


<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>RSS Kitap</title>
	<atom:link href="http://www.rsskitap.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.rsskitap.com</link>
	<description>Gayri Muntazam İnternet Kitaplığı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Mar 2010 19:39:24 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Basitlik Kanunları</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/07-03-2010/basitlik-kanunlari/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/07-03-2010/basitlik-kanunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 19:39:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıza Selçuk Saydam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[John Maeda]]></category>
		<category><![CDATA[MediaCat]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Kökkaya Chalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=1550</guid>
		<description><![CDATA[Basitlik Kanunları adlı kitap bilinen gerçekler topluluğunun farkındalığından emin olma amacıyla &#8216;basitlik&#8217; konusuna odaklanarak yazılmış bir MediaCat kitabı.
Bebeğin insanı sinir edebilecek kadar gelişmiş varlık olmasına karşın merhamet uyandıran basit görünümülü, sevimli hallerinin bilinçli bir korunma mekanizması olarak çalıştığı gerçeği beni oldukça şaşırtan şeylerden. Kitabın yazarı John Maeda konuya öylesine hakim ki herangi bir ögeyi yadsımadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/basitlik-kanunlari.jpg"><img src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/basitlik-kanunlari-93x135.jpg" alt="" title="Basitlik Kanunları Kapak ( Yazar: John Maeda   , Çeviri: Zeynep Kökkaya Chalar )" width="93" height="135" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1551" /></a>Basitlik Kanunları adlı kitap bilinen gerçekler topluluğunun farkındalığından emin olma amacıyla &#8216;basitlik&#8217; konusuna odaklanarak yazılmış bir MediaCat kitabı.</p>
<p>Bebeğin insanı sinir edebilecek kadar gelişmiş varlık olmasına karşın merhamet uyandıran basit görünümülü, sevimli hallerinin bilinçli bir korunma mekanizması olarak çalıştığı gerçeği beni oldukça şaşırtan şeylerden. Kitabın yazarı John Maeda konuya öylesine hakim ki herangi bir ögeyi yadsımadan olabildiğince net şekilde bizlerle basitliği yakalama formülleri olduğu kadar nereye kadar basitlik sorusunun da cevabını paylaşıyor. Gelişmiş mekanizmalardan (örn. Buldozer) beklentimiz çok olduğundan herangi bir ters durumda  üründen soğuduğumuz gerçeğini alt yapı alarak basitliğe ulaşmak için verdiği yollardan biri olan &#8216;beklentiyi kısmak veya daha tahammül edilebilir hale getirmek&#8217; konusunda çeşitli örnekler veriyor. Böylece daha küçük, daha değerli ve daha mütevazi,basit bir ürüne ve Buldozer&#8217;e karşı olan merhamet duygumuzu karşılaştırıyor. Yoğun bir günün kasiyer kuyruğunda market yetkililerinin kurabiye dağıtması gibi çeşitli basitliğe giden yollar hakkında örneklerle insanın ufkunu açıyor, Apple&#8217;ın iPod satmakta kullandığı tekniklerden(örn. arka yüzeyini ayna yaparak daha ince gözükmesini sağlama), Ikea&#8217;nın stratejisinden bahsediyor.</p>
<p>Tasarım, teknoloji, iş ve yaşamda başarı için gerek içerik, gerek kapak tasarımı olarak &#8216;basitlik&#8217;le uyumlu olması amacıyla özen gösterilmiş, satır aralarında John Maeda &#8216;nın anılarıyla da güçlendirilmiş. Kitabın konu başlıklarıysa şöyle;</p>
<h5>On Kanun</h5>
<ol>
<li><strong>AZALT</strong> Basitliğe ulaşmanın en basit yolu dikkatli bir şekilde azaltmadır.</li>
<li><strong>DÜZENLE</strong> Düzenlemek, çok olanın az görünmesini sağlayan bir sistem yaratır.</li>
<li><strong>ZAMAN</strong> Zamanda yapılan tasarruflar basitlik gibi gelir.</li>
<li><strong>ÖĞREN</strong> Bilgi her şeyi daha basit kılar.</li>
<li><strong>FARKLILIKLAR</strong> Basitlik ve karmaşıklığın birbirlerine gereksinimleri vardır.</li>
<li><strong>BAĞLAM</strong> Basitliğin periferisinde olan şeyler kesinlikle daha az önemli değildir.</li>
<li><strong>DUYGU</strong> Daha fazla duygu daha azından daha iyidir.</li>
<li><strong>GÜVEN</strong> Basitliğe güveniyoruz.</li>
<li><strong>BAŞARISIZLIK</strong>Bazı şeyler asla basitleştirilemez.</li>
<li><strong>BİR</strong> Basitlik bariz olanı çıkarmak ve anlamlı olanı eklemektir.</li>
</ol>
<h5>Üç Anahtar</h5>
<ol>
<li><strong>UZAK</strong> Çok olan şeyleri basitçe uzaklaştırırsanız az görünürler.</li>
<li><strong>AÇIK</strong> Açıklık karmaşıklığı basitleştirir.</li>
<li><strong>GÜÇ</strong> Daha az kullan, daha fazla kazan.</li>
</ol>
<p>Ayrıca kitap hakkında yardımlaşma platformu olarak lawsofsimplicity.com adresi de bu amaca hizmet ediyor.</p>
<p>Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:<br />
Yazar:   John Maeda  , Çeviri: Zeynep Kökkaya Chalar ||    MEDIACAT KİTAPLARI   || Liste Fiyatı: 15,00 TL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt ||    14,5&#215;21,5 cm || Karton Kapak || ISBN:6055755294</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li>İlgili yazı bulunamadı.</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/07-03-2010/basitlik-kanunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/basitlik-kanunlari-93x135.jpg" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/basitlik-kanunlari.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Basitlik Kanunları Kapak ( Yazar: John Maeda   , Çeviri: Zeynep Kökkaya Chalar )</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/basitlik-kanunlari-93x135.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kağıt Helva</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/02-03-2010/kagit-helva/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/02-03-2010/kagit-helva/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 06:10:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıza Selçuk Saydam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Alıntılar Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Şafak]]></category>
		<category><![CDATA[M. K. Perker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=1515</guid>
		<description><![CDATA[İmzalı olarak gelen Elif Şafak&#8217;ın Kağıt Helva adlı kitabında kendisinin yazarlık geçmişine yolculuk yapıyoruz, M. K. Perker&#8217;in olağanüstü renkli illüstrasyonları eşliğinde kimi zaman alınan yol kadar o yolu alırken yaşadıklarımızın da ne kadar önemli olduğunu vurguluyor yazar.
Yazarın diğer kitaplarını okuyanlar için daha da anlamlı olan Alıntılar Kitabı ile zamanında hissettiklerimi tekrar hissettim. Farkettim ki o [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/kagit-helva.jpg"><img src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/kagit-helva-93x135.jpg" alt="" title="Kağıt Helva Kapak ( Yazar:  Elif Şafak)    " width="93" height="135" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1516" /></a>İmzalı olarak gelen Elif Şafak&#8217;ın Kağıt Helva adlı kitabında kendisinin yazarlık geçmişine yolculuk yapıyoruz, M. K. Perker&#8217;in olağanüstü renkli illüstrasyonları eşliğinde kimi zaman alınan yol kadar o yolu alırken yaşadıklarımızın da ne kadar önemli olduğunu vurguluyor yazar.</p>
<p>Yazarın diğer kitaplarını okuyanlar için daha da anlamlı olan <em>Alıntılar Kitabı</em> ile zamanında hissettiklerimi tekrar hissettim. Farkettim ki o zaman hissettiklerime kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da imrenerek bakıyordum. İnsan ne kadar da hızlı değişiyor. Düşündüklerim o kadar farklılaşmış belki de gelişmiş, hem de hatıralar geleceğimi öyle perçinlemiş ki dönüp geçmişe bakarken buruk bir gülümsemenin yüzümde belirmesini önleyemiyorum. </p>
<p>Ayrıca eserin fiyatının yüksek olmasını gerçekten yadırgıyorum, önyargıları bir kenara attığımda dahi bu eserin benim hissettiklerimi ortaya çıkartmak için mi yoksa yazarın gelir elde etme amacından ötürü mü oluşturulduğuna kesin bir cevap veremeyeceğim. İçeriğin de önceki kitaplarından derleme olduğunu, yani M. K. Perker&#8217;in olağanüstü renkli illüstrasyonları dışında sizleri yeni bir şey beklemediğini, sözlerin de daha önce bir çok yazar tarafından özellikle tasavvufi edebiyatta sıkça karşımıza çıkan yazarlar tarafından defalarca yinelenmiş sözlerin kelimelerinin sadeleşmiş halleri olduğunu belirtmeden edemem. Sizleri yazarın önsözüyle ve akabinde kitaptan seçtiğim alıntılarla birlikte bırakıyorum. Tadını çıkarın.</p>
<blockquote><p>&#8230;<br />
Derken o yolculukta bir an geliyor, durup geriye bakma gereği duyuyorum. Geçtiğim yolları, uğradığım durakları, güzergâh boyu karşılaştıklarımı anımsıyorum. Bu kitap dünden bugüne yazdıklarımdan ufacık bir seçkidir. Bir alıntılar kitabı. Karın doyursun diye değil, tadımlık niyetine.</p>
<p>Kağıt üzerine konumuş birkaç tatlı kelam.<br />
Kağıt helva.<br />
<strong><em>Elif Şafak</em></strong></p></blockquote>
<p><span id="more-1515"></span></p>
<h3>Aşk</h3>
<ul>
<li>Her hakiki aşk hikâyesi umulmadık dönüşümlere yol açar.<br />
Aşk bir milat demektir. Şayet &#8220;aşktan önce&#8221; ve &#8220;aşktan sonra&#8221; aynı insan olarak aklmışsak, yeterince sevmemişiz demektir. Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir.<br /><em>Aşk</em></li>
<li>Ona neden ve nasıl âşık olduğunu sorarlar, cevap veremezsin. Sebebini bulamazsın. Zaten aşk dedikleri, solup kurumaya mahkûmdur, bir sebebi olduğu andan itibaren.<br /><em>Mahrem</em></li>
<li>Aşkın olduğu yerde, er ya da geç ayrılık vardır.<br /><em>Aşk</em></li>
<li>Belki aşk sevgiliyi kazanmayı değil, kendini onda kaybetmeyi gerektirir. Kendini kaybettiğinde ve ego kuleni yıktığında, karşılığında sevilmişsin sevilmemişsin ne fark eder?<br /><em>Araf</em></li>
<li>Yaradan&#8217;ın gökyüzünde, tepede bir yerlerde olduğunu sanırlar. Kimileri de O&#8217;nu Mekke&#8217;de, Medine&#8217;de arar! Ya da mahalle camisinde! Allah bir mekâna sığar mı? O tek bir yerdedir ancak: Âşıkların gönüllerinde.<br /><em>Aşk</em></li>
</ul>
<h3>İnsan</h3>
<ul>
<li>Kim olursak olalım, dünyanın hangi yerinde yaşarsak yaşayalım, ta derinlerde bir yerde hepimiz bir eksiklik duygusu taşımaktayız. Sanki temel bir şeyimizi kaybetmişiz de geri alamamaktan korkuyoruz. Neyin eksik olduğunu bilenimiz ise hakikaten çok az.<br /><em>Aşk</em></li>
<li>Hiç kimse her daim kudretli yahut her daim naçar olamazdı. Yüksekten uçanların boyun eğdiği, alçaktan kanat çırpanların şimşek hızıyla maviliklerde gözden kaybolduğu zamanlar muhakkak ki vardı. En cesur insanın bile, bir an gelir, korkudan dizlerinin bağı çözülürdü. En korkak insanın aşka geldiği bir an olduğu gibi&#8230; Kimse tamamen iyi ya da kimse tamamen kötü değildi. Her siyahın içinde bir damla da olsa beyaz, her beyazın içinde bir damla da olsa siyah vardı.<br /><em>Pinhan</em></li>
<li>Unutma ki dünyanın bir ucundaki tek bir insanın kederi, tüm insalığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.<br /><em>Aşk</em></li>
<li>Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah&#8217;ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.<br /><em>Aşk</em></li>
<li>Bugünlerde tuhaf bir kayıtsızlık çökmüştü üzerine. Umursamıyordu; hiçbir şeyi umursamıyordu. Artık her şeyi yapabileceğini hissediyordu. Mademki her şeyi yapabilirdi, en iyisi hiçbir şey yapmamaktı.<br /><em>Mahrem</em></li>
</ul>
<h3>Yolculuk</h3>
<ul>
<li>Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün. Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.<br /><em>Aşk</em></li>
<li>Yaşadığımız şehrin dışında, elbet bir gün gidebileceğimiz, gidince yerleşebileceğimiz, yerleşince sevebileceğimiz bir başka diyar olmalı. Yoksa tahammül edemeyiz.<br /><em>Med-Cezir</em></li>
<li>Renkler ve mekânlar koleksiyonunda İstanbul&#8217;un rengi eflatundu.<br /><em>Bit Palas</em></li>
</ul>
<h3>Varoluş</h3>
<ul>
<li>Ve hayat şaşırtmaya bayılırdı.<br /><em>Mahrem</em></li>
<li>Ateşi yakından görebilmek için kendini feda edermiş pervane<br /><em>Mahrem</em></li>
<li>Eşyalarla ilişkimiz yanılsama üstüne kurulu. Eşyaların sahibi olduğumuzu zannediyoruz. Halbuki efendisi değil, sadece hikâyesi vardır eşyaların.<br /><em>Bit Palas</em></li>
<li>Kader yolun tamamı değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir, ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öylseyse ne hayatının hakimisin ne de hayat karşısında çaresizsin.<br /><em>Aşk</em></li>
<li>Bir tek gün bile bir öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.<br /><em>Aşk</em></li>
</ul>
<h3>İnanç</h3>
<ul>
<li>Kuralların olsun, ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun, ama inancınla büyüklük taslama!<br /><em>Aşk</em></li>
<li>Sen şu anda göremesen de dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var.<br /><em>Aşk</em></li>
<li>Derviş dedi ki: &#8220;Hakiki Allah âşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgâh olur. Ama bekri aynı namazgâha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.&#8221;<br /><em>Aşk</em></li>
<li>İnsan bir gecede iman sahibi olmaz. Kişi kendini inançlı zanneder, ama sonra beklenmedik bir iş gelir başına, tereddüde düşer, yalpalar. Tekrar toparlanır, imanı kuvvetlenir, ardından yine yuvarlanır şüphe çukuruna&#8230; Bu böyle devam eder. Belli bir safhaya ulaşıncaya dek bir o yana bir bu yana sallanırız. Kâh mümin, kâh münkir, kâh mütereddit. Kâh cennetlik, kâh cehennemlik. Ancak böyle ilerleyebiliriz. Her adımda Hakk&#8217;a biraz daha yaklaşırız. Şüphe duymadan iman olmaz.<br /><em>Aşk</em></li>
</ul>
<h3>Zaman</h3>
<ul>
<li>Unutmak: Göz temizliği.<br /><em>Mahrem</em></li>
</ul>
<h3>Yazmak</h3>
<ul>
<li>Mahremiyete itina göstermeyen kalabalıkların boğuculuğundan kaçarak, kendine ait bir odaya çekilmek biçiminde tezahür etmedi bende yazma isteği. Tam tersine, hayatın sıkıcılığından firarperest aralıklar açabilme arzusuyla başladım yazmaya.<br /><em>Med-Cezir</em></li>
<li>Sanılanın aksine her zaman yaratmak demek değildir yazı, yıkmaktır bazen.<br /><em>Med-Cezir</em></li>
</ul>
<h3>Kadınlık</h3>
<ul>
<li>Geçenlerde manavdan alışveriş yaparken hayatımda ilk defa gördüğüm yaşlı bir teyze yanıma gelip, aldıklarımı kolaçan etti.<br />
&#8220;Paylıcan alma evladım, içinde nikotin var&#8221; dedi.<br />
&#8220;Bak karnın burnunda hamilesin, her şeyi yiyemezsin.&#8221;<br />
Manavın çırağı da ne almam gerektiği konusunda yaşlı kadını nihai otorite kabul etmiş olmalı ki, bana sormadan hop diye geri koydu aldığım patlıcanları. Yerine brokoli ekledik, yaşlı teyzenin onayıyla.<br /><em>Siyah Süt</em></li>
<li>Bebeklerin annelerini seçtiklerine dair bir yazı okumuştum vaktiyle bir degide. Gülüp geçmiştim o zamanlar. Ama artık pekâlâ mümkün geliyor bu fikir. Nasıl ve niye kâinattaki onca başarı anne adayı arasından beni seçtiğini bilmiyorum. Belki de çılgın bir kızsın sen. Dört dörtlük bir anneyi sıkıcı buluyorsun. Ya da beni benden iyi tanıyorsun. Bendeki potansiyeli görüyorsun. Eksiklerimi, zaaflarımı aşmama, hatalarımı düzeltmeme yardım edersin. Rehberim olursun, en güzel öğretmenim.<br /><em>Siyah Süt</em></li>
<li>Sorulması gereken &#8220;Niçin tarih boyunca daha çok sayıda kadın şair ya da yazar çıkmadı?&#8221; değil. Esas soru, &#8220;Nasıl oldu da o bir avuç kadın şair ve yazar bu şartlara rağmen gene de çıkabildi?&#8221;<br /><em>Siyah Süt</em></li>
</ul>
<h3>Ben</h3>
<ul>
<li>Dizlerinin üzerine çöküp, &#8220;kimin ben?&#8221; diye fısıldadı. &#8220;Tanımadığım daha kaç kişi var içimde yaşayan?&#8221;<br /><em>Şehrin Aynaları</em></li>
<li>Çünkü kimlik de bir nevi refleks gibidir. İnsanların yüzde sekseni kim oldukları sorulduğunda, &#8220;sana ne kardeşim?&#8221; demek yerine boş bulunup kendilerini tanıtır.<br /><em>Bit Palas</em></li>
<li>Şeriat der ki: “Seninki senin, benimki benim.”<br />
Tarikat der ki: “Seninki senin, benimki de senin.”<br />
Marifet der ki: “Ne benimki var ne seninki.”<br />
Hakikat der ki: “Ne sen varsın, ne ben.”<br /><em>Aşk</em></li>
<li>Her şeye ağlar oldum bugünlerde. Sokağın başındaki elektrik teline takılı duran bir çift lastik ayakkabı bana inanılmaz hüzün veriyor mesela. Converse marka, solgun mavi. Kimindirler acaba? Nasıl çıktılar oraya? Yağmur, kar, tipi hep oradalar, bir başlarına.<br /><em>Siyah Süt</em></li>
<li>Hepimizin acı çektiğini söyleyerek herkesi avutmaya alışmışsın. Oysa bu beni avutmaz. Beni ancak benden başkasının benim kadar acı çekmediğini bilmek avutabilir.<br /><em>Şehrin Aynaları</em></li>
</ul>
<h3>Sen</h3>
<ul>
<li>Seni daha tanımadan özlüyorum&#8230;<br /><em>Aşk</em></li>
<li>Uzun zaman önce atılmmış bir çığlığın azalarak yok olan yankısı gibi her geçen gün tekeniyordu aralarındaki ilişki.<br /><em>Araf</em></li>
<li>Konuşacak bir şey yoktu. Konuşmadık biz de. Başımı çevirmedim. Ondan yana bakmadım. Gdişini görmeye kaldıramadı yüreğim.<br /><em>Mahrem</em></li>
<li>Uzun zaman önce atılmış bir çığlığın azalarak yok olan yankısı gibi her geçen gün tükeniyordu aralarındaki ilişki.<br /><em>Araf</em></li>
</ul>
<p>Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:<br />
Yazar:     Elif Şafak       ||     DOĞAN KİTAPÇILIK   || Liste Fiyatı: 22,00 TL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt || 12,3&#215;17,7 cm || Karton Kapak || ISBN:6051114262<!--more--></p>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.rsskitap.com/04-06-2009/ask/" title="Aşk">Aşk</a><br /><small>Bu kitabı pek sevdim, dere tepe düz gittim yanımda götürdüm. Toplumda bana ...</small></li><li><a href="http://www.rsskitap.com/01-09-2008/siyah-sut/" title="Siyah Süt ">Siyah Süt </a><br /><small>Kitap piyasalarını takip edenlerin bileceği gibi çok satanlar listesinde bu...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/02-03-2010/kagit-helva/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/kagit-helva-93x135.jpg" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/kagit-helva.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Kağıt Helva Kapak ( Yazar:  Elif Şafak)</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/kagit-helva-93x135.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dublörün Dilemması</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/01-03-2010/dublorun-dilemmasi/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/01-03-2010/dublorun-dilemmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 22:01:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıza Selçuk Saydam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Menteş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=1153</guid>
		<description><![CDATA[Deli Defteri dergisi editörü Hayri Vaka&#8217;nın ısrarla tavsiyesi neticesinde &#8216;Dublörün Dilemması&#8217;nı edindim.
Sayfalar değiştikçe sizi içine çeken atmosferiyle sıradışı bir kitap. Birkaç koldan götürdüğü romanda nasıl olacak da bunları birleştirecek diye düşünürken biranda ipin elinizden düşmesi ve yakalayabilmek için baştan okumanızın gerekmesi gibi bir ihtimal de var. Okuyucuyu canlı tutmak için &#8216;Bunları biliyor muydunuz?&#8217; tarzı bilgilerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/Dublorun-Dilemması.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1154" title="Dublörün Dilemması Kapak ( Yazar:    Murat Menteş  )" src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/Dublorun-Dilemması-93x135.jpg" alt="Dublörün Dilemması Kapak ( Yazar:    Murat Menteş  )" width="93" height="135" /></a>Deli Defteri dergisi editörü Hayri Vaka&#8217;nın ısrarla tavsiyesi neticesinde &#8216;Dublörün Dilemması&#8217;nı edindim.</p>
<p>Sayfalar değiştikçe sizi içine çeken atmosferiyle sıradışı bir kitap. Birkaç koldan götürdüğü romanda nasıl olacak da bunları birleştirecek diye düşünürken biranda ipin elinizden düşmesi ve yakalayabilmek için baştan okumanızın gerekmesi gibi bir ihtimal de var. Okuyucuyu canlı tutmak için <em>&#8216;Bunları biliyor muydunuz?&#8217;</em> tarzı bilgilerle ve çeşitli özlü sözlerle, kültürel bağlar arasında yaptığı çeşitli benzetmelerle ve hayal gücüyle ki en çok da hayal gücüyle etkiliyor, kitap benim ilgimi çekti.</p>
<p>Bölüm başlıkları, olay örgüsü &#8230; cidden kitabı nereden tutup da tartacağımı bilemiyorum. Genel dublör mantığını okuyucuya kazandırmak için benzer şeyleri yinelemesi ki bu dublör, kılık değiştirme olayını ben zamanında izlediğim bir çizgi filmden dahi hatırlıyorum, benim için benim olumsuz olarak eleştireceğim noktalardan. Ayrıca kimi noktalarda o kadar çok kitap ile ilgisi olmayan, yazarın kültürel dünyasında yer etmiş kişilerden bahsediliyor ki yazarın tanıdığı herkesi tanımıyorsanız bir yandan kitap okuyup bir yandan da &#8216;<em>iyi de o kişi de kim ve niye böyle bir benzetme yaptı!</em>&#8216; şeklinde araştırma yapmanız gerekiyor. Bu ayrıntının okuyucu üzerinde dört çeşit tepki modeli olabilir. Evet, tanıyorum, mükemmel benzetme der kimisi. Yazarın hedefi bu olmalı. Fakat diğer üç çeşit ise gerçekten vahim. Evet, tanıyorum ama bence bu benzetme yanlış; hayır, o da kim, yazar ne çok da bilgili, herkesi tanıyor ; hayır, o da kim, yazar da iyi gösteriş yapıyor. Şahsen bir yerden sonra son şıkka doğru yönelmek zorunda hissettim kendimi.</p>
<p>Şimdi geri dönüp baktığımda içeriğin veya kurgunun genel anlamda yazarın rastlantısal buluşturmalar ve sürekli olaya yeni ayrıntılar ekleyerek bakış açısını değiştirip okuyucuyu şaşırtmasından ibaret olduğunu görüyorum. Yeni ayrıntıyla bunu yapmasının da edebi yanı yok bence, bir şey anlatıp birkaç sayfa sonra size şunu söylemedim, bak şimdi söyledim, gördünüz mü aslında öyle değilmiş demek herangi bir zeka oyunu değil. Kalan içerik de başkasının sözleri ve hazır bilgiler.</p>
<p>Eleştirimi toplamaya lüzum görmüyorum çünkü kitap bir oku, eğlen, geç kitabı. Gerçekten güzel anlar yaşatıyor insana ama bir şey katmıyor. Yazar yukarıda eleştirdiğim noktaları tüm gücünü kullanarak oluşturmuştur diye iddia edebilecek kadar ileri gidebilirim. Umarım yazar yeni bir kitabıyla bana cevap verir, yanılmış olmak isterdim. Fakat gerçek bu!</p>
<p>Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:<br />
Yazar:    Murat Menteş     ||    İLETİŞİM YAYINLARI   || Liste Fiyatı: 16,50 TL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt ||   14&#215;20 cm || Karton Kapak || ISBN:9750503228</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li>İlgili yazı bulunamadı.</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/01-03-2010/dublorun-dilemmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/Dublorun-Dilemması-93x135.jpg" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/Dublorun-Dilemması.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Dublörün Dilemması Kapak ( Yazar:    Murat Menteş  )</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/Dublorun-Dilemması-93x135.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hamlet</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/27-02-2010/hamlet/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/27-02-2010/hamlet/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 23:00:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıza Selçuk Saydam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema-Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[William Shakespeare]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=1159</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Olmak ya da olmamak! İşte bütün mesele bu!&#8221; Shakespeare&#8217;in Hamlet&#8217;in ağzından söylediği bu sözdeki büyüklüğü hemen herkes bilir ve bu sözün öncesini, sonrasını, bu söz kadar değerli sözler bütününü okumak benim için gerçek bir zevkti. 
Dönemin aynası niteliğindeki bu eserde bir çok duyguyu en edebi anlatımla tatmak, tiyatro ile yüzyıllarca önce nasıl bir imgelem yapıldığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/hamlet.jpg"><img src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/hamlet-93x135.jpg" alt="Hamlet Kapak ( Yazar:     William Shakespeare )" title="Hamlet Kapak ( Yazar:     William Shakespeare )" width="93" height="135" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1160" /></a>&#8220;Olmak ya da olmamak! İşte bütün mesele bu!&#8221; Shakespeare&#8217;in Hamlet&#8217;in ağzından söylediği bu sözdeki büyüklüğü hemen herkes bilir ve bu sözün öncesini, sonrasını, bu söz kadar değerli sözler bütününü okumak benim için gerçek bir zevkti. </p>
<p>Dönemin aynası niteliğindeki bu eserde bir çok duyguyu en edebi anlatımla tatmak, tiyatro ile yüzyıllarca önce nasıl bir imgelem yapıldığını görmek mümkün. Kötülükten kurtulmak, yeniden sağlıklı olmak için, doğa en soylu ve en yüce ögeleri feda etmelidir: Trajedi de budur. </p>
<p>Oyunun dramatik yapısı ve karakterlerinin derinliği Hamlet&#8217;in birçok açıdan tahlil edilmesine, yorumlanmasına ve üzerinde tartışılmasına neden olmuştur. Örneğin, yorumcular Hamlet&#8217;in amcasını öldürme konusundaki kararsızlığı karşısında yüzyıllarca şaşkın kalmışlardır. Bazıları bunu yalnızca olay dizisini sürdürebilmek için olduğunu düşünürken, diğerleri bunun soğukkanlılıkla işlenecek cinayetin, intikam hesaplarının ve set çekilen arzunun getirdiği karmaşık felsefi ve etik sorunların yarattığı baskı nedeniyle olduğunu söylemektedir.</p>
<p>Eğer bir karakter hakkında yalnız dostlarının söylediğini dikkate alırsanız, yanılabilirsiniz; düşmanlarının söylediği belki sizi daha da yanıltabilir, hatta karakterin kendisi de, kendini olduğu gibi gösteremez. Şüphesiz yapılması gereken, bunların hepsini göz önünde tutarak bir fikir sahibi olmaya çalışmaktır. Ve perde&#8230;<span id="more-1159"></span><br />
<h3>Konu &#038; Kitap özeti</h3>
<p>Hamlet &#8216;in kahramanı, kısa süre önce ölmüş olan Kral Hamlet&#8217;in oğlu, babasının kardeşi ve halefi olan Kral Claudius&#8217;un yeğeni olan Danimarka Prensi Hamlet&#8217;tir. Kral Hamlet&#8217;in ölümünden sonra Claudius alelacele Kral Hamlet&#8217;in dul eşi ve Hamlet&#8217;in annesi Gertrude ile evlenir. Geri planda Danimarka&#8217;nın komşusu Norveç ile uzun zamandan beri süregelen düşmanlığı devam etmekte ve Norveç prensi Fortinbras önderliğinde bir işgal beklenmektedir.</p>
<p>Oyun Danimarka Kraliyet Sarayı Elsinore&#8217;da soğuk bir gecede açılır. Askerler Hamlet&#8217;in arkadaşı Horatio&#8217;yu Kral Hamlet&#8217;in hayaletini gördüklerine inandırmaya çalışırken, Hayalet tekrar ortaya çıkar. Horatio&#8217;dan Hayalet&#8217;in ortaya çıkışını duyduktan sonra Hamlet Hayalet&#8217;i görmeye karar verir. O gece, Hayalet Hamlet&#8217;e görünür. Hamlet&#8217;e babasının ruhu olduğunu söyler ve Claudius&#8217;un Kral Hamlet&#8217;i kulaklarına zehir akıtarak öldürdüğünü ifşa eder. Hayalet, Hamlet&#8217;ten intikamını almasını ister; kabul eden Hamlet yapmacık cinnet geçirerek şüpheleri üzerinden atmaya karar verir. Ancak Hayalet&#8217;in güvenilirliğinden emin değildir.</p>
<p>Devlet işleriyle meşgul olan Claudius ve Gertrude, Norveç Prensi Fortinbras tarafından yapılacak bir işgali önlemeye çalışmaktadır. Hamlet&#8217;in babası için tuutuğu yasın devam etmesi ve giderek artan garip davranışları nedeniyle Hamlet&#8217;in iki arkadaşını (Rosencrantz ve Guildenstern) Hamlet&#8217;in değişen davranışlarının nedenini bulması için gönderirler. Hamlet arkadaşlarını sıcak bir şekilde karşılar ama hemen kendisine karşı olduklarının farkına varır.</p>
<p>Polonius, Claudius&#8217;un güvendiği baş danışmanıdır; oğlu Laertes Fransa&#8217;ya dönmekte, kızı Ophelia&#8217;ya ise Hamlet tarafından kur yapılmaktadır. Ne Polonius ne de Laertes Hamlet&#8217;in Ophelia hakkında ciddi olmadığını düşünmekte ve Ophelia&#8217;yı uzak durması konusunda uyarmaktadır. Kısa bir süre sonra Hamlet&#8217;in garip davranışından telaşlanan Ophelia babasına, Hamlet&#8217;in odasına daldığını ve kendisine bakakaldığını ama hiçbir şey söylemediğini bildirir. Polonius Hamlet&#8217;in geçirdiği cinnetin sebebini yaşadığı &#8220;aşk sarhoşluğu&#8221;na bağlar ve Claudius ile Gertrude&#8217;a haber verir. Daha sonra, Manastır Sahnesi diye bilinen sahnede, Hamlet Ophelia&#8217;ya bağırarak bir manastıra gitmesinde ısrar eder.</p>
<p>Hamlet, Hayaletin kendisine doğruyu söylediğine kani olmamıştır ancak Elsinore&#8217;a bir oyuncu kumpanyasının gelişi ile bir çözüm bulur. Bir oyun sahneye koyacaktır, babasının öldürülmesini canlandıracak ve Claudius&#8217;un suçlu ya da masum olduğuna oyuna verdiği tepkiyi görerek karar verecektir. Saray halkı oyunu seyretmek için toplanır; Hamlet oyun boyunca yorumlarda bulunur. Cinayet sahnesi sunulduğunda Claudius birden ayağa kalkarak odayı terkeder ve Hamlet bunu amcasının suçlu olduğunun kanıtı olarak görür. Yaşamı için endişe duyan Claudius bir bahaneyle, Rozencratz ve Guildenstern&#8217;in gözetiminde, yanına mesajı getirenin öldürülmesini söyleyen bir mektup vererek Hamlet&#8217;i İngiltere&#8217;ye sürmeye karar verir.</p>
<p>Gertrude, açıklama istemek için Hamlet&#8217;i yanına çağırır. Annesinin yanına giderken Hamlet dua eden Claudius&#8217;un yanından geçerken onu öldürmekten çekinir ve kendini dua ederken öldürmenin Claudius&#8217;u doğrudan cennete götüreceğini söyleyerek ikna eder. Annesinin yatak odasında Hamlet ile Gertrude arasında bir tartışma çıkar. Bir duvar halısının ardından gizlice konuşmayı dinleyen Polonius gürültü yapar; Hamlet gizlenenin Claudius olduğunu sanarak çılgınca bıçağını saplayarak Polonius&#8217;u öldürür. Hayalet tekrar ortaya çıkarak Hamlet&#8217;e Gertrude&#8217;a nazik davranmasında ısrar eder ama Claudius&#8217;u öldürmesi gerektiğini hatırlatır. Hayaleti duyamayan ve göremeyen Gertrude, Hamlet&#8217;in Hayalet ile konuşmasını geçirdiği cinnete bir kanıt olarak görür. Hamlet Polonius&#8217;un cesedini saklar.</p>
<p>Polonius&#8217;un ölümünden duyduğu kederle deliren Ophelia, terbiyesiz şarkılar söylerek Elsinore&#8217;da başıboş dolaşır. Erkek kardeşi Laertes Fransa&#8217;dan döner ve babasının ölümüyle kardeşinin delirmesi nedeniyle çılgına döner. Claudius, tek sorumlunun Hamlet olduğu konusunda Laertes&#8217;i ikna eder; sonradan Hamlet&#8217;in hâlâ serbest olduğu haberi gelir. Claudius hemen bir kumpas kurar. Laertes&#8217;in ucu zehirli bir kılıç kullanacağı, Laertes ile Hamlet arasında bir kılıç düellosu önerir, ama bu başarılı olmazsa Hamlet&#8217;e zehir katılmış şarap sunmaya karar verir. Gertrude, Ophelia&#8217;nın boğulduğu haberini vererek bu hileyi yarıda keser.</p>
<p>İki mezarkazıcı, mezarını kazarken Ophelia&#8217;nın bariz intiharını tartışır. Hamlet Horatio ile birlikte gelir ve Hamlet&#8217;in çocukluğundan bir soytarı olan Yorick&#8217;in kafatasını ortaya çıkaran mezarkazıcılardan birine takılır. Laertes&#8217;in getirdiği Ophelia&#8217;nın cenaze alayı yaklaşır. Laertes ile Hamlet göğüs göğüse gelir ama kavga durdurulur.</p>
<p>Elsinore&#8217;a gelince Hamlet&#8217;e Horatio&#8217;ya nasıl kaçtığını ve Rosencrantz ile Guildenstern&#8217;in nasıl ölümlerine gönderildiğini anlatır. Saraylılardan Osric araya girerek Hamlet&#8217;in Laertes ile düelloya davet eder. Fortinbras&#8217;ın ordusu Elsinore&#8217;a yaklaşırken karşılaşma başlar. Laertes Hamlet&#8217;i zehir sürülmüş kılıçla yaralar ama aynı zamanda kendisi de ölümcül bir yara almıştır. Gertrude zehir katılmış şarabı içer ve ölür. Ölüm anında Laertes Hamlet ile uzlaşır ve Claudius&#8217;un cani kumpasını açıklar. Yaşamının son anlarında Hamlet Claudius&#8217;u öldürmeyi başarır ve Fortinbras&#8217;ı vârisi ilan eder. Fortinbras geldiğinde Horatio öyküyü anlatır ve Fortinbras, Hamlet&#8217;in naaşına gereken saygının gösterilmesini emreder.</p>
<p>Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:<br />
Yazar:     William Shakespeare        ||    ANTİK YAYINLARI   || Liste Fiyatı: 5,50 TL. || Yayın Yılı: 2008 || İthal Kağıt ||     13,5&#215;19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9944184106</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.rsskitap.com/22-01-2009/macbeth/" title="Macbeth">Macbeth</a><br /><small>Hayatı genel anlamda monoton yaşıyoruz.Belirli kalıplardan çıkmamamız devle...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/27-02-2010/hamlet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/hamlet-93x135.jpg" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/hamlet.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Hamlet Kapak ( Yazar:     William Shakespeare )</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/hamlet-93x135.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İki Darbe Arasında</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/27-02-2010/iki-darbe-arasinda/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/27-02-2010/iki-darbe-arasinda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 22:53:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıza Selçuk Saydam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[İki Darbe Arasında]]></category>
		<category><![CDATA[İskender Pala]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=1494</guid>
		<description><![CDATA[İskender Pala&#8217;nın hayatı hakkında tek bildiğim kitaplarının başında yer alan biyografisinden ibaretti. Kendisi, bendeki okuma aşkını pekiştirmiş, ufkumu genişletmiş, benim için çok önemli bir kişi. Bu kitabın yayınlandığını görünce ilk başta şaşırdım. Siyaset ile İskender Pala&#8217;nın ne gibi bir alakası var! diye tanıtım yazısını okuduğumda daha da şaşırdım. YAŞ kararıyla, mecburi hizmetinin bitmesine az kala [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/iki-darbe-arasinda.jpg"><img src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/iki-darbe-arasinda-93x135.jpg" alt="" title="İki Darbe Arasında (Yazar: İskender Pala)" width="93" height="135" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1495" /></a>İskender Pala&#8217;nın hayatı hakkında tek bildiğim kitaplarının başında yer alan biyografisinden ibaretti. Kendisi, bendeki okuma aşkını pekiştirmiş, ufkumu genişletmiş, benim için çok önemli bir kişi. Bu kitabın yayınlandığını görünce ilk başta şaşırdım. <em>Siyaset ile İskender Pala&#8217;nın ne gibi bir alakası var!</em> diye tanıtım yazısını okuduğumda daha da şaşırdım. YAŞ kararıyla, mecburi hizmetinin bitmesine az kala son bulan Deniz Kuvvetler’ndeki 15 yılın hikâyesini anlattıyordu.</p>
<p>İskender Pala &#8216;yı önyargılardan uzak bir şekilde içtenlikle takip ettiğimden ve TSK ile ailevi bağımdan dolayı anlattıklarını hissederek okudum, kimi yerlerde yaşadığım benzer olaylar gözümün önüne geldi, hatta benzer konularda onu yaşamadıklarını fakat benim yaşamış olduklarımı da hatırladım. Konu gerçekten çok hassas, dönem çok hassas. Siyasetten uzak durdukça içine girdiğimi, sessizleştikçe sesimin gürleştiğini hissediyorum. Az konuşuyorum bu konularda fakat haksızlıklara, ekmek parasızlığına ve nice emeğin ahlaksızca silinerek insanlara şerefsiz damgasının vurulmasına öyle üzülüyorum ki. Dinin yanlış yorumlanmasına, dini yanlış yorumlayanlardan ötürü dine tavır alınmasına ve tüm bunların sonucunda ülkemiz, milletimizin kaybetmesine dayanamıyorum.</p>
<p>Bu kitabı okurken kitabın ardından gelecek yorumları da hayat etmedim değil. Örneğin TSK&#8217;ya yapılan bir saldırı olduğunu, zedeleyici olduğunu söylemekten geri durmayacaklar. Kitap tüm bu sorulara yanıt verebilecek güçte olmasına rağmen ben bir kez daha yinelemek istiyorum. TSK devletin temel kurumlarından olduğu gibi kutsal bir kurumdur da, peygamber ocağıdır. Gel gelelim içersindeki yanlış tutumların, gölgesi boyundan uzun olanların da temizlenmesi, temizlenmesi için de eleştirilmesi ve gerçektenlerin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Benim düşüncemle hiçbir kurum yoktur ki yargılanamasın! Demokrasiye terstir öncelikle, hele ki halen askeri bir anayasa ile ülke sistemimizin yürütülüyor olması, Atatürkçülük&#8217;le bağdaşmayan bir gerçektir. </p>
<blockquote><p>Konfüçyüs, &#8220;Artık karanlığa sövmeyi bırak! Kalk Allah aşkına bir mum da sen yak!&#8221; der. Galiba YAŞ kararlarına yargı  yolu açılıp da aklandığım güne kadar bu böyle sürüp gidecek diye bu satırları yazdım&#8230; Işığı görmek isteyenler için bir mum niyetine&#8230; Merak ediyorum; acaba bencileyin üç bini aşkın insanın &#8220;bazen&#8221;lerle bekletilen trajedisi bu defa sona erecek mi; birileri bununun içi bir şey yapacak mı?1.. O birileri ya sizsiniz, ya elinizin uzandığı kişidir. Umarım bu satırlar bir işe yarar ve filmi başa sarmayız. Son sözüm, teselli için sık sık söylediğim sözdür:</p>
<p>&#8220;<strong>Çok şükür ki  mazlum oldum, zulmeden olmadım!..</strong>&#8220;</p></blockquote>
<p>Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:<br />
Yazar:     Prof. Dr. İskender Pala     ||   KAPI YAYINLARI     || Liste Fiyatı: 13,00 TL. || Yayın Yılı: 2010 || İthal Kağıt ||     13,5&#215;19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:6054322053</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.rsskitap.com/02-11-2009/mevlid-vesiletun-necat/" title="Mevlid Vesiletü&#8217;n- Necat">Mevlid Vesiletü&#8217;n- Necat</a><br /><small> Halk arasında Mevlid olarak da bilinen Vesiletü'n- Necat yani Kurtuluşa Gi...</small></li><li><a href="http://www.rsskitap.com/20-05-2009/katre-i-matem/" title="Katre-i Matem">Katre-i Matem</a><br /><small>Kitap Yurdu üzerinden İskender Pala'nın imzalı kitabını almıştım. Bu benim ...</small></li><li><a href="http://www.rsskitap.com/20-08-2008/babilde-olum-istanbulda-ask/" title="Babil&#8217;de Ölüm İstanbul&#8217;da Aşk">Babil&#8217;de Ölüm İstanbul&#8217;da Aşk</a><br /><small>Prof. Dr. İskender Pala'nın ilk romanı olan bu kitabı büyük bir haz ile oku...</small></li><li><a href="http://www.rsskitap.com/27-06-2008/dort-guzeller-toprak-su-hava-ates/" title="Dört Güzeller Toprak, Su, Hava, Ateş">Dört Güzeller Toprak, Su, Hava, Ateş</a><br /><small>Anasır-ı Erbaa “dört öğe”, “dört element” demek. Biz ona “Dört Güzeller” de...</small></li><li><a href="http://www.rsskitap.com/13-05-2008/efsane-guzeller/" title="Efsane Güzeller">Efsane Güzeller</a><br /><small>Sayın Prof. Dr. İskender Pala’nın adından onu tanımayanın farklı manalar çı...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/27-02-2010/iki-darbe-arasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/iki-darbe-arasinda-93x135.jpg" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/iki-darbe-arasinda.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">İskender Pala</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/iki-darbe-arasinda-93x135.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Aforizmalar</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/12-02-2010/aforizmalar-2/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/12-02-2010/aforizmalar-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 15:16:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıza Selçuk Saydam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe-Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[Sedat Umran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=1146</guid>
		<description><![CDATA[Nihilizmi anlamak, kendimi geliştirmek için Felsefe&#8217;ye balıklama giriş ile büyük bir üstadın kitabımı ellerime almam elbette ki hataydı. Belki çeviriden, belki seviyesizliğimden, belki kitabın seviyelililiğinden kaynaklanan beni zorlayan nedenler topluluğu vardı. Henüz anlayacak, yorumlayacak seviyede olmadığımı hissettim. Her paragrafı birkaç defa okumak ve yine de anladığım şeyin anlatmak istediği olup olmadığına emin olamadıktan sonra kitabı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/aforizmalar.jpg"><img src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/aforizmalar-93x135.jpg" alt="Aforizmalar Kapak ( Yazar:    Friedrich Nietzsche ||  Çeviren: Sedat Umran  )" title="Aforizmalar Kapak ( Yazar:    Friedrich Nietzsche ||  Çeviren: Sedat Umran  )" width="93" height="135" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1147" /></a>Nihilizmi anlamak, kendimi geliştirmek için Felsefe&#8217;ye balıklama giriş ile büyük bir üstadın kitabımı ellerime almam elbette ki hataydı. Belki çeviriden, belki seviyesizliğimden, belki kitabın seviyelililiğinden kaynaklanan beni zorlayan nedenler topluluğu vardı. Henüz anlayacak, yorumlayacak seviyede olmadığımı hissettim. Her paragrafı birkaç defa okumak ve yine de anladığım şeyin anlatmak istediği olup olmadığına emin olamadıktan sonra kitabı okumayı bırakmadım. Sadece erteledim.  </p>
<p>Amacım bu siteyi açarken de düşündüğüm gibi kendime geliştirmek fakat gün geçtikçe şevklensem de hiç olduğumu daha iyi idrak ediyorum. Bir gün bu kitabı tekrar, belki sonra bir kez daha okuyacağım. Ama er ya da geç içimden evet, bu sefer oldu diyeceğim.</p>
<blockquote><p>Ben her türlü ahlaki hüküm vermeye, övmeye ve mahkum etmeye karşı derin bir tepki duyarım. Alışılagelen ahlaki hükümlere karşı şunu sorarım: Hükmü veren hüküm vermeye esasa itibarıyla haklı madır? O onun yeterli derecede üstürde midir? Onun saggörüsü, hayalgücü, yeterli deneyimi varmıdır, bir bütünü tasarlaması için?<br />
Ruhunuzu taze, serin ve doğallığını yitirmemiş olarak tutun! His dolu olanların ılık havası, duygusalların boğucu sıcak havası sizden uzak olsun!</p></blockquote>
<p>Beni okuduğunu anlayamayan biri olarak düşünmediğinizi umuyorum. Friedrich Nietzsche, çekiç ile felsefe yapan sıradışı bir kişilik. Yaşamı boyunca yaşadığı zorlukları biraz öğrenince düşüncelerindeki ağırlığın kaynağını biraz hisseder gibi olsam da acaba düşünce yoluyla yenmeye çalıştığı zorlulukların yanının zorluğu ne kadar önemsenir gerçekten bilemiyorum. Aldığı yol kimisinin kafasını karıştırsa da korkusuzca bir gün düşüncelerini kapsamak amacım. Şaka gibi ama kendi sınırlarımla henüz tanışmadığımdan bunu söylemekte sakınca, abartı, havalanma gibi bir şey görmüyorum. İçtenliğimle kendi kendime bir şeyler karalıyorum diyelim.</p>
<p>Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:<br />
Yazar:    Friedrich Nietzsche ||  Çeviren: Sedat Umran        ||   BİREY YAYINLARI   || Liste Fiyatı: 12,00 TL. || Yayın Yılı: 2000 || İthal Kağıt ||   13,5&#215;19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9758257461</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li>İlgili yazı bulunamadı.</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/12-02-2010/aforizmalar-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/aforizmalar-93x135.jpg" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/aforizmalar.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Aforizmalar Kapak ( Yazar:    Friedrich Nietzsche &#124;&#124;  Çeviren: Sedat Umran  )</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/aforizmalar-93x135.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Doğan Cüceloğlu Semineri</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/23-01-2010/dogan-cuceloglu-semineri/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/23-01-2010/dogan-cuceloglu-semineri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 01:07:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıza Selçuk Saydam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sayın Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Final]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=1467</guid>
		<description><![CDATA[Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen seminerde, ünlü yazar Doğan Cüceloğlu, “İnsan İnsana Bir Gelecek İçin İletişim, Aile ve Başarı” konusunda bilgiler verdi, deneyimlerini paylaştı. Bursa halkına yönelik olarak Özel Final Okulları işbirliğiyle düzenlediği seminer, Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Kendisinin daha önce çeşitli yazılarını okumuştum, öğrencisi olduğum dershanemin de kurumsal danışmanı olduğundan rahatlıkla haberim oldu ve ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen seminerde, ünlü yazar Doğan Cüceloğlu, “İnsan İnsana Bir Gelecek İçin İletişim, Aile ve Başarı” konusunda bilgiler verdi, deneyimlerini paylaştı. Bursa halkına yönelik olarak Özel Final Okulları işbirliğiyle düzenlediği seminer, Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/DSC05553.jpg"><img src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/DSC05553-186x139.jpg" alt="" title="Doğan Cüceloğlu ile Rıza Selçuk Saydam" width="186" height="139" class="alignright size-medium wp-image-1470" /></a></p>
<p>Kendisinin daha önce çeşitli yazılarını okumuştum, öğrencisi olduğum dershanemin de kurumsal danışmanı olduğundan rahatlıkla haberim oldu ve ben de bu seminere katıldım. Genel anlamda Amerika &#8216;dan tabansız bir şekilde övgüyle bahsedilmesi ve bunun bir çok defa tekrarlanması seminerin kötü yönüydü. Doğan Cüceloğlu&#8217;nun Amerika&#8217;da yaşamış olmasının etkisi olabilir fakat bunun da yaklaşık 15 yıl kadar önce olduğunu düşününce bu etkiden çok kabullenişin tesiridir diye düşünüyorum.</p>
<p>Doğan Cüceloğlu hakkında görüşlerim sahne arkasında kendisiyle tanıştıktan sonra yerine tam anlamıyla oturdu. Sorularını sormak için değil merak ettiğinden ve sahnedeki tavırlarının halka hitaben olduğunu çeşitli sempati toplayan oyunların bir profesyonel ruh hali olduğunu, aslında daha içten biri olduğunu düşündüm. Evet, sahnedeyken tüm izleyicilere ilkokul çocuğu gibi &#8216;cık cık cık&#8217; lattırmıştı ve bir yerden sonra sürekli seyircilerin &#8216;cık&#8217;laması beni rahatsız etmişti fakat bunun da bir nevi bağ olduğunu düşünmemiştim. </p>
<p>Sahnede yanlış olan şeylerin doğrularını anlatmaya pek vakit bulamamıştı, bunu da bir eksik kabul edebiliriz. Mesela aile bireylerimize vakit ayırmamız gerektiğini bir çok vakit ayırmayanların düştüğü halle örneklendirdi fakat mükemmel  olarak nitelendirebileceğim bir aile tablosu çizmedi, bu üstü kapalı bir eksikti. Çünkü vardığımız noktanın farkında olmamız gerekir. Benim düşündüğüm içtenliğini yakalyabilmek için sahnede olduğu kadar sahne arkasındaki kişiliğini de yakalayabilmenizdir. Sahnede halka hitaben gündelik bilgileri veren Doğan Cüceloğlu, sahne arkasında size ayıracağı birkaç dakikada sizin dünyanıza adım atarak en ummadığınız noktaları yakalıyor ve  anlattıkları hayatınızda kullanabileceğiniz ayrıntılar katıyor size. </p>
<p>Şunu söylemeliyim ki karşımdaki kişinin bana nasitlar verebilecek bir düzeyde olmasını olup olmadığını yokladım her kelimesinde, cümlesinde. Belki de kişisel bir saldırıydı bu. Kendimi cepheleyerek konuşmasını dinledim ve belki de her cümlesinin altında bir şey aradım. Ama zaman geçtikçe gözündeki gülümsemeyi ve içtenliği gördükçe ruh halim yumuşadı. Söylediklerinden ne kazanabilirim demeye başladım ve benim için ciddi anlamda kazançlı bir buluşma oldu. Kendisini daha da yakından tanımak için elimden geleni yapacağım. Umarım siz de tanışma fırsatı bulursunuz.</p>
<p><em>Doğan Cüceloğlu kimdir?</em></p>
<blockquote><p>İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra ABD’de Illinois Üniversitesi’nde Bilişsel Psikoloji (algılama, düşünme, iletişim) alanında doktorasını yapan Doğan Cüceloğlu, daha sonra Türkiye’de İstanbul Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde görev yaparak, Fulbright bursuyla bir yıl süreyle Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde ziyaretçi öğretim üyesi olarak çalışmalarda bulunmuştur. 1980 – 1996 yılları arasında ABD Kaliforniya Eyalet Üniversitesi, Fullerton’da görev yapan Cüceloğlu’nun kırkı aşkın Türkçe ve İngilizce bilimsel makalesi yayınlanmıştır. 1996 yılından bu yana Türkiye’de üniversite öğrencilerine, öğretmenlere, ana babalara ve iş adamlarına yönelik seminerler ve konferanslar vermeye, televizyon programları yapmaya ağırlık vermiştir. Türk insanının düşünce, duygu ve davranışlarını bilimsel psikoloji kavramları içinde inceleyen on üç kitabı yayınlanmıştır.</p></blockquote>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li>İlgili yazı bulunamadı.</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/23-01-2010/dogan-cuceloglu-semineri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/DSC05553-93x135.jpg" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/DSC05553.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Doğan Cüceloğlu ile Rıza Selçuk Saydam</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/DSC05553-93x135.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Suskunlar</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/19-01-2010/suskunlar/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/19-01-2010/suskunlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 22:01:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıza Selçuk Saydam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan Oktay Anar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=1457</guid>
		<description><![CDATA[Bazı kitapları eleştirmeye gücüm yetmiyor. Üslubuyla, içeriğiyle ölçüp tartmaya çalışsam da yükün altında eziliyorum ve sözlerim havada kalıyor. Kitabın son sayfasını çevirdiğim halde sanki ilk sayfasındaymışım gibi yüreğimde yeniden başlamış hissediyorum, hiç bitmemesini istiyorum. Çünkü ayrılmak gerçekten zor. İşte İhsan Oktay Anar&#8217;ın kalemiyle &#8216;Suskunlar&#8217; kitabı da böyle bir kitaptı benim için. Yazarın imzaladığı bir kitaptan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/suskunlar.jpg"><img src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/suskunlar-93x135.jpg" alt="" title="Suskunlar Kapak ( Yazar:     İhsan Oktay Anar )" width="93" height="135" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1459" /></a>Bazı kitapları eleştirmeye gücüm yetmiyor. Üslubuyla, içeriğiyle ölçüp tartmaya çalışsam da yükün altında eziliyorum ve sözlerim havada kalıyor. Kitabın son sayfasını çevirdiğim halde sanki ilk sayfasındaymışım gibi yüreğimde yeniden başlamış hissediyorum, hiç bitmemesini istiyorum. Çünkü ayrılmak gerçekten zor. İşte İhsan Oktay Anar&#8217;ın kalemiyle &#8216;Suskunlar&#8217; kitabı da böyle bir kitaptı benim için. Yazarın imzaladığı bir kitaptan okumak da beni ayrıca mutlu etti.</p>
<blockquote><p>Eflâtun rengi hayaller kuran bir “suskun”un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce&#8230; Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin “gerçekliği”nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek.<br />
Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin “nefesini üfleyen” ve ona “can veren” bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü&#8230; Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri&#8230; Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar’ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır.<br />
Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi.<br />
Suskunlar’ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. Sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de “suskunlar”dan biri olacaksınız…
</p></blockquote>
<p>Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:<br />
Yazar:     İhsan Oktay Anar       ||  İletişim Yayınevi   || Liste Fiyatı: 18,00 TL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt ||    13&#215;19 cm cm || Karton Kapak || ISBN:9750505386</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li>İlgili yazı bulunamadı.</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/19-01-2010/suskunlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/suskunlar-93x135.jpg" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/suskunlar.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Suskunlar Kapak ( Yazar:     İhsan Oktay Anar )</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/suskunlar-93x135.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Baba&#8217;nın Dönüşü</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/09-01-2010/babanin-donusu/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/09-01-2010/babanin-donusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 13:40:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıza Selçuk Saydam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Winegardner]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Gültekin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=1051</guid>
		<description><![CDATA[ 1999 yılında &#8216;Baba&#8216; nın yazarı olan ve babaların babası (father of The Godfather) olarak nitelendirebileceğim Mario Puzo &#8216;nun ölümünden sonra 2002 yılında Random House Yayınevi &#8216;Baba&#8217; nın devamını yazması için uzun bir yazar arayışının ardından Mark Winegardner ile anlaştı.  Böylelikle Mario Puzo&#8217;nun efsanevi romanındaki bir takım eksik noktalar tamamlanabileceği gibi efsaneye yeni bir imgeleme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/Babanın-Dönüşü.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1070" title=" Baba'nın Dönüşü  Kapak (Yazar:  Mark Winegardner   , Çeviren: Özlem Gültekin )" src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/Babanın-Dönüşü-93x135.jpg" alt=" Baba'nın Dönüşü  Kapak (Yazar:  Mark Winegardner   , Çeviren: Özlem Gültekin )" width="93" height="135" /></a> 1999 yılında &#8216;<a href="http://www.rsskitap.com/26-11-2008/baba/">Baba</a>&#8216; nın yazarı olan ve babaların babası (father of The Godfather) olarak nitelendirebileceğim Mario Puzo &#8216;nun ölümünden sonra 2002 yılında Random House Yayınevi &#8216;Baba&#8217; nın devamını yazması için uzun bir yazar arayışının ardından Mark Winegardner ile anlaştı.  Böylelikle Mario Puzo&#8217;nun efsanevi romanındaki bir takım eksik noktalar tamamlanabileceği gibi efsaneye yeni bir imgeleme getirecekti.</p>
<p>Florida Eyalet Üniversitesi&#8217;nde porfesörlük ve yaratıcı roman yazma programı yönetciliği yapan ve kitapları New York Times Book Review, Chicago Sun-Times ve USA Today tarafından yılın en iyileri arasına seçilen Mark Winegardner, eşi ve ailesiyle birlikte Talahasseee, Florida&#8217;da yaşıyor.</p>
<p>Kitabı öncelikle korkarak elime aldım. Çünkü &#8216;Baba&#8217;nın Dönüşü&#8217; yanlış bir yazarın elinden çıkan ve kitabın içimdeki yerini al aşağı edebilecek bir roman da olabilirdi. Efsanelere bir şeyler eklemek ne kadar iyidir bilemiyorum. Bu konuda uzun süre tartışabiliriz, ama hepimiz kabul edebiliriz ki bu büyük bir risk. Kitabın tanıtımı ve başlangıç tablosu inanılmaz derecede akıllıca. &#8216;Baba&#8217; daki 2 yıl sonra gibi ifadelerin kullanıldığı yerler belirlenmiş ve orijinal kurguda eksiklik hissedilen bilgiler bu alanlara ustaca yerleştirilmiş. Ayrıca kurgu genişletilmiş ve Mario Puzo&#8217;ya tamamen bağlı kalarak, hatta onu altyapı alarak daha da iyileştirilmiş. İnanılmaz karmaşık yapısı olan bu kitabın tanıtımında &#8216;Baba&#8217;yı okumadan da anlayabilirsiniz gibi bir ifade geçiyor. Böyle bir hata yapmamanızı şiddetle söylüyorum. Yüzlerce karakterin ardarda sıralandığı, kaynağının neresi olduğunu anlamadığınız bir sürü duygusal hikayerelerle başbaşa bulursunuz. Bu nokta çok önemli. </p>
<p>Üsluba gelirsek hangi noktada neye dikkat edilmesi gerektiğini rahatlıkla göz önüne seren kısaca işini bilen bir yazar. Özelikle enteresan benzetmeleri (işerkenki gibi hissedilen ürperti, bir plağın üzerindeki şarabın titreşimi gibi bakış ..vs) benim hoşuma giden yönü oldu. Ayrıca Mario Puzo&#8217;nun Don Vito&#8217;nun çocukluğuna indiği gibi, bu kitapta da Don Michael&#8217;ın çocukluğuna iniyoruz ve çeşitli yerlerde Mario Puzo&#8217;nun sahnelerini sadece ortamdaki bir diğer karakterin gözünden yaşıyoruz. Sadece bakış açısını değiştirerek duruma yepyeni bir yorum getiriyor. Mark Winegardner&#8217;ı tebrik ediyorum. Fakat bir efsaneye dokunulduğundan dolayı halen sonuçların iyi mi yoksa kötü mü olduğu konusunda şüpheliyim. </p>
<p>Yazıyı sonlandırmadan kitaptan bir alıntıyla sizi başbaşa bırakıyorum. Alıntıya da dikkat ederseniz &#8220;Baba&#8217;nın Dönüşü&#8221; nde gerçek tarihi detayların yaratıcı bir tarzda kullanıldığını görebilirsiniz.</p>
<blockquote><p>Yirmi daire ajanı, çevreyolu üzerindeki bir kamyon parkında gri renkli hükümet Chevrolet&#8217;lerinin içersinde harekete hazır bir şekilde oturmuş, telefon çalmasını bekliyorlardı. Chevrolet&#8217;lerin arkasındaki kiralık araçalarda bir grup fotoğrafçı ve muhabirden oluşan basın, hatta Albany&#8217;den gelen bir radyo görevlisi vardı.</p>
<p>Bundan sonra olanlar Amerika&#8217;daki her tanınmış gazetenin manşetinde ve Life dergisinin kapağında yer aldı. Aradan geçen uzun yıllara rağmen, haberi okuyan çoğu insan olayı hatırlayacaktı: O beyaz çiftlik evine yapılan baskın ve onların getirdiklerini gören yetmiş garip adamın kaçışıp etrafa dağılması.</p>
<p>Fotoğraflar ünlülere aitti: İpek takım içersindeki kilolu adam ve ormanlık araziye doğru koşan beyaz fötr şapkalar.<br />
(&#8230;)<br />
Eyalet polisi sanki göldeki en büyük balığı yakalamış gibi sırttı. Adamlar en yakın eyalet polisi merkezine götürüldü ve -neyle suçlandılar? İşte bu büyük bir soundu. Durum oldukça kötü görünüyordu, çiftlik evinde bir araya toplanmış onca adam, ama asıl kötü olan ortada herangi bir suç olmamasıydı. Alkol, Tütün ve Silah Dairesi ajanı New York gazetesine &#8220;Bu gösterişli elbiseler giymiş İtalyanların ülkenin çeşitli yerlerinden buraya sırf domuz kızartmak için gelmediklerini söylemek hiç de yanlış olmaz.&#8221;dedi.<br />
(&#8230;)<br />
Ünlü avukatlar sahneye çıktılar.<br />
(&#8230;)<br />
Çoğu kişi Mafya ve La Cosa Nostra deyimlerini hayatlarında ilk kez işitti. Uluslararası bir suç sendikasının hayal dahi edilemez nitelikteki hikâyeler ortalıkta uçusmaya başladı. Birçok gazete başlığında şu kelime geçiyordu; sendika. Bu Amerikalıları rahatlatacak bir kelime değildi. İnanılmaz derecede matematiksel bir tanımdı ve Amerika öyle matematiksel bir ülke değildi.
</p></blockquote>
<p>Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:<br />
Yazar:    Mark Winegardner  , Çeviren: Özlem Gültekin    ||  İNKILAP KİTABEVİ   || Liste Fiyatı: 29,50 TL. || Yayın Yılı: 2005 || İthal Kağıt ||   13,5&#215;19,5 cm || Karton Kapak || ISBN:9751024013</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li>İlgili yazı bulunamadı.</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/09-01-2010/babanin-donusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/Babanın-Dönüşü-93x135.jpg" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/Babanın-Dönüşü.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Baba&#8217;nın Dönüşü  Kapak (Yazar:  Mark Winegardner   , Çeviren: Özlem Gültekin )</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/Babanın-Dönüşü-93x135.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Esrarengiz Palyaço</title>
		<link>http://www.rsskitap.com/01-01-2010/esrarengiz-palyaco/</link>
		<comments>http://www.rsskitap.com/01-01-2010/esrarengiz-palyaco/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 15:58:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıza Selçuk Saydam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Esrarengiz Palyaço]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Erdoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.rsskitap.com/?p=1387</guid>
		<description><![CDATA[Osman Erdoğan&#8217;a &#8216;Esrarengiz Palyaço&#8217; adlı kitabını bana yolladığı için öncelikle teşekkür ediyorum, yerli yazarlarımızın eserlerini okumak ve kendimce incelemek benim için gurur kaynağı.
Kitabın içeriğine geçmeden önce yayımevi tarafından stratejik bir çok hata yapıldığını söylemem gerekiyor. Ben kendi başıma kitap arıyorsam, hani bir kitapcıda geziyorsam kitabı seçmemdeki en büyük etkenlerden biri kapağıdır. Yani kitap kapağının tasarımı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/esrarengiz-palyaco.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1388" title="Esrarengiz Palyaço Kapak ( Yazar: Osman Erdoğan )" src="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/esrarengiz-palyaco-93x135.jpg" alt="" width="93" height="135" /></a>Osman Erdoğan&#8217;a &#8216;Esrarengiz Palyaço&#8217; adlı kitabını bana yolladığı için öncelikle teşekkür ediyorum, yerli yazarlarımızın eserlerini okumak ve kendimce incelemek benim için gurur kaynağı.</p>
<p>Kitabın içeriğine geçmeden önce yayımevi tarafından stratejik bir çok hata yapıldığını söylemem gerekiyor. Ben kendi başıma kitap arıyorsam, hani bir kitapcıda geziyorsam kitabı seçmemdeki en büyük etkenlerden biri kapağıdır. Yani kitap kapağının tasarımı, arka tarafındaki tanıtım yazısı ve yazı şekli gerçekten önemli. Esrarengiz Palyaço serinin ilk kitabı.  Alternatif Sanat Dizgi Tasarım Yayımcılıkdan, Osman Erdoğan&#8217;ın serisinin devamı hariç başka bir kitap almayı kesinlikle düşünmüyorum. Kimi sayfaların silik veya kayık olarak çıkması, yazı karakterinin birkaç sayfa kağıt parasını kâr etme uğruna küçücük basılması karşılığında beni kaybettiler.</p>
<p>Kitabımızın içeriğine gelirsek, Çehov tarzında insanı alıp götüren bir edebiyat var. Sosyal ve psikolojik olarak karakterleri, mekanları aktarma konusunda o kadar iyi ki koca kitap boyunca bir kahve eşliğinde yoldan karşıya geçisini bu yöntemle size öyle güzel anlatabilir ki ne olup bittiğini anlamazsınız. Beni bu konuda etkilemeyi başardı. Durum hikayesini kitabın her sayfasında görmek mümkün. Bunun yanında birinci kitap havasında olmayan bir eser. Çünkü benim aradığım bir gerçeğin peşinde koşan kişinin neyi amaçladığını bilmektir. Yani iki öge de aynı kitapta anlatılıyor diye ikisi arasında bir bağ kurabiliriz. Fakat yazar bu iki ögeyi karakter açısından kuramaz. Bize somut kanıtlar ya da en azından şüpheler gerekir ki kitapta hiçbir gerekçe göstermeksizin birkaç olayı birbirine kenetlemesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Belki serinin devamında bu ögeleri toparlayarak bizler sunacak, belki aklında yazarın başka planlar var. Bunları bilemem, fakat burada önemli olan serinin diğer kitaplarınna tam anlamıyla bağlı kalmadan kitabın ayrı bir bütün olarak insanı tamamlaması, bir şeyleri aydınlatmasıdır. Her kitabın bir yolu vardır. Belirli bir noktaya gelince bu yol karanlıktan kurtulur ve elinizde tuttuğunuz kitabın sonraki sayfasını yolda bir adım daha atabilmek için okursunuz. Bu ktabın yolunda ikinci kitabı okumak için yeterli neden yok.</p>
<p>Biranda heyecanlanan kitabın hayatın görünmeyen yaralarını ortaya çıkarmak gibi özelliği var. Aile içi çatışmalar, organ mafyaları gibi konuları palyaçonun adımlarıyla hissediyorsunuz. Hani klasik bir öge vardır, paylaçonun gözyaşları.. Kitabımızdaki palyaçonun bu göz yaşlarını anlamlandırmaya yönelik bir çalışması olduğunu hissedebiliyorum.</p>
<p>Kitapta dikkatimi çeken bir başka nokta ise kendi üslubunu yönetememesi oldu. Öncelikle resmi ve hatta ciddi bir anlatımla başlayan kitabın halkı da kimi zaman normalde olamayacak kadar resmi konuşturması (paylaçonun tanıştığı veli, köfteci) kimi zaman da yolda rastladığı kişilere laz &amp; romen ağzını uygun görmesi sanki kitabın ortasına bir anlatım bozukluğu gibi oturuyor.</p>
<p>Kitapta bir takım hatalar görebilmek mümkün elbette, her kitapta görebildiğimiz gibi, ama bu kitaptaki durum anlatımları için seriye zevkle devam edeceğim. Umarım yazarımız yolunu önceden çizmiştir. Çünkü oluşturduğu geniş alanda  kendini kaybedebileceği gibi devlşeyerek sesini tüm ülkeye de duyurabilir. Bir alıntıyla yazımı sonlandırıyorum.</p>
<blockquote><p>… Palyaço, dümdüz bir vadinin ortasında uzayıp giden yolda, geride bırakacağı bütün görüntülere dalgın ve düşünceli bir halde bakınıyor, bir yandan arabasını sürerken, diğer yandan da birbiriyle ilişkilendirdiği sebep ve sonuçlardan kurduğu türlü denklemlerle, kendindeki yabancıyı bulmaya, bu yabancının zoruyla girdiği yolu görmeye ve vardığı noktayı anlamaya çalışıyordu.</p>
<p>Palyaço’nun davranışlarındaki zarafet ve ancak büyük bir pandomim ustasından beklenilecek nitelikteki güçlü yüz ifadeleri, ani duygu değişikliklerini gösterebilmek için yaptığı geçişleri ve üzgünlükle mutsuzluk arasındaki ince detayları belirgin kılma başarısı, onda Palyaço’yu daha yakından tanımak için heyecanlı bir merak uyandırmıştı.</p>
<p>“Peki ya ondan sonrası?” diye sordu kendi kendisine “ondan sonrasını bana gördüğüm ve anladığım şeyler gösterecek. Hiçbir şeyi tam olarak bilip anlayamadığımız bu dünyada, aklımızın bize göstereceği dar, patika yolda yürüyüp gitmekten başka yapılacak bir şey yok,” diyordu içinden… </p></blockquote>
<p>Kitabı okumak isteyenlere kitap hakkında bilgiler:<br />
Yazar: Osman Erdoğan || Alternatif Sanat Dizgi Tasarım Yayımcılık ||Liste Fiyatı: 10,00 YTL. || Yayın Yılı: 2009 || İthal Kağıt ||   14&#215;20 cm || Karton Kapak || ISBN:9786056095702</p>
<h3  class="related_post_title">Benzer Yazılar</h3><ul class="related_post"><li>İlgili yazı bulunamadı.</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.rsskitap.com/01-01-2010/esrarengiz-palyaco/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/esrarengiz-palyaco-93x135.jpg" />
		<media:content url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/esrarengiz-palyaco.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Esrarengiz Palyaço Kapak ( Yazar: Osman Erdoğan )</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.rsskitap.com/wp-content/uploads/esrarengiz-palyaco-93x135.jpg" />
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
