Arşiv | Tarih
Kitap okumak çok meşakatli bir yol. Okunması gereken klasikler, insanı yüceltecek özel öneriler, kişisel keşifler ve toplumdan kopmamak adına okunan popüler kültür kitaplarıyla insanın yolunu kaybetmesi gayet mümkün olan bir derya. Ben bunun dengesini kurmakta oldukça zorluk çekiyorum, bunu itiraf etmeliyim.
Yolunu kaybetmek diyerek anlatmak istediğim şeyi açıklama gereği duyuyorum. Her kitabın faydalı olduğuna inanıyorum fakat belirli bir tarzda uzmanlaşma amacı taşımadan benzer kitaplar okunursa körelme yaşanacaktır. Sürekli aynı konulara ilgi göstermenin sonucu aynı bakış açısıyla defalarca bir nesneye bakmaktan farksız olmakta. İşte günümüz popüler kültür kitaplarından özellikle tarih konusunu ele alanlarında bu tehlikeyi görmekteyim.
Belirli bir seviyeye erişmemiş, gelişme düzeyindeki küçüklerimize hitaben yazılan, sürekli benzer konuları sözde milliyetçilikle işleyen kitaplar bunlar. Bunlardan biri olan ‘Geçmişe Mazi Derler’ adlı kitap küçüklerimiz için tehlikeli bilinçaltı etkiler barındırıyor. Yaptıkları bilmem kaç yüzyıl önce batıda ne gibi pislikler olduğunu göstermek, biz onlardan üstünüz şeklinde sonuç çıkartılabilecek her türlü bilgiyi hakaretlerle bezeyerek körpe beyinlere aşılamaktır.
Dikkat edilecek olursa çeşitli dallarda devrimsel çalışmalar yapmış Freud gibi isimlerin birçok yerde aşağılandığı göreceksiniz. Günümüz dünyasında batının bilimsel ilerleyişinde kısmen geride kalmışlığımızdan bahsedilmeyen ve nasıl bu çağdaşlık seviyesinin üstüne çıkabileceğimiz konusunda çözüm yolları getirmek yerine, bir zamanlar onlar gerideydi diyerek tarihin sadece gurur okşayıcı taraflarından bahsedilen ve dolayısıyla bırakın objektif tutumu, tam anlamıyla taraflı bir yaklaşımı olan hatta öyle ki kimi yanlışlarımızı da doğru göstermeye çalışan bir kitap.
47 adet neredeyse her vatandaşımız tarafından bilinen tarihi olayları birkaç satır arasına belge sıkıştırdıktan sonra ‘belgeriyle gerçek tarih yorumlaması’ gibi bir slogan uydurup, benzer cümlelerle, aynı hikayeyi birkaç yerde yinelerek edebiyattan yoksun olmasının yanında tarihçi sıfatından da yoksun halde, siyasileşen içerik barındırarak, bizi yücelten değerlerden bahsetmek yerine batıyı kötüleyen ögelerden bahsetmeyi seçmiş acizce debelenen Ahmet Sarbay kitabıdır.
Tarih bu değil, nedir derse sayın yazar gelsin kendisine şanlı tarihimizi anlatayım.
Kitabı halen okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Ahmet Sarbay || BABIALİ KÜLTÜR YAYINCILIĞI || Liste Fiyatı: 12,50 TL. || Yayın Yılı: 2003 || İthal Kağıt || 13,5×21 cm || Karton Kapak || ISBN:9758486519
6 Mart 2010 tarihinde Bilgi Yayınevi sayesinde Turgut Özakman ile tanıştım, kendisi ‘Cumhuriyet’ adlı kitabını içtenlikle imzaladı. Hemen kitabı okumaya başladım ve daha önce bilmediğim bir çok ayrıntı ile karşılaşıp şaşırmamı, ufkumun genişlemesini ve geçmişimle daha sağlam bir şekilde gururlanabilmemi sağladı. Yapılan fedakarlıkları hissettikçe insan ister istemez duygulanıyor gerçekten. Haklı savaştan sonra barışı sağlayabilmemiz için gereken diplomatik zaferleri ve Türk’ün medeniyetler seviyesine ulaşmasının önündeki engellerin nasıl bir bir aşıldığını, bu yolda çekilen zorlukların atalarımızı nasıl yıldırmadığını, Mustafa Kemal Atatürk ‘ün ve silah dostlarının bizler için yaptıklarını anlatıyor.
Türkiye Üçlemesi
- DİRİLİŞ & Çanakkale 1915
- ŞU ÇILGIN TÜRKLER
- CUMHURİYET & Türk Mucizesi
Kitabın öncelikle serinin üçüncü kitabının birinci cilti olduğunu belirtelim. Kitabımız Şu Çılgın Türkler’de kalınan yerden Cumhuriyet’in ilanına kadar olan dönemi ele almakta. İkinci cilti de merakla bekliyorum çünkü çok hassas örnekler vererek yol alıyor. Atatürk’ün Türk – Kürt kardeşliği hakkındaki konuşması ve meclisteki Kürt vekilllerin de ‘Türk ve Kürt kardeşleriz, birbirimizle iftihar ederiz.’ sözleri, Zağnos’ta ilk Türkçe hutbenin Atatürk tarafından verilmesi ve hutbenin anlaşılabilir olmasının getirdiği olumlu sonuçları, Atatürk’ün kendisine padişahlık ve halifelik teklifi getiren hocaların isteğini milli iradenin hakim kılınacağını söylerek reddetmesi, yıllarca derin uykuda olan halkın yapılan devrimleri içtenlikle kabul ederek gelecek hakkında sürekli kaygılanarak ön saflarda yer alması gibi önemli örneklerin günümüzce anlaşılmasının büyük önemli var.
Özellikle Mudanya Ateşkeş Antlaşması ve Lozan Barış Konferansı hakkında ayrıntılı anlatım benim için büyük önem taşıyor.. İsmet Paşa’nın günlerce uyumadan Türkiye ‘nin diğer devletlerle eşit olabilmesi ve devletin ufacık bir hakkının dahi korunabilmesi için verdiği diplomatik savaşın önemi mükemmel bir şekilde yansıtılmış, yapılan fedakarlıklar, restler, haklı savaşa heran hazırlıklı bir şekilde barış için atılan adımlar, uygulanan stratejiler ve ödün vermemek…
Atatürk’ü daha iyi anlayabilmek ve dönemin şartlarını hissedebilmek için kesinlikle bu kitap okunulmalı. Turgut Özakman yaklaşık 200 sayfa olan dipnot & açıklama bölümüyle de günümüzde yapılan bir çok bilgi kirliliğini düzeltiyor, bu yanlışları yapanları esefle kınıyarak açıklıyor. Benim tek rahatsız olduğum ayrıntı dipnotlar ile açıkalamar bölümünün birleştirilmiş olması. Açıklamaların sayfa altlarına derkenar şeklinde yazılmasını, dipnotların da olduğu gibi kalmasını isterdim. Okunma açısından oldukça rahatsız edici.
Her ne kadar bu aktif yılların özeti niteliğinde olsa da zihniyeti ve devrimlerin anlamlarını yansıtabilmek açısından gerçekten başarılı bir kitap.
Tevfik Paşa’nın 1921 Londra konferansında, söylentiye göre, Ankara temsilcilerini göstererek, güya ‘sözü milletin hakiki ve meşru temsilcilerine bırakıyorum’ dedği yaygın bir söylentidir. Bu nedenle de yurtsever diye anılır. Bu söylentilerin gerçekle ilgisi yoktur. Doğrusu şu: Tevfik Paşa konferansta, İstanbul hükümetinin görüşlerini açıklamış, sözünü Ankara’nın da çağrılmasından şikâyet kokusu taşıyan şu cümle ile bitirmiştir (sadeleştirilerek): “Ankara Millet Meclisi tarafından seçilmiş ve o Meclis adına söz söylemeye yetkili temsilcileri davet ettiniz; size sunacakları önerileri açıklamaları için sözü kendilerine bırakıyorum.“(Konferans tutanağı, Ali Türkgeldi, Mondros ve Mudanya Mudanya Mütarerekeleri Tarihi, s.137 ; Bekir Sami Bey’in raporu, Atatürk’ün Dış Politikası, 1.c , 2.239)
O konferansa katılan Ankara temsilcilerinden biri de M. Esat Bozkurt’tur. M. Esat Bozkurt şöyle yazıyor: “Milli heyet içinde bulunuyordum, İzmir mebusu sıfatıyla. Tevfik Paşa sözü milli heyete bırakmadı. O ihtiyar haliyle uzun uzun söyledi ve yalnız hilafet ve saltanak haklarını müdafaaya çalıştı. (…) Tevfik Paşa’nın esasen sözü Ankara’ya verdirmiş olması söz konusu edilemezdi. Çünkü konferansa Ankara’yı devletler davet ediyordu. Ankara oraya söz söylemek için gitmişti. Londra konferansında Tevfik Paşa’ya vatanseverlik hesabına düşün şey, memleketi, milleti hakıyla temsil eden Ankara delegelerinin huzurunda sükût ederek çekilip gitmekti. Böyle büyük tarihi rolleri yapmak her yiğidin kârı değildir. Tevfik Paşa da yapamadı.” (Türk İhtilalinde Vatan Müdaafası, s.45 )
İşte masalın aslı bu.Tevfik Paşaların görevleri ve ödevleri, millet haklarını değil, saltanak haklarını korumak, istediklerini yapmaktır. Tersi hiç olmamıştır. Çünkü kendilerini milletin değil padişahın hizmetinde görüyorlardı. Ortaçağ sistemi budur.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Turgut Özakman || Bilgi Yayınevi ||Liste Fiyatı: 20,00 YTL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt || 13,3×19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9752203181
Konak, M.Necati Sepetçioğlu’nun Dünkü Türkiye Dizisi için yazdığı dördüncü romanı. Serinin ilk üç romanını okuduktan sonra araya bir kaç kitap mola olarak koydum ve geçenlerde de kitaba başladım.
Kitap kurgusal olarak diğer üç kitaptan farkı yok.Ama benim hemen farkettiğim şey şu ki artık serinin mantığını kavradığımı hissettiğimden daha rahat anlıyabiliyor ve kendimi olayın içersinde hissedebiliyordum. Kitap konu olarak Osmanlı’nın kuruluş zamanlarını ele almakta. Ertuğrul Bey’den en küçük oğlu Osman Bey’e geçiş şartlarını konu alıyor. Anadolu’da birlik beraberlikten yoksun, Moğol baskını ile aşiretler halinde yaşadığı zorlu dönemde Selçuklu’dan gebe olan Osmanlı’nın alevlenen halini dillendiriyor.
Bu kitabı şöyle bir okuyup kenara atmak imkansız.Çünkü içersinde yazanlar gerçek tarihin yansıması.Benim bakış açım Dünkü Türkiye Dizisi’nin tarihin daha rahat anlaşılması amacıyla yazılmış roman olduğu.Mükemmel bir kurgu ile başlayan kitapta devrin tüm özelliklerini görebiliyorsunuz.Atın ne kadar önemli olduğunu,Türkmenlerin ne gibi umutlarla göç ettiklerini,birbirinden özel kahramanlarımızın bakış açılarını anlayabiliyorsunuz.Dönümü bir bilge Kuram Dede’nin gözünden bakıyorsunuz,bir Osman Beyin,bir Mevlana’nın,bir Yunus Emre’nin,bir ebenin,bir yiğidin ,bir .. Şüphesiz ufkunuzu açıyor her sayfa.
Düşünmeden edemediğim bu serinin neden film haline gelmediği. Açıkcası kitapta öyle anlar varki keşke diyorum keşke daha hızlı okuyabilsem. Sabırsızlığımın had safaya çıktığı anlar oluyor. Kurgu o kadar gerçek,karakterler o kadar içten ki işte bizim atalarımız bunlar diyorsun. Kitabın en etkileyici bölümlerinden biri Anadolu’nun hatrı sayılır Şeyhleri (bilginleri) ‘nin bir araya gelerek gelecek hakkında karar almaları bölümüydü. Yunus Emre’nin kendi kendine “Daha nice pişmemiz gerek.,yaş,geldi çattı halbuki..” dediği bir ortam hayal etmeye çalıştım. Düşünsenize bir bilgin toplantısıydı bu. Alnınan kararı sayıca yüz hatta bin kat ordunun bozamayacağı bir karar alınıyor ve söz söylenmeden herkesin anladığı,sembolik kavramlarla anlatılan mana üstü manalar ortalıkta saçışıyor.
İnsan istemeden o dönemde yaşamak istiyor,hayaller üstüne hayal kuruyor.Benim söyleyecek çok sözüm olmasına rağmen kitapta bunun bilmem kaç misli daha güzeli olduğunu bilmelisiniz.Geçmişe gidip gözünüzün önünde tarihin yazılmasını izlemelisiniz.Sandığınız gibi değil bu kitap,destan!
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Mustafa Necati Sepetçioğlu || Liste Fiyatı: 15,12 YTL. || Yayın Yılı: 1973 || İthal Kağıt || 13×19 cm || Karton Kapak || ISBN:9753710038
Meraklı olmak ne kadar iyidir bilmem fakat her şeyden kendini soyutlayarak,olaylara kayıtsız kalmanın hiç de iyi olmadığı kanısındayım.Etrafında olup bitini sorgulamak kesinlikle gerekli ve bu da yeterli değil.Geçmişini sorgulaman gerek,yorumlaman ,anlaman ve geçmişinden kendine pay çıkartman gerek.Ancak bu şekilde doğru yolda yürüyebilir,kendimize ve kendimizden önemli bizim gibilere ve de vatanımıza oynanan oyunların iç yüzünü görebiliriz.İşte bu amaçla yakın tarihimizin izlerini süren bir kitaba başvurdum.
İnanın bu yazıyı yazmak benim için çok zor.Yaklaşık olarak 350 sayfa olan kitabın her sayfasında hayret ile okuyacağınız bilgi yumağı var.Kimi zaman duygulandıran,kimi zaman sinirlendiren ve güldüren bu duygu yüklü kitapta belki de kimsenin yazmaya cesaret edemediği özel araştırmalar mevcut.Hiç bir ayrıcalık tanımadan,taraf tutmadan yazılmış mükemmel bir kitap ile labirentler arasında hızlı adımlarla yürüyor ve her sayfada geçmişiniz ile birlikte geleceğinizin de aydınlandığını görüyorsunuz.Özgürlüğün hiç bir zaman iki adım ötede olmadığını ve canlarını feda eden nice şehitimizin ve nice ailenin çektiği acıları tekrar yaşatmamak için okumalı,anlamalıyız.
Kitabı okurken düşünmeden edemediğim bir kaç fikrimi paylaşmak isterim.Soner Yalçın’ın söylediklerinin gerçekliği konusunda etkilendim.Çünkü kendisi yazdıklarını belgelere dayandırıyordu.Siyaset dediğin işte böyle yapılır diyorum.Bunun dışında kafamı her sayfada kurcalayan Soner Yalçın’ın bu bilgileri edinme aşamasıdır.Her sayfası için kim bilir kaç kitap okuması,kaç farklı kaynağı karşılaştırıp bunu en sade şekilde bizlere sunması gerektiğini hayal edemiyorum.Aslında siyasi kitaplardaki başarısını kendi çalışma prensipleri hakkında bir kitapla da yakalayabilir.
Kısacası söylecek çok şey var bu ezber bızan kitapta fakat burada yazacağım bir satırı kanıtlamak,kanıtlarken başka bir labirentin içersinde dolaşmak ve bu kısı döngü içersinde yüzlerce sayfa yazı yazmak gerekir.Bunu yapmaktan büyük zevk duyarım fakat size daha güzel bir yol göstermek isterim.Bu yol Soner Yalçın’ın “Siz kimi kandırıyorsunuz!” kitabını almanızdır.Siz bu kitabı okurken ben de bir başka kitabını okumakta olacağımdan şüpheniz olmasın.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Soner Yalçın || Liste Fiyatı: 18,00 YTL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt || 14×23 cm || Karton Kapak || ISBN:9759917098
Geçen gün kandil olması nedeniyle en azından Peygamber Efendimizi tekrar tanımak adına,tekrar düşünmek,unutmamak ve hissetmek adına bir şeyler yapma arayışına girdim.Hemen bir şimşek çaktı beynimde.Bir hatıranın yansıması,bir duygu yoğunluğuydu aslında bu.Bu yazıyı sırf bu duyguyu yaşatmak adına yazdığımı itraf etmem gerek.
22 Nisan 2008-Kutlu Doğum Haftası.Olması gerektiği gibi okuldayız ve biraz erken okulda olduğumuzdan kantinde çay eşliğinde arkadaşlarla sohbet etmek istemiştim.Kantin kapısına geldiğimizde İbrahim Gündüz adlı sınıf arkadaşım arkadan bir nida ile “Çekilinnnn!” diyerek geldi ve elinde bir takım siyah koliler ile kantindeki hizmetli odasına yöneldi.İçinde ne olduğunu sorduğumuzda bizi geçiştirdi.Açıkcası içerlemiştim.Kendimce bir takım tavırlar yaptım hatta.Zilimiz çaldı ve derslerimiz başladı.Dersler ilerledikçe bu an da,hissettiğim kırgınlık da tabii geçip gitmişti, 7. derse gelmiştik.Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi.İbrahim derste yoktu.Sorumlu öğretmenimiz sınıfa geldiğinde günün anlam ve öneminden bahsetti , işte o sırada kapı çaldı ve öğretmenin izniyle İbrahim içeri geldi.Öğretmen kısa bir konuşma ile İbrahim’in bizlere birer hediyesi olduğunu anlattı.İbrahim siyah kolilerin içersinden siyah poşetler çıkartıyordu.Herkes birer poşet aldı.Hep birlikte açmaya başladık.İçersinde Kuran-ı Kerim’in cep kitabı halinde meali vardı ve günün anlam ve önemine dair Peygamber Efendimiz’in hayatını anlatan güzel bir kitap bulunmaktaydı.Poşetler göründüğü gibi her birine 2 kitap bitti gitti değildi.Her poşette alıcak kişinin adı soyadı yazmaktaydı.Daha önceden oturma planına göre tek tek bu kitapları sıraya koymuştu biricik arkadaşım.Yetmedi tabii bu ona.Kitapların içersinde “Değerli kardeşim Rıza Selçuk Saydam(RSS)’a kutlu doğum haftası armağanıdır.Nur ile yücesin.” yazıyordu.Tek tek her kitaba üşenmeden isimleri yazmıştı.Üşenmek ne kelime,eminim bunu zevk ile yapmıştı.Ayrıca işin karizmasına bakınız.Her kitaba farklı notlarla bunu özgün cümlelerle yazan İbrahim kardeşim altına İbrahim Gündüz yazmamıştı ne de imzasını koymuştu.Hediye ona aitti ama maddi olarak yaptığı paylaşımı önemsemeden,bir şeyleri kanıtlamaya çalışmadan bu anı kendine mal etmeden yapmıştı bunu.Hemen yanına gittim ve teşekkürlerimi ileterek duramadım ve sarıldım,kucaklaştık.Gerçekten gözleri parlıyordu,bizi de parlatıyordu.Bir salgındı bu.Ne mutlu bir salgın!”Kardeşim hediyemi kabul ettiğin için teşekkürler.Lütfen benim için bunları okur musun?” dedi.Duygu yoğunluğu son haddindeydi.
İşte o kitabı zamanında okuyamadım.Kutlu doğum haftası geçti,geldi kandil.Ama unutmadım.Sabaha kadar kitabı bitirdim.Biraz da meal okumaya vakit bulabildim.Bazı şeyleri anlamını hissederek yapmak ne kadar da ulu bir duygudur bir bilseniz!
Kitap bilgileri size kalmıştır.Peygamber efendimizi tanıtan lütfen bir kitap da sizler okuyunuz.Unutmayalım ki faniliktir bu yaptıklarımız.Bu dünyada kendimiz için yanarsak bir daha yanmayız.Dinimize , vatanımıza , milletimize bağlılığımızı koparmayalım.Bizi biz yapan benliğimizdir.Saygılarımla..
İnsanlık tarihi bir takım gerçeklerden oluştuğu gibi bir takım bilinmezliklerden de oluşmakta.Bunlar geçmiş ve gelecek olarak ikiye ayırmak mümkün.Gelecek dediğimizde insanların aklına yapılacak buluşlar,savaşlar sonucunda dünyamızın yok oluşuna kadar komplo teorileri görmek mümkün.Ama herkes geleceği sevmekte ve yeni buluşlar olacak,uçarak içe gidecek torunlarımız diye büyüklerimizden duymaktayız.Fakat geçmişe doğru bakıldığında çürütülmüş bir takım şeyleri gerçek sanan kişilerin yüzünden hep bir kulak aşinalığı,yapılan propoganda amaçlı izlediğimiz bir takım filmlerle de bu geçmiş medeniyetlerin, ki atalarımızın,kıllı kendini geliştirmemiş,yetenkten yoksun,mağara adamları olarak yaşadıklarını beyan etmekteler.Bu kitabı okuduklarında yüz hatlarında olan değişimi,o şaşkınlığı,o mükemmeliğe olan hayranlığı, gerçekten görmek isterdim.Kitabı okuması için bir dostuma verdiğimden alıntılarla zenginleştirmeden yazımı burada noktalıyorum.
Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:
Yazar: Merve Büyükbayrak || Liste Fiyatı: 6,50 YTL. || Yayın Yılı: 2007 || İthal Kağıt || 11,5×24 cm || Karton Kapak || ISBN:9756107355
Çarşamba, Haziran 16, 2010
Yorum Yok