12
Sal, Haz 2, 2009
12. Sayıyı İndirmek için Tıkla
merhaba,
1. yaşımızı kutladığımız mart sayımızla daha önceki aylarda olduğu gibi bu ay da gene birlikteyiz, şimdi sanatçımız ali rıza silahlıpoda’dan melodiler dinleyeceksiniz, sanatçının piyanosuna hayri vaka alkışla tempo tutarak, nazife demir romantik bir şekilde başını sallayarak, sabriye kerebiç kameralara poz atmaya çalışarak, çilek çilli amerika’dan uydu bağlantısıyla, duygu t. uyuyarak, can sever şiiriyle ve adem celep de çetleşerek eşlik edecek. adalet ettibuldu ettiğini bulacak, elgin akpınar ise rıza’nın bıyıklarını resmetmeye çalışacak.bu kalabalık konserimizde bizi yalnız bırakmadığınız için ne kadar teşekkür etsek azdır. o yüzden teşekkür etmiyoruz, şaka şaka.
12 ay geçti be sevgili okur, tam 12 ay. üniversite mezunu olup da uzun dönem askerliğe giden askerler geri döndü, biz 1. sayıyı çıkardığımızda doğan bebekler annesinin omzuna kusmaya başladı. 1 yıl doldu. dünya güneşin etrafında tam 1 dönüş yaptı. yeri geldi ısındı, yeri geldi soğudu. birçok şey değişti. birçok şey değişmedi. değişmeyenlerden biri de deli defterine olan ilginiz ve sıcak arkadaşlığınızdı. kitapçılarda deli defterini okuyup da parasına kıyamayıp yerine bırakanlar ya da deli defterini okumadan kaybedenler de bizim için aynı değere sahip. bir kez elleri gezdiyse deli’nin üstünde, bizi anlamıştır, inanıyoruz.
geçen 12 ay içinde elbette dergimiz satış rekorları kırmadı. haberlere filan da çıkmadı. (yahu hayır, neydi o sürekli gülen kadının adı… hani gece program yapıyor ya, saba melikesi… haa saba tümer. hah, işte ona bile çıkamadı ya ben ona yanıyorum. yani en azından ona çıkabilirdik. beraberce gülerdik sabaha dek, neye güldüğümüzü unutacak kadar.) ama deli defteri kendi çemberinde iyi şeyler yazmaya, iyi şeyler anlatmaya çalıştı, pazar sinemalarının bol olduğu günlerde ördekli, atlı, köpekli filmlerden nasıl zevk almışsak o zevki vermeyi diledi size. çünkü deli defterinde yazan bütün arkadaşlar yazmayı ve okumayı çok seviyor, başkalarına da bu coşkuyu yaşatmak istiyordu. sizden gelen tepkilerden bu konuda çok da fena gitmediğimizi anladık. daha çok şevklendik.
dostlar,
edebiyat tebeşiriyle yollara çizilen bir seksek oyunudur deli defteri. her zıplayışta, taşı her atışta içerden dışarı doğru bir gülümseme besler. her yeni sayıda biraz daha ileri gider, ama uzaklaşmaz sizden. hep yanınızda yörenizdedir. kahkaha atmak belki hediyesidir, süprizidir ama asıl derdi yirmi dokuz harfle yaşamaktan biraz keyif aldırmaktır okurken. deli de olsa, dolu da olsa söylediklerini duyurmak ister. mikrofonu yoktur.
1. yaşımız için özel bir sürprizimiz var bu ay; seyit ali aral ağabeyimiz ile yaptığımız söyleşi. penguen dergisinden tanıdığınız bu şeker mi şeker ağabey ricamızı kırmadı ve onunla internetin de nimetlerini kullanarak söyleştik. baştan beri bizi hiç yalnız bırakmadı, 12. sayımızda da kekik tadında kelimeleriyle yerini aldı. ıssız adaya düşerse bile kendisine deli defteri’ni göndermeye söz verdik, sütle karıştırıp yiyecekmiş.
deli defterine abone olun dostlar, olmayanları uyarın. dinlemeyen, karşı koyan olursa kaçın başınıza bela almayın. bu satırları kitapçı rafının önünde ayakta okuyan dostum, altına bir tabure çek, dikilme öyle. deli defterini eve getirdikten sonra kaybeden sevgili okur sana da bir sözümüz var: bir de koltuğun altına bak, oralara düşüyor bazen.
iyi martlar efendim, sakın kediyle kedi olmayın.



Yorum Yap & Fikrini Paylaş!