Bir rüyadan daha uyandım. Beni şaşırtmadı, alışkınım rüyalarımdan uyanmaya. Sadece biraz hüzün, belki de biraz keşkeler, belkiler, acabalar… Bu satırları yazarken ‘Kırık Vals’ eşlik ediyor bana. “Kirpiklerinde bir çiğ tanesi olsam Ansan o bahçeyi, rüzgârı çağırsan Mevsim suluboya olsa Günlerden mercan İşte sanki o an Nubar terziyan sırtımı okşar Eski filmler hâlâ o bahçede Siyah [...]
Uzun zamandır bahsetmek istediğim bir konu var; kendim. Nasıl oldu da kemdim oldum? Ben bu yolda sürükleniyor muydum yoksa bu yolda yürümek benim tercihim miydi? Binlerce sorum var kendime, en ağırı da eğer sürükleniyorsam ve yolumu çizebileceğim seçeneklerim varsa neden cesaret edemediğimdir. Düşünüyorum da hiçbir zaman işte ben büyüdüğümde bu adam olacağım demedim. Ben başkası [...]
Gecenin bir yarısı yazı yazmak güzel bir duygu.Belki de herkes gittikten sonra,yanlız olduğun an daha net düşünceler oluşuyor kafanda.Ya da şu an beynimi etrafta ilgi çekecek bir şahşiyet olmadığından ötürü daha verimli kullanabiliyorum.Biraz önce net düşünceler oluşuyor demiştim.Sanırım yanılıyorum bu konuda.Fikirler yumak haline geliyor ve daha da karmaşıklaşıyor.Belki daha derinlere inebiliyorum ama indikçe kaybolduğumu,kayboldukça inmek [...]
Pazar, Haziran 20, 2010
1 Yorum