özgür kalan yazılar…
İnsan ki eşrefi mahlukattır, içindeki semavi özü keşfetmekle yükümlüdür. Çıkacaksın yollara, kendine doğru git gidebildiğin kadar. Keşif boynumuzun borcudur. Kendimizi keşfetmek, aşkı keşfetmek, dünyayı keşfetmek, Öteki’ni keşfetmek…
(…)
Çakılı kalmamak sırf alışkanlıklardan ötürü demir attığın koylara. Çıkmak oralardan, geçmek dalgakıranların beri tarafına, bilmediğin memleketlere varmak, tatmadığın yemekler yemek, sözlerini anlamadığın şarkılarla içlenmek, risk almak, dağılmak ve parçalanmak ve hasret çekmek buram buram, gurbetin tadına bakmak ve kendini yabancının gözünden görmek, şaşırmak yeniden, şaşırmak bir çocuk gibi dünyanın hallerine, çeşitliliğine, güzelliğine, acımasızlıklarına… şaşırmak ölene kadar… şaşırma kabiliyetini hiç yitirmemek… budur son tahlilde Âdemoğullarına, Havvakızlarına kendilerini keşfettirten serüven.

Yazar Hakkında
Strasbourg doğumlu Elif Şafak, çocukluğunu ve gençliğini Ankara, Madrid, Amman, Köln, İstanbul, Boston, Michigan ve Arizona’da geçirdi. ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi, yüksek lisansını aynı üniversitede Kadın Çalışmaları Bölümü’nde, doktorasını ise siyasetbilimi alanında tamamladı. İlk romanı Pinhan’la 1998 Mevlâna Büyük Ödülü’nü aldı. Bunu Şehrin Aynaları (1999) ve Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü’nü kazandığı Mahrem izledi (2000). Ardından her ikisi de çok satan ve geniş bir okur kitlesine ulaşan Bit Palas (2002) ve İngilizce kaleme aldığı Araf (2004) yayımlandı. Med-Cezir’de (2005) kadınlık, kimlik, kültürel bölünme, dil ve edebiyat konulu yazılarını topladı. 2006’da senenin en çok okunan kitabı olan Baba ve Piç yayımlandı. Ardından aylarca satış listelerinden inmeyen ilk otobiyografik kitabı Siyah Süt’ü yazdı. Doğan Kitapçılık tarafından 2009 martında yayımlanan Aşk Türk yayıncılık dünyasında önemli bir rekora imza atarak, en kısa sürede en çok satan roman oldu. Tüm eserlerinden seçkiler niteliğinde olan Kâğıt Helva aralık 2009’da yine Doğan Kitapçılık tarafından yayımlandı. Eserleri otuz dile çevrilen Elif Şafak’ın romanları dünyanın en önemli yayınevlerinden Farrar, Straus and Giroux, Viking ve Penguin tarafından yayımlanmaktadır.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Elif Şafak || DOĞAN KİTAPÇILIK || Liste Fiyatı: 14,00 TL. || Yayın Yılı: 2010 || İthal Kağıt || 13,5×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:6051119021
Kitabı basılan biri ile yazar arasındaki fark nedir bu kitap insana öğretiyor. Eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat hikayelerini ve icatlarının teknik detaylarını zamanın dili ve üslubuyla postmodern halde okumak istiyorsanız İhsan Oktay Anar çizimlerini dahi kendisi oluştururak bu kitabı sizlere sunuyor.
İlerledikçe anlaşılan önsözü ile dinler arası bir bütünlük kurarak Hiyel (Frenkçe metal) ilminin tüm mükemmelliği ortaya koyuyor ve bir yandan da hayalin hiyelden üstün olduğunu anlatıyor. Zaman kavramını diğer kitaplarında olduğu gibi tarihi olaylar ile simgelemesi rivayetlerin yanına gerçekcilik duygusunu oldukca canlı tutmayı başarmış. Kitap hakkında okuduktan sonra anlam kazanacak bir takım tümceleri sıralamak istiyorum; Calut ile Davut, Gâilevî, El Cezeri, Yasef Çelebi, Devr-i Daim …
Hiyelkâr sayısız hiylelerle tabiatın kuvvetlerini tuzağa düşürüp esir etmenin yolunu ararken, hayalkâr, bütün dünyayı gözündeki o noktayla görüyor, Kâinatın kendisinin gerçekleşmiş bir hayal olduğuna, bu hayali örnek alıp yeni yeni hayaller yaratmak gerektiğine, çünkü onu mutlu eden şeyin sanayi ya da teknoloji değil, hulkiyyat ya da kreatoloji olduğuna inanıyordu.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: İhsan Oktay Anar || İLETİŞİM YAYINLARI || Liste Fiyatı: 13,00 TL. || Yayın Yılı: 2000 || İthal Kağıt || 13×19 cm || Karton Kapak || ISBN:9754705429
Sayfa 3 - 2212345...»Son »
Pazar, Şubat 6, 2011
2 Yorum