

<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>RSS Kitap &#187; hayri vaka</title>
	<atom:link href="http://www.rsskitap.com/etiket/hayri-vaka/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.rsskitap.com</link>
	<description>Gayri Muntazam İnternet Kitaplığı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 22:12:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Woody Allen</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/19-03-2009/woody-allen/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/19-03-2009/woody-allen/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 14:26:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıza Selçuk Saydam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sayın Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[hayri vaka]]></category>
		<category><![CDATA[Woody Allen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=634</guid>
		<description><![CDATA[Yazımıza başlamadan önce ufak bi ünlemle belirtmeliyim ki bu yazı ‘Deli Defteri‘ adlı dergide yayınlanmak üzere yazılmaktadır.Karşınızda olan doğal halidir.Dergideki olan Hayri Vaka tarafından makyajlanmış olabileceği gibi hiç dergiye çıkamayabilir de. Sen pek değerli okura o veya bu kitabından değil,Woody Allen’dan bahsedeceğim.Gerçek adı tam olarak Allen Stewart Konigsberg olan zat-ı muhterem daha okumayı sökmeden film [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazımıza başlamadan önce ufak bi ünlemle belirtmeliyim ki bu yazı ‘<strong>Deli Defteri</strong>‘ adlı dergide yayınlanmak üzere yazılmaktadır.Karşınızda olan doğal halidir.Dergideki olan Hayri Vaka tarafından makyajlanmış olabileceği gibi hiç dergiye çıkamayabilir de.<a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/untitled-1.png"><img class="alignright size-medium wp-image-635" title="untitled-1" src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/untitled-1-186x186.png" alt="untitled-1" width="186" height="186" /></a></p>
<p>Sen pek değerli okura o veya bu kitabından değil,Woody Allen’dan bahsedeceğim.Gerçek adı tam olarak  Allen Stewart Konigsberg olan zat-ı muhterem daha okumayı sökmeden film senaryoları üretiyordu.15 yaşında adını Woody Allen olarak değiştirdi ve mizah adına önemli adımlar atmaya başladı. New York doğumlu ABD&#8217;li film yönetmeni, senaryo yazarı, aktör, stand-up&#8217;çı, oyun yazarı,öykücü ve müzisyendir. Genellikle kendi yazdığı, yönettiği ,oynadığı film projelerinde yer alır. Şimdi sayın okur burada uzun bir<br />
biyografi ile bu renkli kişiye zeval getirmek istemem.Onun mizahında aslında herkesin anlayamayacağı ince nükte vardır. Sokaklardan yetişmiş ve yaptığı aslında tam olarak zekası ile incelikleri hissetmemizi sağlamaktır.Onun için gerçek dünya değil yarattığı dünya önemlidir.Bu yüzden  ‘izninizle gerçek  dünyaya dönmek zorundayım.’ der.Gerçek de göreceli değil midir? Ve tipinden<br />
komedyenlik akar hem de çok da çatlak sözleri  vardır kendisinin. ‘Eğer Tanrı varsa,umarım iyi bir mazereti vardır.’ der.Yılları deviren bu deha ölüm konusunda da garip düşüncelere parmak basmayı ihmal etmemiştir.Ölümden korktuğumdan falan değil, sadece  eldiğinde orda olmak istemiyorum.’Onun kendi tarzı vardır her konuda.İkili konuşmaları melodik,şiirsel bir edayla sunar. Evlatlık edindiği kızla evlenmesi sonrasında &#8220;bir sanatçıdan sıradan bir ahlak anlayışı bekleyemezsiniz&#8221; açıklaması yapan ünlü Yahudi, &#8216;Yahudi’yim ama Yahudiliği komik buluyorum’ der ve tanrıdan,Amerikan başkanına , kadınlardan,istiridyeye (kadınlara karşı pek kibar ve umursamazdır) kadar<br />
her konuda dalga geçen bir şahsiyettir.İnsanın yemek yemek,sevişmek gibi basit ihtiyaçların kölesi olduğunu savunur.Ses tonundaki değişiksizlikten normal biri gibi konuştuğunu sanırsınız fakat araya sıkıştırdığı aforizmalarıyla dehasını defalarca kanıtladığı gibi karmaşık düşünceler arasında kendisiyle de dalga geçmeyi unutmaz. &#8220;sana göre ateistim, tanrıya göre ise sadık bir muhalif&#8221; demiş post-modern filozof, ‘soru neydi bilmiyorum ama cevabi seks’ diyebilen kişidir. Klarnet çaldığı caz grubu da olan ünlü, fiziksel güzelliğin önemsizliği üzerine bir resim çizdiği iddia edilen kıskandığım kişinin kitaplarını, pis pis sırıtmak isterseniz açıp okuyabilirsiniz.Genelde kitap okurken notlar alan ben onun için özel bir defter hazırladığımı bilir misiniz? İstanbul’da yolda yürürken karşınıza çıkabilecek kadar tesadüflerin mimarı garip kişilik &#8220;bilgi bilinebilir mi? bilinemezse, biz bunu nereden biliyoruz?&#8221; der.Onun aforizmalarından yararlanarak kariyer bile yapılabileceğini iddia ederim.Kendisi aslında tam bir realisttir ve hayatın gerçek yüzünü gösterir bizlere.Bakış açısını zenginleştirmek adına birebirdir o. Hollywood’un nadir çıkardığı dehanın 30 tane Oscar ödülünde parmağı vardır. Yazdıkça yazasım geliyor şu an sayın okur ve açıkçası hayatı bir kenara itip birkaç ay  onun eserlerini tamamen hissetmek istiyorum her hücremle.‘Hayattaki tek pişmanlığım,başka biri olmamam.’ der ya pek sinirlenirim ve yakın zamanda hadi bakalım yer değiştirelim diyeceğim kişiliktir.</p>
<p>Kısacası şaşkın görünüşlü zeki adam iyi ki var! Kafanıza takılan bir nokta varsa Woody Allen der ki ; ‘Bütün cevaplarınıza karşı sorularım var.’  Kaynak; woodyallen.com</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.rsskitap.com/24-05-2011/egrisi-dogrusu/" title="Eğrisi Doğrusu">Eğrisi Doğrusu</a><br /><small>Yazarların rutin işleri vardır, düzenli olarak herangi bir konuda yazmak gi...</small></li><li><a href="http://www.rsskitap.com/04-03-2009/sehmuz/" title="Şehmuz">Şehmuz</a><br /><small>soyadını hiç öğrenemedim. kitap tezgahımın yanındaki kafede garsondu. asıl ...</small></li><li><a href="http://www.rsskitap.com/08-08-2008/yan-etkiler/" title="Yan Etkiler">Yan Etkiler</a><br /><small>Sıla Okur'un çevirisiyle Türkçe'mizi zenginleştiren bu kitabı tanıtmadan he...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/19-03-2009/woody-allen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/untitled-1-93x135.png" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/untitled-1.png" medium="image">
			<media:title type="html">untitled-1</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/untitled-1-93x135.png" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Şehmuz</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/04-03-2009/sehmuz/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/04-03-2009/sehmuz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 22:01:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>delidefteri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[delidefteri]]></category>
		<category><![CDATA[hayri vaka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=592</guid>
		<description><![CDATA[soyadını hiç öğrenemedim. kitap tezgahımın yanındaki kafede garsondu. asıl işletmeci başka bir yerle ilgilendiği için ona emanet etmişti dükkânı. kasayı o kapatıyor, hesapları o tutuyor, geceleri de arka taraftaki duvarla mutfak konteynırı arasındaki yaşam boşluğunda yatıyordu. bir akşam güneş battıktan sonra ortalık tenhalaşmışken yanıma oturup usulca sevgi nasıl bir şey? diye sormasıyla başlamıştı arkadaşlığımız. oracıkta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>soyadını hiç öğrenemedim. kitap tezgahımın yanındaki kafede garsondu. asıl işletmeci başka bir yerle ilgilendiği için ona emanet etmişti dükkânı. kasayı o kapatıyor, hesapları o tutuyor, geceleri de arka taraftaki duvarla mutfak konteynırı arasındaki yaşam boşluğunda yatıyordu. bir akşam güneş battıktan sonra ortalık tenhalaşmışken yanıma oturup usulca sevgi nasıl bir şey? diye sormasıyla başlamıştı arkadaşlığımız. oracıkta anlatmıştı: hastabakıcılık yapan bir kadınla tanışmışlar birkaç gün önce. bir şeyler hissetmeye başlamışken kadın ortadan kaybolmuş. bunları anlatınca her şey yerine oturmaya başladı. tezgâhımın önünde uzayıp giden plaja akşamları kafenin işleri seyrelince gelirler, güle oynaya denize girerlerdi. o zaman şehmuz abiyi tanımadığım için sadece bir resim olarak kalmış aklımda. kadını aslında hiç tanımadığını, telefon numarasını bile almadığını söylüyordu. çok üzgündü. nereden bulacaktı? bir yandan onu soruyor, akıl istiyor bir yandan da duygusal durumunu kendine açıklamaya çalışıyordu. “sen kitap satıyorsun, okumuş adamsın, sen bilirsin” diyordu, “biz okumadık, cahiliz, ne anlarız biz?” diyordu.<br />
otuz sekiz yaşında olduğunu öğrendiğimde şaşkınlıktan uzun süre yüzüne bakmıştım. çok kısa boylu, çok zayıf, kavruk biriydi. vanlıymış. gözünüzün önüne getirebileceğiniz tipik inşaat işçilerine benziyordu. zaten kışları nerede inşaat bulursa orada çalışıyormuş. ailesi yok, kimsesi yok. bir uzmanlığı, bir mesleği de yok. ardını karıştırdığımda susuyordu. günler ilerledikçe arkadaşlığımız da ilerledi. kafa barıştırır olmuştuk. doğu insanına özgü o saflık ve ezilmişlik havası hâkimdi üzerinde. aksanı da çok sevimliydi. yirmili yaşlarında ne olduğunu öğrenemediğim bir suç yüzünden hapse düşmüş. “on sekiz yıl yattım” diyordu. on sekiz yıl. cinayetti galiba. çok sormama rağmen ne hapishane günlerini ne de mahkûmiyet sebebini anlattı. sadece çocukluğunu anlatıyordu. çok kardeşi varmış. “toz toprak içinde geçti çocukluğum” diyor, içindeki hüznü saklamak için gülümsüyordu.<br />
kadın, hiç geri gelmedi. izini bulamadı. anlaşılan tam şansının döndüğünü düşündüğü bir anda kaybolmuştu kadın. bütün bunlara rağmen hep gülümserdi. bizim evin önünden geçmiş bir akşam. annemi görmüş. “muhterem bir hanım vardı balkonda, böyle çemberi vardı başında.” “annem” dedim. “ne güzel” dedi. kışın sitede kalmak istediğini söyledi. bazı altyapı işleri varmış. “amele lazım olacak” diyordu. “bana kalacak yer lazım” dediği anda “bizim evde kal” dedim. zaten utana sıkıla bunu söylemeye çalışıyordu. çok sevindi.<br />
eylüle doğru, güneş portakal gibi batmaya başladı, iyicene turuncu oldu ve eskisi gibi yakmıyordu artık. tezgâhımın da kapanma zamanı gelmişti. okullar açılacaktı. usulen kira kontratı yaptık ve annemler de ankara’ya döndükten sonra eve yerleşmesi konusunda anlaştık. ben erken dönecektim. o ezik haliyle kucaklaşmıştık. “kendine bak biraz” demiştim. “çok zayıfsın” “olacak” demişti. “bundan sonra her şey daha güzel olacak.” </p>
<p>***</p>
<p>kiralar düzensiz geliyordu. sıkıntıda olduğunu anlıyordum. çoğu zaman telefonlarıma çıkmıyordu. mesaj atıyordum, cevap vermiyordu. kirayı yatırması için başka birine veriyormuş, ondan aksaklık oluyormuş diye öğrendik sonra. babam, “gidip bir baksan iyi olacak” dedi. şubatın sonunda gittim. öğlen üstü siteye ulaştım. evde bulamadım, sorup soruşturdum, “yolları kazıyorlar” dediler, “orada bulursun belki” birkaç blok ötede yapayalnız, elinde kürekle yolu kazarken buldum. daha da zayıflamış. saçı sakalı birbirine karışmıştı. çok şaşırdı beni görünce. “şu işi bitireyim eve gidelim” dedi. biraz dolaştım sonra birlikte eve gittik. “kaç aydır çalışıyorum, kooperatif paramı vermedi daha” dedi. “iş bitince vereceklermiş. çok zor durumdayım” dedi. yüzüme bakamıyordu. “kiraları da üç beş birikmişimle vermeye çalışıyorum, affet” dedi. “çok mahçubum muhterem annene karşı.” karşılıklı içimize dönmüştük. çok acımıştım ona. konuşmasına gerek yoktu aslında, benim gibi büyükşehirde apartmanlarda büyüyen biri için onu anlamak zordu. ama gözleri çok ezik bakıyordu. biraz tereyağı varmış dolapta. bana yumurta kırdı. “tereyağını bol yi” deyişini unutmuyorum. yoldan geldiğim için kendisi bir iki lokma alıp bana bırakmıştı gerisini. “ekmekle ban, iyice” diyordu. “tereyağı iyidir. gençsin sen.”<br />
gürcü bir kadın varmış. memleketinden türkiye’ye iş bulmak için gelmiş. tek kızı memlekette kalmış. “onunla yaşamaya başladım, az sonra gelir, o da temizliğe filan gidiyor” dedi. yarım saat sonra geldi emine. asıl adı bu değil tabi ki, “ben onu söyleyemiyorum da, emine diyorum” dedi. çok garip bir yüzü vardı kadının. alt çenesi ile burnu birbirine çok yakındı. elmacık kemikleri çok çıkık. türk olmadığı anlaşılıyordu. “üniversite mezunu bu haa” dedi üçümüz birlikte otururken. “ama yaramiyor iş” dedi emine. biri doğu türkçesiyle biri rus turist gibi konuşan iki insanı kader bizim evde bir araya getirmişti. “bunların memlekette herkes üniversite mezunu bilir misin? ama hepsi buraya geliyor. o trabzondaki nataşalar filan hep üniversite mezunu” diye bağıra bağıra konuşuyordu şehmuz abi. “ben nataşa değil, ben temizlik yapıyor” dedi emine. kahkahalara boğulduk.<br />
o gece orada kaldım. daha güneş doğmamışken, kimseyi uyandırmadan çıktım. şehmuz abi o ayki kiranın yarısını vermişti. aslında almak istemedim ama ısrar etti. yolda çok düşündüm. belirsiz bir hayat yaşıyorlardı. anlayamacağım ama hiç anlayamayacağım bir şeydi.</p>
<p>***</p>
<p>bir daha haber alamadık ondan. telefonla da ulaşamadık. bizdeki yedek anahtarla eve girdik. gayet normaldi ev. temizlemişler, ayrılmışlardı. kiraları hiç ödeyemedi. daha önce ona kafeyi emanet eden adamı buldum. pideci açmış. “gitti o” dedi. “nereye?” dedim. “bilmiyorum, kışın akçay’daymış diye duydum. inşaatta çalışmış. sonra bilmiyorum. biraz alacağı kalmıştı bende, veremedim. kolay mı, piyasa çok durgun. para çok zor artık” dedikten sonra kocaman bir lahmacun parçası attı ağzına. çiğnerken, “görürsen selam söyle” dedi. “ayıp oldu ona da. bir yemek ısmarlarım gelirse.” kahkaha attı sonra. ağzından soğan, maydanoz parçaları saçıldı etrafa.</p>
<p>***</p>
<p>sevgi nasıl bir şey sence? aşk diyorlar ya televizyonda, nedir o? ben anlamıyorum. karı sattı gitti bizi. sevmedi mi hiç sence? yani öpüyordu ha. omzumu bile öptü billaha. şu suya girdik birlikte. sevdi sandımdı. sende aşk kitabı bulunur mu?</p>
<h3><a href="http://www.rsskitap.com/15-01-2009/konuk-yazar/">Konuk Yazar</a> &#8211; Hayri Vaka Hakkında </h3>
<p><a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/n773813336_515700_4527.jpg"><img src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/n773813336_515700_4527-93x135.jpg" alt="Hayri Vaka" title="Hayri Vaka" width="93" height="135" class="alignleft size-thumbnail wp-image-597" /></a>çok gülüngeçli okungaç olan deli defteri adlı mizah edebiyatı dergisini çıkaran muhterem zattır,filozoftur.İlk konuk yazarım olan pek sevdiğim üstada teşekkürlerimi sunuyorum.</p>
<p>Özel Not: Yakında deli defteri hakkında özel bir yazımız olacağını da duyurmuş olalım.</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.rsskitap.com/19-03-2009/woody-allen/" title="Woody Allen">Woody Allen</a><br /><small>Yazımıza başlamadan önce ufak bi ünlemle belirtmeliyim ki bu yazı ‘Deli Def...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/04-03-2009/sehmuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/n773813336_515700_4527-93x135.jpg" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/n773813336_515700_4527.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Hayri Vaka</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/n773813336_515700_4527-93x135.jpg" />
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>

